Blog Kazanı

| bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberler

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim görevlisi Ufuk Eriş Türkiye´de hack kültürü başlıklı bir tez hazırlıyor. Eriş’in çalışma için bazı donelere gereksinimi var. Bu yüzden Eriş buradan ulaşabileceğiniz otuz dört soruluk bir anket hazırlamış. Bloglamanın yanında hacker, cracker, script kiddie ve lamerlıkla uğraşan blogcu arkadaşlar varsa bilimsel bir çalışmada yer alıp Türkiye’deki hack kültürünün günışığına çıkmasına yardımcı olabilirler.

At Gözlüğü ya da At Şu Gözlüğü!

Bu blog her zaman duyduğumuz gördüğümüz olaylara, hiç bakılmamış açılardan yaklaşmayı hedef alan bir kullanıcının nacizane blogu. Tam olarak ne demek istediğimi aşağıda, blogdan seçtiğim ve beğenerek okuduğum bir yazıyı paylaşarak açıklamak istiyorum:

    Robert Bosch’u tanıyor musunuz?Tanıyamadıysanız bir ipucu veriyim “Bosch Dayanıklı Ev aletleri” desem…Alman bir sanayici ve “manyeto” denen zımbırtıyı bularak mucit ünvanına sahip olmuş önemli bir zat…

    Ben bugün bu zat-ı muhteremin o meşhur lafına farklı bir açıdan yaklaşmaya çalışıcam,Robert Bosch abime özel bir gıcıklığım yok,anti-cermen falan da değilim,ama o meşhur sözü pek bi garibime gitti…

    Meşhur sözü hatırlayalım; “İnsanların güvenini kaybetmektense,para kaybetmeyi tercih ederim” Açık söyliyim,sözü ilk duyduğumda bende de “vay anası ecnebi-mecnebi ama gururlu adammış,dürüst esnafmış,sağlam demiş,delikanlıymış” gibi bir izlenim,etkilenim olmuştu..Hatta hatırlarsanız bir ara “Bosch” un reklamlarının sonunda bu söz vurgulanıyordu…

    Şimdi bu meşhur sözü bir daha yazıyorum; “İnsanların güvenini kaybetmektense,para kaybetmeyi tercih ederim” ve şimdi benim savım olan cümleyi yazıyorum “İnsanların güvenini kaybetmektense,insanların güvenini kaybetmemeyi tercih ederim”

    Robert Bosch abimin bu meşhur cümledeki hataları neler peki? Öncelikle Robert abim güven ve para arasında bir seçim yapıyor gibi geliyor ve ahlaki olanı yapıyor gibi,ama hayır!Bakın,aslında işin özü şu, Robert abim belli ki bir bok yemiş,bu güven kaybettirecek bir bok, ne olduğunu bilmiyorum ama yemiş bu boku… Şimdi durumu kurtarmak, yani kaybettiği güveni kazanabilmek için parayı öne sürüyor.. Yani paramı veririm, güvenimi geri alırım düşüncesine sahip.. Yani,sanki “para” burda bir rüşvet gibi, paramı kaybederim,karşılığında güvenimi geri alırım durumu var.. Hiç böyle düşünmüş müydünüz?

    Bir de burda şöyle bir çarpıklık var: Robert Bosch abim diyor ki, parayı veririm, güveni alırım, bu durumda, parası olmayan napıcak Robert abim, olmadı bak.. parası olmayanları kapsayacak bir söz söyleseydin daha bir evrensel olucakmış bu söz…

    Benim savım neydi ; “İnsanların güvenini kaybetmektense,insanların güvenini kaybetmemeyi tercih ederim” daha bir basit,daha bir duru… Güven kaybetmek insanların seçimlerinin bir sonucu değil midir? Yaptığımız hareketler, söylediğimiz sözler sonucu güven kazanır ya da kaybetmez miyiz? Yani bu bir tercih meselesi.. Öyleyse,ben insanların güvenini kaybetmemeyi ve de kaybettiğim ya da ileride kaybedeceğim güveni parayla karşılaştırmamayı tercih ediyorum…

    Saygılar efenim : )

At Gözlüksüz ve Duru Zihinli Günler,Farklı Açılardan Bakalım,Saçmalasak Bile : )

______

Ayrıca,blogda ilgimi çeken diğer yazılar:

İlintisiz Konular, Aklıma Takılanlar

Fantezi Olsun Diye Öss Girişimi

Otobüs Kaptanları ve Sivil Pilotlar

Düşmenin sınırı yok!

Hani bir fıkra vardır cehennemde her milliyetin kendine ait odası ve bu odanın kapısında da bir zebanisi bulunur. Bir istisna dışında: Türkler!

Bu durum diğer milletlerin dikkatini çeker ve bir gün neden Türklerin bulunduğu odanın kapısında bir zebaninin olmadığını bir başka zebaniye sorarlar. Zebaninin verdiği cevap basittir: Onlar odadan çıkmaya çalışanlara izin vermiyorlar ki!

Gerçekten de Türklerin böyle bir özelliği var. Bu özelliğimizin yansımasını gerçek hayatta görebilecegimiz gibi hazımsızlığımız sanal alemde de peşimizi bırakmıyor. En güncel örneği ise SahteUser1 adlı kullanıcının hazırladığı videoda saklı!

Başlıkta da dediğim gibi Düşmenin sınırı yok!

Not: Videonun ilk yayınlandığı blogun Wolkanca olması ise pek bir manidar.

Ücretsiz bilgisayar dergisi Pozitif PC ve Pozitif PC editör blogundan tanıdığımız Barış Atasoy Türk Blogküresi için Blogmani adlı bir sistem yapmaya karar vermiş. Sistemin alt yapısını Wordpress ile oluşturduğunu belirten Atasoy sistemi kısaca şöyle özetliyor:

    Blogmani’de insanlar girdi yazabilecek ve bloglarını tanıtabilecekler. Blog Kazanı ile Blograzzi’nin birleşimi gibi görebilirsiniz.

Daha önce Blograzzi’ye birçok olumlu eleştiri getiren Barış Atasoy’un çalışmasının beta sürümünün ocak ayının ortasına doğru açılması bekleniyor.

Okunuyoruz.Biz, bloglar için hazırlanan Türkçe servislerden en yenisi. Herhangi bir toplist’ten tek farkı, blogların toplam hit’e göre değil, yazılarının tek başına aldıkları hite göre listeleniyor olması.

Okunuyoruz.Biz ile ilgili güzel bir değerlendirme için Selçuk Hoca’nın “Okunuyoruz Ama…” yazısını okuyabilirsiniz.

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

  • Register

Blog gerçekleri

Her gün düzenli olarak blog okuyan 57 milyon insan olduğunu biliyor muydunuz?





dengeli beslenmek sağlık açısından faydalıdır. dengeli beslenmek istiyorsanız blog kazanına abone olun!

Blog Kazanı RSS Aboneliği


kazan postası
abone olmak için e-posta adresinizi girin:



web counter