05 Jul
abacus yazmış ve 22 Temmuz, cumhurbaşkanlığı, Derin Sular, milletvekili, röportaj, seçim, seçim sonuçları, Serdar Kaya ile etiketlemiş
Derin Sular blogunun yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.
.
Bağımsız adayların sayısının artmasını neye bağlıyorsunuz?
.
Serdar Kaya:Bağımsız adayların sayısının artması, adaletsiz seçim sisteminin ve özellikle de yüksek seçim barajının bir sonucu. Milyonlarca vatandaşımızın (ideolojileri ne olursa olsun) mecliste temsil edilmemesinin izah edilebilir bir yanı yoktur. AKP’nin seçim barajını düşürmemesi ve hele bağımsız adayların işini zorlaştırması ise, bireysel haklar adına (samimiyetle atıldığını düşündüğüm) onca adımdan sonra pragmatik nedenlerle işlenmiş olan affedilmez bir hürriyet suçudur. Böyle bir suçun da mazereti olamaz. Tabii CHP de AKP ile aynı yönde oy kullandı bu konuda, ama CHP zaten tarihi boyunca bireysel hakları koruyan değil ihlal eden bir parti olageldiği için, bu konuda CHP merkezli ayrı bir değerlendirme yapmaya gerek görmüyorum.
Ancak seçim barajı konusunda eklemek istediğim bir şey var. Barajın düşürülmesi söz konusu olduğunda sürekli gündeme getirilen bir ‘istikrar’ argümanı var. Koalisyonlar döneminin geri gelmesinin ülkenin tekrar istikrarsızlığa sürüklenmesi anlamına geleceği, bu nedenle de barajın yüksek tutulmasının daha iyi olacağı şeklinde bir yaklaşım bu. Bu yaklaşımı makul bulmuyorum. Çünkü belli bir oy oranının altındaki partilerin milletvekillerine mecliste sınırlı oy hakkı verilmesi suretiyle temsildeki kısıtlamanın önüne geçilebilir. Bu da elbette mükemmel bir sistem olmaz, ama adaletsizliği önemli ölçüde ortadan kaldıracağı açık. Çünkü böylelikle milyonlarca insanın hassasiyetlerinin en azından meclis kürsüsünde dile getirilebilmiş olması sağlanır – ki bu da çok önemli bir adımdır. Ama bu kadarını dahi gerçekleştirmeyi düşünmediler.
Bir de Cumhuriyet Mitinglerine katılan son derece kararlı bir kitle var. Bu bakış açısıyla onları nereye koyuyorsunuz?
Serdar Kaya: TSK bir süredir tabanı harekete geçirmeye yönelik bir politika izliyor. Hatırlarsanız 2004 yılında gerçekleştirilmek istenen iki darbe girişimi ile ilgili kayıtlarda ‘Önce halkı sokağa dökeceğiz’ deniyordu. Geçtiğimiz günlerde de, Kuzey Irak’ta bir savaş macerasına atılmak isteyen komutanların halka çağrıda bulunarak, bu konuda sessiz kalmayıp talepkar olmalarını istediklerine şahit olduk. Bütün bunlar, Türkiye’de ‘halkı sokağa dökmek’ ile ‘militarizm’ arasında kuvvetli bir korelasyon olduğu anlamına geliyor. Hatırlayacak olursanız, 2004 yılındaki darbe girişimlerinde başı çektiği iddia edilen general, şu anda cumhuriyet mitinglerini organize eden Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı. Yani halkın sokağa dökülmesinin böyle bir emekli general tarafından organize edilmiş olması, olaylara biraz daha temkinli yaklaşmak isteyen her insanın aklına soru işaretleri getirmelidir diye düşünüyorum.
Bu noktada, ‘Organizatörlerin niyeti şüpheli olsa da, bu durum halkın belli bir kesiminin kimi konularda kaygıları olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz’ gibi bir argüman da öne sürülebilir. Bu da elbette tamamen yanlış bir argüman değil. Ancak söz konusu argümanı dile getirenlerin ileri sürdüklerinin aksine, Türkiye’de hayat tarzları tehdit altında olan insanların laikler değil, İslami kimliğe sahip olanlar olduğunu düşünüyorum. Hatta daha doğrudan bir ifadeyle, İslami kesim mensupları (ve özellikle başörtülüler) geleceğe yönelik ‘olası’ bir tehdit altında da değiller; ‘hal-i hazırda’ rejimin baskısını yaşamaktalar. Dahası, bu tür baskılar cumhuriyet tarihi boyunca hep yaşandı. Bu tür uygulamalara gerekçe olarak da, aksi takdirde insanlara zorla çarşaf giydirileceği, Türkiye’ye İran’dan rejim ithal edileceği gibi iddialar dile getirildi.
Ben bu tür iddiaları – özellikle 2007 yılı itibariyle – kesinlikle ciddiye almıyorum. Bu tür iddiaların, Türkiye’nin özgürleşmesi sonucunda onyıllardır susturulan kesimlerin de artık kendilerini ifade etmeye başlayacaklarını bilen statüko yanlıları tarafından ortaya atıldığına inanıyorum. Tabii ifade özgürlüğüne kavuşacak kesimler derken sadece İslami kesimi kast etmiyorum. Kast ettiğim, rejimin sahibi olan Kemalist kesim dışındaki herkes. Aykırı kabul edilen bütün bu kesimlerin kontrol altında tutulabilmeleri için de, Avrupa Birliği üyeliği gibi bireysel hakları ve adem-i merkeziyetçiliği körükleyecek olan gelişmelerin baltalanması gerekiyor. ‘İrtica’ ve ‘terör’ gibi sihirli konuların sürekli ısıtılarak gündeme alınması işte bu nedenle gerekli. Hatta irtica ve terörün geçmişte Müslüm Gündüz ve Hizbullah örneklerinde olduğu gibi doğrudan devlet içindeki kimi yapılanmalar tarafından şişirilerek gündeme hazırlandığını da bu noktada unutmamak gerekli.
Bütün bunların ışığında cumhuriyet mitinglerine bakacak olursak, biraz daha farklı şeyler söylemeye başlayacağımız açık. 60 ve 70’lerin sonunda sokağa dökülen gençlerden hayatta kalanların çok önemli bir kısmı, bugün olgun bir muhakeme ile geçmişe baktıklarında eskiden yapmış oldukları şeyleri yanlış buluyorlar. Cumhuriyet mitingleri elbette (ve mutlu ki) geçmişteki bu olaylar gibi şiddet içerikli değildi. Umalım ki, bundan sonra da bu konudaki gelişmeler aynı şekilde devam etsin. Ancak yarın Türkiye’de bir darbe olursa, bu darbeyi gerçekleştiren komutanların, ‘AKP ülkeyi yönetemez duruma gelmişti. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir biçimde pek çok kentte milyonlar yürümüştü’ gibi ifadelerle bu müdahaleyi mazur göstermeye çalışacaklarını tahmin etmek pek de zor değil. Bir başka deyişle, bazı insanların ‘Ne şeriat ne darbe’ diyerek yürümüş olmaları, darbeciler tarafından kullanılmadıkları ya da ileride kullanılmayacakları anlamına gelmez. Bu nedenle de, 60 ve 70’lerde bir önceki neslin düştüğü hataya düşülmeyerek olan biten hakkında biraz daha sorgulayıcı olunması gerekiyor.
Peki AKP iktidar olur demek şu ya da bu nedenle mitinglere katılan kitleleri görmezden gelmek anlamına gelmiyor mu?
Serdar Kaya: Kesinlikle gelmiyor. Çünkü AKP’nin birinci parti olması başka, yüzde yüze yakın oy alması başka şey. Zira AKP, mitinglere katılan insanların oyunu almadan da birinci parti olabilir diye düşünüyorum. Tabii böyle söylerken, ‘kesin olacaktır’ anlamında da konuşmuyorum. Sonuçta ben kahin değilim ve seçime de üç haftaya yakın bir süre var. Ama herşey bugünkü gibi devam ederse AKP’nin seçimden birinci parti olarak çıkacağını tahmin ettiğimi söylüyorum.
Burada yürüttüğüm mantığı tersinden işletecek olursak, şöyle bir şey de söylemek mümkün: Bu konuda asıl hatayı, sadece cumhuriyet mitinglerine bakarak seçim sonuçlarını tahmin etmeye çalışan insanlar yapıyorlar. Çünkü seçmenler sadece cumhuriyet mitinglerine katılan insanlardan ibaret değil. Hatta bu çerçeveyi biraz daha genişleterek, seçmenlerin sadece Kemalistlerden ibaret olmadığını da söylemek mümkün. Bir diğer nokta da, mitinglerden birinde yapılan bir ankette, katılımcıların %8’e yakınının AKP’ye oy vereceğini söylemiş olması. Anketin ne denli profesyonelce yapıldığını bilmiyorum. Ama bana pek inandırıcılıktan uzak bir sonuç gibi de gelmiyor açıkçası.
.
Seçimin akabinde bir cumhurbaşkanlığı krizi görüyormusunuz?
.
Serdar Kaya: Maalesef ve kesinlikle görüyorum. Hatta 22 Temmuz’dan sonra cumhurbaşkanlığı krizinin bir rejim krizi haline de kolaylıkla dönüşebileceğini de düşünüyorum. Ama militarist zihniyet Türkiye’de uzun vadede de olsa mutlaka yok olacaktır. Çünkü gidişat o yönde ve bu doğrultuda ciddi bir mesafe alındı. Hatta işin bu hale gelmiş olması dahi bir çırpınışın sonucudur.
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz bu yazıya sitenizden link vererek hem bu yazıyı hem de okurlarınızı ödüllendirebilirsiniz.
Bunun için aşağıdaki kutucukta yer alan kodu kopyalayıp kendi sayfanıza yerleştirin (kopyalamak için Ctrl+C)
Bu yazıya link verdiğinizde linkiniz şöyle görünecek: “Cumhuriyet neslinin söyleyecek sözü yok!� (2)
10 konuÅŸkan
yakuter
05 July 2007 at 15:00
1Serdar Kaya Beye bir önceki yazısında yorum yazdım fakat cevap bile alamadım. Blog Kazanı’nda AKP’nin propagandasını görmek istemiyorum. İlk yazıda kısmen vardı. Bu yazıda ise artık açıkça ortaya konuÅŸmuÅŸ. Bu yorumuma cevap alacak mıyım bilmiyorum ama böyle bir bloga böyle bir röportaj hiç ama hiç yakışmadı.
Röportajda sadece propaganda olsa yine iyi. Bunun yanında diğer partileri kötüleme de var.
Tabii CHP de AKP ile aynı yönde oy kullandı bu konuda, ama CHP zaten tarihi boyunca bireysel hakları koruyan değil ihlal eden bir parti olageldiği için
Ayrıca Serdar Beyi teröristler kapısına geldiği zaman dinlemek isterim.O zaman da Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında böyle şeyler söyleyebilecek mi?
nahnu
05 July 2007 at 20:58
2> yakuter, bu okuduğun bir röportaj, türkiyenin en çok okunan ve takip edilen yorum bloglarından birinin yazarı ile yapılmış bir röportaj.
kaya’nın cevapları içerisinde hoÅŸunuza gitmeyen ÅŸeyler olabilir. varsa bir cevabınız, söyleyecek sözünüz, bunun için yorum alanını kullanabilirsiniz. sevdiÄŸin partiye yönelik bir eleÅŸtiri varsa mesela kendi argümanlarını ortaya koyabilirsin. hakaret içermeyen, suç teÅŸkil etmeyen her yorum yayınlanacaktır, yayınlanıyor da zaten.
ama röportajda geçen ifadelere cevap vermek yerine, biz dönüp, “parti propogandası yapılıyor” demen ağır ve gereksiz bir itham olmuÅŸ. heyecanına veriyorum.
serdar kayanın cevaplarında, hassasiyet duyduÄŸun konularda “sence ters” laflar edilmiÅŸ olabilir. ama bu bizi parti propagandası ile suçlaman için yeterli deÄŸil.
iyice incelersen röportajın bütününde akp için bir sürü menfi şey söylenmiş olduğunu da görebilirsin.
blog kazanının misyonu özetle bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberler vermektir. klasik bir söylem olsa da, ifade etmekte fayda var: blog kazanı tüm partilere eşit yakınlıktadır.
ÅŸahsen serdar kaya’nın görüşlerini mutlak doÄŸru olarak kabul etmiyor olsam da, sorulara açık yüreklilikle cevap vermesinden mutluluk duydum. keÅŸke herkes doÄŸru bildiklerini böyle açık yüreklilikle ifade edebilse.
ilerleyen zamanlarda farklı konularda farklı yorum blogu sahipleri ile söyleşilerimiz devam edecek.
yakuter
05 July 2007 at 21:49
3@nahnu deneyimli bir blog yazarı olarak bir çok insana hitap ettiÄŸin zaman her söylediÄŸine her yazdığına dikkat etmen gerektiÄŸine çok iyi bildiÄŸine eminim. Blog Kazanı’nda ise bu güç çok daha fazla. Åžu kritik günlerde böyle bir röportaj gerçekten de sakıncalı oldu. Derin Sular’ın Türkiye’deki okuyucu kitlesi ve yeri tartışılmaz. Siz sorularınızı tarafsız bir ÅŸekilde sormuÅŸsunuz fakat Serdar Bey düşüncelerini kendi blogundaki gibi yanıtlamış. Sorun ÅŸu ki bu cevaplar AKP yanlısı izlenim gösteren cevaplar.
AKP hakkında bazı hataları olduğu söylenmiş dediğin gibi fakat bunların oldukça büyük delikli bir süzgeçten geçirildikten sonra söylendiği ortada.
Parti propagandası belki kelime itibariyle ağır bir sözcük fakat hem Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine söylenen sözler hem de malum parti taraftarı sözler bu sonucu doğuruyor.
Blog Kazanı’nın tüm partilere eÅŸit yakınlıkta olduÄŸu konusunda kesinlikle en ufak bir şüphem yok. Bunu bildiÄŸim için bu röportajın Blog Kazanı’na yakışmadığını düşünüyorum. Aksi takdirde önemsemesem buraya bu yorumları yazma gereÄŸi bile duymam.
Belki bazı konulara olan hassasiyetimin verdiği heyecanla aşırı tepki vermiş olabilirim ama şu bir gerçek ki ben bu güzel günlükte siyasi tartışmalar yapmak ve okumak istemiyorum. Siyasetçilerimizin her arenada birbirleriyle tartışmalarını dinlemekten yorulmuş bir şekilde kendimizi Türk blogküresine atarken bir de burada bunları duymak gerçekten de istemediğim bir durum.
Kolay gelsin cümlemize, saygılar…
sesebian
05 July 2007 at 23:24
4Yakutere bende katılıyorum. Birçok blogyazarının beÄŸenisini kazanmış blog kazanında bu tür siyasi yazılar pek hoÅŸ olmuyor. KiÅŸisel bir blogda elbette insanlar siyasi söylemlerini konuÅŸur, ancak blog kazanı gibi bir çok kiÅŸinin girdi yaptığı bir pilatformda bu tür yazılar açıkçası benimde hoÅŸuma gitmedi.Bir önceki yazı dizisinde düşüncelerimi yazmıştım ancak yazımla beraber karşı düşünleler hemen kendisini gösterdi. Nekadar yazı yazılsada insanlar bir noktada buluÅŸamıyor.Bunu yıllarca Türkiye’de yaÅŸadık.Blog kazanında yazılsa uzlaşılacak birÅŸey olacağını sanmıyorum. Benim için uzun bir metinden ötebiÅŸi olmamış.
BetuL
07 July 2007 at 16:16
5Cok guzel bir yazi olmus, Serdar beyin de sizlerinde ellerinize saglik. Serdar beyin belirttiklerine harf harf katiliyorum. Bazi arkadaslarin “partici” yaklasimlarla onun propogandasi olmus, bunu kotulemis sozlerini cok yersiz buldum. Bir cok kisinin takip ettigi biryerde TRnin en buyuk sorunlarinin da konusulmasi kadar normal birsey olmaz.
Düşünceler
07 July 2007 at 17:17
6Mantığa da bakın:
““Röportajda sadece propaganda olsa yine iyi. Bunun yanında diÄŸer partileri kötüleme de var.””
Buna delil olarak da ÅŸunu sunmuÅŸ:
“Tabii CHP de AKP ile aynı yönde oy kullandı bu konuda, ama CHP zaten tarihi boyunca bireysel hakları koruyan deÄŸil ihlal eden bir parti olageldiÄŸi için”
Normalda buna cevap veren birisi “hayır, CHP böyle yapmamıştır, bkn. ÅŸu ÅŸu ÅŸu.. ” demesi gerekir.
Bunu demeyip inancına saldırılmış bir fundamantalist gibi “ayıp oluyor ama” tarzı birÅŸeyler demek komediden baÅŸka birÅŸey deÄŸil.
Bir politik blogger elbette “yorum” yapacak; ansiklopedik bilgiler mi bekliyorsunuz?
Bu yorumlara katılmıyorsanız ve verilecek cevabınız varsa yorum kısmından verirsiniz, bunu yapmadan konusu “blog” olan bir sitede bir bloggerle yapılmış röportajdan iÅŸkillenmek de benim baktığım yerden röportaj baÅŸlığı ile yakından iliÅŸkili. ,
Yani:
“Verecek cevabızımız yok kardeÅŸim, ama inanmışız bir kere, bu sebeple rahatsız oluyoruz yayınlamayın böyle ÅŸeyler.. ” demek istiyor Yakuter..
yakuter
07 July 2007 at 20:54
7EÄŸer tartışmayı sürdürmek isteseydim dediÄŸin gibi cevap verirdim. Bunu da mı anlayamadın? Ben bir CHP taraftarı deÄŸilim ki senin anladığın ÅŸekilde cevap vereyim. Zaten bunu da vurguladım ama anlayana…
Vericek cevabım(ız) var ama karşımda “hocasının” sözünden çıkmayan birisi olunca verilen cevabın da bir anlamı yok.
BetuL
12 July 2007 at 15:02
8“Yani:
“Verecek cevabızımız yok kardeÅŸim, ama inanmışız bir kere, bu sebeple rahatsız oluyoruz yayınlamayın böyle ÅŸeyler.. â€? demek istiyor Yakuter..”
: )
yakuter
13 July 2007 at 00:06
9Tüm yorumlar iyi güzel hoÅŸ, iyi veya kötü tartışıyoruz paylaşıyoruz, “kendi düşüncelerimizi” dile getiriyoruz ama Betül gibi baÅŸkasının yerine yorum yapanı da ilk kez görüyorum. Neyse Betül n’apalım, seni de böyle kabul edicez…
barış atasoy
13 July 2007 at 02:03
10“Orda bunu görmek istemiyorum,ÅŸunun propagandası yapılmış,buna saldırılmış” gibi önermelerin özgür ve demokratik platformlarda yeri olamaz. Åžu an Türkiye’deki hiçbir siyasi partiye oy vermek istemiyorum; ama şöyle de bir gerçek var: halkın seçtiÄŸi bir adama bu kadar yüklenmek anlamsız. “Ama seçim barajı..” filan diyeceksiniz; demeyin. O barajı AKP koymadı; koyanların da ÅŸikayet etmesi komik oluyor. Zira o barajın neden konduÄŸunu herkes az-çok biliyor.
Herkes çıkar,fikrini savunur. Ki Serdar Kaya bunu yapmış ve söylediklerine %100 katılıyorum. CHP’nin bireysel haklar seceresini tarih yazar, o da ayrı konu. Ayrıca hiçbir serbest seçimi kazanıp iktidar olamamıştır. Ha, AKP daha mı demokrattır; o da tartışılır. Demokrat olmadıklarını rezil bir Internet yasası sayesinde gördük. Ama AKP’nin demokrat olmaması, CHP’nin demokrat olduÄŸunu da göstermiyor; nitekim AB uyum yasalarının bireysel özgürlükler kısmında ne kadar ayak dirediklerini de koalisyon zamanlarında gördük.
Kısacası, hiçbiri gözümde makbul bir parti deÄŸildir. Ne kadar ilkesiz oldukları da seçimler yaklaÅŸtıkça daha da ortaya dökülüyor. Herhalde MHP ve CHP gibi iki ayrı uçta olduÄŸunu “iddia eden” parti, ancak burada ittifak arayışına girer!
Türkiye’nin tek kutsalı vatan toprağıdır; onun dışında herkes ve her kurum tartışılır, tartışılmalıdır. (Atatürk’ün Bursa nutkunu okuyunuz)
Kendi düşüncelerinizi elbette dile getirmelisiniz yakuter, biri size itiraz ederse ben sizin arkanızdayım. Ama bu düşünceleriniz, baÅŸkalarının düşüncelerini ifade etmesine sınırlama getirmeyi ihtiva ediyorsa, o zaman düşünce olmaktan çıkıyor. Kaldı ki insanlar çok çeÅŸitli ÅŸeylerin propagandasını yapabilirler, hatta benim gibi bunlardan “irkiliyor” bile olabilirsiniz; ama bunun çözümü kolaydır. Kanıtlarla ve rasyonel olarak iddialı çürütürsünüz. Kaldıki, sansürlemekten çok daha etkilidir bu yöntem.
RSS · geri besleme URI
bu bildiri hakkında fikir beyan edin
Kazan Seni Çağırıyo!
Kayıt olun
Blog gerçekleri
Wordpress'in bir çok blogcunun tercihi olmasının altında yatan nedenlerden birinin Movable Type adlı blog yazılımının 2004 yılında ücretli olması olduğunu biliyor muydunuz?Departmanlar
Destekle!
Kulp (Rasgele 50 :)
Blog Kazanı RSS Aboneliği
en son ne konuÅŸtuk
en son kimler konuÅŸtu
en çok ne konuşuldu
Üyelik SözleÅŸmesi ve Kullanım Åžartları | Gizlilik Politikası | Lisans Bilgileri blogkazani.com © 2007
A design creation of Design Disease Wordpress