Blogculara sorduk: Blogunuzda “hakkında” sayfanız var mı? | Blog Kazanı

Blogculara sorduk: Blogunuzda “hakkında” sayfanız var mı?

Blogculara, Blogunuzda hakkında sayfanız var mı? diye sorduk muhteşem cevaplar aldık.

İşte soruyu yönelttiğimiz blogcular ve cevapları:

Hoplayan manda: Var. Çünkü insanlar sitenin neye hizmet ettiğini hatta nasıl olup da açıldığını veya kimin açtığını merak edebilir. Biz de merakta bırakmak istemeyiz.

kahpecüce : Var çünkü, yazar ile yazı arasında bir bağ vardır ve yazar, okuyucunun kendisini tanımasıyla anlaşıldığı kadar, yazarın da okuyucu tarafından tanınmasıyla anlaşılır.

Özgür Alaz: Blog kiÅŸiseldir. Blog bence yeni cvdir. “Ben kimim”i, “Ben ne yaparim”i anlatmanin en iyi yoludur. Ayrica bloglarin gucu bloglarin guvenilir olmasindan kaynaklanir. Ama guvendigimiz kisi ya da sey, bloglar veya blogda yazilanlar degil, blog sahibinin kendisidir, onun samimiyeti ve onun uzmanligidir. Her blogda “blog hakkinda” ya da “yazar hakkinda” kismi olmali bence. Hatta mumkunse ve blogunuzun formatina uyuyorsa, blogunuza linkedin profilinizi, sosyomat profilinizi, flickr profilinizi ekleyin. Unutmayin ki blogda güvenin kaynaÄŸi sizsiniz.

H-yaman: Var. Çünkü ben birinin bloguna girdiÄŸim zaman merak ettiÄŸim ilk ÅŸey blog sahibidir. Adı nedir, kaç yaşındadır, ne iÅŸ yapar, nelerden anlar, çevresinde kimler vardır ve buna benzer sorular aklıma gelir. GirdiÄŸim her blogda ilk okuduÄŸum bölüm hakkımda bölümüdür. DiÄŸer insanlar da mutlaka benim düşündüğüm gibi düşünebilir. Onun içindir ki bir “hakkımda” sayfasına sahibim.

KudRa: Yok çünkü, blogu sosyalleşme amaçlı kullanmıyorum.

kingfisher: Var. Sevenlerimi üzmemek içün.

Volkan: Hakında sayfalarını okumayı çok severim ama yazmasını pek beceremiyorum. Hakkında sayfaları bazı bloglarda sadece yazar hakkında bilgilere, bazen cv tarzında bile olabiliyor. Bazende blog hakkında bilgiler olabiliyor. Benim blogumda hakkında sayfam var ama hiç bir zaman gerçekten hakkında olamadı o sayfa bir türlü oturup adam akıllı düşünüp yazamadım. hakkında hakkındalar hakkındasın hakkı

İlgi Çekenler departmanına eklenen benzer yazılar

17 Responses to “Blogculara sorduk: Blogunuzda “hakkında” sayfanız var mı?”

  1. Volkan Özçelik Says:

    önemli olduğuna inanıyorum.

    Ayrıca hakkında sayfalarımda ortak bir mesaj vermeye ve okuyucularımın beni tanımasını sağlamaya, blogumu neden ve hangi amaçla açtığıma, blogumda kendilerine yönelik neler bulabileceklerini anlatmaya dikkat ediyorum.

    Hakkımda sayfasının iki işlevi olmalı:
    1. Blogcuyu en berrak haliyle tanıtmak,
    2. Blogu tonunu ve yönünü yeni gelen okuyucuya anlatmak.

    Hakkında sayfası ayrı düşmüş (disconnected) bir ortam (medium) olan blogunuzda, okuyucu-yazar bağlantısını sağlamak için mutlaka vakit ayırıp hazırlanması gereken bir adım.

  2. kingfisher Says:

    sanki bir hizmet sunuluyormuş edasıyla bunu anlatmak komik.

    acaba “neden yazıyorsun” sorusunun çok asil bir cevabı mı olduÄŸuna inanmak istiyoruz?

    kıçıkırık bir blog sayfasına “hakkında” bölümünün eklemenin, bir pazarlama stratejisi, bir marketing dehası olarak tanıtılmasına karşıyım.

    blog tonu, blog yönü terimlerine ben de blog tınısı eklemek istiyorum, ancak bu tını daha çok boru sesi yönünde.

    [echo] tiiiiiiii [echo]

  3. Volkan Özçelik Says:

    > kıçıkırık bir blog sayfasına “hakkında� bölümünün eklemenin,

    Takip ettiÄŸim ve “hakkında” sayfası olan blogların hiç birini “kıçıkırık” sıfatıyla deÄŸerlendiremiyorum. Hepsi kendine özel ve özgün içerikleri olan bloglar. Özgün bir eserin, bakış açısını okuyucusuna tanıtmasından daha doÄŸal ne olabilir ki.

    ha kedi bloglarından bahsediyorsan, doğrudur

    >bir pazarlama stratejisi, bir marketing dehası olarak tanıtılmasına karşıyım.

    Marketing dehası deÄŸil, marketing “gerekliliÄŸi” diyelim. Ufak bir deÄŸiÅŸimle blogunuz ÅŸahlanmaz. Ama ufak birkaç deÄŸiÅŸimin toplamı, bu deÄŸiÅŸikliklerin ayrı ayrı yapılmasından çok daha güçlü bir etki oluÅŸturur.

    Sevgiler.

  4. kingfisher Says:

    bir şeyin eser haline gelmesi için, belirli kriterleri doldurması gerekir. yoksa her gün tuvalete bıraktıklarınızı da eser olarak sergileyebilirsiniz, bunun için internet bağlantısına sahip olmanız da gerekmez.

    “ha kedi bloglarından bahsediyorsan, doÄŸrudur”daki typo’nu “acemi katır kapı önünde yük indirir” ile açıklamak mümkünken, iÅŸi kiÅŸiselleÅŸtirmene, “kiÅŸisel blog’ları marketing ürünü gibi görmeyi komik bulduÄŸum” gibi tamamen beni baÄŸlayacak bir yorumu üzerine alınıp, “bugün cuma enseyi kapa” terbiyesizliÄŸinde bir cevap vermene ket vurmak daha hayırlı olacak.

    blog’ların sizin amerikan kültürü dolu kazanma hırsınıza çok uyacak “baÅŸarı”sının altında, samimi olmaları yatıyor. “sitemi birkaç ufak deÄŸiÅŸiklikle ÅŸahlandırabilirim, hem de bu deÄŸiÅŸiklikleri tek tek yapmaktan da fazlası” düşüncesi en fazla “10 adımda nasıl zengin olursunuz” kitabı yazmaya benziyor. bu da komik. zira, bu kitabın türkiye’de de örneÄŸi çıktı, ece vahapoÄŸlu yazdı, zengin deÄŸildi, olamadı. bunu kâbe’si marketing olan baÅŸka arkadaÅŸlar izleyecek, çalışın, siz de bir gün olabilirsiniz.

  5. Erdem Says:

    Sahibi (yazarı) için deÄŸil ama blogun kendisi için hakkında sayfası yapılmalı. Nedir? Neden bahseder? Bir maksadı var mı? Bu tür sorulara cevap veren bir “hakkında” sayfası benim iÅŸimi (takip eder miyim etmez miyim gibin) kolaylaÅŸtırır, ama yazanın hobileri yaşı gibi detaylar fi tarihindeki “hompeycleri” anımsatır biraz. (geocities bunlarla dolup taÅŸardı hehe)

  6. Volkan Özçelik Says:

    @kingfisher.

    Typo konusunda:
    Hepimiz tabiri caizse çala klavye yazıyoruz. Ve hepimizin zamanı kısıtlı.

    Eklediğin yorum, görüş açından bir miktar sapan düşüncelere gösterdiğin toleransı ve erdemi çok güzel açıklamış.

    Diğer yorumun ve paylaşımın için teşekkür ediyorum.

  7. Volkan Özçelik Says:

    @kingfisher
    Haa bu arada “kendi blogun” deÄŸil, “kedi blogu” (linkteki yazıyı okusaydın fark ederdin)

    yani ortada bir typo yok.

    Üzerine de alınmana gerek yok.

    Web’in süreksizliÄŸinden kaynaklanan bir yanlış anlaşılma olmuÅŸ.

    Germeyelim birbirimizi.

    Tekrar iliÅŸtiriyorum buraya ilgili makaleyi:

    cember.sarmal.com/blog/2007/05/enge-blogcunun-nl-olma-rehberi-blm-4.html

    alıntı:

    Blog Çeşitleri

    Bence üç tür blog var.

    Birincisini “kedi blogu” diye adlandıracağım:

    Kedi Blogu

    * kedinizin en son geçirdiği kısırlık operasyonu,

    * sevgilinizle yaptığınız nefis piknik,

    * patronunuzun ensenizde devamlı soluması…

    … kısacası halka açık bir günlükte paylaÅŸmak istediÄŸiniz her ÅŸeyi içeren bir blogdur.

    Umarım salt bir yanlış anlaşılmadan ibarettir her şey.

    Sevgilerle,
    Volkan.

  8. cem Says:

    “bir ÅŸeyin eser haline gelmesi için, belirli kriterleri doldurması gerekir.”

    neymiş bu dolması gereken kriterler? aydınlatın bizi.

  9. kingfisher Says:

    volkan bey yanlış anlamışım kedi / kendi kısmını, linki ÅŸimdi gördüm. ortamı germek gibi bir zevkim bulunmuyor, karşılaÅŸtığım düşünceler sapma noktasından öteyse hiddetlenen birisi de deÄŸilim, ancak eninde sonunda, kurumsal da olsa, blog blog’dur. kedi blog’u dediÄŸiniz ÅŸey ile türkiye’de okuyucusu bulunmayan, -”heyo! ÅŸirketimizin blog’u var”- yarı resmi blogların, “patlama” yapabilmesine çalışmanın iq düzleminde pek farkı olduÄŸunu düşünmüyorum. bunun “kim zengin olmak ister” kitabı yazmaktan bir farkı var mı gerçekten?

    derhal yüksek kurula kitap okuyarak zengin olacağına inananlar için ayrı bir alan adı uzantısı oluşturulmasını, internetin bu ve benzeri içeriğinin oraya konulmasını öneriyorum.

    cem bey, sadece blog girdilerini deÄŸil, alelâde bir “ÅŸey”i eser hâline getiren kriterlerle aydınlanabilmek için “sanat tarihi’ne giriÅŸ” benzeri kitapları okuyabilirsiniz. kitaplar kalın gelirse, john berger gibi sanat eleÅŸtirmenlerinin de bu konuda fikren olmasa da, kalıptan ince kitapları mevcut.

  10. Volkan Özçelik Says:

    @kingfisher

    > ortamı germek gibi bir zevkim bulunmuyor, karşılaştığım düşünceler sapma noktasından öteyse hiddetlenen birisi de değilim, ancak eninde sonunda, kurumsal da olsa, blog blog’dur.

    Önemli değil, web ortamında oluyor arada böyle şeyler.

    Pazarlama konusunda ukâlâlık yapıyor gib algılanmak istemem.

    Profesyonel olarak bakarsak, pazarlamacı’dan ziyade bir “yazılım uzmanı” ve “ürün geliÅŸtirici”siyim.

    Bununla beraber kendimi geliÅŸtirmeme yetecek bir süre “iÅŸ yönetimi yüksek lisansı” yaptım. Bitirme tezim için bir tam senem, kısmen “sosyal aÄŸlar”ı kısmense “viral pazarlama”yı incelemeke, bu iÅŸi doÄŸrusuyla yanlışıyla özümsemekle geçti — hâlâ da geçiyor.

    Kısacası pazarlama “bilim”ini seviyorum ve kendine “pazarlamacı” etiketini koyan çoÄŸu kiÅŸiden daha fazla ilgiliyim bu konuyla.


    Eklediğin yorum, görüş açından bir miktar sapan düşüncelere gösterdiğin toleransı ve erdemi çok güzel açıklamış.

    Yorumum için özür dilerim. Egoma hakim olamadım.

    > heyo! şirketimizin blog’u var

    Sana katılıyorum. “ÅŸirketimizin blogu var!” diyerek bir “patron blogu”na ya da “viral” bir bloga sahip olamazsınız.
    Bu, biraz “trendi yakalamak”, (tırnak içinde) “cool görünmek”, modern bir ÅŸirket(miÅŸ gibi) izlenimi vermek için yapılan bir çaba.

    Aslına bakarsan, hiç yoktan da iyidir. İleride şirket blogunu farklı bir noktaya çekecek vizyon sahibi bir patron çıkabilir ortaya.

    Kısa sürede zengin olmak, köşeyi dönmek son zamanlarda (X-star, y-ler yarışıyor, gelin z’nizi seçin… programları saÄŸolsun) ülkemizde yükselen bir trend.

    Konuyla ilgili bir de şöyle bir blog var. Biraz unlanmak isterseniz ;)

    Sevgiler

  11. cem Says:

    Sevgili kingfisher, kitap tavsiyesi istemedim ki sizden. İyi bir manevra ama yemedim malesef. Böyle girişimleri zekama hakaret olarak kabul ediyorum. Haydi yazınız kuzum, merak ettim şu kriterleri.

    Kitap tavsiyeleriniz için, yine de teşekkür ederim, belli ki paylaşımcı bir insansınız.

  12. zafer Says:

    ayrıca yazmadık, öyle kenarda üste bahsettik kısaca. Bİr zaman gizliydik ama nedeni yoktu. blog itirafkom tadında olmayacaksa, sen benli olma durumunda okuyucu bilmek ister tabi kimdir bu diye. Hakkıdır…

  13.   Hakkında sayfamızı düzenleyelim | BLOG KAZANI Says:

    […] blog, yazar ve blog hakkında genel bilgilerin verildiÄŸi bir “hakkında” sayfasına sahip. ÇoÄŸu ziyaretçi de bu sayfaları seviyor. Çünkü bu sayfadaki fonksiyonel linkler onlara […]

  14. sedef Says:

    Erythrai
    Çeşme’nin 20 km kuzey doğusunda yer alan Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da “Kırmızı� anlamına gelen Erythros‘tan türediği kent toprağının kırmızı renginden dolayı Erythrai’nin “Kızıl Kent� anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucusu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythro’tan almıştır.şu anda erythrai oteliyle hizmet veren şirin bir köydür orda bir köy var uzakta:)yolu düşen herkezin görmesi gereken bir yer.

    kısaca erythrai anlattıktan sonrada söz uçar yazı kalır sözüyle yola çıkarak mektubun yerini alan mail, akşam gezmelerinin yerini alan telefon görüşmeleri, markette bizzat yapılan alışverişin yerini alan internet marketçiliği değişen dünyanın farklılaşan insanı. peki değişmeyen ne var, bence tek bir şey o da yazı. işte burada da yazıyı paylaşacağız..

    ben blogumda hakkında bölümünde bloguma verdigim eritraydan bahsetmeyi tercih ettim:)yaşım saçım şehrim bence önemli degil bu benim şahsi fikrim tabiki.

  15. Volkan Özçelik Says:

    Aslında kim olduğunuz hem önemlidir, hem de önemli değildir

    Sevgiler.

  16. Yusuf Ozan Says:

    Geç bir cevap geldi ama bence evet blogu takip edenleri kimin blogunu takip ettiklerini öğrendirler belki ‘hakkında’ sayfasını okuduktan sonra bir daha o blogu takip etmezler ya da benim ki gibi çok sevilir takip edilir :)
    Yusuf Ozan’ ın Hakkında,

  17.   Türkiye’nin en tuhaf “hakkında” sayfası | BLOG KAZANI Says:

    […] çok enteresan iÅŸler de çıkmıyor deÄŸil. İşte geçenlerde gözüme çarpan bir “hakkında” sayfasından bir paragraf: Åžimdi hedef kitlemizden tek bir kiÅŸi bile bu sitenin […]

Leave a Reply