14 Jun
selami yazmış ve , Blog Okumak, Blog Yazmak, Türkçe Blog Yazmak ile etiketlemiş
- Yine oturdun başına bilgisayarın. Allah aşkına nedir senin bu yaptığın? Varsa yoksa bilgisayar. Aklın fikrin orada. Beş dakikada bizimle ilgilen. Ne yazıyorsun bilmem ki bu kadar? Bu kadar da olmaz ki? Yazar oldun çıktın başımıza. Yoksa birşeyler mi karıştırıyorsun anlamadım ben bu işi. Ayşe Hanımlar, bilmem ne esintiler. Aaa bıktık yani..
Evet bloglar denge iyi kurulamazsa, insan yaşantısında bağımlılık yaparak normal yaşamını etkileyebiliyor insanın. İzlenip izlenememe merakı, gelen yorumların analizi ve cevap yazma isteği, başka blog yazarlarıyla gizli gizli rekabet, çok okunma arzusuyla yakın çevreye okutturma isteği ve buna benzer ruhsal çalkantılar kaplıyabiliyor benliğimizi. Aslında blog yazma işini bir şekerleme kahvesi havasına ve belirli bir düzene sokabilsek ruhumuzun dinlenmesinde çok büyük bir paya sahip olabilir. Yazmak ve insanlara faydalı olabilmek inanılmaz mutluluk verici bir terapi.
Yazılarımızda hit olmak ya da blogların ağır toplarından olmak hiç önemli olmamalı bence. Hiç ummadığınız bir insanın yaşam güzergahında makas değiştirecek bir rol oynamak bile on bin okunmaktan ve en çok okunanlar listesine girmekten çok daha anlamlı bence. Bir hoş sada bırakabilmek gönüllerde.
Tamamen bilgisayara kitlenerek, yazmak için kendini zorunlu kılmak ve hastalık derecesinde hassaslaşarak normal yaşamına sekte vuracak şekilde bağlanmak bir çok problemide beraberinde getirebilir. “Yazar olabilir miyiz?” diye sorguluyor bazı arkadaşlar kendilerini ya da bizden yazar olmaz diyerek çok hoş bloglar ortaya çıkarıyorlar. Bence hepimiz yazarız kendi çapımızda. Nasıl yazarız? Ne denli profesyonel bir yazarız ya da ne kadar amatörüz bunları tartışabiliriz. Kimleri nasıl etkileyebiliyoruz? Kimler kimleri okuyor? Kimler kimlere yorum yazıyor? Farkında olmadan gruplaşarak başka yazarları farkında olmadan dışlıyor muyuz?
Ya da bloglar bizleri rahatlatmak yerine sinir mi ediyor? Başka yazarları kıskanarak “Bak yine en çok okunanlar da aynı yazarlar. Bunlarda tapuladılar blogların en çok okunanları bölümlerini. Anında 80 kişi birden okuyuverdi birini” gibi endişeler mi taşıyoruz? Kimi zaman editörlerin insan kayırdığını mı düşünüyoruz? Farkında olmadan rahatlayacağımıza stres mi satın alıyoruz? Evet bloglar böyle bir mücadeleye girerek takip edildiğinde çok zararlı bence.
Blog bize biz bloga muhtacız ![]()
Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.
15 konuşkan
superadam
14 June 2007 at 3:52 pm
1Hit kaygısıyla yazmıyorum diyen yalan söyler bence. Herkes okunmak ister. Okunmak için de çeşitli gruplarla işbirliği içerisinde olabilir. Blog Kardeşliği denen oluşumun blog dünyasına kattığı en önemli şey de, benzer temalı blogların birbirilerini bulmaları ve yorumları ile birbirlerini zenginleştirmeleri… Gruplaşma var ama faydalı yönde…
Popüler bloglara gelince de, oky’nin komunitesi zamanından hatırladığım kadarıyla bugün popüler olan bloglar o dönemde vardı. Bilgileri ile herkes birbirine yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu biraz emek ve devamlılık meselesi… Zaman geçtikçe popülerliğiniz artıyor. Kimsenin kimseyi kıskandığını da düşünmüyorum. Zira ortada bir pasta var da, bölüşmek gerek gibi bir durum söz konusu değil. Herkes kendi pastasını yapıyor ve sunuyor. O nedenle popülerlik zamanla ve devamlılıkla değişebilir diye düşünüyorum. Pastanızın tadını methedenler arttıkça siz de popüler olabilirsiniz.
Baris Unver
14 June 2007 at 7:01 pm
2Superadam’ın ilk iki cümlesine kesinlikle katılıyorum. Beyn’ime başladığımda sıfır izlenmeyi takmıyordum fakat ne zaman Naz Elmas’la tanıştığım yazımı girdim, o zaman hitler fırladı. Hitler’i sakinleştirirken Lenin geldi falan ne diyodum, hit açgözlülüğüne girişim o yazıyla oldu. Belki wolkanca gibi olmadım (:D) ama hit her insanda olumlu ve olumsuz etkileri olan bir kavram.
Baris Unver
14 June 2007 at 7:39 pm
3Bu arada konudan saptım: Evlerde kavganın sebebidir ama farklı şekilde olabilir. Örneğin benim genellikle bloguma yazdığım yazılardan sonra İzmit’teki babam arıyor (ben Ankara’dayım) ve “oğlum neler yazmışsın öyle hiç jeoloji mühendisliği bırakılır mı” tarzında tartışmalara giriyoruz :).
Art arda iki yorum attığım için affedin veya cezamı çekmeye hazırım.
aylak adam
14 June 2007 at 8:36 pm
4çok önemli bir noktaya doğru bir bakış açısıyla eğilmişsin. yazıp paylaşmaksa maksat bunu streshaline getirmenin bir mantığı yok hiç. hayat kısa ve hepimiz 15 dakikalığına şöret olacağız zamanı geldiğinde.
wolkanca
14 June 2007 at 10:35 pm
5sanırım bu tarz konularda hep benim blogumun ismi geçecek adın çıkacağınıza canın öıksın demişler ya hani öyle bir şey.
Okunmasını istemediğimiz bir şey enden yazalımki? hemde internette. Okunmasın istiyorsak evde bi deftere yazarız günlük klasik kimse okumaz o bi rahatlama şeyi olabilir.
Birde zaten siz yaptığınız işten eminseniz değerli bir içerikse blogunuzdakiler bir süre sonra ister istemez hit alacak blogunuz kaçmaz yani. Bunu devam ettirdikçe hitler çoğalacak okurlar çoğalacak ve bununla birlikte parada kazanmaya başlayınca ohh mis dahada güzel olacak ama hemen olmuyor tabiki bunlar için öncelikle ilk zamanlarda iki ağrı kesici öneriyorum. Zaman ve Para. Bu iksini önce vereceksin sonrada almaya başlayacaksın. işler böyle.
Zafer Karkaç
15 June 2007 at 4:34 pm
6Bizim evde bazen kavga sebebi olabiliyor. Olmuyor desem yalan olur… Ailecek blog yazsak da bu işe daha fazla kafa yoran ben oluyorum galiba. Ama illa yazacam diye kafayı kırmıyorum veya niye okumuyorlar diye kızmıyorum kimseye. Sonuçta insanoğlu nankör biraz, bir okurlar iki başkasını bulurlar okumazlar.
Blogdan para kazanmak keyifli olabilirdi. Ama biz daha çok keseden yiyoruz. Bundan sonra da öyle olacak sanırım çok vakit ayırmak, çok uğraşmak lazım. Bazı arkadaşlar bloğum okusun diye kendi sayfalarına yazmaktan çok sağa sola mail atıp, yorum bırakarak tanınma çabasına fazla kaptırıyorlar bence. Sonuçta amacından sapıyor şu blog işi gibi geliyor bana, bilemiyorum.
ajandatr
18 June 2007 at 7:18 pm
7Ooo olmaz olur mu kavga sebebi… Özellikle ilk başlarda acayip tartışmalar oluyordu.Ne yapıyorsun bu kadar kelimesi cuk diye oturmuş desem yeridir.Ve Superadam’ın ilk cümlesine katılıyorum elbette herkes okunmak ister ama bu o kadar da kolay değil tabii ki.Öncelikle volkanın dediği gibi zaman ve sabır lazım….Neyse benden bu kadar
haberler var şimdi daha fazla yazamıom 
Volkan Özçelik
04 July 2007 at 6:49 am
8Blog yazarı ile evlenen onun bloguyla da evlenmiş demektir.
Nasıl bir bilgisayar oyunu tutkununu oyun oynamaktan vazgeçiremezseniz, bir blog yazarını da blog yazmaktan alıkoyamazsınız. Üç günz yazmazsa dördüncü gün “ayyy benim blogum geldi diye başlar
İlişkide herkesin farklı ve özel ihtiyaçları olabilir. Özgürlük de bir ihtiyaçtır — ki önemli, gözardı edilmemesi gereken bir ihtiyaçtır. Ben blog yazarken tamamen kendi başıma olmak isterim. Kimseyi almam yanıma.
Karşılıklı iletişim ve anlayış olduktan ve karşı taraf durumu bildikten sonra sorun olacağını sanmıyorum.
wolkanca evlendikten birkaç ay sonra bir soralım olmazsa, oluyor muymuş, olmuyor muymuş
Bncem Bnc
05 August 2007 at 2:32 pm
9heyy bu yazıyı bulmak ve okumak başka bir duygu kattı bana…Katılıyorum yazılanların çoğuna.Benzeri yolu katettim.
Geçen üç ayın çetelesi | BLOG KAZANI
16 September 2007 at 1:43 am
10[...] önüne geçin Bloglar ve standartizasyon, Yeni bir blog açanların istedikleri, Blog evlerde kavga nedeni mi ? başlıklı birkaç eğitici yazı da yer [...]
ykslnbsk
24 September 2007 at 5:05 pm
11Bence de bir blogger ile evlenen bloğu ile de evlenmiş olur.. Güzel bir benzetmeydi =))
Blog yazmak stres kaynağı olmamalı elbette ancak amaçlarımız farklı tabi örneğin ben para kazanma ya da google’un en başına oturma kaygısı taşımıyorum.. Hal böyle olunca benim için arada yazdığım, kendimi ve fikirlerimi ya da duyurmak istediklerimi paylaştığım hoş bir alana dönüyor bloğumcum benim =) Başına otururken ağrı kesici almama da gerek kalmıyor
Günlük tut… | Blog Kazanı
09 March 2008 at 7:23 pm
12[...] önce Blog Kazanı’nda Yusuf Ozan imzalı Blog evlerde kavga nedeni mi? başlıklı bir yazı yayınlanmıştı. Akşam Gazetesi’nden Sabanur Kıraç’ın [...]
Günlük tut…
11 April 2008 at 6:39 pm
13[...] önce Blog Kazanı’nda Yusuf Ozan imzalı Blog evlerde kavga nedeni mi? başlıklı bir yazı yayınlanmıştı. Akşam Gazetesi’nden Sabanur Kıraç’ın [...]
Hanım’ın Blogu | Selçuk Hoca
13 April 2008 at 4:37 pm
14[...] zamanlar Blog Kazanı‘nda “Blog Evlerde Kavga Nedeni mi?” başlıklı bir yazı yazılmıştı. Yazıda kısaca blogcuların bazı dengeleri [...]
Sercan
14 April 2008 at 10:07 pm
15Wolkanca’nın ve SüperAdam’ın dedikleri doğru.Hit olmasını istiyorsak günlüğümüze yazıp gardolabın arkasına atabiliriz yada tavan arasına
Herkes okunmak ister.Okundukça şevk gelir.Para da gelir.Blogçuluk kavramı Amerika’da bir meslek oldu.Google bize destek olsa adsense konusunda Türkiye popüler bir blogçu ülkesi olur.Hem Google hem Türkler kazanır.Neyse eğer okunmamak için yazıyorum diyen varsa çıksın 
RSS · geri besleme URI
bu bildiri hakkında fikir beyan edin
Kazan Seni Çağırıyo!
Kayıt olun
Blog gerçekleri
Türkçe içerikli ilk blog'un Chat Kapı olduğunu biliyor muydunuz?Departmanlar
En çok ne yazmışız
Ödüllü Yarışma İnternet Gazeteciliği İnternetten Para Kazanmak Alexa Arama Motoru Optimizasyonu Arda Kutsal Bildirgeç Blog Blogcular İçin Araçlar Blogdan Para Kazanmak Blogger Blogküre Blog Kazanı Blograzzi Blog Sahibi Olmak Blog Yazmak Dergi Yayıncılığı E-Kitap Google Google AdSense Hasan Karaboğa Kitle Kültürü Nokta İnternet Teknolojileri Osman Börütecene Pazarlama Blogları Pilli Network Popüler Kültür Röportaj Sansür SEO Serdar Kaya Sinema Blogları Sosyal Medya Spam Bloglar Türkçe Blog Yazmak Türk Blogküresi Türk Blog Yazarları Teknoloji Blogları Video İzle Wolkanca Wordpress Wordpress Eklentileri Wordpress Haberleri Wordpress Temaları YarışmaKulp (Rasgele 50 :)
Blog Kazanı RSS Aboneliği
en son ne konuştuk
en son kimler konuştu
en çok ne konuşuldu
Üyelik Sözleşmesi ve Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası | İletişim | Blog Kazanı © 2007 - 2008
A design creation of Design Disease Wordpress