Blog Kazanı

Bloglardan ve blog yazarlarından haberler

Geçenlerde Siberkültür’ün üyeliğini kapatarak sadece kendisi yazmaya başlayan Eren Emre Kanal Siberkültür‘ü tekrar üye alımına açıyor. Başlangıçta üyelik profiller, üyeler arası mesajlaşma ve arkadaşlık gibi temel özelliklerin olacağı siberkültür oluşacak toplulukla, web insanlarını bir araya toplamayı amaçlıyor. Yakın zamanda daha etkileşimli araçların da ekleneceği yeni servis çok kısa bir zamanda bizlerle olacak.

Uzun zamandır arkadaş sohbetlerinde geyik konusu olan blogger sansürü sonunda Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararıyla gerçek oldu.

Blogger’a www.blogger.com adresinden girdiğinizde herhangi bir mahkeme kararı görmüyorsunuz(bu nedenle ben ilk başta Blogger’ın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nca re’sen sansürlendiğini düşündüm). Blogspot uzantısına sahip benbugunbunuogrendim.blogspot.com gibi bir adresten girdiğinizde ise mahkeme kararını görebiliyorsunuz. Blogger sansürünün arkasında yer alan şikayete dair herhangi bir ipucu yok. Osman Börütücene, Adnan Oktar’dan şüphelendiğini belirtmiş ancak kararı veren mahkemenin Diyarbakır’da olması Blogger sansürünün arkasında genellikle İstanbul mahkemelerini tercih eden Adnan Oktar’ın olamayacağına işaret ediyor. Düğümküme ise Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi Çığırdan Çıktı başlıklı bir yazı yazarak bu durumu şikayet edebileceğiniz telefon ve e-posta listesine yer vermiş(kimi kime şikayet edeceğimizse ayrı bir konu).

Türk blogküresinin Blogger sansürüne verdiği tepki Wordpress, Dailymotion gibi sitelerin sansürlenmesine verilen tepkiden bir hayli fazla. Bu tepkide AdSense Blogger entegrasyonunun -yani Blogger üzerinde Adsense yayınlayan blog yazarlarının sayısının- bir hayli fazla olmasının etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.

Hazır yeri gelmişken Nisan 2007′de Avukat Gökhan Ahi ile yaptığım “Site kapatmalar anayasaya aykırı” başlıklı röportajı okuyabilirsiniz. Ayrıca buradaki Yahoyt haberine ve Webrazzi’deki okuyucu yorumlarına da bakabilirsiniz.

Ekim 2005′te AOL tarafından satın alınan, aralarında Engadget, Autoblog, Download Squad, Joystiq gibi ünlü blogları da barındıran Weblogs, Inc‘in bünyesinde bulunan yaklaşık 90 blogun tüm dünyadan tekil ziyaretçi sayısı 2005 yılındaki satın almadan sonra % 1000 arttı. Bu değer sayfa görüntülenme oranında ise % 1500 oldu. Ekim 2005′te Birleşik Devletler’den 1.4 milyon tekil ziyaretçiye sahip olan bloglar yaklaşık 6 milyon dolarlık gelir elde ediyordu. 2008′de 13 milyon tekil ziyaretçiye ulaşan bloglar, gelirlerini ise 30 milyon dolara çıkardı. Yine 2005 yılında dört çalışanı bulunan Weblogs, Inc’in 2008′e gelindiğinde çalışan sayısı 26 oldu.

Rakamlar açıklandıktan sonra Tech Crunch Weblogs, Inc satın alımını AOL’ün en iyi satın almalarından biri olarak değerlendiriyor. Eylül 2003′te Jason Calacanis ve Brian Alvey tarafından kurulan Weblogs, Inc Ekim 2005′te 20 ila 35 milyon dolar arasında bir rakama AOL’e devredilmişti.

Radikal Gazetesi’nin hergün yazsa dedirten teknoloji editörü Serdar Kuzuloğlu, uzun zamandır istediği bir blog sahibi olma amacına sonunda ulaştı. Adına ait web sitesini bloga çeviren Kuzuloğlu, gazete satırlarına sığmayanları bloguna döküyor.

Bilmeyenler için tekrar yazalım Serdar Kuzuloğlu aynı zamanda Televidyon‘da Teknosohbet adlı bir program hazırlayor.

Her Yerde Türk Var

Son günlerde rastladığım en iyi niş bloglardan biri Her Yerde Türk Var. Dünyanın dört bir köşesindeki Türklerin izini süren blog, itiraf.com ve uzman.tv gibi işlerden tanıdığımız Ersan Özer tarafından yazılıyor. Okuması bir hayli zevkli olan blogtan benim favori başlıklarım şöyle: Muppet Show’daki Türk kadın kuklacı, Botlarıyla sevişen Türk kızı Tanya, The Turk herkesi aldattı.

Beyn’in sahibi Barış Ünver, Beyn için yeni bir tema hazırlarken yeni bir de slogan arıyor. Bu arayışı bir yarışma haline getirmiş, yarışmaya katılıp sloganını gönderenlerin arasından en iyi slogana sahip olana Kingston 4GB USB bellek hediye edeceğini iddia ediyor.

Yarışmaya buradan katılabilirsiniz. Katılmak pek kolay: Gerçek isminizi ve geçerli e-posta adresinizi, sloganınızla birlikte giriyorsunuz, gönderiyorsunuz, bitti. 01 Aralık 2008′e kadar gönderilen en iyi slogan da ödülü kapıyor. Basit yani.

Blog bursu

Öğrencilere 1999 yılından bu yana çeşitli burs olanakları sağlayan CollegeScholarships.org adlı internet sitesi bu yıl blog yazan öğrencilere 10 bin dolarlık burs sağlıyor. Bursu alabilmek için öncelikli koşul Birleşik Devletler vatandaşı ya da Birleşik Devletler’de geçerli bir oturma iznine sahip olmak. Eğer bu şartlara sahipseniz 15 – 30 Ekim tarihleri arasında bir blog yazınızla bursa talip olabiliyorsunuz.

Google’ın blog arama servisi Google Blog Search‘ün tasarımı yenilendi. Bazı bloglarda bu yeni tasarımın Techmeme‘den aşırıldığı konuşuluyor olsada Google Blog Search ekibi servisin sadece tasarımını değiştirmekle yetinmeyip servise yeni özellikler de eklemiş. Google News’de kullanılan teknolojinin Google Blog Search için adapte edildiği servis, sol tarafa eklenen kategori linkleriyle daha kolay kullanılabilir bir yapıya kavuşmuş.

Ürün müdürü Michael Cohen ise yaptığı yazılı açıklamada Google Blog Search’e eklenen yeni özelliklerle ana akım medyanın göz ardı ettiği haberleri öne çıkarmak istediklerini ve böylelikle okurlara geniş bir yelpaze sunmayı amaçladıklarını belirtiyor.

Google Blog Search’ün yeni arayüzü şimdilik sadece İngilizce versiyonunda geçerli.

Google’ın sahibi de blogluyor

Arama devi Google’ın ortaklarından Sergey Brin de blogcu oldu. http://too.blogspot.com adresinde bloglamaya başlayan Brin’in ilk yazısı ise yakından ilgilendiği parkinson hastalığı hakkında oldu. Sergey Brin dünyanın en zengin 26ncı Amerika Birleşik Devletleri’nin ise en zengin 5inci kişisi ünvanını elinde bulunduruyor.

İlgilendiğim her konuyu didik didik araştırmayı her zaman sevmişimdir. Eskiden telefon vardı, eş-dost vardı, dükkanlar, kütüphaneler vardı. Üniversitede mercanlarla ilgili arama yaparken, İngilizce sayfalarda arama motorunun son sayfasına kadar gidip de aradığımı tam bulamadığım günler de geride kalmıştı artık. 1 google, 2 bit yeterliydi uzmanlaşmaya.

Ama bir sorunum vardı artık. Öğrendiklerimi paylaşmalıydım. Birçok insanın, bir sürü yararlı şeyden haberi bile yoktu. Onlara anlatmalıydım. Önüme gelen herkese, ilgilendiğimden bile haberleri olmadığı her sohbette, akıllarına bile gelmeyen detayları anlatır olmuştum. Bir sor, bin işit. 2 cümleden sonra, hı hı , evet, ne kadar çok araştırmışsın, hı hı, hıı, şeklinde diyalogdan monoloğa doğru azalan heyecanda sohbetlerin insanı olmuştum. Arkadaşlarımın çoğu için bir gevezeydim artık, hem de biraz garip bir geveze. Bu şeyleri ne zaman öğrendin, analiz ettin gevezesi.

Bazı istisnaları vardı bu durumun, güzel istisnalar. Araştırdığım konu ile gerçekten ilgilenen, hatta bu konuda bir derdi olan az sayıda kişi için bir cevherdim. Dakikalarca sıkılmadan dinler, sorular sorar, daha sonra telefon açıp tekrar sorarlardı. İşte bu insanlar, bunlardan daha çoğunu bulup, onlara da anlatmalıydım. Onlar da bilmeli, başka şeyler öğrenmeli, bana da anlatmalılardı.

Sonra bir şey oldu. Nefis bir şey. Hamile kaldım. Sonra bir bebeğim oldu, gerçek bir bebek. Bir insan, insan yavrusu. İşte asıl öğrenme isteği denilen şey neymiş, o zaman anladım. Öğrenme, karşılaştırma, doğru olanı yapma. Tecrübe. Tecrübeli araştırma. Tecrübeleri paylaşma, bloglar, bloglar.

Kitubi‘yi yazmaya oğlum 3 aylıkken başladım. İlk yazım gebelik testleri idi. İstedim ki, en başından yazayım. Her şeyi yazayım. Biraz gerilerden, biraz hamilelikten, biraz çocuk büyütmekten, biraz engin bilgi olsun, biraz günlük pratik faydalar olsun. Anneler, babalar, bakıcılar, bir canlıya katkıda bulunmak isteyen herkes faydalansın. Yalnızca ilgilenen, ilgilendiğine baksın, kıymetini bilsin.

Her geçen ay, okuyanlar arttıkça, benim hevesim de arttı. Daha yazabileceklerimin % 10′unu yazamadım. Ama okuyanların verdiği motivasyonla her geçen ay biraz daha sık yazdım, biraz daha çeşit yaptım. Daha da çok güzel yazılar yazacağım.

Bu arada Kitubi ne demek diye soruyorlar. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama, Kitubi pek bir şey demek sayılmaz. Aslında bir anlamı olmamasına dikkat ettim. Malum boşta .com domain’i bulmak kolay değil. Başta Türkçe/İngilizce iki dilde yazmak istedim (vakit yetmedi). O yüzden iki dilde de aşağı yukarı aynı şekilde okunan, akılda kalan bir isim olsun istedim. Kitabi’den mi yola çıktın diyenler oldu. Hiç aklıma gelmemişti ama, Kitabi’yi çağrıştırması da hiç fena olmadı. Çünkü kitap gibi düzgün Türkçe kullanmak için çok özen gösteriyorum.

İşte Kitubi‘nin hikayesi bu, bir canlıyla uğraşımın naçizane hikayesi, bir canlıyla uğraşanların yararlanması için.

Toplam sayfa: 65« İlk...«567891011»...En son »
Blogcu mu arıyorsunuz? Aramayın. Bulun!


en son kimler konuştu