Blog Kazanı

| bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberler

Blogunuz için oylama sistemi

İlk defa Tekmetokat‘ta gördüğümüz yeni yazı oylama sistemi Spotback. Eğer blogunuz için bir yazı oylama sistemi kurmayı düşünüyorsanız mutlaka denemelisiniz. Bir iki adımdan oluşan üyelikten sonra verilecek kodu blogunuzda gereken yere yerleştirmeniz yeterli.

spotback logo

Ziyaretçileriniz yazılarınızı oyladıktan sonra sistem onlara blogunuzdaki yüksek puan almış yeni yazıları tavsiye edebiliyor.

4. Geleneksel Türk Blog Yazarları Buluşması 3 Kasım Cumartesi saat 16:00′da, Oda Cafe’de ( Taksim/ İstanbul) gerçekleşecekmiş.

Bu sefer ki buluşmada sunumlar olmayacak, bunun yerine panel formunda bir sohbet ortamı ile “Yorumlar ve okuyucu etkileşimi” konusu üzerinde tartışılacakmış. Detaylar ve katılım formu.

Hakkını helal etmeyen blog yazarı haberi ile hemen hemen aynı günlerde İzlenimler ve Derin Sular‘da “bloglara destek olmak” üzerine bir kaç yazı yayınlandığını farkettik, okunmaya değer;

Her girişte reklamlara tıklıyorum” diyenler, diğer ziyaretçileri reklamlar konusunda (alakasız yazıların altına mesaj bırakarak) uyaranlar, destek olmak için reklam vermek isteyenler, vesaire.

Blog sahibi ziyaretçi ve takipçileri sıkmadan, siteye destek olmak isteyenler için nasıl bir çözüm geliştirmeli? Yabancı bloglarda gördüğümüz “Donate” tuşu gibi bir bağış tuşu bizim bloglar için kullanılışlı olabilir mi? Kottke’nin bir zamanlar yaptığı gibi bir minipatron‘luk uygulanabilir mi?

Bu konular ve alakalı olarak ekleyeceğiniz diğer sorular etrafında konuşmak istiyoruz, yorumlarınızı ve fikirlerinizi paylaşırsanız memnun oluruz.

AdSense ile ilgili yazıların oldugu bir blogda gördüğüm blog yazısının başında yer alan uyarı sanırım şimdiye kadar hiç bir yerde denenmedi. Okuyana bir etkisi olur mu bilinmez ama yazar her ne kadar iyi niyetli olsa da  ziyaretçiyi içerik karşılığında bir eyleme zorlamak çok da şık bir davranış olmasa gerek.

Uzun zamandır ara verdiğimiz röportajlarımıza Yeni Şafak Gazetesi teknoloji editörü Melih Bayram Dede ile devam ediyoruz. Sorularımıza az ama öz cevaplar veren Dede ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satır aralarında geleneksel medyanın bloglara bakış açısından blogların geleceğine kadar birçok detay gizli.

Bir gazeteci olarak blogları diğer meslektaşlarınızdan daha iyi tanıyorsunuz. Peki bilgisayar ve internet teknolojileriyle arası bozuk olan meslektaşlarınızın ‘blog’lara bakış açısını gözlemleme şansınız oldu mu?

‘Blog’ların geleneksel yapıdaki (kâğıda iman eden) gazeteciler tarafından ciddiye alındığını söyleyemem. ‘Blog’ların geçici bir heves olduğu yönünde bir yaklaşım var. Onlar için internet, arama motorlarından bilgi arayabilecekleri bir mecra. Bu aramalarda talihine bir ‘blog’ çıkarsa ne âlâ. FeedReader’la ‘blog’ları izleyen gazeteci bulmak (en azından benim çevremde) çok zor.

Bu noktada gazete yönetiminin çalışanını eğitmediği için suçu yok mu sizce? Sonuçta RSS ile bilgi akışını farklı kaynaklardan takip etmek bir gazeteciye hız ve farklı bakış açıları kazandırabilir.

Bu ‘her şeyi devletten beklemek’ gibi bir şey olur her halde. En doğrusu, gazetecilerin kendilerini geliştirmelerini beklemek olmalı. Bu da biraz teknolojiyle haşır neşir olmakla sağlanabilecek bir şey. Siz bloglara odaklandığınız için, geneli kaçırıyor gibisiniz. Aslında ‘blog’ odaklı bir eğitim yerine ‘teknolojinin mesleki amaçlarla verimli kullanımı’ gibi bir kurum içi eğitim daha yerinde olur. Çünkü hâlâ teknolojiyi verimli kullanmaktan aciz bir çok gazeteci var!

Bir teknoloji editörü olarak Türk blogküresindeki teknoloji bloglarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknoloji haberleri veren siteler kadar yetkinler mi?

Birçok olayı ‘blog’lardan öğrendiğimi itiraf etmeliyim. ‘Blog’lar daha dinamik. Haber yayma, tepki verme hızları çok iyi. Ancak hız, bazen kazaları da beraberinde getirebilir. Yanlış bilgileri doğru sanıp yaymak iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle, sadece aktarıcı olmak yerine, araştırıp yazmayı daha olumlu buluyorum.

.
Teknoloji ‘blog’larının haberi verme hızı Türk blogküresi için geçerli mi?
.

Hız konusunda, Türkçe ‘blog’lar da oldukça hızlı. Zaten daha çok Türkçe ‘blog’ları izlemeyi yeğliyorum. Neye nasıl tepki verildiği, nasıl yorumlandığı, olayın kendisini doğru değerlendirmek için çok önemli. Habere yapılan bir yorum, orada geçen küçük bir ipucu, olayı algılama ve analiz etme biçiminizi değiştirebilir.

Bilişim Muhabirleri Derneği’ne kayıtlı muhabirlere baktığımızda bu muhabirler arasında blog sahipliği oranının düşük olduğunu görüyoruz. Bu bir tezat değil mi?

Bilişim Muhabirleri Derneği özelinde cevap vermem doğru olmaz. İnsanların ‘blog’ açıp açmamasını, nasıl değerlendirmeli bilmiyorum. ‘Blog’ açana kafadan artı bir verebilirsiniz ama, açmayanın da bu kendi tercihi.

İnternet gazeteleri de okurlarına ‘blog’ servisi sunmaya başladı. Gazetelerin ‘blog’ servisi açmasını ‘blog’ pastasından pay kapmak için mi, yoksa gerçekten samimi bir girişim olarak mı değerlendiriyorsunuz?

‘Blog’ servisi açan gazetenin bunu hayrına yaptığını, bir düşünce paylaşımı, beyin fırtınası olmasını arzu ettiği için bu hizmeti sunduğunu düşünmüyorum. Onlar için ‘blog’, güzel kadınların arzı endam ettiği foto galerilere ‘ileri ileri’ diye tıklayarak kendilerine daha fazla sayfa gösterimi kazandıran kitleye yeni kitleler eklemek için kullandıkları, site hareketliliğini artıran bir unsur bence.

Bloglar halen (gazete/dergi/kitap vs) yazarlar tarafından keşfedilmiş değil, bunda teknoloji ve internet kullanımının düşüklüğü dışında başka bir faktör olduğunu düşünüyor musunuz? Okuyucuların aktifliği onları frenleyen etken olabilir mi?

Kimse iktidarını paylaşmak istemez. Gazete yazarları (burada daha çok gündemle ilgili yazanları kastediyorum) tek taraflı (etkileşimsiz) bir yayın tarzını sürdürüyor. İstediğini yazıyorsun ve birine haksızlık etsen bile mahkeme seni haksız bulmadıkça düzeltme yayınlamamak gibi bir ‘güc’ün var. (Bunu olumlu bir davranış olarak söylemiyorum) Hâl böyle olunca, bu kişi dokunulmaz oluyor. ‘Blog’lar onun alanına girer, onun iktidarına ortak olur mu? Şimdilik hayır! ‘Blog’ların kendine has bir evreni var. Türkiye’nin ‘amiral gemisi’nde yazan adama göre, ‘blog’lar ne yazsa boş. Belki de ‘çocuklar eğleniyor’ diye düşünüyor olabilir, kim bilir?

İnternet kullanımının düşük oluşunu ‘blog’ların fazla yayılmamış olmasında bir ilgisi yok. En azından Türkiye’deki 16 milyon internet kullanıcısının hepsinin gündemine girebilmiş değil ‘blog’lar. Gazetelerde bazen haftasonu eklerinde magazin unsuru olarak kullanılan ‘blog’çularla yapılmış röportajlar görüyoruz ama, hepsi bu kadar.

.
Okuyucuyla yüzleşmekten mi korkuyorlar?
.

Sitelerinde yorum yazma imkânı sunan gazetelerin, yazarlarının yazılarına yorum yazılmasına izin vermediğini görüyoruz. Bu belki size bir ipucu verebilir. Birçok köşe yazarı da, köşelerinde e-posta adreslerini çıkardı. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün.

Birincisi, köşe yazılarının altına yorum ekletmek yazarın dokunulmaz saydığı alanına müdahale gibi algılanıyor olabilir. ‘Bu kadar mücadele verdim köşe yazarı oldum, kendime lâf söyletmem’ diyor olabilirler mi?

İkincisi, internet kullanıcılarının hepsi sizin gibi ‘okumuş çocuk’ değil. Gelen yorumları görseniz, mideniz bulanır. Küfürlerden psikolojiniz bozulur. Bu nedenle ‘etkileşim’ konusunda tutucu olunduğu da düşünülebilir. Köşe yazarlarının e-posta adreslerini siteden çıkarması da bundan.
Peki ne olacak? Ben, herkesin yazdığı satırdan, söylediği sözden doğacak sonuçlara katlanmasından yanayım!

.
Peki bloglar gelecekte medyanın ulaştığı güce ulaşıp gündem yaratabilirler mi?
.

Gündem yaratabilirler, evet. ‘Blog’lar yoluyla çok önemli bir bilgi yayılabilir ve sözkonusu ‘blog’  bomba bir haberin kaynağı olabilir. Ancak birçok kişi gibi ‘bloglar medyanın yerini alacak, gazeteleri silip süpürecek’ gibi savlara inanmıyorum. Böylesine iddialı bir düşünceye kapılırken, gazeteleri kurumsal manada tanımakta yarar var. Bugün ‘internet haber siteleri gazeteleri bitirecek’e çıkan birçok söylev dinliyor, okuyoruz. Oysa internet haber sitelerine alıcı gözüyle baktığımızda, içeriklerinin çoğunun gazetelerden aşırma olduğunu, geri kalanının ise ‘işlenmemiş ajans metinleri’ olduğunu görürüz. Örneğin, gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri röportajdır. Gazetelerin yerine talip olanların bundan haberi yok. Şu an siz bile bu röportajla ‘internet gazetesi’ geçinenleri ‘gazetecilik anlamında’ ezmiş bulunuyorsunuz. Bugün kendi muhabirleriyle olayları yerinde izleyen, gerçek manada gazetecilik yapan, basın toplantılarına muhabir gönderen, araştıran, röportaj yapan internet haber sitesi hemen hemen yok gibi. Haber Türk, ‘internetin Hürriyet’iyiz’ diye geçiniyor ama, şu an internette gazete gibi çalışan, istihbarat, ekonomi, politika, dış haberler servislerini kuran ve bu servislerde ‘gazeteci’ istihdam eden ilk site GazetePort’tur. Bu deneyimi o anlamda önemsiyor ve takip ediyorum. Bir ara, NTVMSNBC, ‘gazetecilik’ yapıyor, muhabirleriyle olayları izliyordu. Ancak şu an bu NTVMSNBC, o NTVMSNBC değil!

Biz Facebook’taki grubumuza üye olduğunuz ve blog kazanına bıraktığınız yorumlardan dolayı bizi takip ettiğinizi biliyoruz. Peki takip ettiğiniz diğer Türkçe bloglar neler?

FeedReader’la çok sayıda ‘blog’u takip ediyorum. İsim vermek gerekirse (hepsi blog kategorisine girmese de) Buram Buram Silikon Vadisi, Anafikir, Bildirgeç, Burak Dayıoğlu, Pardus projesi lideri Erkan Tekman’ın ‘et’s R’n'R gumbo’su, Fazla Mesai, Mehmet Nuri Çankaya, Mürekkep, Nahnu, Pardus Dünyası, Linux Gezegeni, Pinguar, Çağlayan Arkan bloglarını sayabilirim. Diğer yandan, Oyyla, Tusul, Yumile, Bağcık, Linkibol, Reddit gibi sosyal imleme siteleriyle ulaştığım kaynaklar daha geniş bir yelpaze oluşturuyor. Son olarak eklemeliyim ki, takip ettiklerim burada saydıklarımla sınırlı değil!

Siber Kültür yenilenen arayüzü ile 5. yılına girmiş. Sık güncellenmeyen, güncellendiğini farkedene kadar da güncelliğini kaybeden Siber Kültür; artık daha sade ve daha içerik odaklı olmayı vaadediyor.

siber kultur

Üyelik fasilitesini kapatıp, yazar sayısında da düşüren blog, pek yakışan yeni tasarımı ile “Bizim memleketten neden bir smashing magazine çıkmıyor arkadaş!” diyenleri heyecana sevketti.

Google Pagerank (PR) güncellemesini nihayet bitirdi. Bu güncelleme sırasında bir çok ünlü blogun Pagerank değeri düştü:

Türk blogküresindeki bazı bloglarda bu düşüşlerden nasibini aldı;

Google PR’ındaki bu yeni ayarlamaların nedenleri arasında “sponsor linkler” diye tabir edilen link satışları da gösteriliyor. PR değerini yükseltmek isteyen bir çok blog ve site sahibi yüksek PR’lı sitelerden link satın alıyor. Hatta bilindiği üzere sırf bu konu üzeine forumlar, forumlarda bölümler açılmıştı. Ancak bu link satışlarının, PR ve dolayısı ile arama sonuçlarına etkisi hakkında çeşitli serzenişler vardı. Google son güncellemesi ile bu serzenişlere kulak vermiş görünüyor.

Facebook şarkıları

Facebook’a adanmış ilk şarkıyı Karalama Defterinde gördüm. Zafer tüm facebook çalışanlarına ve arkadaş listesindekilere armağan etmiş.

Daha sonra Facebook’a ithaf edilmiş başka şarkılarda olabilir diye ufak bir arama yaptım. Bana ilkinden daha eğlenceli gelen bu şarkıyı buldum.


Daha fazlasını isterseniz bir de bu var.


Kısacası Facebook çılgınlığı hız kesmeden devam ediyor. Eh bana da bu şarkıları Facebook hesabı olan tüm blogculara armağan etmek kalıyor.

Blog Yazarları Topluluğu Teröre Karşı Kalem isimli bir kampanya başlatmış. Mert Ulaş‘tan dinliyoruz:

    Artık iyice yükselen terör eylemleri kapsamında Türk Blog Yazarlarının tepkisini dile getirmek adına “Teröre karşı kalem” kampanyası aklıma geldi. Amaç tıpkı Blog Action Day’de olduğu gibi belirlenen bir gün de katılan tüm türk blog yazarları terör hakkında yazmasını sağlamak böylelikle tepkimizi dile getirip gündem oluşturmak olacaktır. (tamamını okuyun)

Bu kampanyaya bloglarınızdan çeşitli şekillerde destek verebileceğiniz gibi, bizzat organizasyonunda da görev alabilirsiniz. Kampanya organizasyonunda yapılan iş bölümü çerçevesinde:

    1) Organizasyon takımında bulunmak isteyenler; organizasyonu, halka ilişkileri ve diğer takımlar arasında ki koordinasyonu sağlamak. Katılmak için tıklayın.
    2) Tasarım takımında bulunmak isteyenler; görsel destek grafiklerini tasarlayacak, kurulacak sitenin dizaynını tasarlayacak. 2-3 kişilk bir grup. Katılmak için tıklayın.
    3) Kodcu ve Wordpress takımında bulunmak isteyenler; alınacak olan domainde katılımcılar için form kodlaması. Wordpress kodlaması konusunda deneyimli. Katılmak için tıklayın.
    4) Çevirmenler takımında bulunmak isteyenler; yazıları bildikleri yabancı dillere çevirebilecek gönüllü çevirmenler. Katılmak için tıklayın.
    5) Haber takımında bulunmak isteyenler; organizasyon haberini ellerinden geldiğince yayacak. Gerek forumlarda, gerek bloglarda yorum olarak, yayabildiği her platformda bu organizasyon haberini yayacaklar. Sosyal çevresi geniş arkadaşların katılması gereken bir grup. Katılmak için tıklayın.

amar bakshi Dünyayı gezip, “Amerikayı sevenler ve Amerikadan nefret edenler”le görüşen Washington Post’un How the World Sees America köşesinin yazarı Amar Bakshi Türkiye ziyareti sırasında bir grup bloggerla bir araya gelmiş.

Metroblogging İstanbul yazarlarından İdil Jans‘ın bildirdiğine göre bu söyleşiye Erkan Saka, Melih ve Ilgın katılmış.

Amar Bakshi‘nin Türkiye gezisindeki izlenimlerini okumak için How the World Sees America isimli blogunu takip edebilirsiniz.

Sayfa (4): [1] 2 3 4 »

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

  • Register

Blog gerçekleri

Blog okurlarının sadece %38'i blogları takip etmek için RSS bağlantılarını kullanıyor.





dengeli beslenmek sağlık açısından faydalıdır. dengeli beslenmek istiyorsanız blog kazanına abone olun!

Blog Kazanı RSS Aboneliği


kazan postası
abone olmak için e-posta adresinizi girin:



web counter