Blog Kazanı

| bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberler

Pc Magazine editörleri favori bloglarını bir araya toplayarak toplam 100 blogun yer aldığı bir liste hazırlamışlar. Pc Magazine editörlerinin seçimleri arasında Türk blog okurlarının pek bilmediği blogların yanı sıra hemen hemen her blog okurunun yakından takip ettiği  Engadget,Gizmodo, Lifehacker, Boing Boing gibi ünlü bloglarda yer alıyor.

Ne dersiniz acaba bu listenin bir benzerini oluştursak  tahmini 750 bin nüfuslu Türk blogküresinden biz de 100 blog çıkarabilir miyiz?

Tekme Tokat yazarı Oky, Türk blog küresinde ProBlogger geçinen KroBlogger’ları yazdı. İşte o yazının en çarpıcı paragrafları:

    […] Başlıkta sözünü ettiğim Problogger.net sitesi, bir blog sahibinin ürettiği içeriği nasıl daha iyi sunacağı, blogunu nasıl geliştireceği ve bu işten para kazanarak bir anlamda blogger’lığın nasıl meslek haline getirileceği gibi konular üzerine yayın yapan dünyaca ünlü bir platform. Bu kavramı beyinlerine değil başka bir yerlerine sindirmiş bir blogger kesimi var ki, tamamen kendi ürününüz olan bir yazıyı, bir eseri çalıp kendi sitesine koymakta hiçbir sakınca görmüyor. Tek yaptığıysa altına ufacık bir kaynak koymak. Kulağa normal gelebilir, sonuçta kaynak belirtiyor. Hatta siz de muhtemelen yazınız başka bir yerde yayınlanmaya değer görüldü diye sevinmek gibi bir mantık hatasına düşüyorsunuz. Ancak Google ve Adsense internete dahil olduktan sonra kaynak belirtilse bile bir içeriğin kopyalanması hırsızlıktan başka bir şey değildir.
    Adam hayatını blogtan para kazanmaya adamış, sürekli Google’da nasıl daha yukarılara çıkabilirim diye kafa yoruyor. Tek derdi Adsense kutularını nereye koysa daha çok tıklanacağı. Hatta bu yüzden, sözkonusu ziyaretçiyi kendisine kazandıran kopya içeriği en dip köşelere atarak her tarafı bu kutularla dolduruyor. Oysa siz, kendi halinde gri hücreler üreten, küçük takipçi kitlenizle beyin fırtınası yapan sıradan insanlarsınız! Kötü bir şey olmadığı halde içeriğinizden para kazanmak gibi bir hırsınız da yok. İşte sizin gibi bir ton blogger’ı soymakta olan bu insanlar şu an blogküreye hakim. Blograzzi’yi açın bakın 3000 küsür blogun yarısından fazlası bu sözünü ettiğim bloglardan oluşuyor. Hatırlayanlar bilir; bir zamanların .cjb.net‘i isim değiştirip .blogspot.com olarak geri döndü. Diğer blog servislerinde durum daha da vahim. Tüm bunlar sizi rahatsız etmiyor olabilir. Ama içerik üretiyorsanız ve tam da ürettiğiniz içeriği arayan biri bizzat sizin içeriğinize, yine sizin sitenizden evvel bir başkasının sitesinde ulaşıyorsa, bu sizi rahatsız etmeli. Sonuçta aklınıza bir espri geldiyse bunu siz yapmak istersiniz.
    Görünmeyen bir yere kaynak koymanın ardına saklanıp da içeriğinizi çalan ve bu sayede Google’dan ziyaretçisine ziyaretçi katan bu bloglara ek olarak, bir de her şey hakkında hiçbir şey blogları türedi. Bunlar kendi aralarında 2′ye ayrılıyor: Kişisel ve Tematik (!) bloglar. Tematik blogları özellikle son dönemde dizi blogları temsil eder hale geldi. Oldukça basit; dizinin adına bir adres alıyorsun ve dizinin kendi sitesindeki bir metni blogun açıklamasına kopyaladıktan sonra her tarafı Youtube videoları ile süslüyorsun. Kişisel bloglar ise daha çok teknoloji üzerine yoğunlaştı. Genelde internet servislerini ve yeni çıkan elektronik ürünleri tanıtan bu blogların hepsini topladığın zaman ortaya yine 1 blog çıkıyor. Çünkü diğerlerinin aksine her biri kendi cümlelerini kullanıyor olsa da, içeriği oluşturan tüm yazı konuları neredeyse kronolojisi kronolojisine aynı. Mesela bakıyorsun Google falanca milyar dolara filanca sitesini satın almış. Artık gazeteciliğe mi özeniyorlar napıyorlar bilmem, hop hepsi bu konu hakkında birer yazı girmiş. Fikir üretmek yok, bir köşe yazarı edasıyla konuya yaklaşmak yok. 3 satırlık bir gazete haberi gibi, şok şok şok, iyi ki bahsetti bundan yoksa hepimiz cahil kalacaktık. Aynı değerlerin birbirini götürdüğü bir matematik işlemi olarak düşünüldüğünde Türk blogküresini 600 MB’lık CD’ye ziplemek mümkün!
    2 türü de temsil eden blogger’ların en belirgin ortak özellikleri de şöyle: Şimdi burada linklerini verip Pagerank değerlerini arttırmak istemiyorum (bkz: Adını verip rencide etmek istememek) genelde adresleri kendi isimlerinde olur, çünkü internet geçmişleri kendileriyle özdeşleşmiş bir nick barındırmayacak kadar kısadır (Romantik Serseri tarzı nick’leri atladım tabi). 2005 yılındaki blog patlamasıyla bu sektöre katılanlar (ki zaten bunlar 1. nesil oluyor) şimdilerde harikulade Alexa ve Pagerank değerlerine sahiptir, arama motorlarında hep üst sıralarda yer alırlar. Diğerleri ise 2007′de türemiştir, genelde ilk neslin takipçilerinden oluşur. Körler sağırlar birbirlerine ağırlar. Ne derece önem taşır bilemem ancak çok dikkat ettiğim bir diğer husus, bu blogları kızların takip etmiyor olması. Mühendislik fakültesi mübarek. Hemen hemen hepsi ForumTR tarzı komünlerden çıkmadır. Teraziye tıklarsanız devamı gelir veya 1000 kişi bakmış kimse yorum yazmamış yazıklar olsun ekolünün blogküredeki temsilcileridir. Link değişimi dediğin zaman gözleri parlar, aşağı yukarı gördükleri her siteye link değişimi teklif ederler. Subdomain’leri meşhurdur, her büyük site için birer subdomain açarlar. Youtube en bilinen subdomain’lerin başında gelir (youtube.domain.com gibi). Her Forward mail mutlaka bloglarında işlenmiştir ve ne hikmetse hepsinin saçları jölelidir!
    İlk başta Kroblogger benzetmesini yapmak yerine korsan bloglar demeyi düşünmüştüm ama korsan müziğin bile arkasında belli bir felsefe yatıyorken bunu yapamazdım. Hani ayı desem ayılara ayıp olur gibi bir durum. Kopya içeriğin hukuki bir yaptırımı var mı, bilmiyorum. Ekşi Sözlük’te gazetelerin köşe yazılarını entry’ye olduğu gibi kopyalayanların editörler tarafından uyarıldığını hatırlıyorum. Sadece link vermek veya içerikten küçük bir kısmı alıntı yapmak doğru olanıymış. Blogküre’de de durum böyle olursa zaten problem yok. Amaç olayı bir yarış gibi görmemek, amaç herkesin 1-2 cümleyle de olsa kendini ifade edebilmesi. Ne derece etkili bilemem ancak Creative Commons sitesiyle içeriğinizi güvence altına almayı deneyebilirsiniz. Utanç Duvarı sitesi de hırsızları afişe ederek caydırıcı bir etken görevi görüyor. Bunun yanı sıra hırsız blogları Google’a şikayet etmeye de üşenmeyin. Böylece indekslenmeleri engellenebilir.[…]

Tamamını “Problogger’ın Türkçesi Kroblogger mı?” başlığı altında Tekme Tokat’tan okuyabilirsiniz.

Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bu yazının altına yorum olarak bırakılabilirsiniz.

Biz Türklerin “garip alışkanlıkları” var.

Fakat bu alışkanlıklar adeta kültürümüzün bir parçası gibi bizi dünyaya tanıtmaya başlayalı çok oldu. Ama internet icat oldu ve bu süreci daha da hızlandı. Bu alışkanlık diye söylediğim şeyler her sabah spor yapmak, günde iki kez dişlerini fırçalamak ya da yatmadan evvel üç beş sayfa kitap okumak falan değil.

Adını koymaya çekiniyorum ama hafif tabirlerle şöyle diyeyim:

Biz müşkülpesent ama işgüzar, fingirdek ama muhafazakar, kurnaz ama saygıdeğer insanlar olmaya çalışıyoruz. İşte bu durumlar bizi dünyaya tanıtırken yaka silkilen insanlar diye göstermeye başladı bile.

Eskilerden bir tanıdığım avrupada uzun süre gezmiş tozmuş birisiydi. Uyuşturucu alıp sattığından avrupanın her ülkesini görmüş, her milletini tanımıştı. Bunu da geçin Afganistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri de çok iyi biliyordu. Ama hala sadece Türkçe konuşuyordu. Bunu ancak bir Türk başarabilir zaten.

Bir gün bana “Avrupa’da bir Türk’ü ve bir Portekizli’yi nasıl ayırt ediyorlar biliyor musun?” dedi. Haliyle bilmiyordum. “Eğer bir toplu taşıma aracındaysalar ellerinde okunacak bir şey olmayan iki millet bunlardır. Ya boş boş duruyor ya da muhabbet ediyorlardır. Bunu herkes bilir. Gidince görürsün” dedi.

Bir örnek daha. Amerika’da bir adam metroda jetonlu telefonla konuşurken durduk yere telefonu tekmelemeye başlıyor. Yanına hayırdır diye yardıma giden başka bir adam durumu öğreniyor ki telefondan adam jetonunu almaya çalışıyor. Neden sorusu ise konuşmam bitti telefonla jetonumu vermiyor oluyor. Evet bu ikiside Türk.

İşte eskiden dünya bizi bunlarla tanıyordu. Çok hızlı yayılmıyordu bazı konulardaki ünümüz.

Şimdi mi? İnternetten tanıyorlar. Hem de çok iyi tanıyorlar. Mesela Hollanda’da webcam chat sitesi yapıp ödül alan birisi ordan tanıştıklarından aldığı bilgiler ile PKK terörünün neden çözülemediği üzerine bana yorum yapabiliyor.

Yani internette kendimizi ister istemez tanıtıyoruz. İşte bu garip alışkanlıklarımızda bu tanıtımda önemli argümanlar oluyor. Bedava bir servis çıkıyor yurt dışında ve biz onu o kadar çok sömürüyoruz ki bir süre sonra Türk IP numaraları banlanıyor. Bir porno site çıkıyor ortaya bir bakıyoruz mahkemelerimizin yasakladığı gizli çekimler oralarda fink atıyor.

Bir reklam servisi çıkıyor ortaya o kadar çok sömürüp, hile hurdayla işe saldırıyoruz ki servis bize hizmet vermemeye başlıyor. Bir ödeme sistemi Avrupa’da peydah oluyor ve bir süre sonra hem bizim bankalarımızın hem o sistemin artık Türklerden illalah etmesinden Türkiye’ye sınırlı erişimler sunmaya başlıyor.

Sözü dönüp dolaştırıp getireceğim yer şurası; biz blog dünyasında da bu “garip alışkanlıkları” yeni kılıflarında sunmaya başladık.

Blograzzi diye bir şey çıktı hepimiz bloglarımızı tanıtalım diye saldırdık. Sonra tuttuldu oralarda tartışmalar çıkartıldı, ayrılıklar aldı başını gitti. Üyesi olmama rağmen ben de ısınabilmiş değilim sistemlerine.

Ama bu kavgalarda kavga eden taraflar bir birlerini asıl olarak şu noktada suçladı. ” Beni kullandın benden prim elde ettin page rank yükselttin, adsense kazandın ” falan filan dendi. Bu da işte tıpkı gurbette Türk’ten kazık yiyen Türk’ün haline benzemiyor mu?

Peki bloglarımızın kitsch içerikle dolu olması acaba Avrupa’da toplu taşıma araçlarında seyahat ederken birşeyler okumak yerine etrafı seyretmemizden olabilir mi?

Peki bir site dünyaca tanınmış bir ansiklopedi sitesine benzer domainini yönlendirip, bu siteden güya Page Rank değerini yükseltiyor. Ve sonra sitesini açıp üyelikler veriyor. Bu da tıpkı Amerika’da jetonla görüşürken jeton bitince telefona tekmeyi basıp yeni jeton almaya çalışan Türk’ün hali değil mi ? ( bu arada malum siteye link vermeyin, sandbox sisteminin hoşuna gitmeyecektir)

Az çok reklam alan, reklam veren, SEO, websitesi işlerinden anlayan birisi olarak söylemek isterim arkadaşlar: Blog yazarak para kazanamazsınız. En azından bir alanda gerçekten uzman değilseniz kazancınız uzun sürmeyecektir. O yüzden bu kavgaları, uyanıklıkları, “garip alışkanlıkları en azından internette artık bırakın.

Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez derler hani.

Haydi blog ola…

42 milyon 533 bin 41 seçmenin Türkiye’nin kaderini belirleyeceği 22 Temmuz’a az bir zaman kala Türk blog küresinin en aktif fikir bloglarından biri Derin Sular’ın yazarı Serdar Kaya ile hem seçim hem de Türk blogküresinin genel durumu üzerine konuştuk.

.
AKP 22 Temmuzda yeniden iktidar olabilecek mi?
.

Serdar Kaya: ‘İktidar’ kelimesini kullanmış olmanızdan hareketle şöyle bir kelime oyunu yapabilirim herhalde: Birinci parti olması kuvvetle muhtemel olsa da, elbette iktidar olamayacak. Soruyu böyle yanıtlayınca, kimin iktidar olacağı da haliyle aşikar oluyor.

Çok partili dönemin tamamında olduğu gibi, 22 Temmuz 2007 tarihi sonrasında da asıl iktidar yine TSK olacaktır. Çünkü Türk siyasi geleneği, siyasetin ‘insanlara ait’ bir alan olmasına hiçbir zaman müsaade etmedi. Bir başka deyişle, bu siyasi gelenek gerçek manada bir ‘cumhuriyet’ özelliğine hiçbir zaman sahip olmadı. Zira bir ülkede seçimlerin yapılması, belli partilerin seçim sonuçları doğrultusunda dönüşümlü olarak iktidara gelmeleri, o ülkedeki siyasi işleyişin insanların elinde olduğu anlamına gelmez. tamamını oku »

Daha önce blog kazanında yer alan Selçuk Hoca, Türk blogküresi için hizmet veren site ve servisleri bir araya toplamış. Yazısında Blog Kazanı‘na ve Blogcu Bul‘a da yer veren Seçuk Hoca’nın Türk Blog Dünyasının Yan Sanayisi başlıklı yazısı özellikle bloglamaya yeni başlayanlar için iyi bir rehber niteliği taşıyor.

Genellikle Türkiye’de Linux ve Özgür Yazılım konusunda çalışmalar yapan bilgisayar kullanıcılarının bloglarını bir sitede toplayan gezegen kaynaklı yazılar hakkında yorumlar içeren süper bir blog Alemin Derdi Beni Gerdi.

Seveni olduğu kadar Linux camiasının Kenan Erçetingöz’ü olmakla suçlayanı da var. Darısı her camianın başına…

Türk blogküresinin yelpazesi geniş

Uzun zamandır bloglayan biri olarak Türk blogküresi hakkında neler düşünüyorsun? Örneğin kimileri blog cuntası olduğunu düşünüyor. Buna katılır mısın?

Cunta bildiğim kadarıyla yönetimi zorla ele geçiren grup anlamına geliyor. Blogkürede böyle bir grup olduğunu tabii ki düşünmüyorum. Bir blogun oturması için bence başta zaman gerekiyor. Oturmaktan kastım, hedef kitleye ulaşmak. Yeterli zaman oluşmadan bu hedef kitleye varamayan aceleciler, akıllarında hayali bir cunta yaratıp suçu ona atıyor olabilir. İşin aslını bilmiyorum ve açıkçası bu tip meselelerle hiç ilgilenmiyorum. Benim tuzum kuru :)

Türk blogküresinin de son zamanlarda kendinden beklenenin fazlasını verdiğini düşünüyorum. Mesela Blog Kazanı sayesinde haberdar olduğum İstanbul Sokak Stili ve benzeri blogları gördükçe “Bu iş tamamdır” diyorum içimden. Şu an ben her neye ilgi duyuyorsam, bu ilgime karşılık gelen bir blog bulmakta pek zorlanmıyorum. Ya benim vizyonum çok dar ya da gidişat oldukça iyi.

iPhone için hazırladığın blog büyük ilgi gördü. Böyle bir sayfayı kendine ait bir domain almak yerine neden blogspot (ve blog formatını) tercih ettin?

Aslında iPhone için Blogger’ı değil, Blogger için iPhone’u tercih ettim. Yani iPhone fikri daha bende oluşmadan, “Acaba Blogger’da Türkçe konuşmayanlara da hitap eden ne yapsam?” diye düşünüyordum. iPhone fikri aklıma gelir gelmez de, biraz da bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmediğim için, hiç vakit kaybetmeden siteyi kurdum ve 2. gününde Digg’de anasayfaya çıktı. Artık geri dönüşü yoktu, adres o şekilde yayılmıştı. O kadar backlink’i gözden çıkaramazdım :) Ancak böyle yapmakla ne kadar doğru ettiğimi sonradan anladım. Çünkü o trafiği kendi imkanlarımla zaten karşılayamazdım. Hiç tıkanmayan bir host, mükemmel bir içerik yönetim sistemi, aşina olduğum bir servis, daha ne isteyebilirim ki.. Diğer bir etken ise, daha çok Google’dan gelenlere hitap ettiğim için, Blogger sitelerine Google sıralamasında ayrıcalık tanındığını düşünüyor olmamdı..

Okan Vardarova’ya göre blog

Kişisel gelişim, tatmin ve dert ortağı.

Kullandığı blog yazılımı ve onu tercih etme nedeni

Blogger.com servisini kullanıyorum. Birçok nedeni var: İnternetin ilk blog servisi olduğu için bloglar ile özdeşleşmiş olması, Google gibi sempatik bir devi arkasına alması, onunla başlamış olduğum için işleyişine olan aşinalığım, kendi domain’lerimiz altından yaptığımız yayına bile ücretsiz hosting sağlıyor olması, kendi arayüzlerimizi tasarlamaya çok imkan tanıyor olması.

Beğendiği kişisel bloglar

Kuşkusuz favorim 029. Bunun haricinde her kimi söylersem bir diğerine haksızlık etmiş olurum.

Beğendiği blogcular

Bu soruda kişisel blogları hariç tutuyorum ama doğruyu söylemek gerekirse sürekli takip ettiğim tematik bir blog yok. Pilli Network ile Bloglama Şehir Blogları‘nın tüm yazarları diye topluca bir cevap vermek isterdim :) Ama ille de isim diyorsanız, Spineless ezelden beri çok örnek aldığım bir blogcu olmuştur.

Okan Vardarova ile gerçekleştirilen Komünite geri mi dönüyor: Tekmetokatın yazarı Oky ile sille tokat muhabbet başlıklı röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz.


Yeni bir sitemiz daha oldu. blogcubul.blogkazani.com adresinden ulaşabileceğiniz bu yeni sitede blog ilanlarımızı ücretsiz yayınlayabiliyoruz. Maddelendirecek olursak blogcubula

  • Bir blogumuz varsa ve birlikte yazacağımız bir ortak arıyorsak,
  • Bir blog ağı oluşturmak istiyor ve bunun için düzenli olarak yazacak blogcular arıyorsak,
  • Şirketimizin blogunu güncelleyecek bir blogcuya ihtiyacımız varsa,
  • Blogumuzun tasarımını yeniletmek istiyorsak ve bir tasarımcı arıyorsak,
  • Blogumuz için bir programcıya ihtiyacımız varsa,
  • Blogumuzu satmak istiyorsak,
  • Blog satın almak istiyorsak

ilan bırakabiliyoruz. Ar-ge çalışmaları Blog Böceği‘nden tanıdığımız Utku Tönel (kahpecüce) tarafından yapılan blogcubul daha önce Türk blog camiasında örneği olmayan bir çalışma. Bu nedenle blogcubul‘un Türk blogküresinin ve blogcularının ihtiyaçlarına cevap vereceğini düşünüyoruz.

Osman Börütecene kişisel blogunda Türk Blog Dünyası Gözlemlerim başlığıyla Türk blogküresi açısından ilgi çekici ve tartışılması gereken bir konuya değinmiş. Kendini haber ajansı zanneden, kötü bir Türkçe ile yazan ve yabancı web sitelerinden içerik üreten bloglardan yakınan Börütecene’nin yazdıkları kadar yazıya yapılan yorumlar da yazıyı bir hayli zenginleştirmiş.

Aslında Osman Bey’in bahsettiği türde içerik üretimi sadece yurdum blogcusunun tercihi değil. Özensiz bir dil kullanımını bir kenara bırakırsak yabancı bir çok blogda bu tür örneklere rastlamak mümkün. Yine de yazı, bu konunun tartışılması gerektiği için iyi bir başlangıç noktası oluşturuyor. Belki de çözüm daha önce Türk blogcusu nasıl kurtulur? başlığıyla yazdığımız yazıda saklıdır.

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

  • Register

Blog gerçekleri

Blog arama motoru Technorati her gün 30-40 bin arası yeni blog keşfediyor.





dengeli beslenmek sağlık açısından faydalıdır. dengeli beslenmek istiyorsanız blog kazanına abone olun!

Blog Kazanı RSS Aboneliği


kazan postası
abone olmak için e-posta adresinizi girin:



web counter