07 Jul
nahnu yazmış ve alexa, blog yazarları, blog yazarı, blogcu, bloglama, google, takip, tasarım, yazar, yönetim, ziyaretçi ile etiketlemiş
TEKeTEK’in ilk konukları sözlüklerin ve bilmum sosyalleÅŸme ortamlarının flash ismi ReÅŸat Çalışlar ile Memleket meseleleri üzerine aykırı fikirleri ile tanıdığınız Osman S Börütecene. tamamını oku »
02 Jul
Osman S Börütecene yazmış ve adsense, çizgi film, blog yazarı, google adsense, masal, oyuncak, para kazan, Türk, yazar ile etiketlemiş
Blog yazarı olarak para kazanabilmek için yazdığınız konuda özelleşmek önemli. Ancak bir çok blog yazarının rahat rekabet edecek bir alan bulamadığı gözlemlerim arasında. Bu nedenle üzerine çok düşülmemiş konularsan önrekler vermenin doğru olacağını düşündüm.
Bunlardan biri çiçek bakımı. Çiçekler hakkında ve evde çiçek yetiştirmek hakkında bilgi içeren, sürekli güncellenen, yani blog türünde olan bir web sitesi neredeyse yok gibi. Birileri bu konuda kararlılıkla iki üç günde bir güncellenen aydınlatıcı şeyler yazsa çok tutar.
Üzerine çok düşülmeyen bir başka konu yelpazesi de çocukları ilgilendirecek bloglar. Blog dünyasına şöyle bir baktığımda 12 yaş ve altını ilgilendirebilecek; masal, çizgi-film, oyuncak türü konulara eğilen bir blog göremiyorum. Bu hedef kitlesi için eğitici bloglar da yayına sokulabilir.
Bunlar ilk planda aklıma gelen konular. Kısa vadede olmasa bile orta vadede bu tür özel konularda blog açan arkadaşların Google Adsense programında ve bağımsız olarak reklam alma yönteminde aradıkları çıkışı bulabileceklerine inanıyorum. Üstelik Türk Adwords kullanıcıları yani Türk reklamverenler açısından da bu sektörlerde faaliyet gösterenler için reklam verecek nadide bloglardan olursanız reklam fiyatları da buna uygun biçimde yüksek olacaktır.
25 Jun
ELOY yazmış ve anket, blog okur profili, blog okurları, blog okuru, blog yazarları, profil, servis, yazar ile etiketlemiş
Kendi ihtiyaçlarım doğrultusunda bir takım fikirler geliştiryorum, sonra bunları en az maliyetle nasıl gerçekleştirebileceğimi düşünüyorum. Tabi ki en güzel yol imece.
Sir Eloy Blackemperorogullari - MS 723
Sevgili Blog Yazarları;
Birçok servis ve site aracılığıyla blog yazarları profili çıkarabiliyoruz ancak okuyucu profili çıkarmak zor iÅŸ. Gelin birlik olup bunu güzel günlere taşıyalım. Detaylar için lütfen cisday’daki ÅŸu yazımı takip edin.
21 May
nahnu yazmış ve akıllı olsun, albert camus, blogger, derleme, edebiyat, kişisel blog, laf ı güzaf, liderlik, marc ethic, marketing, medya, orhan pamuk, otobüste, pazarlama, sanat, takip, valizim, yazar, zynp ile etiketlemiş
“Önümden yürüme, takip etmeyebilirim. arkamdan yürüme, liderlik etmeyebilirim. yanımdan yürü ve arkadaşım ol” sözünü profiline aldığından Albert Camus’u çok sevdiÄŸini anladığımız bir blogger Zeynep AltuntaÅŸ (Zynp), İstanbul’dan ve üç adet blogu tek başına yürütüyor.
Laf-ü güzaf: Geleneksel medyada yeralan köşe yazarlarının benimsediÄŸi “en fazla üç cümleden sonra satır atlatma tekniÄŸi”ni kullanarak anlatılan bir kiÅŸisel blog, hayata dair.
MARK-ETHIC: Adından da anlaşılacağı üzere mark ve ethic’e dair bir blog. Mark ve ethic’e dair ne varsa. AlabildiÄŸine mark ve ethic. Okuyun bize hak vereceksiniz.
VALİZİM…: Orhan Pamuk’a (akıllı olsun) babasının bıraktığı valizden esinlenildi bu iktibas ve derleme edebiyat blogu açılırken, yani bize öyle geldi biraz. Öyle zannettik. Ama sonundaki üç nokta hakkında hala fikir yürütemiyoruz.
Ayrıca Zynp, Otobüste adlı bir blog içeriÄŸine de katkı yapıyor. Valla, bravo! Editörlerimizden birisinin de dediÄŸi gibi, “Aaa, hepsi bu kıza ait, komple blogger yani!!”
29 Apr
abacus yazmış ve aftermath, bildirgeç, blog kazanı, blogküre, hazımsızlık, nahnu, sarıkız maden suyu, takip, yazar ile etiketlemiş
Büyük bir internet kullanıcı kitlesi tarafından beÄŸeniyle takip edilen bildirgec.org‘da yer alan Blog kazanı yayına baÅŸladı baÅŸlıklı bildiriye bir çok yorum geldi.
Olumlu eleştiriler kadar olumsuz olarak dahi nitelenemeyecek; blog kavramını tam olarak anlayamamış, üye olduğu networkün bir blog site olduğunun dahi farkında olmayan üyelerin, daha önce bildirgeç yönetimiyle husumete düşenlerin, ellere var da bize yok mu matığıyla hareket ederek kişisel hesaplaşmalarını genele dökenlerin, yorum alanını ağlama duvarı sanarak yazıyı adeta şenlik alanına çevirdiği yorumlar da geldi.
Bildirgeç yönetiminin tepe noktasında yer alan aftermath‘in de belirttiÄŸi gibi nahnu‘nun gönderdiÄŸi yazının dilinde basın bildirisi veya reklam kokusu yok.
Bilakis biz böyle birşey yaptık nasıl olmuş diye ciddiye aldığı bildirgeç komünitesinin beğenisine sunuyor. İşte sanal dünyanın aslında ne kadar gerçekçi olduğu gerçeği de bu samimi usluptan sonra ortaya çıkıyor. Bildirgeç yönetimiyle kişisel hesaplaşmalarını yanlış yerde çözmeye çalışan kullanıcılar yüklendikçe yükleniyor.
İş bununla da kalmayıp nahnu’nun üyeliÄŸinin silinmesini “talep etmeye” ve nahnu’nun daha önce arkadaÅŸları ile yaptığı baÅŸka çalışmaları acımasızca ve nedensizce eleÅŸtirmeye kadar gidiyor.
EÄŸer bir blog komünitesi yönetiyorsanız birinci ağızdan yapılan açıklamaları ciddiye almak zorundasınız. İşte bildirgeç editörleri blog kazanı yazarlarından yani birinci ağızdan yapılan açıklamayı dikkate alarak nahnu’nun yazısını onaylamıştır. Olay bu kadar basittir. Bu kadar abartacak, haksız ithamlarda bulunacak bir olay deÄŸildir.
Blog Kazanı, blog yazar ve okurları ile maksimum etkileşimi hedefleyen, Türkçe içerikli bloglarda yer alan içeriği paylaşıma sokmayı hedefleyen, wordpress altyapısını kullanan bir blogdur. Kimseyi bir çatı altında toplamak, kimseyi aleme dahil etmek, kimseyi kimseye kardeş etmek gibi bir amacı veya derdi yoktur.
Bir iddiası varsa o da blogküre’deki geliÅŸmeleri yakından takip etmeye çalışacak olmasıdır.
Öte yandan unutulan bir gerçekte ÅŸudur: Blog Kazanı nahnu’nun kiÅŸisel blogu veya tek başına yaptığı bir çalışma deÄŸildir. Nedir sayfasında nickleri yer alan her üç kiÅŸinin emeÄŸinin olduÄŸu, yazıları hazırlamak ve sunmak için çok ciddi bir mesainin harcandığı -ÅŸimdilik- bu üç kiÅŸinin yazacağı çok yazarlı bir blogdur.
Son olarak reklam yapıldığını iddia ederek, nahnu ve bildirgeç yönetimine haksız ithamlarda bulunan arkadaşlara bu hazımsızlıklarını gidermeleri için, alacağımız ilk adsense ödememizle birer sarıkız maden suyu ısmarlayacağımızın müjdesini veriyoruz.
Konu ile ilgili diğer bloglarda çıkan yazılar:
28 Apr
nahnu yazmış ve arzumtekin, CuuMhUr AyLaKcI, damacana, gangster scarface, hypochondri4c, Muharrenn, Tolga Özkan, yazar, İbrahim Gök ile etiketlemiş
Çeşitli haber sitelerinden gündeme dair haberleri derleyen Damacana.Org ekibi yazar arıyor.
Damacana, Muharrenn, Tolga Özkan, arzumtekin, hypochondri4c, CuuMhUr AyLaKcI, gangster_scarface ve İbrahim Gökten oluÅŸan Damacana kadrosu, arada bir damacana.org‘a yazı gönderebilecek, mizah kuvveti güçlü, internette yeni linkler keÅŸfedebilen yazarlar arıyorlarmış.
26 Apr
abacus yazmış ve blog, blogcu, blogküre, bloglama, chat kapı, chatkapi, hafif, hafif uyku, hasan yalçınkaya, pilli, pilli network, röportaj, wordpress, wp, yazar ile etiketlemiş
Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer ile Hafif Uyku ile yapılan söyleşinin ikinci kısmı:
Türk blogküresinde tam zamanlı-blogcu’lar görebilecek miyiz? Pilli buna da ön ayak olacak mı?
.
Buna daha çok var gibi geliyor bana. Şöyle bir kısır döngünün içindeyiz: blogcuların refaha kavuşabilmesi için, halkın çoğunluğunun haberlerini, bulmacalarını, hava durumunu tek bir kaynaktan alma alışkanlığından kurtulması gerekiyor. Bunun için de gerçekten katma değer sunan, gazetelerden daha hızlı, daha etkileşimli, daha güvenilir blogların türemesi gerekiyor. E temasını bu kadar ciddiye alan süper blogların oluşması için de maalesef sahiplerinin belli bir refah seviyesine erişmiş olması gerekiyor. Bu kısır döngüden çıkabilmenin çok az yolu var. Ya korkunç bir özveri ve disiplinle hem hayatınızı kazanacaksınız hem de refah içinde olmadan blogunuzu yapacaksınız, ya da birisi size para verecek.
İşte bu özveri ile canla başla bloglayanlar arttığında, halk gazetelerden çok onlara değer vermeye başladığında anca blogcular refaha kavuşabilecekler.
Pilli topluluk blogları üreterek, bu özveriyi paylaştırmaya ve acısını azaltmaya çalışıyor. Bu şekilde kahrolmadan, mahvolmadan okunası şeyler üretebildiğimize inanıyorum. Pilli bir insanın geçimini kazanmasını sağlayabilir mi? Şu anda hayır. Ama gelirler düzenli olarak artıyor. Bir şey olur da Google musluğu kısmazsa ve gelirler bu hızda artmaya devam ederse, 5-10 sene içinde bir insanı geçindirecek gelirleri sağlayabiliriz. (aile geçindirmek için bir 5 sene daha koyalım)
İronik olarak ileride para kazanmak için şuan para kazanma düşüncesini bir kenara bırakmamız ve elimizden gelen bütün samimiyetle içerik üretmemiz gerekiyor.
Pillinin konseptine uymayan ama olsa da okusak dediğiniz ya da blogculardan beklediğiniz yeni blog türleri var mı?
.
Pilli’ye uymayacak bir konu düşünemiyorum. Topluluk blogu olma, gelir paylaşma ve istikrarlı müdürlerinin olması şartları yerine geldiğinde her konu pilliye uygun. Dolayısıyla bir konu söyleyemeyeceğim.
Ben, bu işe internet’in mucizelerini ve şaşkınlığımı paylaşmak amacıyla başlamıştım. Artık şaşırmak biraz zor. Ama yine de bir konu hakkında herhangi bir sebepten etraflıca bilgilendiğimizde bu bilgiyi paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Benim sevdiğim tür blogculuk böyle. Ama hayatlarını ve hislerini yazanlara da karşı değilim.
Kullandığım blog yazılımı Pillinetwork altyapısı. Ama Wordpress’in son halini de çok beğeniyorum.
Yoğunluk yüzünden bizimkiler dışında düzenli takip ettiğim, her sabah uğradığım blog yok. Ama şunları pek seviyorum:
portakal ağacı, e-vs, acemi blogcu, per aspera ad astra, 3yanlış ve bonus olarak falbak
Persona, Winmaker, Hatice, Mahinur Teyze
26 Apr
abacus yazmış ve blog, blogcu, blogküre, bloglama, chat kapı, chatkapi, hafif, hafif uyku, hasan yalçınkaya, pilli, pilli network, röportaj, wordpress, wp, yazar ile etiketlemiş
Google’ın henüz icad edilmediÄŸi, içeriÄŸin hele hele Türkçe içeriÄŸin samanlıkta iÄŸne aramaya benzediÄŸi yıllardı. O zaman için internet sitelerinde “ArkadaÅŸlar, Destekleyenler” gibi ifadeler altında yer alan baÄŸlantılar gerçekten de yeni bir siteyi keÅŸfetmenin hemen hemen tek yoluydu. İşte bu ifadeler altında chatkapi.com baÄŸlantısına tıklayarak sürekli takipçisi olduÄŸum chat kapı, farklı bir içeriÄŸe sahip; içerikteki farklılığını tasarımına da yansıtan bir siteydi. Chat kapi daha sonra hafif.org‘un doÄŸuÅŸuna zemin hazırladı. Chatkapi’dan doÄŸan hafif.org ÅŸimdilerde pilli network’ün başı çeken sitelerinden birisi.
Chat kapı, hafif.org ve pilli network’ün arkasındaki isimse aynı zamanda Türkçe içerikli ilk blog sahibi olarak bilinen Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer hafif uyku. Ancak Hasan Yalçınkaya sadece Türkçe içerikli ilk blog sahibi değil; Türkçe içeriğin gelişmesine önemli katkıları olan, öğrenmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan zevk alan biri.
Dolayısıyla blog kazanında yer alan ilk röportajın Hasan Yalçınkaya ile yapılması bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Kaseti başa sararak başladığımız röportajda Türk blogküresinden, içerik hırsızı bloglara ve Türkçe içerikli bloglar ağı pilli network’e kadar bir çok soru sorduk.
Chatkapi fikri nasıl ortaya çıkmıştı ve neler oldu da chat kapı yerini hafif.org’a bıraktı.
.
.
Chatkapi, YeniYüzyıl gazetesinde yazdığım internet köşesinin adı idi. chatkapi.com da bu köşenin sitesi olarak başladı. Amacı hem yazılardaki linklere kolay ulaşılmasını sağlamak, hem de domain almaktan itibaren bir site nasıl yapılır anlatmak idi. O zamanlar ben de site yapmayı yeni öğreniyor ve öğrendiklerimi gazetede anlatıyordum.
Sonra YeniYüzyıl kapanınca ben de yenilmiş sayıldım, başka işlere girdim. Ama her gün yazmaya çok alışmıştım, yazdıklarımı biraz daha kısaltarak siteden yayına devam ettim.
Ağustos 1999’da blogger.com diye birşey çıktı. Her gün elle yaptığım işi çok kolaylaştırıyordu, hemen kucakladım. Bu sayede başka insanlara da sitede yazma hakkı verebildim, yaklaşık 30 kişilik bir grup olduk.
Sonra neden bilmiyorum, ixir chat sitesine chatkapi adını verdi. Ardından chatkafe’ye çevirdiler, ama iş işten geçmiş idi, çünkü bir sürü insan chat yapmak üzere bizim sitemize gelmeye başlamıştı. Günde bir kaç tane “CHAT NERDE ULAN!!!� konulu mail almaktan yoruldum. (nerden bileyim trafiğin iyi birşey olduğunu) Hem de biraz php öğrendim. Phpfirstpost isimli scoop clone’u minik bir scripti değiştirerek hafif.org’a geçtik.
Hafif.org’u acarak cok sayıda internet kullanıcısına tonla yazı yazdırmayı o kadar insanı bir araya toplamayı nasıl başardınız?
.
.
Hahaha, bilmiyorum. Meraklı insanlar, paylaşmayı seviyorlar.
Bloggerların ustası olarak Türkçe içerikli bloglarla yabancı bloglar arasında içerik açısından bir fark görüyor musunuz?
.
.
Kişisel bloglarda pek bir fark göremiyorum. Yabancı tematik blogların iyilerinde bir fark var, o da bol bol para kazanmaları dolayısıyla konularına çok ciddi bir şekilde eğilebilme imkanına sahip olmaları. Mesela blogları sayesinde işlerini bırakabiliyorlar. Bu henüz bizde mümkün değil. Türkiye’de en baba blogun bile alexa’sının sürünüyor olması, blogları sadece diğer blogcuların okuduğu hissini veriyor bana.
Bu hissin Türkçe içerikli blogların özgün içerik probleminden kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?
.
.
Özgün içerik, teması olan bütün blogların problemi. Dünya’da bir iki site muhakkak konunun başını tutmuş oluyor. O konuyu o kadar iyi takip ediyorlar ki, geriye kalan insanlara onlardan alıntı yapmaktan başka çare kalmıyor. Yani bence bu Türkiye’ye özgü bir problem değil. Temasının bir numarası olmayan bütün bloglar bu durumdan muzdarip.
Ersan Özer’in Blog Tantanası başlığıyla yayınlanan bir yazısı vardı. Bloglar medyaya alternatif olamaz çünkü medyadan besleniyorlar diyordu. Sizce de durum böyle mi?
.
.
Ya, anlamsız bir tartışma bu. Medya dediğimiz şey sonuçta insanların baktığı yer. İnsanlar bloglara bakıyorlarsa, ki dünyada bakıyorlar, blog da bir medya. Blogların farkı senin benim gibi gazetecilik, televizyonculuk okumamış insanlara ciddiye alınır bir yayın yapma imkanı sunması. Televizyon ve radyo nasıl gazeteleri bitirmediyse, bloglar da bitirmez.
Hem gazetede (bilmeyenler için hemen belirtelim: Hasan Yalçınkaya ilk olarak Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı chat kapı köşesine Vatan gazetesinde yine aynı adla devam ediyor ) hem webde yazılar yazan biri olarak, bu iki mecra arasında ne gibi farklar var?
.
Kitleler arasında büyük bir fark var. Gazete kitlesi için internet henüz hala gençlerin chatleştiği bir mekan. Internet kitlesi ise canavar gibi. Her şeyi biliyorlar. Yani eskisi gibi birşeyler öğretmeye kalksam, internettekiler dalga geçecek. Onların da bilmediği bir şeyler öğrenip anlatsam, bu sefer gazete kitlesi hiçbir şey anlayamayacak. Bu yüzden iki mecradaki yazılar farklı oluyor. Gazeteye yazarken annemi babamı karşıma alıp yazıyorum, internet’te yazarken bütün hafif.org ya da bildirgec.org ahalisini karşıma alıp yazıyorum.
Medyanın yanlılığı, manipülatif içerik üretimi sıkça tartışılan konular. Bloglar için de aynı şeyi söylemek mümkün mü?
.
.
Yine cevabım blogların diğer medyadan bir farkının olmaması üzerine. Şu anda herşey bağımsız görünüyor, ama işin içine büyük para ve pazarlama girdiğinde, bir çok blogcu da bir markayı ittirmeye, kamu oyu oluşturmaya ikna edilebilirler. Ki böyle şeyler şimdiden oluyor gibi geliyor bana. Misal: Techcrunch’ın sahibi Michael Arrington bu aralar her konuşmasına kıllandıracak düzeyde Adobe Apollo katıyor şu hale bak.
25 Apr
abacus yazmış ve blog, blog yazarken dikkat edilmesi gerekenler, kimse okumuyor, yazar ile etiketlemiş
Bir süredir blog yazıyorsunuz ama bir türlü sadık bir okur kitlesi yaratamadınız. Belkide çuvaldızı kendinize batırma zamanı gelmiştir.
Şimdi aşağıdaki sorulara cevap verin ve lütfen objektif olun.
Eğer bu sorulardan birine bile evet cevabı verdiyseniz nasıl daha iyi yazarım sorusunun cevabını aramaya başlayın. Tüm sorulara cevabınız hayır olduysa yazmaya devam edin. Sesinizi duyacak birileri mutlaka olacaktır.