Türk olmakla blogger olmak arasındaki ince çizgi
Biz Türklerin “garip alışkanlıkları” var.
Fakat bu alışkanlıklar adeta kültürümüzün bir parçası gibi bizi dünyaya tanıtmaya başlayalı çok oldu. Ama internet icat oldu ve bu süreci daha da hızlandı. Bu alışkanlık diye söylediğim şeyler her sabah spor yapmak, günde iki kez dişlerini fırçalamak ya da yatmadan evvel üç beş sayfa kitap okumak falan değil.
Adını koymaya çekiniyorum ama hafif tabirlerle şöyle diyeyim:
Biz müşkülpesent ama işgüzar, fingirdek ama muhafazakar, kurnaz ama saygıdeğer insanlar olmaya çalışıyoruz. İşte bu durumlar bizi dünyaya tanıtırken yaka silkilen insanlar diye göstermeye başladı bile.
Eskilerden bir tanıdığım avrupada uzun süre gezmiş tozmuş birisiydi. Uyuşturucu alıp sattığından avrupanın her ülkesini görmüş, her milletini tanımıştı. Bunu da geçin Afganistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri de çok iyi biliyordu. Ama hala sadece Türkçe konuşuyordu. Bunu ancak bir Türk başarabilir zaten.
Bir gün bana “Avrupa’da bir Türk’ü ve bir Portekizli’yi nasıl ayırt ediyorlar biliyor musun?” dedi. Haliyle bilmiyordum. “EÄŸer bir toplu taşıma aracındaysalar ellerinde okunacak bir ÅŸey olmayan iki millet bunlardır. Ya boÅŸ boÅŸ duruyor ya da muhabbet ediyorlardır. Bunu herkes bilir. Gidince görürsün” dedi.
Bir örnek daha. Amerika’da bir adam metroda jetonlu telefonla konuÅŸurken durduk yere telefonu tekmelemeye baÅŸlıyor. Yanına hayırdır diye yardıma giden baÅŸka bir adam durumu öğreniyor ki telefondan adam jetonunu almaya çalışıyor. Neden sorusu ise konuÅŸmam bitti telefonla jetonumu vermiyor oluyor. Evet bu ikiside Türk.
İşte eskiden dünya bizi bunlarla tanıyordu. Çok hızlı yayılmıyordu bazı konulardaki ünümüz.
Åžimdi mi? İnternetten tanıyorlar. Hem de çok iyi tanıyorlar. Mesela Hollanda’da webcam chat sitesi yapıp ödül alan birisi ordan tanıştıklarından aldığı bilgiler ile PKK terörünün neden çözülemediÄŸi üzerine bana yorum yapabiliyor.
Yani internette kendimizi ister istemez tanıtıyoruz. İşte bu garip alışkanlıklarımızda bu tanıtımda önemli argümanlar oluyor. Bedava bir servis çıkıyor yurt dışında ve biz onu o kadar çok sömürüyoruz ki bir süre sonra Türk IP numaraları banlanıyor. Bir porno site çıkıyor ortaya bir bakıyoruz mahkemelerimizin yasakladığı gizli çekimler oralarda fink atıyor.
Bir reklam servisi çıkıyor ortaya o kadar çok sömürüp, hile hurdayla iÅŸe saldırıyoruz ki servis bize hizmet vermemeye baÅŸlıyor. Bir ödeme sistemi Avrupa’da peydah oluyor ve bir süre sonra hem bizim bankalarımızın hem o sistemin artık Türklerden illalah etmesinden Türkiye’ye sınırlı eriÅŸimler sunmaya baÅŸlıyor.
Sözü dönüp dolaÅŸtırıp getireceÄŸim yer ÅŸurası; biz blog dünyasında da bu “garip alışkanlıkları” yeni kılıflarında sunmaya baÅŸladık.
Blograzzi diye bir şey çıktı hepimiz bloglarımızı tanıtalım diye saldırdık. Sonra tuttuldu oralarda tartışmalar çıkartıldı, ayrılıklar aldı başını gitti. Üyesi olmama rağmen ben de ısınabilmiş değilim sistemlerine.
Ama bu kavgalarda kavga eden taraflar bir birlerini asıl olarak ÅŸu noktada suçladı. ” Beni kullandın benden prim elde ettin page rank yükselttin, adsense kazandın ” falan filan dendi. Bu da iÅŸte tıpkı gurbette Türk’ten kazık yiyen Türk’ün haline benzemiyor mu?
Peki bloglarımızın kitsch içerikle dolu olması acaba Avrupa’da toplu taşıma araçlarında seyahat ederken birÅŸeyler okumak yerine etrafı seyretmemizden olabilir mi?
Peki bir site dünyaca tanınmış bir ansiklopedi sitesine benzer domainini yönlendirip, bu siteden güya Page Rank deÄŸerini yükseltiyor. Ve sonra sitesini açıp üyelikler veriyor. Bu da tıpkı Amerika’da jetonla görüşürken jeton bitince telefona tekmeyi basıp yeni jeton almaya çalışan Türk’ün hali deÄŸil mi ? ( bu arada malum siteye link vermeyin, sandbox sisteminin hoÅŸuna gitmeyecektir)
Az çok reklam alan, reklam veren, SEO, websitesi iÅŸlerinden anlayan birisi olarak söylemek isterim arkadaÅŸlar: Blog yazarak para kazanamazsınız. En azından bir alanda gerçekten uzman deÄŸilseniz kazancınız uzun sürmeyecektir. O yüzden bu kavgaları, uyanıklıkları, “garip alışkanlıkları en azından internette artık bırakın.
Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez derler hani.
Haydi blog ola…
Liseli Kız Kavgası Gibi departmanına eklenen benzer yazılar
- Ali Saydam'a blogculardan cevap geldi
- SSG WordPress yasağını kaldırtacak mı?
- Blograzzi'ye çamur atma vaktidir!
- Opereysin'dan Wolkanca ve Ekaraot'a sitem
- Bildirgeç'e İncil reklamı tepkisi
- Wolkanca hit taktikleri
- Blog, "Blog"dur
August 26th, 2007 at 00:30
öncelikle blogdan para kazanılma zsözünün gerçekçi olmadupını düşünüyorum zira eda suner kendisi blogundan günde kaç dolar kazandıgını öğrendiğimde bunun yanında wolkancayı düşündügümde kimsenin kimseye 1 dolar vermediği günlerde host ve domain giderlerini bırakın laptop alıp aylık taksitlerini ödeyecek tutarlar olduğunu biliyorum, hal böyle olunca bu görüş bence yanlış bir görüş haline geliyor en azından benim için , diğer görüş ise türklerin işte kitap okumaması falan filan , bütün dünya ülkelerinde okurmuşlarda türkiye de insanlar okumaz mış bu bir kültürdür , kitap okuma kültürü , türkleri bu külüre sahip olmadığı için suçlamak bence saçma , zira her an kitap okuyup sokakta yardıma muhtaç kişiye yardım etmeyen o kişinin okudugu kitaptan faide ne ? her şeyi belirli kriterlere göre sınıflandırmak olaya bütünden bakınca yanlış bir kanı oluşturabilir bu yüzden türkleri her yerde tabıma ve kitap okumama alışkanlıkları ile türklerin her yerde belli edilip porno veyahut diğer ücretsiz siteleri sömürme eleştirisine ise katılmıyorum zira o siteler açılırken türkler giremez diye bir şart koymuyorlar , ücretsiz ise indirir insanlar istediği kadar pornosunu da indiri ücretsiz olan ne varsa indirir bu sadece kullanıcı ile site sahibinin arasındaki bagdır ,o onun reklamlarına tıklar , pc sine exe uzantısı indirir o da ona zengin arşivini sunar,hal böyle olunca olaya bir de tersinden bakınca knight online sitesi türkçe içerik sundu neden ? kimileri türkleri uyarmak için olduğunu söylüyor ama değli , türkiyedekiler olar için birer müşteri ve her müşteri demek para demek. bunu kaybetmek istemezler ve bunu yapıyorlar.
internet etiği konusunda ise size katılıyorum , kimi çıkışları kullanmak bence iyi bir durum değil, mantıken dogru ama diğer yönlerden kötü.
blog camiası bu , kazanı bir kaynattı mı ? buharınız çıkar alimAllah..
Haydi hayırlı bloglamalar…
August 26th, 2007 at 01:20
Yurt dışında yaşayan insanlarımız maalesef cahil insanlarımız.Oraya sırf bir kaç kuruş kazanmaktan başka bir amaç için gitiyorlar.Kendi çocuklarını bile potansiyel işçi gözüyle görerek, bunu peşinen kendileri kabul ederek orada yaşıyorlar.Akıllı,okuyabilecek çocukları olanlar ve okutmak isteyenler de oradaki planlı ,Türkler okumaz,işçiden başka bir şey olmamalı,politikası yuzunden engelleniyor.ilerlemek ve görüş açılarının artması için kendileri de para kazanmaktan başka bişi düşünemedkleri için ,gittkleri gibi,hatta daha fazla cahilleşerek geri dönüyorlar.
Biz blog yazarları da aslında onlara benziyoruz.Bir kaç yazıdan sonra hemn maddi olarak bir kar hedeflemek ne kadar doğru?Yaptığımız işin beğenilmesi,ve bize verdiği huzur,mutluluk duygusu ön planda olmalı bence.Gerisi kendiliğinden gelecektir.
August 26th, 2007 at 10:17
Güzel bir yazı olmuş ama biraz sert. Bizim ülke olarak sorunumuz daha en üst tepelerden başlıyor, nereye gitseniz, hangi kuruma gitseniz aynı kokuşmuşluk mevcut. Mesela yabancıların yönetimindeki bir firma ile bizim Türklerin yoönettiği bir firma arasında dağlar kadar fark oluyor bu genel bir problem ve her yere yansıyor.
Para kazanmak için blog yazılmaz ama ne iş yaparsanız yapın iyi yaparsanız bu ödüllendirilir dolayısıyla iyi bir blog yazıyorsanız para kazanırsınız ama amaç ferkul de dediği gibi o huzur ve mutluluk duygusudur bence.
Vikipedi{dot}com içinde diyecek söz yok yani buralarda su kurnazı deniyor onlar için ve gerçekten çok kötü bir örnek. İşte biz böyle kısa yoldan köşe dönmeyi düşleyen bir toplumuz. Asla bizde büyük global bi proje çıkmıyor bu alanda, TR de 7 ve üzeri web sitesi olmamasıda bundandır. Biz anca kopyalarız, çeviririz yada satın alırız yani.
August 26th, 2007 at 12:46
Türkleri en çok biz türkler eleÅŸtiriyoruz zaten.. bizim gözümüzde bile biz! kitap okumayan,toplum içinde nasıl davranması gerektiÄŸini bilmeyen,yol yöntem usul adab bilmeyen getirisi olan her iÅŸin altında bir cin fikir besleyen toplum olarak görüyoruz kendimizi.. ee biz böle görürsek elalem nasıl görmesin…bence dünyanın türkler hakkındaki düşünceleri fikirlerin de doÄŸruluk payı çok ama biraz sert ve abartıya kaçmış bence… biz hariç bütün Avrupa ülkeleri insanları mükemmel de, bir biz sınıfta kalıyoruz her nedense hep…yok biraz daha geçmiÅŸe bakılırsa aslında ÅŸimdiki nesil daha duyarlı ve kendini geliÅŸtirme çabasında…
haksızlık etmeyelim derim ben…:))
August 26th, 2007 at 15:04
Kazana neden düştü bu yazı orada takıldım biraz. Bi bloga yaraşır bi yazı bu. Kazana değil.
Kopyalamaktan şikayet edenler, önce kopyalayıp sonra neden şikayet ederler bunada takıldım.
August 27th, 2007 at 01:41
emelsen arkadaşımıza katılıyorum. Davulun sesi uzaktan hoÅŸ gelir derler ya bizim durum da budur. EleÅŸtiri yapmak iyidir ama onun da dozunu aÅŸmamak lazım blograzzi bir açıldı ondan sonra toplar altında kaldı. Türkiyenin böyle hizmetlere ihtiyacı var belki bu bir baÅŸlangıç olabilir. Kimse mükkemel deÄŸildir önemli olan kendi hatamızı anlayabilmek o yüzden eleÅŸtiri yaparken yapıcı olalım yıkıcı deÄŸil. Bu arada biri bana dunyanın neresinde yaÅŸamak isterdn derse benim cevabım teredütsüz “Türkiye” olacaktı çünkü biliyorum ki Türkiye halkı belki fazla okumaz ama insanlıktan yana en iyisiyiz diyebilirim. Zamanla bütün hatalarımızı silmek tek isteÄŸimdir
August 27th, 2007 at 08:35
Evet güzel bir yazı sizlerinde söylediği gibi.Ancak tamamıyla katılmıyorum.Güzel sözler,doğru ifadeler ancak yeterli değil bence. Eleştirmek her zaman için kolaydır.Zor olan ise eleştirdiklerine doğru yolu buldurmaktır.Eleştirilenlerden farkın olduğunu buldur o zaman.
Denildiği gibi uzaktan davulun sesi hoş gelir.Lütfen biraz daha anlayışlı, gerçekçi ve de uzlaştırıcı olalım. Olması gerekenlerle değil, olan ancak neler oldurulabilirlerle yaklaşalım. Sevgiler.
August 28th, 2007 at 14:11
Sosyoloji literatüründe bu yazdıklarınızı karşılayacak bir terim vardı fakat şu an aklıma gelmedi maalesef. Yaptığınız kendini toplumunu, milletini aşağılamaktır, olduğundan daha hakir göstermektir.
Evet, toplumun her kesiminde birçok aksayan noktamız, yanlışımız mevcut. Fakat bu özelliklerin tamamı bize mi has? BaÅŸka deyiÅŸle bu “ayıplarımızı” örtecek hiç mi iyi tarafımız yok?
Geçenlerde -Allah rahmet eylesin- bir komuşumu kaybettim. Başsağlığı için ziyarete gittiğimde cenaze yakınları gelen misafirlere hizmette kusur etmemek adında yakınları için ağlayamadılar bile. Kimine göre doğru, kimine göre yanlış bir davranış ancak çoğumuzun takdir edeceği bir tutum. Peki sizce kaç toplumda vardır böyle bir yapı?
“Medeni” batı toplumlarının yüzyıllar önce kaybettiÄŸi deÄŸerleri biz hala yaÅŸatıyoruz, yaÅŸatmaya çalışıyoruz. Elbette onların yüzyıllar önce çözdüğü meseleleri biz bir orta yola baÄŸlamış deÄŸiliz. Demek istediÄŸim, kaba tabirle her haltın p*ÅŸtluÄŸunu bilen biz deÄŸiliz. Her toplumda, her kültürde yukarıda sözünü ettiÄŸiniz davranışlara benzer yanlış hareketler olabilir.
August 29th, 2007 at 06:24
Captcha denen, “Are you human?� testi yapan, resimdekini aşağıya yaz sitemi Türkler yüzünden çıkarılmadı.
Bilmem kaç paraya satılan blog spam programı yazan hiç bir Türk duymadım. Diyelim ki varsa bile bir elin sayısını geçmiyordur.
RapidShare bir Alman sitesi.
Kazaa, LimeWire vs.. ABD yapımı
Ek$i sözlük, maddelerini internet kullanıcıların yazdığı bir sözlük olarak çok çok önce hayat bulmuş bir oluşumdur.
Keza sadece işi boş bir domain olarak bile çok fazla para yapacak olan MyNet ismini almak kurnazlık değil bu işte öncülerden olmak manasına da gelir.
Yapılacak uzay asansörüne öncülük eden kişinin bir Türk olması ve bu asansörün isminin ATA olacak olması sadece kurnazlıkla açıklanamaz.
Şu aşağılık kompleksinden biran önce kurtulmamız gerek.
Blograzzi gibi bir oyuncağı yeni tanımış, son günlerde fazlaca oynamış biri olarak, kendi üzerime de alınıyor ve konu ile ilgili şu posttaki yorumumu referans göstermek istiyorum.
Ek olarak;
Sadece blog yazarak, bir webmaster’ın alacağı maaş ve çok daha fazlasının alınabileceğini biliyorum.
Biraz ingilizceniz de var ve en azından ortanın biraz üstü şeyler yazabiliyorsanız;
1 saat geç çıktığınızda sırıtan, 20 dakika geç kaldığınızda 10 dakika vaaz veren patronların dırdırını çekmeye hiiç gelmez. Oturun kendi zevkinize göre blog yazın hem de kendi patronunuz olun.
Tüm sanatçılar da hobilerini yaparak ekmek yemiyor mu zaten..
August 30th, 2007 at 21:57
Necla Nazır ve Yıldız Kenterin oynadığı bir filmde Necla Nazır, kılığından utandığı annesini eşinden dostundan saklama gayreti içindeydi, bu yazı da filmdeki Necla Nazırla aynı minvalde, çıktığı yumurtayı beğenmeyen Türklere hitap ediyor.
August 31st, 2007 at 16:54
Yazıyı yıkıcı olayım diye gündeme taşımadım arkadaşlar. Tam tersi dünya karşısındaki imajımızı kendi iç meselelerimizi halletmeden düzeltemeyiz diye gündeme taşıdım.
Kiminiz milletimden utandığımı söylemiş, kiminiz blogdan para kazanılmaz kısmına takılmış. Gereksiz örnekler üstünden savunmalar yapılması ayrıca komik.
SaÄŸ olsun en yapıcı yorum @wolkanca’dan gelmiÅŸ. AÄŸzına saÄŸlık beni anlamış :) Ek olarak hem tepede sorunlar var hem aÅŸağılarda diyorum. Çünkü halkımız %80 okuryazar. Yani %20 hala okuma yazma bilmiyor. Asıl karanlık nokta burası olsa gerek. %75 hala kitap almamış, kitap için para vermemiÅŸ. Asıl karanlık nokta burası olsa gerek.
Anlatmak istediklerimi yaptıkları sorgulanan hırçın çocuklar gibi değil biraz düşünerek yorumlayın derim. Bu şekilde komik komik yorumlar geliyor cevap vermek bile istemiyorum.
@canarkadaÅŸ
telefonu tekmeleyip jetonunu geri almaya çalışan adamı kılığından utanılan anneye nasıl benzettin anlamadım. Şu da var ki ben o adamı zaten saklamıyorum bak bu adamda bizden diye lanse ediyorum.
Vikipedi.com mevzusuna benzettiysen evet ben o adamı saklıyorum, utanıyorum o adamdan dünya karşısında. kılığından utanıyorum benle aynı milletten diye.
August 31st, 2007 at 21:09
@zee
telefonu tekmeleyip jetonunu geri almaya çalışan adamı kılığından utanılan anneye nasıl benzettin anlamadım. Şu da var ki ben o adamı zaten saklamıyorum bak bu adamda bizden diye lanse ediyorum.
demiÅŸsiniz..
Yazınızın bakışını Necla Nazır’ın bakışına benzettim..
O jetonu daha düşmemiş adamı böyle ele alarak kazanamazsınız, bu klasik müzik güzel ..! dinlenecek, DİNLE demekten farklı değil.
Ne kadar Üslubu beyan ayniyle insandır dense de sizin son mesajınız, ana yazınızdaki usluba sahip bir insan olmadığınızı hissettiriyor, verdiÄŸiniz örnekleri derleyen ve bundan yakınan insanlar genelde BENN diye baÅŸlamayan hiç bir cümle kuramayan, halkını hakir gören, insanların ancak dahil edilerek kazanılacağını, insanların hariç tutularak yani ötekileÅŸtirilerek, damgalanarak kazanılamayacağını bilmeyen bir nedenle SEVGİ’den nasip almamış insanlardır.
Burada sizin yazınız minvalinde düşünenler sabaha kadar, “ben bu tesbitleri seni daha iyi yapmak, seni reforme etmek, için yaptım” dese de vatandaÅŸtan “bırak ya benim lansmanımı yapma” yanıtını alacaktır.
Okuma oranları önemli mi tartışılır, internet camiasında okuma yazma oranı %100, sonuç ?; Sonuç için, sitelere, sitelere ziyaretçi çekme yöntemlerine ve bu yöntemlerden birini uygulamak adına her yere bırakılan yorumlara bakılabilir.
September 4th, 2007 at 01:07
Bence son günlerde okuduğum en güzel makalelerden birisi ve eleştirilerde ise %100 haklısın.
Para kazanmayla ile ilgili örnek vereyim mesela. İki adet kendime ait blog sitem var.
www.binaisletimi.com tamamıyla uzmanı olduÄŸum iÅŸ ve bir arkadaÅŸla ortaklaÅŸa yazıyoruz. Site henüz 5-6 aylık olmasıa raÄŸmen Google adsens’de günde 0,5 ile 2.0 USD arası para kazanıyoruz. (Yaz sezonu dolayısıyla iki ay ara verdik) Eylül sonu yazmaya devam. Bu arada 3 aylığına bir reklam bile aldık. Çünkü bu blog sitesine sadece bina iÅŸletmecileri için hazırlandı. Yani direk hedef kitleyi vurmak için.
www.eylos.com Her blog sahibinin yazmış olduğu üzerinde çok çalışılmamış sadece yazma sevdası ile herkesin hitap eden zırvalıkları yazıyorum. Video, resim, site tanıtımı falan ilan. Her hangi bir uzmalık yazısı yok. Site trafiği ise 2-3 aylık bir site olmasına rağmen diğer blog kadar var. Ama adsense geliri ise yerlerde sürünüyor 0,1 ile 0,25 arası gelip gidiyor. Resmen hammallık yapıyorum ama keyif alıyorum. Çünkü uzman olduğum eyi değil keyif aldığım şeyi yazıyorum.
Kısacası hakatten bildiğiniz iş ile ilgili blog yazarsanız tutma olasılığı yüksek. Ahhh birde ingilizceniz varsa o zaman sadece blog yazarak hayatınızı kazanabilirsiniz.
Bizim Türk milleti olarak en büyük sorunumuz eleştirileri hazmedememek . Ben yazmış olduğun eleştirileri keyifle okudum.
Birde birisi demiş blog kazanında böyle bir yazının ne işi var diye. Blog kazanı mlog kazanı sonuçta bu serviste bir blog :) Bence bu tarz eleştiri yazılarını çoğaltmalısınki insanlar daha değişik şeylerinde yapılabileceğininde farkına varsın.(wikipedi faciası gibi değil) Hiç olmassa eleştirileri kabullenip daha iyi nasıl oluruz diye düşünmesini öğrensin. Direk olarak savunmaya geçmekle kimse birşey kazanamaz.
Makale için tekrar teşekkür ederim.
Sevgi ve saygılarımla.
September 8th, 2007 at 22:48
Şu yazıyı ve yorumları tekrar güzelce okuyun, sizi gidi mantıklı insanlar sizi (!)
September 8th, 2007 at 23:42
buyrun burdan yakın :(
www.fazlamesai.net/?a=article&sid=4697
September 10th, 2007 at 10:09
Kupon adam bu yazının burada olmasından niye bu kadar rahatsızsın/rahatsızsınız anlayamadım.
Yazı son derece üzerinde düşünülmüş güzel bir analiz.
Tekrar yazarı tebrik ederi. Bu tip yazlıarın devamını dilerim.
Saygılarımla.
September 10th, 2007 at 22:23
İlk rahatsızlığım blog kazanında bi blog girdisi olabilecek bi yazıyı görmemden kaynaklandı. Sitenin amacından sapması olduğu için rahatsız oldum. Bu yazıda tanıtılan bi blogmu var ? yada blog yazarı insanlara faydası dokunacak bi haber yada benzeri bişey ? ben göremedim.
Son yorumdada kastettiğim şey, bi abzürtlüğün var olması. Yazı içeriği ve yorumları incelerseniz farkına varırsınız.
Son olarak;
Eğer ki blog kazanına bu tarz blog tanıtımı yapılmayan ama blog girdisi değeri taşıyan girişler yapılması düşünülmekteyse blogkazanı için bi blog kurulsun. Bu girişler orada kullanılsın. Yani içerikten ödün vermeyelim.
September 11th, 2007 at 14:08
Oradan yakanlar buradan ve buradan da yakmalı, dertli akıl bunu yapar, ayrıca okuma oranlarından dem vurup, sonra okumuşların eser hırsızlığının konu edildiği o linki verdiğiniz anda, blogkazanında intihal yaptığı için rekor eleştiri alan, sitesine ziyaretçi çekme yöntemi konu başlığı olan bir kişiye beni anladın diyerek düştüğünüz çelişkilere, bir yenisini eklemiş oldunuz .
September 11th, 2007 at 21:11
@Kuponadam
Bu yazıyı da blogkazanına yazayım diye yazmadım. Yazacaktım, arkadaşıma sözünü ettim, rica etti buraya yazdım. Okundu kontrol edildi, birlikte düzeltildi, onay verilmeyebilirdi ama verildi.
Yazının yayınlanıp yayınlanmamasını neden burada tartışlıyor anlamadım. Editörlerle görüşün, eposta, mesaj atın uygunluğunu tekrar gözden geçirirler, duruma göre kaldırırlar veya kaldırmazlar bilemem.
September 13th, 2007 at 00:49
Åžimdiye kadar bi “tartışma” yoktu, ancak cevap verirsem evet burda bi tartışma çıkabilir..