Binlerce blogcunun para kazandığı Google Adsense reklam programına katıldığınızda dikkat etmeniz gerekenler
Blog yazılarınızı görsellerle zenginleştirmeye ne dersiniz? Creative Commons lisanslı ücretsiz görsellerle yazılarınızı daha etkileyici bir şekilde sunabilirsiniz
Marie France Gilles, altı yıldır Türkiye’de yaşayan bir Fransız. Gilles’in Türkiye'yi anlattığı bir de blogu var.
Özene bezene hazırladığınız blog yazınızı yayımlamadan önce bu listeye bir göz atın
04 Jul
abacus yazmış ve , AK Parti, Baskın Oran, Emre Aköz, Sabah Gazetesi, Serdar Kaya, Türk Blogküresi ile etiketlemiş
42 milyon 533 bin 41 seçmenin Türkiye’nin kaderini belirleyeceği 22 Temmuz’a az bir zaman kala Türk blog küresinin en aktif fikir bloglarından biri Derin Sular’ın yazarı Serdar Kaya ile hem seçim hem de Türk blogküresinin genel durumu üzerine konuştuk.
.
AKP 22 Temmuzda yeniden iktidar olabilecek mi?
.
Serdar Kaya: ‘İktidar’ kelimesini kullanmış olmanızdan hareketle şöyle bir kelime oyunu yapabilirim herhalde: Birinci parti olması kuvvetle muhtemel olsa da, elbette iktidar olamayacak. Soruyu böyle yanıtlayınca, kimin iktidar olacağı da haliyle aşikar oluyor.
Çok partili dönemin tamamında olduğu gibi, 22 Temmuz 2007 tarihi sonrasında da asıl iktidar yine TSK olacaktır. Çünkü Türk siyasi geleneği, siyasetin ‘insanlara ait’ bir alan olmasına hiçbir zaman müsaade etmedi. Bir başka deyişle, bu siyasi gelenek gerçek manada bir ‘cumhuriyet’ özelliğine hiçbir zaman sahip olmadı. Zira bir ülkede seçimlerin yapılması, belli partilerin seçim sonuçları doğrultusunda dönüşümlü olarak iktidara gelmeleri, o ülkedeki siyasi işleyişin insanların elinde olduğu anlamına gelmez. Bugün Türkiye’de insanlar, ‘AKP yine birinci parti olursa ordu müdahale eder mi?’ gibi sorular sorabiliyorsa ve bu tür sorular siyasi geleneğimiz gereği doğal karşılanabiliyorsa, bu durum, ordudan icazet almamış olan bir partinin, oyların salt çoğunluğunu dahi alsa iktidar olamayabileceği anlamına gelir.
Kaldı ki, ordudan icazet alınsa dahi bu durum iktidar olmak için yeterli değildir. Çünkü icazeti veren kişi, istediği an geri alabilir de…
.
O halde Türkiye’de iktidar ordunun elinde diyorsunuz
.
Serdar Kaya: Aslında bunu ben söylemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün anayasaları askerler tarafından yapıldı ve askerlerin kurdukları sistemlerde, halk tarafından seçilenler, periyodik aralıklarla üniformalılara izahat verme durumunda oldular. Rejimin sahibi eğer gerçekten halk olsaydı, siyasiler hesaplarını askerlere değil halka verirler, iktidardan da tanklarla ya da tank tehditiyle değil, halkın eliyle uzaklaştırılırlardı.
Türkiye’nin kısa tarihine bakarsanız, askerlerin doğrudan dört kez rejime müdahale ederek halk tarafından seçilmiş siyasileri iktidardan uzaklaştırdıklarını görürsünüz. Bu müdahalelerin ilkinde, cumhuriyet tarihinin en yüksek oy oranını almış olan bir başbakan, onca insanlık dışı muamelenin ardından düzmece bir mahkemenin kararıyla iki bakanıyla birlikte asılmıştı. Çok yakın bir geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’a, ‘Ayağınızı denk alın, yoksa sizi de asarlar ona göre!’ mealinde imalarda bulunulduğuna da şahit olmadık mı?
Bütün bunlar, kendini rejimin sahibi addeden atanmış devlet yetkililerinin seçilmişlerle (ve dolayısıyla halkla) giriştikleri iktidar kavgasından ibaret. Dikkat ederseniz son siyasi krize de cumhurbaşkanlığı makamına bir AKP’linin gelmesi ihtimali nedeni oldu. Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz, bugün bu konu ile ilgili bir değerlendirme yaparken, AKP’nin cumhurbaşkanı adayının karşı tarafça kabul görmesinin olmazsa olmaz bir ölçütü bulunduğunu, bu ölçütün de, başbakan siyasete müdahale eden bir genelkurmay başkanını görevden almak istediğinde buna kesinlikle onay vermeyecek bir kişinin aday gösterilmesi olduğunu söylemiş. Bu çok doğru bir tespit. Çünkü halkın içinde yıllarca ezilen bir kesim var ve bu kesim gerek ekonomik, gerekse politik açıdan artık eskisine oranla fazlasıyla güçlü. Uzun yıllar sonucunda oluşan bu birikim, olası bir güç transferini de beraberinde getiriyor. Bugün içinde bulunduğumuz süreç bundan ibaret. Ancak güç transferleri (eski güç sahiplerinin konumlarını korumak istemeleri nedeniyle) kolay kolay şiddetsiz gerçekleşmez. Türkiye de böyle bir şiddetin eşiğinde. Umalım ki bu kaçınılmaz dönüşüm mümkün olduğunca kansız gerçekleşsin. Çünkü AKP’yi kapatsalar dahi, muhafazakar olmasa bile belli konularda onun izinden giden ve benzeri taleplerde bulunan bir parti bu boşluğu mutlaka dolduracaktır. Çünkü halkın belli bir yekünü bir kez uyandıktan sonra, artık o işin önünü alabilmek çok zordur.
.
AKP’ye oy veren seçmenin tercihi neden AKP’den yana oluyor?
.
Serdar Kaya: Pek çok neden sayılabilir. Ama alternatifsizliğin en önde gelen neden olduğunu düşünüyorum. Zira AKP mükemmel olmaktan çok çok uzak olsa da, diğer partilerin oturaklı bir duruşu maalesef yok. Bu da AKP’yi maalesef alternatifsiz kılıyor. Avrupa Birliği’nden özelleştirmeye ve bireysel özgürlüklere varan bir yelpazede AKP’nin duruşu iyi kötü belli. Bu gündem maddeleri hakkındaki düşünceleriniz AKP ile aynı doğrultuda olabilir ya da olmayabilir, bu ayrı bir konu. Farklı düşünüyorsanız zaten AKP’ye oy vermezsiniz, olur biter. Ama bu konular bugün itibariyle Türkiye’nin önemli gündem maddeleri ve AKP’nin bu konulardaki yaklaşımları ve 5 yıllık icraatı belli. Bu AKP adına çok önemli bir avantaj. Çünkü – çok tuhaf ama – diğer partilerin hepsi AKP karşıtlığından beslenmeye çalışıyor ve hiçbirinin elinde özgün bir program yok. Dahası, bu durum, bu partiler arasındaki farkları da önemli ölçüde azaltıyor. Halbuki bu bir seçim ve bu partiler sadece AKP ile değil, birbirleriyle de yarışıyorlar. Tabii kendileri de bunun farkında. Bu nedenle de, bütün seçimi akıllarınca tek bir gündem maddesinde indirgeyerek, ‘Sağcılar DP’ye, solcular CHP’ye oy versin’ gibi kampanyalar ortaya koymaya çalışıyorlar. Ama AKP böyle basit ve işlevselliği kuşkulu söylemlerle yenilebilecek bir parti değil.
Bu konuda bir diğer önemli nokta şu ki, AKP karşıtı bunca söylem, aynı zamanda geleneksel Türk siyasetinin kapalı toplum anlayışına karşılık gelen bir yapıya sahip. Bir başka deyişle, Türkiye için alternatif politika üretmekten ziyade, AKP tarafından son 5 yıldır atılan adımları geri almaktan ve böylelikle Türkiye’yi eski çizgisine döndürmekten ibaret yaklaşımlar bunlar. Halbuki Türkiye’yi Avrupa’dan ve dünyanın geri kalanından izole edebilecek bu tür tehlikeli yaklaşımlara haklı olarak şüpheyle bakan insanlar, AKP’ye hiçbir zaman oy vermeyecek olan seçmen kitlesinin içinde ‘bile’ mutlaka vardır (ve muhtemelen sayıları da zannedildiği kadar az değildir). Daha da önemlisi, Türkiye, ‘AKP’ye hiçbir zaman oy vermem’ diyen insanlardan ibaret değil. Kararsızlar olarak da nitelendirebileceğimiz bu insanların sayısı önemli bir yeküne karşılık gelir ve seçimlerin sonucunu da zaten bu kitleler belirlerler. Bence söz konusu kararsız kitlenin, önemli bir krizin ardından gerçekleşen 2002 seçimlerinde başarılı bir geçmişi olan Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki AKP’ye oy vermek için pek çok nedeni vardı. Aradan 5 yıl geçtikten sonra, özellikle ekonomi alanındaki 5 yıllık istikrar ve AB yolunda alınan önemli mesafenin de etkisiyle 2007 yılında karşımızda daha farklı bir tablonun olduğunu söylemek zor. Çünkü iki seçim arasında olumsuz olarak değerlendirebileceğimiz tek değişken sonuçsuz kalan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ordu müdahalesi konusundaki korkular. Bu değişkenin ise ne kadar önemli olduğu dahi henüz belli değil. Dahası, bu tür tuhaf gelişmeler AKP’nin lehine de sonuç verebilir.
.
Partilerin elinde özgün bir program yok dediniz. Bu boşluğu bağımsızlar doldurabilir mi?
.
Serdar Kaya: Doldurabilmelerini çok isterdim, ama maalesef bu pek mümkün değil. Çünkü bağımsızların örgütlenmeleri, finansman sağlamaları, seslerini duyurabilmeleri, kamuoyu oluşturabilmeleri ve ardından kendi programlarını hayata geçirebilecekleri bir siyasi güce erişmeleri çok zor. Kaldı ki, bağımsız adaylar, Baskın Oran gibi belli spesifik konularda duyarlılığı olan ve konuları meclisin gündemine taşıması beklenen insanlar daha çok. Yani bağımsız adaylar söz konusu olduğunda kapsamlı bir politikalar bütününden değil, tekil konulardan söz ediyoruz. Bu nedenle bağımsız adayların partilere alternatif olmaları söz konusu değil.
.
Peki size göre bağımsızların seçimin kaderini belirlemesi mümkün mü?
.
Serdar Kaya: Belli şehirlerle sınırlı bir etkileri olacaktır mutlaka, ama seçimin kaderini belirlemelerini muhtemel görmüyorum. Ancak 367’yi bulma konusundakine benzer önemli marjinal etkileri elbette olabilir.
Derin Sular blogunun yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ikinci bölümünü yarın blog kazanında okuyabilirsiniz.
38 konuşkan
sesebian
04 July 2007 at 1:24 am
1Bu güzel söyleşiye bir iki yazıda ben eklemek istiyorum, tabi bunlar tamamen benim kişisel düşüncelerim. Amerika körfez savaşını belirlerken Türk siyasetinede Özal gibi bir aktör getirdi. Çünkü kendi politikalırını gerçekleştirebilmek için Müttefik olduğu ülkelerdede istediğini yapacak koalisyonsuz bir hükümet olmalıydı.Bunu o yıllarda gerçekleştirdi.Güney doğuda o yıllarda kuzey ıraktan yapılan göçleri hatırlarsınız. Körfez harekatı bittiğinde Amerikanın türkiyeyle işi bitmişti.Sonraki hükümet bir kolisyon hükümeti olacaktı.Ardından oğul bush başkan olduğunda Türkiyede yeniden bir aktör belirlenmeliydi.Herşekilde bu aktöre destek verilmeliydi ve bu partide AKP oldu.Ben bu siyaset anlayışına Bir dolu birde boş diyorum.Amerika için şimdilik ikinci aktörde başarılı oldu ve görevini layıkıyla yaptı.2007 seçimleri gene koalisyon hükümeti olacak ve yine 5 yıl gibi bir zaman bu hükümetle geçecek.Sıradaki oluşum ise İran temelleri üzerinde olacak ve yine bir aktör belirlenecek.2011 seçimlerinde veya daha erken olabilir, yeni ve farklı bir parti göreceğiz.Ancak tüm bunlar şuan için bir kırılma dönemini yaşıyor.eğer Türkiye kuzey ıraka bir operasyon gerçekleştirisse sanırım gelecekteki dolu siyaset Türkiye çıkarlarına hizmet eden doğru bir hareket olacak. Türk siyasetinde şuan için bunun kavgası veriliyor. İyiler ve kötülerin hesaplaştığı bir dönemden geçiyoruz.
Hiroe
04 July 2007 at 1:45 am
2@sesebian
Amerika bu aktörleri nasıl başımıza getiriyor diyorsunuz anlamadım şahsen.Halkın arasına karışıp aman ha Turgut Özal’a oy verin aman ha AKP’ye oy verin mi diyor ? Sonuçta bende oyumu AKP’ye veren bir insan olarak Amerika’nın Tayyip Erdoğan’ı nasıl aktör olarak getirdiğini anlayamadım.Bunlar bana daha çok gerçekleşmesi muhtemel olmayan bir komplo teorisi gibi geliyor.
Ayrıca röpotrtaj da çok güzel olmuş devamını bekliyorum
sesebian
04 July 2007 at 2:14 am
3Parasal destek, geniş vizyon,iş sektöründe saygınlık ve Avrupa ülkelerinde kollanma. Bunlar sana verilirse emin ol iyi yelere gelirsin. Bunlar rahmetli özala ve syn. Tayyip erdoğana fazlasıyla verildi. Kulağıma gelen bazı dedikodular var, nekadar doğrudur bilmiyorum ama AKP bazı yerlerde el altından seçim vaadi altında seçmenlerine çeyrek altın ve cep telefonu dağıtıyrmuş. (: Beni AKP ye karşı biri olarak görme, inanki Türkiye’de hiçbir siyasi partiye güvenim kalmadı hepsi aynı. Yukarıda yazdıklarım tamamen benim kişisel düşüncelerimdir, doğru veya yanlış.
cimcime
04 July 2007 at 2:44 am
4Arkadaşlar bırakalım bu kurguları. İnanın ülkemizin en büyük düşmanı yine bizleriz. Daha kendi içimizdeki farklı insanları kabullenemiyoruz. Ermeni, Kürt, başörtülü, vs. gibi kelimeleri sanki küfür niyetine kullananlar bile var aramızda. Böyle şeyleri bırakıp hep birlikte ülkemizi dünyanın mutlu bir köşesi yapmaya çalışsak daha güzel olmaz mı? Yoksa kimi çıkar Tayyip iran yapmaya çalışıyor türkiyeyi der, biri de çıkar ABD’nin adamı der, bunların hepsinin aynı anda doğru olamayacağı baştan belli değil mi? böyle ya da öyle halkın üçte birinin desteğini almış ve belki yeniden alacak olan bir insanın seçilmiş olmasına saygı göstermek çok mu zor? komploculuk yanlış.
yakuter
04 July 2007 at 12:55 pm
5Oldukça güzel bir röportaj olmuş. Fakat takıldığım bir nokta var ki o da şurası:
Bence söz konusu kararsız kitlenin, önemli bir krizin ardından gerçekleşen 2002 seçimlerinde başarılı bir geçmişi olan Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki AKP’ye oy vermek için pek çok nedeni vardı. Aradan 5 yıl geçtikten sonra, özellikle ekonomi alanındaki 5 yıllık istikrar ve AB yolunda alınan önemli mesafenin de etkisiyle 2007 yılında karşımızda daha farklı bir tablonun olduğunu söylemek zor. Çünkü iki seçim arasında olumsuz olarak değerlendirebileceğimiz tek değişken sonuçsuz kalan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ordu müdahalesi konusundaki korkular. Bu değişkenin ise ne kadar önemli olduğu dahi henüz belli değil. Dahası, bu tür tuhaf gelişmeler AKP’nin lehine de sonuç verebilir.
Acaba gerçekten durum aynı mı? Şuandaki Tayyip ve AKP ile 2002′deki AKP ve Tayyip arasında gerçekten far yok mu?
2002 seçimlerinde uzunca bir süre siyaset sahnesinde bulunmayan bir Tayyip vardı. Malum 5 senelik siyaset yasağı vardı. Ardından insanlar bir alternatif ararken yepyeni (kadrosu eski olsa bile) bir parti kuruldu. Tabi ki medyanın da inanılmaz desteğiyle oyları aldı. Peki ya şimdi? Sadece iki tane olumsuz olay olduğunu belirtmişsiniz. Peki ne oldu çiftçiye söylenen sözler, askerlerin yan gelip yatması(!) , halk isterse laiklik elbette gider videoları.
Bence çok şey değişti. Artık insanların gerçek yüzleri belli oldu.Aslında zaten belliydi ama insanlar geçmişi çok çabuk unutabildikleri için “camiler kışla, minareler süngü…”ler geçmişte kalmıştı. Ne de olsa insanlar değişebiliyor ve değişirken gelişebiliyorlar her ne kadar daha sonra ben değişmedim diyebilseler de! İnsanların hakkında yolsuzluktan davalar beklerken bu tipler Cumhurbaşkanlığına aday gösterilebiliyorlar.
En büyük fark belki de önceden bir partiye bir zihniyete karşı milyonlarca insanın biraraya gelip yürümüş olmaması sanırım.
Sonuç olarak benim düşünceme göre çok şey değişti iki seçim arasında ve insanlar artık bunu farkettiler. Seçim sonucunda ise AKP yine büyük ihtimalle en çok oyu alan parti olacak ama 2002′den bu yana bir çok oy kaybetti. Doğal olarak meclisteki koltuk sayısının kısmen de olsa dengeleneceğini düşünüyorum.
salocan
04 July 2007 at 2:10 pm
6Ben de cumhurbaşkanlığı seçimindeki demokratik(!) tavrımızın AKP ye oy kazandıracağını düşünüyorum. Elini vicdanına koyan Türk siyasetinin demokrasi üzerine kurulu olduğunu savunmasın. Yani bunda utanılacak birşey yok “evet şu şu sebeplerden dolayı biz militer devletiz kardeşim” demeyi gururuna yedirsin ya da demokrasinin hâmisi gibi ortada cirit atmasın. Hiçbir siyasi zümreyi ya da partiyi desteklemeyen bir insan olarak söylüyorum. Demokrasi rüyası bize çooook uzak. O zaman Brecht’ in dediği gibi; Bu demokrasi bu halka layık değil o zaman halkı feshedelim
Güzel röportaj, teşekkürler…
Jeren
04 July 2007 at 3:41 pm
7gerçekten güzel bir röportaj olmuş teşkkürler, ama keşke bu röportajda yansıtıldığı kadar basit olmuş olsaydı herşey. Serdar Kaya’nın şu sözüne katılmadan geçemiycem “alternatifsizliğin en önde gelen neden olduğunu düşünüyorum. Zira AKP mükemmel olmaktan çok çok uzak olsa da, diğer partilerin oturaklı bir duruşu maalesef yok. Bu da AKP’yi maalesef alternatifsiz kılıyor.” Çok doğru millet tekrar AKP yi iktidar koltuğuna taşırsa bile ki dileğim bu değil, sırf alternatifsizlik yüzünden taşıycak. Seçim sürecine aniden girilmesi ve partilerin elle tutulur bir programla karşımıza çıkamamış olması halkın kafasını daha çok karıştırmış ve malesef AKP yi gerçekten alternatifsiz kılmış durumda. Bağımsızların dengeleri bozacağı kesin ama bunun nedeni halk bağımsız millet veliki görmek istediğinden değil seçim pusulasının düzensizliği olacak. zira eliniz aniden CHP yerine hemen altta kalan bağımsız bir millet veliline kayabilir.
İnsanlar arasında konuşulan genel konu ;” nasıl olsa benim istediğim parti barajı geçsede zor geçer ozaman niye oyum boşa gitsin, bari AKP ye vereyim hiç olmazsa kesin iktidar olur.” sonuçta bu güvensizlik halkın arasında olduğu sürece evet AKP alternatifsiz durumda. diğer yandanda yapılan Cumhuriyet mitinglerini CHP’in biz Cumhuriyet partisiyiz diye üstüne alması ve malesef henüz Cumhuriyetin anlamını bilmeyen ama, cumhuriyetçi olduğunu savunan bazı kesimleri CHP’ye yöneltmeside, Deniz Baykal’a rağmen CHP güçlendirecek durumda.
Halk özgür iradesini kullanarak umarım son beş yılda olduğu gibi; fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapacak bir iktidarı başımıza getirmez.
Burak KALAYCI
04 July 2007 at 6:00 pm
8Sitenizi yeni keşfetmiştim. Niye röportaj formatında bir partinin propagandasını yaptığınız anlayamadım, hatta yazıda ordumuza ve askerimize hakaret olduğunu düşünüyorum. Siz bildiğiniz gibi devam edin ama benim bu tür sitelere harcayacak kadar çok vaktim yok.
abacus
04 July 2007 at 7:12 pm
9Merhaba Burak Bey,
Herhangi bir parti propagandası yaptığımızı da nereden çıkardınız. Biz sadece merak ettiklerimizi Serdar Bey’e sorduk. Eğer karşı argümanınız varsa okumaya hazırız.
Emexci
05 July 2007 at 12:57 am
10reportaji sonuna kadar okudum, ilgi cekici olmus. sonra yorumlardan yakuter’in verdigi videolara baktim. ancak, aslinda durum görüldügü gibi degilmis anladim, birileri maalesef bazi sebeplerden dolayi baska kisiler oluyorlar.
kisisel görüsüm: keske dünyada din kavrami olmasaydi. insanlari sürekli kisitlayan ve sürekli gerilemesine sebep olan bazi seylerde…
Burak KALAYCI
05 July 2007 at 12:59 am
11Merhaba,
İnsan bazı yerlerin siyasi taraf olmasını istemiyor. Elbette her kişinin bir siyasi görüşü, duruşu vardır. Ama bazı kurumlarda (bakkalda, devlet dairesinde, camide vs.), ya da bloglarla ilgili, teknolojik bir site görüntüsündeki bu sitede bu tür bir propoganda ve siyasi taraf olma bence yanlış, hele çok açık değil de soru cevap şeklinde biraz gizli (örtülü reklam benzeri) yapılmasını hiç doğru bulumuyorum. (Elbette, kişilerin kendi bloglarında siyaset yapmalarının bir sakınca görmüyorum).
Bu yazıda, ‘AKP için canım feda, ölürüm’ denmemişte, daha uslubunca (ama yine de rahatsız edici derecede bariz ve sert olarak) propoganda yapılmış. Aksini iddia ediyorsanız benim zeka seviyemle alay ettiğinizi düşünürüm. (Asker karşıtlığı ile başlayan yazı, Recep Tayyip Erdoğan’ı mazlum göstererek devam ediyor, sonra AKP’nin alternatifsizliğinden sözediyor).
Sonuçta roportaj yaptığınız kişinin görüşleri blogundan aşağı yukarı belli (Bkz. Yazarın Kemalizm karşıtı yazıları). Yani maksatlı bir olay.
Ayrıca “Türkiye de böyle bir şiddetin eşiğinde. Umalım ki bu kaçınılmaz dönüşüm mümkün olduğunca kansız gerçekleşsin” gibi ‘bomba’ bir cümleden sonra, ‘biraz daha açar mısınız? Ne geliyor, şeriat mı, ılımlı İslam mı?’ gibi bir soru sormak yerine ‘AKP’li seçmen niye AKP’ye oy veriyor?’ sorusu da bence durumu açıkça gösteriyor.
Sonuçta bu siyasettir, mutlaka herkesin herkese karşı, karşı argümanı bulunur. Ama benim rahatsızlığım siyaseti burada görmek, o nedenle karşı argüman sunmamın uygun olmayacağını düşünüyorum.
Ama TSK’ya karşı bence (belki ben bu konuda hassasım) yazarın görüşlerinin hakaret dahi sayılabileceğini düşünüyorum. Açıkçası okurken rahatsız oldum, ben darbe (ya da yazıda geçtiği şekliyle ‘rejime müdahale’) yanlısı değilim ama geçmişteki darbeleri bu şekilde de değerlendirmiyorum.
Saygılar.
âCumhuriyet neslinin söyleyecek sözü yok!â? (2) | BLOG KAZANI
05 July 2007 at 1:15 am
12[...] Sular blogunun yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan [...]
Liberalem : : Cumhuriyet neslinin söyleyecek sözü yok!
05 July 2007 at 1:12 pm
13[...] Kazanı sormuş, Derin Sular yanıtlamış… Biz [...]
abacus
05 July 2007 at 2:10 pm
14Burak Bey,
İnsan bazı yerlerin siyasi taraf olmasını istemiyor demişsiniz ancak siyaset hayatımızın her alanında var. Eşler, kardeşler, patron ve çalışan arasında siyaset var. Hayatımızın hemen her alanında siyasete bu kadar bulaşmışken neden bloglarda siyaset konuşmaktan çekinelim?
Blog kazanını bloglarla ilgili, teknolojik bir site olarak görmenizi ise blog kazanını belirttiğiniz gibi yeni takip etmenize bağlıyorum. Yazılar arasında biraz dolaşırsanız blog kazanının sadece bloglarla ilgili teknoloji haberleri vermediğini göreceksiniz.
Serdar Bey bir fikir blogu yazarı; sonuçta sadece duymak istediklerinizi söylememesi gayet normal. Serdar Beyin fikirlerine katılırsınız ya da katılmazsınız ve bunu yorumunuzda dile getirirsiniz ancak Serdar Beyin yazdıklarından ötürü bizi propaganda yapmakla suçlamanız geçmişte yaşadığımız darbeleri neden haklı gördüğünüzü de açıklıyor. Katılımınız için teşekkür ederim.
yakuter
05 July 2007 at 2:49 pm
15Burak Kalaycı’nın düşüncesine katılıyorum ki bence bu röportajın yeri burası değil. abacus, haklısın burada sadece teknolojik yazılar bulunmuyor fakat bu röportaj bir röportajdan çok bir propaganda gibi olmuş. Bu sebeple bu tür yazıların burada bulunması sakıncalı. Bugün bunu yazarsınız yarın CHP’li çıkar biz de söz hakkı istiyoruz der ki en doğal hakkıdır ve ardından diğerleri.
Blog Kazanı’nın Türk Blogküresine yeni bir soluk getirdiği tartışılamaz fakat böyle bir yazının burada olması da bu kaliteli bloga yakışmadı. Bloglarımızda yazdığımız içeriğe daha bir dikkat etmeliyiz.
Saygılar
kahpecüce
05 July 2007 at 8:59 pm
16Röportaj yapılan kişinin görüşlerine katılmayabilirsiniz ancak politika blogcusunun politika hakkında konuşmasında bir sakınca yok kanımca. Aynı şey Portakal Ağacı için de “yemek muhabbeti” kıvamında geçecektir.
Bunun dışında, yakuter’in ilk yorumunda bu politik tartışmaya dalıp sonradan “yakışmadı” demesi de ilginç olmuş.
yakuter
05 July 2007 at 9:05 pm
17@kahpecüce röportaja bir şey dediğim yok, seviyeli bir röportaj. Aynı şekilde karşılık vermemin sebebi de böyle düşünmem. Sorun şu ki bu röportaj propaganda içeriyor ve bu sebepten dolayı bunun yeri burası değil. Sonuç olarak AKP’ye bir kaç oy daha ekleyebilirsiniz.
kahpecüce
05 July 2007 at 10:13 pm
18@yakuter, bu röportaja siyasi propaganda demek öncelikle röportajı yapana ve verene saygısızlık olur. Röportajı veren kişiyle aynı görüşü paylaşmıyor olabilirsin bu anlaşılabilir. Ama propaganda dersen blog kazanı yazarlarını zan altında bırakırsın ki bu üstüne almak istemeyeceğin bir sorumluluk bence çünkü bu röportajı yaparken böyle bir amaçları olduğunu düşünmüyorum.
Diğer yandan bu blogda bir propaganda unsuru var ama o bu röportaj değil. Sağ üstte Google Adsense Bağlantılar’da CHP, Akp, Atatürk ve Doğru Yol Partisi linklerini görüyorum.
yakuter
05 July 2007 at 11:17 pm
19@kahpecüce ben bu röportajın ikinci bölümünde de belirttim ama burada da kısaca belirteyim. Kimse bu röportajı herhangi bir partiyi övmek veya kimseyi yermek amacıyla yapmadı ki bundan adım gibi eminim. Fakat şu da varki tarafsız sorulan sorular sonuçta politika içerikli sorulardı ve bu konu üzerine yani politik içerikli yazılar yazan bir kişiye sorulmuşlardı. Bunun doğal sonucu olarak belirli bir kesime yakın düşünceleri savunan hatta daha da ileri gidip partilerden, artılardan eksilerden oluşan bir röportaj ortaya çıktı. Masum amaçlarla yapılmış bir röportaj “istemeden de olsa” farklı bir yöne kaydı. İşte ben bu durumun yaratılmasına tepkiliyim. Serdar Kaya Beyi ve Derin Suları bilmeyenimiz yok fakat Türkiye böyle bir dönemdeyken bu konuda bir röportaj Blog Kazan’ında olmalı mıydı derseniz cevabım sonuna kadar HAYIR! olurdu.
Sanırım düşündüklerimizi yeterince anlatabildik. Blog Kazanı yazarlarına saygım sonsuzdur. Zaten değer verdiğim bir blog olmasa üşenmeden sıkılmadan yazmazdım bunları. Konuyu da fazla büyütmeye gerek yok sanırım
Saygılar, sevgiler…
Fikirsel
05 July 2007 at 11:19 pm
20Burak Kalaycı ve Yakuter’e katılıyorum. Yeri burası değil!
âCumhuriyet neslinin söyleyecek sözü yok!â? (3) | BLOG KAZANI
06 July 2007 at 1:50 am
21[...] Suları blogu yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan [...]
Düşünceler
07 July 2007 at 5:04 pm
22Yukarıda Yakuter direk politika dalıÅı yaptıktan sonra altında kalacaÄı fikirlerinden tornistan yapmak için “bu röportajın burda ne iÅi var?” demiÅ. Tuhaf bir durum.
Politik blogcu ne konuÅacaktı, Paris Hilton’un hapis cezasını mı?
Beklerdim ki Serdar Bey’in argümanlarına cevap verilsin. Ama nerede? Yok. Yok çünkü milli öÄütümden geçmiÅ olanların ezberleri artık kolayca bozulabiliyor. Röportajın baÅlıÄı çok iyi seçilmiÅ, “Cumhuriyet neslinin söylenecek sözü yok”
Yakuter’in argümanları da tam bir saçmalık. Seçim tahmini de öyle. Galiba WP den baÅını kaldırıp hiç gazete-dergi takip etmiyor.
İnsanlar deÄiÅir. Asıl 20 yıldır aynı fikirleri savununanlardan korkmak lazım. Dünya deÄiÅiyor, fikirler deÄiÅiyor, herÅey deÄiÅiyor. ErdoÄan önceden siyasi İslamâı savunmuÅtur, bugün farklı düÅünebilir.
Hasan Cemalâin âKimse Kızmasın Kendimi Yazdımâ? adlı bir kitabı var. Bir okuyun bakalım Åimdinin liberalleri, demokratları olan, köÅe baÅlarını tutmuÅ eski tüfek solcuların ne herzeler yediÄini. Bir dönem TBMM BaÅkanlıÄı yapan Uluç Gürkanâın saÄa sola nasıl bomba attıÄı, Ali Kırcaânin marksist devrim için cuntacılık yaparken ordudan atıldıÄını, devleti yıkmak ve marksist ihtilal yapmak için ünlü sol tüfeklerin nasıl planlar yaptıklarını okuyun bakalım ne diyeceksiniz? (Ama pardon, onlar âBeyaz Türkâ? deÄil mi?)
Niyetlere göre insanlar yargılanamaz. Hukukta bile âeylemâ? gerekir ceza için.
5 Yıllık ekonomi politikasına bakın. Bu liberal ve özgürlükçü (kökten piyasacı) politikaları yürütenler mi siyasal İslamcı? El-İnsaf..
AKPâden yana hala kaygılar var.. âSamimiâ? kaygıları olanların ellerini vicdanlarına koyarak etraflarına bakmalarını öneriyorum. Aynı teraneler 5 yıl önce de söyleniyordu. 5 yılda ne deÄiÅti? Kimin hayat tarzına müdahale edildi? Kime bir yaÅam tarzı dayatıldı? Bu süre zarfında bireysel özgürlükler arttı mı azaldı mı?
Kafası az buçuk çalıÅan herkes biliyor ki bu kavganın ardında Ãankaya adayının eÅinin baÅörtülü olması var. Burada âbaÅörtüsü bir siyasal simgeâ? diye yutturulmaya çalıÅılıyor ama mesele bu deÄil. Mesele köylülerin, hassoların, memoların, yani çevrenin, merkeze yürümesidir. âMerkezâ?; âçevreâ?nin demokratik süreçleri kullanarak yönetim erkini ele geçirmesini bir türlü kabullenememiyor. Bütün bu Anasayal kuralları koyan AKP deÄil; 1982 Anayasası. Mevcut Anayasa 12 Eylül Anayasasıâdır. Ve Sunalpâin partisi seçimleri kazanacak öngörüsüyle güçlü iktidar düÅünülerek yapılmıÅtı.
Heyhat, egemenler kendilerine göre ayarlamıÅlardı ama iÅte aynı sistemi kullanan muhafazakarlar merkeze yürüyordu!
Ve⦠Gözümüzün önünde bir tiyatro oynandı Åu 2 ayda. Elimizde -hala mahiyetini tam olarak anlayamadıÄımız- bir muhtıra ve hukukun ayak oyunlarına kurban edildiÄi bir Anayasa Mahkemesi içtihadı var.
Oyunun ortasında kural deÄiÅtirildi ve arkası saÄlam olmayan âçevreliâ?ler hükmen maÄlup sayıldı. Meseleyi gıpta ettiÄim bir safiyanelikle hala laiklik hassasiyeti sanan akl-ı evveler hariç herkes olan bitenin oligarkların hakimiyeti kaptırmama mücadelesi olduÄunu biliyor.
Sadece buraya bırakılan yorumlar röportajın baÅlıÄını ve Serdar Bey’in diÄer görüÅlerini doÄrulamaya yetiyor.
“Onbinlere ulaÅan Türk blog camiası….” ve resmi ideolojiyi sorgulayan bir röportajı AKP desteÄi sanan bloggerlar.
Büyümeye devam, her nerede yaÅanıyor ve yaÅatılıyorsa… Lay lay ve lom…
yakuter
07 July 2007 at 8:49 pm
23@Düşünceler, bu röportajın bu konunun buraya uygun olmadığını söyledim. Bunun üstüne daha da giderek beni tanımadan hatta belki gerçek ismimi bile bilmeden beni yargılamaya çalışmış, bilinçli bilinçsiz sallamışsın.
Yakuter’in argümanları da tam bir saçmalık. Seçim tahmini de öyle. Galiba WP den başını kaldırıp hiç gazete-dergi takip etmiyor.
Sitemde siyasi konularda yazmıyor da wp hakkında yazıyorum diye beni wpden ibaret sanarak zaten rengini belli etmişsin.
Belki başka bir yerde olsa ve işim gücüm olmasa seninle sonuna kadar tartışırdım ama malesef ne “yeri” ne de zamanım var. Belli ki gözün kulağın kapalı sadece itaat etme içgüdüsüyle hareket ediyorsun. Ne yazdılarsa hemen inanıyorsun. Bu durumda sana söyleyecek sözüm de yok.
amarat
08 July 2007 at 1:21 am
24şahsi kanaatime göre yakuter arkadaşımız doğru söylüyor, blogkazani , blog yazarlarının görüşleir ile ilgili fikirleir beyan edecekleri bir merci olsa amenna kabul edileiblir lakin r.çalişlar ile osman b. ile iligli yapılan roportaj ama burada direk bir kişinin görüşleir ile ilgili fikir ve bunun bloglarla ilgisi sadece bu düşüncelere sahip kişinin kendine ait bir blogu olmasından kaynaklanıyorsa bence yanlış , zira bu yazı , derinsular.com sitesinin tanıtımı apılıp bakın bu yazar bunu bunu demiş hatta bir de şunları derken , tasarımını yakın zamanda değiştirdiginden ayrıca , kendisinin şahsi sitesi olan serdarkaya.com a bir yonlendirme yapılıp bitirilebilirdi , şahsen ben blogkazaninda bu tarz yaziları gormek istemiyorum , ha bu tamamen kendi fikrim , serdar beyin dedikleri doğrudur yanlıştır kişilere o ayrı bir şey ki ben de genel anlamda aynı fikriyattayım ama bunun yerinin burası oldugunu sanmıyorum , düşünceler org sitesi bu roportajı yapıp kendi sitesine koyabilirdi , ama bunun yeri blogkazani değil.
Düşünceler
08 July 2007 at 8:08 am
25@Yakuter,
Gerçek ismini bilmiyorum, hem ne yapayım senin ismini, yazdıkların ortada değil mi?
Kimseye itaat etmem, ama Serdar bey ile fikirlerimizin uyuştuğu yerler de çoktur. Bu röportajında söylediği her kelimeye katılıyorum.
“Belli ki gözün kulağın kapalı sadece itaat etme içgüdüsüyle hareket ediyorsun.”
Gerçek ismimi bile bilmeden yargılamaya çalışıyorsun diyene de bakın.
“Senin bu ve benzeri konularda bildiğin kadar benim unuttuğum vardır” deyip küstahlık etmek istemem. Benim birikimim ile alakalı olarak http://www.dusunceler.org arşivinde biraz dolanmanı öneririm.
Blog kazanından haberim yoktu. Röportajdan benim siteme link verilmiş oradan haberim oldu. Yoksa takip ettiğim bir blog değildi burası.
Benim de işim gücüm çok, ama önemli tartışmalara ayıracak vaktim olur.
Savunduğun zihniyeti hergün sitemde yerden yere vuruyorum. Sitem bir yorum blogu, yani bu tür konuların “yeri”.
“Zaman”ın olursa beklerim.
TSD.
amarat
08 July 2007 at 1:10 pm
26Suat Demren , Erhan Yakut , isimle olacaksa alın isimler ikinizinde sitelerinde isimleri yazıyor zaten , olayı kişiselleştirmeseniz çok daha iyi olur , yalnız Suat senin burada , benim bu konularda bilgim var kendi sitemde de bunları zaten yapıyorum , yorum blogu , demen normal ama zaten Erhan’da bunu söylüyor , insanlar kendi sitelerinde gayliklerini dahi yazabilirler bkz:gaykedi , ya da fahişeliklerini yazabilirler bkz:wise , hal böyle olunca insanlar kendi sitelerinde , bloglarında her hedeyi anlatırken , blogkazani , bildirgeç gibi sitelerde bu şekilde insanların kendi kişisel görüşlerini , direk bir roportaj şeklinde verip aynı zamanda da blohlarla pek ilgisi olmaması şahsen blogkazaninin mentalitesine uymuyor diye düşünüyorum.
yakuter
08 July 2007 at 1:49 pm
27@amarat dediğinde haklısın. Konu nasıl oldu da buralara kadar geldi anlamıyorum. En başa dönecek ve tüm siyasi düşünceleri bir kenara bırakıcak olursak bu tür konuların hâlâ Blog Kazanı’na yakışmadığını düşünüyorum. Tabi ki insanlar kendi günlüklerinde dilediklerini yazabilirler. Suat Bey, fırsat bulursam bir ara siteniz mutlaka uğrarım.
Saygılar Erhan
kepez usta
08 July 2007 at 3:37 pm
28Ya bakın bu röportajı blog kazanında görmek istemiyorum diyen maksimum 5 kişi var. Diğer arkadaşlar yorum yazmışlar güzel güzel fikirlerini belirtmişler bir blog yazarının yapabileceği en güzel şeyi yaparak. Blog kazanının sadece size içerik hazırladığını sanmıyorsunuz değil mi?
Ama 5 kişi yok bu röportaj blog kazanına yakışmamış demiş. Eğer beğenmediyseniz Serdar Beye ben böyle böyle düşünüyorum sen bu konuda yanılıyorsun deyin. Yok blog kazanına yakışmamış yok etmemiş demek de nereden çıktı. Şahsen ben blog kazanının şimdiye kadar yayınladığı tüm röportajlardan gayet de memnunum. Sizi ciddiye alıp röportajları kesecek adamlar.
Ha Serdar Beyin yazdıklarına katılıyor muyum HAYIR. Ama sizin gibi çıkıpta yok blog kazanına yakışmamış yok etmemiş demiyorum. Çünkü gayet de yakıştığını düşünüyorum. Blog yazıyorum ben deyip at gözlüğü takmak inanın hiç yakışmıyor.
Varsa düşünceniz çatır çatır söyleyin yok benim zamanım yok zamanım olsa neler yazarım gibi artizlikler inanın çok komik görünüyor buradan.
amarat
08 July 2007 at 5:29 pm
29kepez usta , at gözlügü takıp bakıyor demişsiniz ama esasında olaya sizin böyle baktıgınız gerçek ki burada aykırı fikirde olan 5 kişiyi hemencecik al aşağı etme moduna girmişsiniz , yok sizi ciddiye alacaklar sözü ile bunu yapmış bulunuyorsunuz , burası dediginiz gibi blogkazani , o zaman çıplak kadınları , mayolu kadınları , orası burası gozuken kadınlarında resileri yer alsın, ne alaka değil mi çok saçma konuştum ? evet çünkü burada bloglar dışında herhangi bir konunun ya da blog yazarlarinin işine yarayacak bir konu dışında bir konunun yazılara , postlara, eklenmesi bence doğru değil, ben size yorum blogu olarak bir çok yorum blogu önerebilirim , hatta liberal iseniz arkadaşlarımızın hazırladıgı liberalem.net adresinde yakın zamanda bir çok bu ülkede vatan haini olarak adlandırılan benimde içinde oldugum liberal cenahın yazıları gözükecek , hatta liberalofis.org sitesinden , mustafaakyol.org , derinsular.com , derindusunce.org , dusunceler.org gibi ilk etapta aklıma gelen ki bunlar direk ekonomi ile alakalı olmayan yorum blogları isterseniz bir sürü ekonomi ile ilgili yorum bloglarıda var , velhasıl bir çok yorum blogu varken bunun yeri burası mı ? bilemiyorum , misal bakın ben de Serdar Beyin dedikleirne katılırım ama arada ki farkımız ben katıldıgım halde burada olmaması gerektigini söylerken siz katılmadıgınız halde olması gerektigini demişsiniz.
ara:afrika,pazarlama,terlik,satış,
kepez usta
08 July 2007 at 5:57 pm
30o zaman rahatsızlığınızı yorum bırakarak değil blog kazanıyla iletişime geçerek dile getirin. yorum yapacaksanız yazıyla ilgili yorum yapın yazının burada yer alıp almamasıyla ilgili değil. ben yorumlara da üyeyim ve sizin bu röportaj burada yer almalı mı almamalı mı gibi kritikleriniz beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!
yorum nereye yapılır, rahatsızlıklar nerede dile getirilir bunu hala öğrenemediyseniz sizinle tartışmanın da bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.
Düşünceler
08 July 2007 at 6:13 pm
31Blog Kazanı’nın formatını bilmiyorum.
Ama eÄer bir röportaj yapılıyorsa ve bu kiÅi ülkenin en iyi yorum bloglarından birisinin sahibi ise blogunda iÅlediÄi konularla ve bununla ilintili olarak blog dünyası ile ilgili Åeyler konuÅulması normal. Ki zaten röportaj da bu mihvalde devam etmiÅ ve ülkede çok sayıda blog olmasına raÄmen niçin düÅünce üreten blog sayısının çok çok az olmasına deÄinmiÅ.
Merak ettim Blog Kazanı’nın kendisini nasıl tarif ettiÄine baktım. Åöyle diyor:
İ
Bu röportajda bu tarife uymayan ne var? HiçbirÅey. Bazılarının parti propagandası olarak gördüÄü Åey önde gelen bir fikir bloggerinin penceresinden ülkenin gerçekleri. Ve kendi sitesinde iÅlediÄi konulara ayna tutan görüÅler. Aynı zamanda bu resmi eÄitim eleÅtirisi, blog kültürünün geliÅi ile de yakından alakalı.
O halde sorun nedir?
Bu açıdan format olarak ben bir anormallik görmedim, halen de göremiyorum.
Benim spesifik olarak Yakuter’i hedef almamın sebebi ise Åu.
Bakın Yakuter yukarıdaki ilk yorumunda röportaj için ne diyor:
Bu satırlarda “bu röportajın burada ne iÅi var?” diye birÅey var mı? Yok. (Bu yorumundaki argümanlara ben yukarıda cevap vermiÅtim.)
Sonradan baÅka bir yorumcunun itirazı ve ihtimal röportajın ikinci bölümünden daha fazla rahatsız olması üzerine tekrar yorum yapıyor ve bu itirazı yapıyor.
Buradan Åu anlaÅılıyor. Yakuter’in tepkisi formattan ziyade röportajın içeriÄine yönelik. Yani benim baktıÄım yerden Yakuter röportaja “duymak istemediklerini söylediÄi” için karÅı çıkıyor, formata gitmediÄini düÅündüÄü için deÄil. Böyle oslaydı bunu ilk yorumunda gösterirdi.
Hülasa edersem;
Bir yorum bloggeriyle yapılan röportajda “fikirlerin” konuÅulması son derece normaldir. Siyaset de fikir yorum bloglarının en önemli konusu olduÄuna göre bu atmosferde röportajdan farklı bir içerik beklemek tuhaf olur.
***
@ Amarat,
“burası dediginiz gibi blogkazani , o zaman çıplak kadınları , mayolu kadınları , orası burası gozuken kadınlarında resileri yer alsın, ne alaka deÄil mi çok saçma konuÅtum ?”
Evet, gerçekten çok saçma konuÅmuÅsun. Gülme hakkımı saklı tutarak yaptıÄın kıyasın anlamsızlıÄını düÅünmeni öneriyorum. Tuvalet kaÄıdı isteyen birisine zımpara kaÄıdı teklif eder gibi bir kıyas olmuÅ.
@ Yakuter,
Siteme her zaman beklerim. Halihazırda pekçok karÅıt görüÅteki arkadaÅla [da] oldukça düzeyli bir biçimde fikir alıÅveriÅi yapıyoruz. http://www.derindusunce.org un da editügünü yapıyorum; orası da bir grup platformu ve iyi paylaÅımlar yapılıyor. Oraya da bekleriz.
Siyasetten ayrı olarak..
Wp altyapısında bilabedel uÄraÅınız takdire deÄer, hakkaniyet gereÄi söylemeden geçemedim. Birçok kiÅiye faydalı oluyor ve Türk blog camiasının geliÅime katkıda bulunuyorsunuz. Elinize saÄlık.
***
Benim bu konu hakkında söyleyeceklerim bu kadar.
Selamlarımla.
T.Suat Demren
amarat
08 July 2007 at 6:30 pm
32saçma buldugunuza sevindim zira ben de saçma olması için çok çalışmıştım hatta o kadar saçma fikirden hangisini örnek versemde insanlar gülse diye bin saat düşünmüştüm , sonradan sizin yorumunuzla gördüm ki başarılı olmuşum evet dediğiniz gibi tuvalet kagıdının yerine zımpara kagıdı verilmiş durumda şu anda ,
ayrıca bu yazıyı takip et diye butonu tıklamazsanız yazılan yorumlar size gitmez şayet bu tick i işaretlemişseniz gelen yorumlara katlanacaksınız beyim , olacak o kadar…
hoş , bir çok blogda adsense reklamlarından dolayı mehmet agar gibi teroru bitirecegini söyleyen vakti zamanında neden bitirmedigini anlayamadıgımız kişilerin partilerinin reklamlarını site sahiplerinin düşüncelerine hiç uymasa dahi görebilirken bu tarz yazıların gözümüze sokulması normalleşmiş durumda.
hülasanın üzerine saniyen , hatta salisen ; blogkazani’ni takip eden x kişiden bir tanesi olarak ben şahsen bu tarz yazıları görmek istemem .
yakuter
08 July 2007 at 7:30 pm
33@Suat Bey, dediğiniz gibi yorumumu düşüncelerine tamamen karşı olduğum bir röportajı Blog Kazanı gibi kendi aramızda evrensel bir günlükte okduğum için tepki göstermiştim. Haklı mıyım? Bence evet çünkü herkese hitap edecek yazılar yazması gerektiğine inandığım site belirli bir siyasi parti görüşüne yer vermişti. İlk yorumdan sonra bir baktım ki Blog Kazanı gibi nezih bir ortamda siyasi bir tartışmaya dalmış gidiyoruz. Benim de dahil olduğum bu tartışmaları burada yapmamızın yanlış olduğunu düşündüm ve bunun üzerine yazının yerinin burası olmadığını söyledim. Eğer ki bu röportaj tam ters düşünceyi savunan bir günlükçü ile yapılsaydı inanıyorum ki hiç bir şey değişmeyecekti. Yine aynı tartışmalar, aynı laf atışmalar tekrar yaşanırdı.
Benim bu yazıyı burada görmek istememin sebebi savunmuş olduğu ve karşı olduğum düşünceler değil, Blog Kazanı’nın tarafsızlığını bozacağı ve gereksiz yere bitmek tükenmeyen tartışmaların yaşanacağı düşüncesi.
Bakın bu kadar konuştuk, tartıştık. Ne oldu? Elde var sıfır. İki tarafın da düşüncelerinde en ufak bir değişme yok. Geçtim siyasi düşünceleri, bir kesim bu yazı burada kalmalı diyor, diğer kesim Blog Kazan’ında böyle yazılar görmek istemiyorum diyor. Son karar elbette ki yönetimin kararı. Fakat şu soruyu kendime sormadan yapamıyorum. Bunun kesin bir kıstası olması gerekmez mi? Kesin bir çerçeve, belki de bir standart. Ben derim ki siyasi konular okumak istemiyorum, başkası der ki bana ne yemek tariflerinden, bambaşka birisi de nerde paparazi nerde dedikodu… Kısacası şu tarif yeterli mi Blog Kazanı’nın içeriği için?
İşte blog kazanı hem Türkçe içerikli bloglardaki kaliteli içeriği ortaya çıkarmak, blog kültürünün gelişimini not almak ve okurlarını internet kullanıcılarını bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberdar etmek için hemen ve şimdi yayında.
barış atasoy
13 July 2007 at 2:49 am
34Ben bunu bir siyasi parti propagandası gibi değil, rejim eleştirisi gibi gördüm. Bence tekrar okuyun. Hatta, AKP yerine, DP (eski DP;asılan başbakanın partisi) koyarak okuyun. 21.yüzyılda hala darbeyi meşru,hatta şirin görebilen bir düşüncenin eleştiri var.
Konu laiklik-şeriat eksenine geleceğinden, baştan yazacağımı yazayım.
Şunu bilinki bu topraklara hiçbir şekilde şeriat uğrayamaz. Halifenin İstanbul’da oturup dünyanın en büyük imparatorluğunun hakanlığını yaptığı Osmanlı’da bile şeriat uygulanmamıştır,adı vardır. Türkiye’de şeriat özlemi çeken deyyusların oranı %5 bile değildir. Bu tip kamplaşmalarla bölünmeyin diyeceğim ama, işe yaramayacağını bildiğimden susuyorum. Türkiye’de irtica tehlikesi olduğunu sanan halkını tanımıyordur derim. Türkiye’nin derdi cehalet,işsizlik ve parasızlıktır. Bunun dışındaki düşmanlar hayalidir.
Tersini iddia edene şunu sorayım: 1992′de yobazlar Sivas’ta 36 kişiyi diri diri yakarken şeriat mı geliyordu? AKP 10 sene sonra geldi, nerde kaldı bu şeriat? Kör müdür,topal mıdır?
Varsayımlar üzerine konuşmak kolay. AKP şeriat isteseydi, AB görüşmelerine girmezdi bile. Ha, AKP’Yi eleştirecekseniz, eleştirilecek binlerce şey var: tohumculuk yasasını eleştirin (ki Türkiye’nin başını en çok belaya sokacak şey bu; açlıktan bahsediyoruz!), Unakıtan’ın padişahlığını eleştirin, büyük şehirlerdeki asayiş faciasını, 1 Mayıs korkusundan İstanbul’u açık tip cezaevine çeviren zihniyeti eleştirin (O gün Sirkeci’den ortaköye yürümek zorunda kaldım) Somut şeyler üzerine konuşalım lütfen.
ajandatr
29 July 2007 at 8:49 pm
35Ne yazık ki şunu dile getirmek zorundayım ki Türkiye Bağımsız değil tam tersine bağımlı bir devlet haline gelmiştir.Amerika Birleşik Devletleri istediği kişiyi aktör ilan ediyor ve dikkatinizi şu noktaya çekmek istiyorum : Tayyip Erdoğan daha Belediye Başkanı olarak cezaevinden çıkıp ABD’ye gitti ve her ne hikmetse T.C. Devletine Başbakan olarak geri döndü.
Bakın düne kadar AB ve Avrupaya küfür eden kişiler bugün nasıl oluyorda onları tasvip edebiliyor? Bu sözümle Tayyip Erdoğan,Abdullah Gül,Bülent Arınç gibi kişilerin bugün nasıl oluyorda 360 derece döndüklerini hayretle izliyorum.
Bugün bütün takkiyeciler,sözde imamlar, geçmişte nasıl Necmettin Erbakan’ı destekledilerse bugünde tam tersini AKP’yi ve Tayyip Erdoğanı destekliyorlar.Bütün bunlar kimin işi ? ABD ve AB’nin.
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyorum ve bugün Türkiye’nin düştüğü duruma geçmişte Ürdün Kralı ABD’nin Hüseyini nasıl satın aldığını ve diğer Arap Ülkelerinin nasıl yok edildiklerini görüyoruz.Hepsi kanıtlı hepsi delillerle sabit.Bugün AKP’yi ve Tayyip Erdoğan’ı savunan %46.6 lık bir kesimi düşündükçe Türk Milletinde “Neme Lazımcılık almış başını gidiyor.Ve size en acı bir şeyi söyleyeyim daha dün birisi ile konuşuyorum bak diyorum sen AKP ye oy verdin ama bunlar böyle böyle diyorum bana ne dese beğenirsiniz : “Gazete okumuyorum,TV izlemiyorum,Borcum yok,Dükkanım çalışıyor ve akşam eve gidip yemeğimi yiyip saat 9 olunca uyuyorum” dedi.Sinirlendim sizin gibi millete her şey mübahtır dedim.
Ne yazık ki herkes “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”diyor.Artık bu milletin ne hali varsa görsün.Yazık çok yazık…. Şimdide birileri Ulu Önder Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını anayasadan çıkarmak için AB ve ABD’nin borozanlığını yapıyor…YAZIKLAR OLSUN!
Geçen üç ayın çetelesi | BLOG KAZANI
16 September 2007 at 1:43 am
36[...] ayı içerisinde fikir blogu olan Derin Sular ile bir röportaj gerçekleştirmişiz. Reşat Çalışlar ve Osman S Börütecene de temmuz ayı içerisinde sorularımıza verdikleri [...]
Öğretmiş
12 September 2009 at 12:42 am
37Gayet seviyeli ve harika bir röportaj olmuş bence, yakuter arkadaşımızın söylediklerinede katılıyorum, söylediği gibi yazı akp ye birkaç oy daha kazandırabilir.
Koca Mustafa Paşa
12 October 2009 at 11:30 am
38Tartışılmaya ve uzatılmaya gerek olmayan bir konu bence.
RSS · geri besleme URI
bu bildiri hakkında fikir beyan edin
Kazan Seni Çağırıyo!
Kayıt olun
Blog gerçekleri
Blog okurlarının %60'ının erkek olduğunu biliyor muydunuz?Departmanlar
En çok ne yazmışız
Alexa Arama Motoru Optimizasyonu Arda Kutsal Blog Blogcular İçin Araçlar Blogdan Para Kazanmak Blogger Blog Kazanı Blogküre Blograzzi Blog Sahibi Olmak Blog Yazmak Dergi Yayıncılığı E-Kitap Google Google AdSense Hasan Karaboğa Nokta İnternet Teknolojileri Osman Börütecene Pazarlama Blogları Pilli Network Popüler Kültür Röportaj Sansür SEO Serdar Kaya Sinema Blogları Sosyal Medya Spam Bloglar Technorati Teknoloji Blogları Türk Blogküresi Türk Blog Yazarları Türkçe Blog Yazmak Video İzle Webrazzi Wolkanca Wordpress Wordpress Eklentileri Wordpress Haberleri Wordpress Temaları Yarışma Ödüllü Yarışma İnternet Gazeteciliği İnternetten Para KazanmakKulp (Rasgele 50 :)
Blog Kazanı RSS Aboneliği
en son ne konuştuk
en son kimler konuştu
en çok ne konuşuldu
Üyelik Sözleşmesi ve Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası | İletişim | Blog Kazanı © 2007 - 2009
A design creation of Design Disease Wordpress