180px Spam ad Blogküreyi sploglar bastı (Bölüm 1) Hormel Foods Corporation’ın 1930larda domuz etine tuz, su, şeker ve sodyum nitrat ekleyerek ürettiği ürününe verdiği Spam adı günümüzde onu ağzına hiç koymamış milyonlar tarafından telaffuz ediliyor.

Yol açtığı milyonlarca dolar zararın yanında iş gücü kaybına da neden olan spam artık sadece e-postadan da ibaret değil!

Splog nedir?

Geçmişi 2002 yılına kadar uzansa da 2005 ağustosunda Weblogs Inc. yatırımcılarından Mark Cuban’ın kullanımıyla popülerleşen spam blog’lar günümüzde arama sonuçlarında sıkça karşımıza çıkarak arama deneyimimizi olumsuz etkiliyor, zamanımızı çalıyor dolayısıyla bilgiye erişimimizi güçleştiriyor.

Blogküredeki oranı yüzde seksenlere kadar ulaşan spam bloglar (splog) genellikle reklam geliri elde etmek ve google’ın arama algoritmasında önemli bir yer tutan Page Rank değerlerini artırmak için hazırlanıyorlar (hazırlanıyordan kasıt sadece bir kaç tık). Splogların sayısı o kadar çok ki blogkürenin içinde bir de splogküre (splogosphere) barındırdığı, weblogs.com‘u pingleyen blogların yüzde yetmiş beşinin splog olduğu söyleniyor. Blogların bu kadar popüler olmasına ön ayak olan blogger üzerindeki her beş blogdan birinin spam amaçlı yapıldığı da splog konulu araştırmalarda yer alan bilgiler arasında.

Splogları üretim açısından ikiye ayırmak mümkün. Bunlardan ilkinde splog sahibi konuları, anahtar kelimeleri ve link verilecek siteleri belirleyerek otomatik bir içerik üretiyor. İkincisi ise belirlenen sitelerin (genellikle bunlar çok okunan siteler arasından seçiliyor) rss kaynaklarını kullanarak diğer sitelerdeki içeriği olduğu gibi kopyalıyor.

Otomatik üretilen içerik genelde anlamsız ve çok sık tekrarlanan anahtar kelimelerden (keyword) oluştuğu için bu blogların splog olduğunu anlamak daha kolay olabiliyor.

Diğer sitelerin rsslerinden beslenen splogları anlamak internetle yeni tanışmış bir internet kullanıcısı için neredeyse imkansız. Anlamlı cümleler, kaliteli içerik… Bu tür splogların ziyaretçinin gözüne sokulan reklamlarını saymazsak okur açısından bir zararının olmadığını düşünenler de var. Ancak ortada içerik hırsızlığı ve çalıntı içerikten elde edilen bir haksız kazanç söz konusu olduğu gibi splog üretimi beraberinde telif hakları ihlalini de getiriyor.

Blogküreyi “splog”lar bastı başlıklı yazı dizimiz sploglardan korunma yolları, splog üreten uygulamalar ve bu konuda gerçekleştirdiğimiz bir mail zincirinde konuşulanlarla sürecek.

Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.