31 Oct
nahnu yazmış ve Oylama Sistemi | Tekmetokat | Wordpress Eklentileri ile etiketlemiş
İlk defa Tekmetokat‘ta gördüğümüz yeni yazı oylama sistemi Spotback. Eğer blogunuz için bir yazı oylama sistemi kurmayı düşünüyorsanız mutlaka denemelisiniz. Bir iki adımdan oluşan üyelikten sonra verilecek kodu blogunuzda gereken yere yerleştirmeniz yeterli.

Ziyaretçileriniz yazılarınızı oyladıktan sonra sistem onlara blogunuzdaki yüksek puan almış yeni yazıları tavsiye edebiliyor.
Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.
19 Sep
nahnu yazmış ve Okan Vardarova | Oky | Tekmetokat | Utanç Duvarı ile etiketlemiş
Tekme Tokat yazarı Oky, Türk blog küresinde ProBlogger geçinen KroBlogger’ları yazdı. İşte o yazının en çarpıcı paragrafları:
Tamamını “Problogger’ın Türkçesi Kroblogger mı?” başlığı altında Tekme Tokat’tan okuyabilirsiniz.
Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bu yazının altına yorum olarak bırakılabilirsiniz.
07 Aug
abacus yazmış ve Minimalist Tasarım | Minimalizm | Nahnu | Tekmetokat ile etiketlemiş
Yaz aylarının getirdiği sıcaklığı biraz olsun serinletmek istercesine önce Nahnu daha sonra Portakallı Lokum DePo Clean temasını seçti. Hazır temalarını yenileyen bloglardan söz açılmışken Oky de Tekmetokat‘ı eski içeriği ve temasıyla yayına aldı.
16 May
abacus yazmış ve Okan Vardarova | Röportaj | Tekmetokat ile etiketlemiş
Uzun zamandır bloglayan biri olarak Türk blogküresi hakkında neler düşünüyorsun? Örneğin kimileri blog cuntası olduğunu düşünüyor. Buna katılır mısın?
Cunta bildiğim kadarıyla yönetimi zorla ele geçiren grup anlamına geliyor. Blogkürede böyle bir grup olduğunu tabii ki düşünmüyorum. Bir blogun oturması için bence başta zaman gerekiyor. Oturmaktan kastım, hedef kitleye ulaşmak. Yeterli zaman oluşmadan bu hedef kitleye varamayan aceleciler, akıllarında hayali bir cunta yaratıp suçu ona atıyor olabilir. İşin aslını bilmiyorum ve açıkçası bu tip meselelerle hiç ilgilenmiyorum. Benim tuzum kuru
Türk blogküresinin de son zamanlarda kendinden beklenenin fazlasını verdiğini düşünüyorum. Mesela Blog Kazanı sayesinde haberdar olduğum İstanbul Sokak Stili ve benzeri blogları gördükçe “Bu iş tamamdır” diyorum içimden. Şu an ben her neye ilgi duyuyorsam, bu ilgime karşılık gelen bir blog bulmakta pek zorlanmıyorum. Ya benim vizyonum çok dar ya da gidişat oldukça iyi.
iPhone için hazırladığın blog büyük ilgi gördü. Böyle bir sayfayı kendine ait bir domain almak yerine neden blogspot (ve blog formatını) tercih ettin?
Aslında iPhone için Blogger’ı değil, Blogger için iPhone’u tercih ettim. Yani iPhone fikri daha bende oluşmadan, “Acaba Blogger’da Türkçe konuşmayanlara da hitap eden ne yapsam?” diye düşünüyordum. iPhone fikri aklıma gelir gelmez de, biraz da bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmediğim için, hiç vakit kaybetmeden siteyi kurdum ve 2. gününde Digg’de anasayfaya çıktı. Artık geri dönüşü yoktu, adres o şekilde yayılmıştı. O kadar backlink’i gözden çıkaramazdım
Ancak böyle yapmakla ne kadar doğru ettiğimi sonradan anladım. Çünkü o trafiği kendi imkanlarımla zaten karşılayamazdım. Hiç tıkanmayan bir host, mükemmel bir içerik yönetim sistemi, aşina olduğum bir servis, daha ne isteyebilirim ki.. Diğer bir etken ise, daha çok Google’dan gelenlere hitap ettiğim için, Blogger sitelerine Google sıralamasında ayrıcalık tanındığını düşünüyor olmamdı..
Kişisel gelişim, tatmin ve dert ortağı.
Blogger.com servisini kullanıyorum. Birçok nedeni var: İnternetin ilk blog servisi olduğu için bloglar ile özdeşleşmiş olması, Google gibi sempatik bir devi arkasına alması, onunla başlamış olduğum için işleyişine olan aşinalığım, kendi domain’lerimiz altından yaptığımız yayına bile ücretsiz hosting sağlıyor olması, kendi arayüzlerimizi tasarlamaya çok imkan tanıyor olması.
Kuşkusuz favorim 029. Bunun haricinde her kimi söylersem bir diğerine haksızlık etmiş olurum.
Bu soruda kişisel blogları hariç tutuyorum ama doğruyu söylemek gerekirse sürekli takip ettiğim tematik bir blog yok. Pilli Network ile Bloglama Şehir Blogları‘nın tüm yazarları diye topluca bir cevap vermek isterdim
Ama ille de isim diyorsanız, Spineless ezelden beri çok örnek aldığım bir blogcu olmuştur.
Okan Vardarova ile gerçekleştirilen Komünite geri mi dönüyor: Tekmetokatın yazarı Oky ile sille tokat muhabbet başlıklı röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz.
15 May
abacus yazmış ve Okan Vardarova | Röportaj | Tekmetokat ile etiketlemiş
.
Bloglar için bir tartışma-yardımlaşma platformu olan Komünite neden kapandı? Sonrasında keşke kapatmasaydım diye hayıflandığın oldu mu?
.
Komünite tamamen benim tembelliğimden kapandı. Blogger.com ile içli dışlı olduğum ve az buçuk da işin tekniğinden anladığım için benden yardım isteyenlere ayrı ayrı yardım etmek yerine bir kere anlatıp bundan herkesin faydalanmasını sağlamak için kurduğum, forum yapısını kullanmasına rağmen kişisel bir siteydi. Etkili olduğunu düşünüyorum. Pek çok yeni başlayan için kılavuz görevi gördüğünü de biliyorum ama üye sayısı 1000′e yaklaşıp da iş benim boyumu aşmaya başlayınca yetişemedim. Tembellik dedim çünkü kendime yol arkadaşları bulup yükümü hafifletebilirdim. Şimdi keşke bunu yapsaydım diyorum, evet. Eski Komünite veritabanını ben saklıyorum, kolları sıvayabilirim tekrar
.
Komünite gibi bir platform hala gerekiyor mu?
.
Kesinlikle! Baktığında bu açığı kapatan Türkçe bir site hala yok. Çünkü hem internet hem de insanlar sürekli yenileniyor. “Tamam artık bu konuda herkes bilgili, kimsenin kimseye yardım etmesine gerek kalmadı” asla denilmez, denilmeyecek. Bloglar hakkındaki son söz’ün sırası hiçbir zaman gelmeyecek. Örneğin, dünyada cep telefonu olmayan insan kalmadığı halde Nokia nasıl hala para kazanabiliyor? Tabii eski Komünite şu günün ihtiyaçlarını belki karşılamaz ama Komünite kapanmasaydı o da kendini yenileyecekti. İhtiyaçlar doğa doğa bitmiyor, bunların karşılanması gerekir.
Komünite zamanında Blogcu.com servisini kullanan Komünite üyeleri ile sık sık tartışmalar yaşanıyordu, o zamanlarda diğer servisleri kullanan Komünite üyelerinin de Blogcu’daki blog yazarlarını pek sevmediğini biliyoruz. Sen bu kavganın neresindesin? Blogcu’dan takip ettiğin blog yazarları var mı?
Eminim Blogger’ın ilk zamanları Blogcu’nun da gerisindeydi. Zaten insanlar olarak internete chat yaparak başlamadık mı? Bir yapı inşa edildiği zaman temelin zemine iyice oturması beklenir. Blogcu bana kalırsa o tartışmalar esnasında bu sancılı süreçten geçiyordu. Açıkçası ben bu kavganın Blogger tarafında yer aldım. Sonuçta blog dediğimiz tabiri caizse bir gavur icadı
ve Türkiye’ye ithali esas olarak Blogcu ile oldu. Yani Komünite zamanlarındaki Blogcu internete chat yaparak başlayan bir liseli görünümündeydi. Blogger kullanıcıları olarak bizler bu aşamayı atlatmıştık.
Şimdiki Blogcu ile o Blogcu arasında büyük farklar var. Benim takip ettiğim Blogcu yazarı yok ama bu asla Blogcu’da takip edilecek kalitede blog olmadığı anlamına gelmez.
Blog yazarlarının bloglarında kendi fotoğraflarını yayınlamasını “underground”luğa vurulmuş bir darbe olarak düşünenler var. Sen hem kendi fotoğraf ve videolarını yayınlıyorsun hem de arkadaşlarının. Ayrıca blog yazarları biraz da esrarlı olmalı değil midir?
Ben çok beğendiğim bir blogun sahibini görebilmek için şahsen taklalar atıyorum
Kişisel bir tercih. Radyocuları da hep merak ederim. Şimdi Ceyhun Yılmaz örneğinden yola çıkarak “radyolcular televizyona taşınmasın lütfen” dersek Beyazıt Öztürk’e veya Okan Bayülgen’e haksızlık etmiş olmaz mıyız? Şöyle bir iddiam var; bloglarımı uzun süredir takip edenler beni gerçekteki arkadaşlarımdan daha iyi tanıyorlar. Yeri geliyor sırrını açıklıyorsun, iç dünyanı döküyorsun. Buna karşılık bir fotoğrafını esirgiyorsun. Çelişkili.. Maksat esrarlı olmaksa bunu kendini göstererek de yaparsın zaten. Düzenli olarak günlük blogu tutan biri eğer fotoğrafını saklıyorsa ben bunu burnunun yamuk olmasına bağlarım arkadaş
Youtube’dan kopyala-yapıştır değil de, kendi ürettikleri videolar ile blog yapanlara Türkiye’de sık rastlamıyoruz. Beş-on çok okunan blog yazarı video blog yapmaya başlarsa, en azından kategori olarak video blog’a yer verirse, diğerleri de akın akın gelir mi?
Anadilimiz Türkçe olduğu için internet akımlarını da hep bir adım geriden takip etmek durumunda kalıyoruz ama mutlaka ediyoruz! Türk bloglarının geleceğini görmek isteyenler yabancı bloglara bakabilir. Zaman makinası gibi.. Bunda her şeye temkinli yaklaşmamızın ve güven eksikliğimizin de payı var. Ben deneyimli bir internet kullanıcısı olduğumu düşünüyorum ama yakın zamana kadar çektiğim bir videoyu Youtube’a yüklemeye cesaret edemiyordum. Örnekler insanı rahatlatıyor ve güven sağlıyor. Topluluk psikolojisi belki.. Video bloglarsa kaçınılmaz. Benim de aklımda bazı fikirler var bu doğrultuda.
Kendi gazetelerimizi oluşturduk, radyolarımızı kurduk sıra televizyonlarımız da. Herkesin cebinde video çeken bir cep telefonu var, Youtube ücretsiz, ekmek elden su gölden, daha ne olsun!
Üçüncü ve son bölümü yarın yayınlanacak röportajın ilk bölümünü Komünite geri mi dönüyor: Tekmetokatın yazarı Oky ile sille tokat muhabbet (1) başlığı ile okuyabilirsiniz. .
14 May
abacus yazmış ve Okan Vardarova | Röportaj | Tekmetokat ile etiketlemiş
Karablok, Tekmetokat. Bilemediyseniz iPhone, Komünite. Okan Vardarova’dan bahsediyorum. Blogküre’yi takip ediyorsanız mutlaka bir şekilde kulağınıza çalınmıştır ismi. Yıllardan beri yazıyor, blog hazırlıyor, tasarım yapıyor. Şimdi eskisi gibi yazmasa da bloglarla olan bağını kopartmıyor; Tekmetokat eğlenceli bir şekilde devam ediyor. Uzun süredir blogla, bloglamayla haşır neşir olan Okan’a ne olacak bu blogların hali diye sorduk. Karşılığında çok güzel cevaplar aldık.
.
Önce light bir tasarım ardından gelen light yazılar. Neler oluyor?
.
Estetik kaygısı artık bende bir saplantı haline gelmişti. Bugüne kadar tuttuğum her blogta, başta tipografi olmak üzere pek çok görsel konuda kendimi sınırlandırdım. Bu da içeriğin doğal akışını sekteye uğratıyor, tasarıma göre şekillenmesine sebep oluyordu. Mesela bahsetmek istediğim kısa bir şeyi, blogum uzun yazılardan oluşuyor diye, bir başka uzun yazının içine bir şekilde sıkıştırırım düşüncesiyle içime atıyordum ya da sırf onu diyebilmek için, zengin göstersin diye alakasız bir resim iliştiriyordum. Böyle böyle şeyler… Bu beni çok sıkıntıya sokmaya başlamıştı, özgür olamıyordum. Hem bu saplantımı yenmek hem de içten içe özendiğim günlük bloglarının tadına bakmak için bu yolu denedim. Hoş, bu defa da konseptsizliği konsept belledim