Blog Kazanı

Bloglardan ve blog yazarlarından haberler

Uzun zamandır ara verdiğimiz röportajlarımıza Yeni Şafak Gazetesi teknoloji editörü Melih Bayram Dede ile devam ediyoruz. Sorularımıza az ama öz cevaplar veren Dede ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satır aralarında geleneksel medyanın bloglara bakış açısından blogların geleceğine kadar birçok detay gizli.

Bir gazeteci olarak blogları diğer meslektaşlarınızdan daha iyi tanıyorsunuz. Peki bilgisayar ve internet teknolojileriyle arası bozuk olan meslektaşlarınızın ‘blog’lara bakış açısını gözlemleme şansınız oldu mu?

‘Blog’ların geleneksel yapıdaki (kâğıda iman eden) gazeteciler tarafından ciddiye alındığını söyleyemem. ‘Blog’ların geçici bir heves olduğu yönünde bir yaklaşım var. Onlar için internet, arama motorlarından bilgi arayabilecekleri bir mecra. Bu aramalarda talihine bir ‘blog’ çıkarsa ne âlâ. FeedReader’la ‘blog’ları izleyen gazeteci bulmak (en azından benim çevremde) çok zor.

Bu noktada gazete yönetiminin çalışanını eğitmediği için suçu yok mu sizce? Sonuçta RSS ile bilgi akışını farklı kaynaklardan takip etmek bir gazeteciye hız ve farklı bakış açıları kazandırabilir.

Bu ‘her şeyi devletten beklemek’ gibi bir şey olur her halde. En doğrusu, gazetecilerin kendilerini geliştirmelerini beklemek olmalı. Bu da biraz teknolojiyle haşır neşir olmakla sağlanabilecek bir şey. Siz bloglara odaklandığınız için, geneli kaçırıyor gibisiniz. Aslında ‘blog’ odaklı bir eğitim yerine ‘teknolojinin mesleki amaçlarla verimli kullanımı’ gibi bir kurum içi eğitim daha yerinde olur. Çünkü hâlâ teknolojiyi verimli kullanmaktan aciz bir çok gazeteci var!

Bir teknoloji editörü olarak Türk blogküresindeki teknoloji bloglarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknoloji haberleri veren siteler kadar yetkinler mi?

Birçok olayı ‘blog’lardan öğrendiğimi itiraf etmeliyim. ‘Blog’lar daha dinamik. Haber yayma, tepki verme hızları çok iyi. Ancak hız, bazen kazaları da beraberinde getirebilir. Yanlış bilgileri doğru sanıp yaymak iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle, sadece aktarıcı olmak yerine, araştırıp yazmayı daha olumlu buluyorum.

.
Teknoloji ‘blog’larının haberi verme hızı Türk blogküresi için geçerli mi?
.

Hız konusunda, Türkçe ‘blog’lar da oldukça hızlı. Zaten daha çok Türkçe ‘blog’ları izlemeyi yeğliyorum. Neye nasıl tepki verildiği, nasıl yorumlandığı, olayın kendisini doğru değerlendirmek için çok önemli. Habere yapılan bir yorum, orada geçen küçük bir ipucu, olayı algılama ve analiz etme biçiminizi değiştirebilir.

Bilişim Muhabirleri Derneği’ne kayıtlı muhabirlere baktığımızda bu muhabirler arasında blog sahipliği oranının düşük olduğunu görüyoruz. Bu bir tezat değil mi?

Bilişim Muhabirleri Derneği özelinde cevap vermem doğru olmaz. İnsanların ‘blog’ açıp açmamasını, nasıl değerlendirmeli bilmiyorum. ‘Blog’ açana kafadan artı bir verebilirsiniz ama, açmayanın da bu kendi tercihi.

İnternet gazeteleri de okurlarına ‘blog’ servisi sunmaya başladı. Gazetelerin ‘blog’ servisi açmasını ‘blog’ pastasından pay kapmak için mi, yoksa gerçekten samimi bir girişim olarak mı değerlendiriyorsunuz?

‘Blog’ servisi açan gazetenin bunu hayrına yaptığını, bir düşünce paylaşımı, beyin fırtınası olmasını arzu ettiği için bu hizmeti sunduğunu düşünmüyorum. Onlar için ‘blog’, güzel kadınların arzı endam ettiği foto galerilere ‘ileri ileri’ diye tıklayarak kendilerine daha fazla sayfa gösterimi kazandıran kitleye yeni kitleler eklemek için kullandıkları, site hareketliliğini artıran bir unsur bence.

Bloglar halen (gazete/dergi/kitap vs) yazarlar tarafından keşfedilmiş değil, bunda teknoloji ve internet kullanımının düşüklüğü dışında başka bir faktör olduğunu düşünüyor musunuz? Okuyucuların aktifliği onları frenleyen etken olabilir mi?

Kimse iktidarını paylaşmak istemez. Gazete yazarları (burada daha çok gündemle ilgili yazanları kastediyorum) tek taraflı (etkileşimsiz) bir yayın tarzını sürdürüyor. İstediğini yazıyorsun ve birine haksızlık etsen bile mahkeme seni haksız bulmadıkça düzeltme yayınlamamak gibi bir ‘güc’ün var. (Bunu olumlu bir davranış olarak söylemiyorum) Hâl böyle olunca, bu kişi dokunulmaz oluyor. ‘Blog’lar onun alanına girer, onun iktidarına ortak olur mu? Şimdilik hayır! ‘Blog’ların kendine has bir evreni var. Türkiye’nin ‘amiral gemisi’nde yazan adama göre, ‘blog’lar ne yazsa boş. Belki de ‘çocuklar eğleniyor’ diye düşünüyor olabilir, kim bilir?

İnternet kullanımının düşük oluşunu ‘blog’ların fazla yayılmamış olmasında bir ilgisi yok. En azından Türkiye’deki 16 milyon internet kullanıcısının hepsinin gündemine girebilmiş değil ‘blog’lar. Gazetelerde bazen haftasonu eklerinde magazin unsuru olarak kullanılan ‘blog’çularla yapılmış röportajlar görüyoruz ama, hepsi bu kadar.

.
Okuyucuyla yüzleşmekten mi korkuyorlar?
.

Sitelerinde yorum yazma imkânı sunan gazetelerin, yazarlarının yazılarına yorum yazılmasına izin vermediğini görüyoruz. Bu belki size bir ipucu verebilir. Birçok köşe yazarı da, köşelerinde e-posta adreslerini çıkardı. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün.

Birincisi, köşe yazılarının altına yorum ekletmek yazarın dokunulmaz saydığı alanına müdahale gibi algılanıyor olabilir. ‘Bu kadar mücadele verdim köşe yazarı oldum, kendime lâf söyletmem’ diyor olabilirler mi?

İkincisi, internet kullanıcılarının hepsi sizin gibi ‘okumuş çocuk’ değil. Gelen yorumları görseniz, mideniz bulanır. Küfürlerden psikolojiniz bozulur. Bu nedenle ‘etkileşim’ konusunda tutucu olunduğu da düşünülebilir. Köşe yazarlarının e-posta adreslerini siteden çıkarması da bundan.
Peki ne olacak? Ben, herkesin yazdığı satırdan, söylediği sözden doğacak sonuçlara katlanmasından yanayım!

.
Peki bloglar gelecekte medyanın ulaştığı güce ulaşıp gündem yaratabilirler mi?
.

Gündem yaratabilirler, evet. ‘Blog’lar yoluyla çok önemli bir bilgi yayılabilir ve sözkonusu ‘blog’  bomba bir haberin kaynağı olabilir. Ancak birçok kişi gibi ‘bloglar medyanın yerini alacak, gazeteleri silip süpürecek’ gibi savlara inanmıyorum. Böylesine iddialı bir düşünceye kapılırken, gazeteleri kurumsal manada tanımakta yarar var. Bugün ‘internet haber siteleri gazeteleri bitirecek’e çıkan birçok söylev dinliyor, okuyoruz. Oysa internet haber sitelerine alıcı gözüyle baktığımızda, içeriklerinin çoğunun gazetelerden aşırma olduğunu, geri kalanının ise ‘işlenmemiş ajans metinleri’ olduğunu görürüz. Örneğin, gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri röportajdır. Gazetelerin yerine talip olanların bundan haberi yok. Şu an siz bile bu röportajla ‘internet gazetesi’ geçinenleri ‘gazetecilik anlamında’ ezmiş bulunuyorsunuz. Bugün kendi muhabirleriyle olayları yerinde izleyen, gerçek manada gazetecilik yapan, basın toplantılarına muhabir gönderen, araştıran, röportaj yapan internet haber sitesi hemen hemen yok gibi. Haber Türk, ‘internetin Hürriyet’iyiz’ diye geçiniyor ama, şu an internette gazete gibi çalışan, istihbarat, ekonomi, politika, dış haberler servislerini kuran ve bu servislerde ‘gazeteci’ istihdam eden ilk site GazetePort’tur. Bu deneyimi o anlamda önemsiyor ve takip ediyorum. Bir ara, NTVMSNBC, ‘gazetecilik’ yapıyor, muhabirleriyle olayları izliyordu. Ancak şu an bu NTVMSNBC, o NTVMSNBC değil!

Biz Facebook’taki grubumuza üye olduğunuz ve blog kazanına bıraktığınız yorumlardan dolayı bizi takip ettiğinizi biliyoruz. Peki takip ettiğiniz diğer Türkçe bloglar neler?

FeedReader’la çok sayıda ‘blog’u takip ediyorum. İsim vermek gerekirse (hepsi blog kategorisine girmese de) Buram Buram Silikon Vadisi, Anafikir, Bildirgeç, Burak Dayıoğlu, Pardus projesi lideri Erkan Tekman’ın ‘et’s R’n'R gumbo’su, Fazla Mesai, Mehmet Nuri Çankaya, Mürekkep, Nahnu, Pardus Dünyası, Linux Gezegeni, Pinguar, Çağlayan Arkan bloglarını sayabilirim. Diğer yandan, Oyyla, Tusul, Yumile, Bağcık, Linkibol, Reddit gibi sosyal imleme siteleriyle ulaştığım kaynaklar daha geniş bir yelpaze oluşturuyor. Son olarak eklemeliyim ki, takip ettiklerim burada saydıklarımla sınırlı değil!

Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.

Vakit yoksa o zaman fazla mesai var, Eve gitsem de bilgisayarla uğraşsam gibi sloganlarla özellikle açık kaynak dünyasına ışık tutan Fazla Mesai 7nci yaşını kutluyor. Blogküreye sağladıkları kaliteli içerik ve düzeyli tartışmalardan ötürü Fazla Mesai yönetici ve takipçilerine teşekkür ediyor, nice yıllara diyoruz.

Önceleri Windows Live servisleri üzerine yoğunlaşan, son zamanlarda ise teknoloji, web, tasarım ve yazılım gündemi üzerine yazıları ile zengin bir arşiv olma yolunda ilerleyen Livetr.org blogu, tasarımını yenilemiş. Yeni arayüz sade, hoş, oldukça başarılı olmuş.

Ek olarak, Livetr.org‘un WordPress kullanıcıları için hazırlamış olduğu Livetr Theme ve Blue-Pix Theme isimlerinde iki WordPress teması var. Blue Pix teması, Weblog Tools Collection sitesinde de 22 Haziran tarihli WordPress temalarından biri olarak tanıtılmış.

Turkix, Tanbul gibi projeleriyle tanınan, geçtiğimiz günlerde arama motoru Hakia için çalışmaya başlayan Emre Sokullu Buram Buram Silikon Vadisi adında bir videoblog açtı. Silikon Vadisi’nden haftalık durum değerlendirmeleri yapıp, röportajlara yer verdiği Buram Buram Silikon Vadisi‘nin ilk konuğu Zurna.com‘dan Onur Günday.

Türkçe bloglar bir iş modeline sahip değil

PCLabs’ın alt yapısını WordPress’e geçirmesine yardım ettin. PCLabs’a yaptığın danışmanlıktan herhangi bir ücret talep ettin mi?

PCLabs gibi büyük çaplı bir sitenin WordPress’e geçeceğini duyduğumda biraz şaşırmıştım. Bazı düzenlemeler ve eklentilerle bence başarılı bir şekilde kullandılar WordPress’i. Çok fazla katkıda bulunmadım aslında, birkaç konuda önerilerde bulundum sadece; o yüzden danışmanlık demek doğru olmaz.

.
Türkçe içerikli blog sahiplerinin blogları üzerinden bir iş modeli oluşturamadığını söyleyebilir miyiz?

Yani şu an için bu şekilde bir iş modeli olduğunu söylemek mümkün değil bloglarda. Fakat bloglara genel olarak bakınca, danışmanlık yapabilecek kadar konusunda uzman birçok blog yazarının olduğunu görüyorum. Örneğin, Fikir Atölyesi’nde fikirlerini paylaşan Tunç Kılınç. Tunç, bazen yazılarında da bahsediyor, kendisine “Bir fikrim var, nasıl değerlendirebilirim? ? diye iletişim mesajı gönderen çok kişi oluyormuş. Tabii bu tür istekler sonucunda blog yazarları ileride danışmanlık yapabilir mi, ve maddi bir kazanç sağlanabilir mi, bunu zaman gösterecek.

.
WordPress Türkiye nasıl gidiyor? Yenilikler var mı?
.

Aslında WordPress Türkiye ara ara yenileniyor, imkanlarımız dahilinde yeni bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama tabii, web sitelerinin yenilenmesi denince ilk olarak tasarımın yenilenmesi akla geliyor. WordPress Türkiye kurulalı 2 seneden fazla zaman oldu; evet, bir tasarım değişikliği çok iyi olur. Uzun süredir yeni bir tasarımın hesaplarını yapıyoruz arkadaşlarla, yeni bir arayüze geçmişken değiştirdiğimize değecek şekilde bir tasarım olsun diye düşündüğümüzden ve tasarıma yeterince zaman/maddi kaynak ayıramadığımızdan değişiklik gecikmiş oluyor. Tam bir tarih veremesem de 2 ay içinde yeni bir tasarıma geçeceğimizi düşünüyorum. Tabii, içerik tasarımdan daha önemli demek de gerek mutlaka. :)

Vikipedi kampanyası yarım kaldı

.
Vikipedi için başlattığın kampanyanın geri dönüşlerini takip edebildin mi?

Vikipedi, bence desteklenmesi gereken ve daha sık kullanmamız gereken bir site. Ben Tekno Seyir’de Wikipedia/Vikipedi hakkında yazı yazdığım ve Vikipedi’ye destek çağrısında bulunduğum zaman (30 Temmuz 2006) Vikipedi’de 27-28 bin madde bulunuyordu, yaklaşık olarak 10 ay geçmiş ve şu an için Vikipedi’deki madde sayısı 81 bin civarında. 30 Temmuz’da tüm yerel Wikipedia’lar sıralamasında 27. sıradaydık ve 26 bin kayıtlı kullanıcı vardı Vikipedi’de.

Şimdi 16. sıradayız ve 92 bine yakın kayıtlı üyesi var Vikipedi’nin. Tabii, bu gelişmeyi yalnızca bu kampanyaya bağlamak yanlış olur, daha önceki sene de 45. sıradaymışız örneğin, yani kampanya olmadan önce de Vikipedi’nin bilinirliği yavaş yavaş artıyordu ülkemizde ve Vikipedi yöneticilerinden arkadaş ile yaptığım görüşme sonucunda kampanya ile birlikte trafik artışının yaşandığını öğrenmiştim.

Kampanyaya katılım oldukça iyiydi; Bildirgeç’te Cem Başpınar’ın (aftermath) bildirisi ve Türkçe bloglardan/sitelerden destek yazılarının gelmesiyle beraber kampanya amacına kısmen ulaştı diyebilirim. Kısmen diyorum, çünkü insanların bloglarında Vikipedi hakkında yazılar yazması ve/veya Vikipedi banner’larını sitelerine eklemeleri kampanyanın sadece ilk ayağını oluşturmalıydı bana göre. Bu şekilde Vikipedi’nin tanınırlığını artıracaktık sadece, ama asıl önemli olan Vikipedi’deki nitelikli makale sayısını artırmak ve insanımızda Vikipedi bilincinin oluşmasını sağlamaktı.

İkinci, üçüncü ayakların da olması ve Türk internetinde Vikipedi bilincinin daha yaygın olarak yerleşmesi gerekiyordu; fakat sanırım bunu henüz tam anlamıyla başaramadık. Bunun başarılması için birinci ayaktan sonra Vikipedi’nin daha iyi olmasını sağlamak adına parlak fikirlerin gelmesi gerekiyordu; bu şekilde farklı fikirler geldi ama yeterli değildi bence.

Tekno Seyir’in öyküsü yarın üçüncü bölümüyle devam edecek. Henüz ilk bölümü okumadıysanız tıklayın.

Daha çok Tekno Seyir’den tanısakda yeni bir WordPress sürümü çıkar çıkmaz ertesi gün Türkçe sürümünü WordPress Türkiye kullanıcılarına yetiştiren isimlerden biri Hasan Karaboğa. Sadece WordPress sürümlerinin değil bbPress, activeCollab, Pageflakes gibi bazı sistem/sitelerin Türkçeleştirilmesinde de onun adı var. Geçtiğimiz Mayıs ayında Tekno Seyir adlı blogu 1 yaşını doldurdu. Hem Tekno Seyir’deki yazılarıyla hem de yaptığı çevirilerle takdir topladı. Feedburner istatistiğine Tekno Seyir 508 aboneye ulaşmış, Blograzzi’nin ilk 20’sindeyse üçüncü sırada.

Hasan’la blog yazarlığı, WordPress Türkiye, Tekno Seyir, başlattığı Vikipedi kampanyası ve gelecek planları üzerine konuştuk.

Blog yazmaya başlamadan önce yaptığın çeviriler vardı. Blog yazmaya bu çevirileri duyurmak için mi başladın yani artık blog yazmak bir zorunluluk mu olmuştu?

Ufak tefek çeviriler yapıyordum ama bunları duyurmak için blog yazmayı düşünmedim hiç. Blog kavramını ilk duyduğum zamanlar birkaç deneme yapmıştım Blogger benzeri servislerde. En sonunda karaboga.com alan adını alarak WordPress kurdum ve Havadan Sudan ismiyle bloglamaya başladım. O zamanlar, kullandığım blog sistemi WordPress için yapılmış birkaç çeviri vardı, bu çevirilerde bazı eksikler gördüğüm için kendi çevirimi yapmaya karar verdim ve çeviriyi yapıp blogda paylaştım.

Blogları sevmemizin en büyük nedeni samimiyet

Türkçe içerikli bloglarla karşılaştırdığımızda hatrı sayılır bir okur kitlen var. Blogunu çok sık güncellemediğine göre bunun bir sihri olmalı.

Evet, benim de çözmeye çalıştığım bir konu bu. :) Çok sık güncelleyemiyorum Tekno Seyir’i ve uzmanı olmadığım konularda yazıyorum. Beni destekleyen ve blogu takip eden çok arkadaşın olması beni sevindiriyor. Şu an için RSS ile takip eden 500 civarında abone var, Tekno Seyir’de. Bence RSS kullanımını teşvik etmeliyiz Türk bloglarında. Türkiye’de halen yeterince bilinmediğini düşünüyorum RSS tekniğinin, halbuki hemen hemen tüm blogların RSS desteği var. RSS hakkında yazılar yazarak bu sistemi tanıtmaya çalıştım ve RSS ile blogu takip etmek isteyenler için bir abonelik sayfası açtım , okur kitlesinin artmasında bunların katkısının olduğunu düşünüyorum. Ortada bir sihir olduğu düşünülüyorsa bence bunun sebebini takipçiler daha iyi bilir, o yüzden daha fazla yorum yapmam doğru değil sanki. :)

Kimliğini saklamaman, uzmanı olmadığın konularda bir uzman edasıyla yazmaman yani samimiyetin olabilir mi bu sihrin iksiri?

Tekno Seyir ve ben gerçekten bloglardan ve blog yazarlarından beklenen samimiyeti sağlayabiliyor muyuz bilmiyorum, ama o şekilde düşündüğünüz için teşekkür ederim. Blogların geneline baktığımızda samimi bir havayı teneffüs ediyoruz; zaten blogları sevmemizin, benimsememizin en büyük nedeni de bu bence. Yani bizden biri olmasını istiyoruz blog yazarının, bilgili olmasını istiyoruz ama “uzman edasıyla ? yazmasını istemiyoruz, istediğimiz zaman yorumlarımızla bloga katkıda bulunmak, istediğimiz zaman yazarla iletişime geçmek, konuşmak istiyoruz…

Peki bu sihri Tekno Seyir’i kolektif bir bloga dönüştürmek için kullanacak mısın?
.

Herkesin kendi blogunu kısa bir sürede açabildiği günümüzde kolektif blog yapmak çok kolay bir iş değil aslında. Kolektif blogları başarılı bir şekilde yürütebilmek için iyi bir planlama yapmak gerek. Pilli şu an için bu işi Türkiye’de –eksikleri olsa da- iyi bir şekilde yürütüyor diye düşünüyorum. Tekno Seyir’de amacım sadece “teknolojik ? haberleri girmek değil; sitelerde yaygın olarak konuşulmayan konularda da yorumlarımla beraber farklı bir şeyler sunabilmek.

Şimdiye kadar benim dışımda Cem yazdı ve yazıyor ara sıra ve konuk yazar olarak da PCLabs’tan Özkan bey katkıda bulundular. Birkaç arkadaşın tavsiyesi üzerine bir yazımda konuk yazar olarak isteyen herkesin yazabileceğini belirttim; Tekno Seyir’in genel formatına uyan yazılar yazmak isteyen arkadaşlara her zaman kapımız açık ve memnun oluruz.

Tekno Seyir ileride kolektif bir bloga dönüşür mü bilmiyorum, bunu ziyaretçilerin ve devamlı takipçilerin belirlemesini isterim; yani o şekilde bir talep olursa ileride, neden olmasın?

.
Yazılar seyrekleşmeye başladı bunun nedeni nedir?
.

Yoğunluk diyeyim, bahane kabul ediyorsanız. :) Bahane kabul etmiyorsanız biraz açayım durumu. Kısa haber yazıları dışındaki birçok yazı uzun sayılabilecek araştırmaların sonucu yayınlanıyor. Yazıların Türkçe yazım kurallarına mümkün olduğunca uygun olarak yayınlamak istediğim için de birkaç kez kontrol ediyorum. Yani titizlik (siz uyuşukluk da diyebilirsiniz) ve işlerin yoğunluğu birleşince sık sık yazı ekleyememiş oluyorum. :)

Tekno Seyirin öyküsü yarın ikinci bölümüyle devam edecek.

Teknoloji meraklıları Gawker Media’nın en güçlü bloglarından biri olan lifehacker‘ı bilirler. Bilgisayar ve internet ekseninde üretkenlik ve gtd gibi konuları ele alan lifehacker’ın izinden giden Teknobaz 28 Nisan 2007′de blogküreye katılan bir blog site. Bilgisayar ve internet dünyasına yeni adım atmış kullanıcılara oldukça doyurucu bir içerik sunan Teknobaz, Tuncay Karaca, Berkay Çιnar ve Koray Karaca tarafından hazırlanıyor.

Bilgisayar ve teknoloji blogu pclabsta görmeye alışık olmadığımız bir yazı: Emekli Tğm.’den, az kullanılmış “Zırhlı Araç” Bir süre önce askerden dönen Cem Akça tarafından kaleme alınan yazı tankların kısa tarihini ve geleceğin zırhlı araçları için korunma sistemlerini konu alıyor.

tank

Doctus Blog Açık Kaynak, Anti-Spyware, Anti-Virus, Anti-Virus Testleri, Bilgi Güvenliği, Firewall, Genel, Haberler, Internet, Linux, Mac OS X, Nasıl Yapılır? (Yazılım), Windows İpuçları, Yazılım gibi kategorilerde güncel bilgilere yer veren bir blog.

Esasında bir bilgi güvenliği forumu olan Doctus‘un blogu sizi kesmediyse, forumuna ücretsiz üye olup diğer üyeler ile bilgi paylaşımına geçebilirsiniz.

Livetr.org internet ve çeşitli yazılımlar hakkında haberler ve bilgiler sunan bir blog.

Ekim 2006′dan bu yana Windows Live Messenger 8.1 Beta yolda, Youtube Yenilikleri 27 Ekim, Windows Live E-Mail’leri baska alan adlariyla beraber !, Mynet’ten sınırsız E-Posta kapasitesi gibi haberleri okurlarına sunuyor.

Blogcu mu arıyorsunuz? Aramayın. Bulun!

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

Blog gerçekleri

Dünyanın en çok ziyaret edilen 100 websitesinden 22'sinin blog olduğunu biliyor musunuz?



En çok ne yazmışız



en son kimler konuştu