29 Jun
abacus yazmış ve blog araçları, spam blog, splog ile etiketlemiş
Özenle hazırladığımız bloglarımızın içeriÄŸinin kopyalanmasından sık sık yakınıyoruz. Bunun için daha önce Blogküreyi “splog”lar bastı 2, 3 baÅŸlıklı bir yazı hazırlamıştık. Blog Herald’da yayınlanan En iyi ücretsiz 20 anti-hırsızlık aracı baÅŸlıklı yazı ile blogunuzun içeriÄŸini çalanlara karşı ücretsiz araçlarla blog içeriÄŸinizi korumanın yolları anlatılmış.
27 Jun
superadam yazmış ve arda kutsal, blog, blograzzi, dizi blogları, film blogları, popüler kültür, spam blog ile etiketlemiş

Blog dünyasına beklenmedik bir giriÅŸ yapan Blograzzi son günlerde kötü niyetli webmasterların hedefi haline geldi. Blograzzi’nin hazırlıksız yakalanmasından istifade eden blogcular(!) siteyi dizi film, magazin, adult… vb gibi bloglarla doldurdular. Back link olsun da nereden olursa olsun mantığındaki bu blogcular maalesef, oldukça ince düşünülmüş ve gerçek blogcuların epey iÅŸine yarayacak bir gereci kirletmekten baÅŸka hiç bir ÅŸey yapmıyorlar.
“Blog deÄŸil!” butonunu son bir kaç gündür kaç kere kullandığımı bilemiyorum. İnanıyorum ki, Arda Kutsal ve ekibi bu uyarıları dikkate alıyorlardır.
Bütün uyarıları deÄŸerlendirirken, zorluk çekebilecekleri bir nokta var ki, “blogspot ve blogcu” uzantılı domainlere sahip kullanıcıların artık %50’si spam blog… “Sen blog deÄŸilsin!” diyebilmek için nasıl bir kıstas getirecekler? Dönemlik açılan ve bir müddet sonra atıl hale gelecek bu bloglar kirlilikten baÅŸka bir ÅŸey yaratmayacaklar.
Her “blogspot ya da blogcu” blog mudur?
Bir blog dizini diye tanımlayabileceÄŸimiz Blograzzi‘de yer almanın ÅŸartları nasıl deÄŸiÅŸtirilebilir?
23 May
abacus yazmış ve acemi blogcu, adsense, adsense türkiye, çalıntı içerik, google, spam blog, splog, Türk ile etiketlemiş
Evet neredeyse sonuna geldik. Ancak bu iÅŸin bir de google tarafı var ki Türkiye’de en çok tercih edilen arama motorunun google olduÄŸunu kabul edersek google’ın bu tür çalıntı içeriÄŸe karşı nasıl davrandığı çok daha önemli bir hal alıyor.
Peki google çalıntı bir içerikle karşılaÅŸtığında neler oluyor, bu durumun farkına varabiliyor mu, yazılarınızı çalan siteyi ÅŸikayet etmeniz bir iÅŸe yarıyor mu? Geçende bir zincir e-posta görüşmesinde Acemi Blogcu başından geçenleri anlattı. Yazdıklarının sadece zincir postaya dahil olan kiÅŸiler arasında kalmasını istemediÄŸimden Acemi Blogcu‘nun izniyle yazdıklarını buraya alıntılıyorum.
Herkese merhaba,
Ben bu tür kopyala yapıştır blogları pek takmıyordum açıkcası, geleceklerinin olmadığını düşünüyordum. Fakat geçenlerde rastladığım birisi beni hayrete düşürdü; eleman tasarımı ve içeriÄŸi (yorumlar vs de dahil) aynen kopyalamış :) Hadi bu akıllı bunu yapmış, peki Google’ın tepkisi ne olmuÅŸ duruma karşı?
Tabii ki elemanın tüm içeriÄŸini indeksleyip koymuÅŸ arayanların ulaÅŸması için :) Bundan sonra inancımı yitirdim Google’ın kopya içerik ayıklama yeteneklerine. Neyse, kısa tutayım, ne yaptım? Elemanın benim reklamlar yerine yerleÅŸtirdiÄŸi AdSense reklamlarındaki bir link aracılığı ile AdSense’e ÅŸikayet ettim (bir yerlerde bu ÅŸekilde ÅŸikayet etmenin daha etkin olduÄŸunu okumuÅŸtum). Sonra bununla da yetinmedim, girdim Google Sitemaps hesabıma elemanı bir de orada “kopya içerik” diye gösterip spam olarak ihbar ettim, ayrıca elemanın bunu çıkar amaçlı yaptığını vurguladım ve Publisher ID’sini burada da verdim.
Sonuç; eleman 3-4 gün sonra siteyi park etti :) Kullandığım yöntemlerden hangisi iÅŸe yaradı derseniz, kesinlikle hiçbirisi! Çünkü elemanın sitesi hala indeks’te; bkz.
http://www.google.com/search?source=…
Zaten büyük ihtimalle amacı da buydu. Yani, Google’a olabildiÄŸince link gömerek sonra oluÅŸturacağı trafiÄŸi diÄŸer projeleri için kullanmayı amaçlıyordu ve bunu baÅŸardı. Bugün neredeyse sadece Google trafiÄŸinin para kazandırdığı (hem AdSense gibi reklamlara tıklama oranları diÄŸer trafik kaynaklarına oranla daha yüksek, hem de çoÄŸu park programı, söz konusu binbir türlü hileye baÅŸvuran Türkler olduÄŸunda, sadece arama motorlarından gelen trafiÄŸi dikkate alıyor) düşünülürse, akıllıca da bir hareket yapmış, tebrik ediyorum.
AdSense’e ÅŸikayet etmenin çalışmadığını nasıl biliyorum? Benim ÅŸikayet ettiÄŸim dönemde kullandığı Publisher ID’si (pub-5904344363350396) ile reklamlar gösterilmeye devam ediyor (bkz. Google Cache). Eleman’ın yeni bir Publisher ID (pub-4629503510264083) kullanmaya baÅŸladığını da düşünecek olursak, AdSense’in sadece domaini yasaklamış olma ihtimalini düşük görüyorum. Belki sadece bir uyarı aldı ve kapatılır korkusu ile yeni bir hesap açarak devam etti, belki de
pis işler ile uğraştığı için zaten birkaç hesabı vardı, bilemiyorum :)
Önerim; boÅŸuna uÄŸraÅŸmayın. Belki nofollow ile iÅŸaret edilerek rezil etme yöntemi denenebilir ama o da ne kadar etkilidir, tartışılır. Ben Google’ın (ikametgahları ABD olan insanoÄŸullarının ifadesi ile) “Uluslar Arası” olarak tabir edilen içerik söz konusu olduÄŸunda İngilizce’de olduÄŸu kadar baÅŸarılı olamadığını düşünüyorum. İngilizce içerik üzerinden yaptığınız aramalar her zaman spam içerikten çok daha arındırılmış ve her zaman neredeyse kusursuz SERP’ler (arama motoru sonuç sayfası) ile geri dönerken, uluslar arası içerik çoÄŸu kez basit oyunlar ile yanıltılmış sonuçlar ile canınızı sıkıyor. Bu sadece Google Search için geçerli bir durum deÄŸil, Google tarafından sunulan hemen her servisin İngilizce dışındaki versiyonları kullananlara aynı keyfi vermiyor. Bu yüzden Google ile arama yapacaksam her zaman lokalizasyonu İngilizce’ye ayarlanmış google.com/ig üzerinden aramalarımı gerçekleÅŸtiriyorum ve bu durum Türkçe bir içeriÄŸe ulaÅŸmak istediÄŸimde de deÄŸiÅŸmiyor (com.tr ve com/ig üzerinden karşılaÅŸtırmalı arama yapmanızı ÅŸiddetle öneririm).
Bunun en büyük nedeni de bence lokal Google ofisleri (ya da lokalizasyon ile sorumlu “Uluslar Arası” personel). Örnek vermek gerekirse; Google AdSense ile iÅŸe ilk baÅŸladığım zamanlarda, güya hedeflenmiÅŸ reklamlar vaad eden programın, hiç de gösterildiÄŸi gibi baÅŸarılı olmadığını farkettim. Alakasız reklamları filitrelemekten sıkıldığım bir gün AdSense desteÄŸi ile iletiÅŸime geçtim. Uzun süren yazışma maratonlarımız sonunda derdimi Türk personele anlatamayacığımı farkettim ve doÄŸrudan İngilizce karşılık almayı umduÄŸum bir AdSense destek epostasına İngilizce olarak yazdım ve beni Türk yetkililere havale etmemelerini istediÄŸimi özellikle vurguladım. Ne oldu? Tek yazışma sonu sitemin reklam önbelleÄŸini temizlediler ve herÅŸey yoluna girdi :) Gerçi bu durum kısa sürdü ve yineledi (iÅŸ bilmez Türk AdWords kullanıcıları!), fakat yine de bir çözüme ulaÅŸmış oldum.
Demek istediÄŸim ÅŸu ki, bu iÅŸin en büyük suçlusu İngilizce dışındaki içeriÄŸi ciddiye almadığını düşündüğüm Google’dır. BelirttiÄŸim yöntemler ile insanların amaçlarına ulaÅŸabildiklerini ve kopya içerik konusunda Google’ı harekete geçirebildiklerini İngilizce bloglardan okuyoruz, hatta Matt Cutts kendi blogunda Sitemaps yönetimini öneriyor. Bizde aynı yolla sonuç ne oluyor? Hiç.
Üzücü, ama gerçek.
Sploglar bir çok blog yazarının yazma hevesini kırsa da onlara karşı alınabilecek yüzde yüz etkili bir formül malesef yok. Zaman ne getirir kestirmek güç ancak sploglara karşı en etkili yöntemin splog bildiriminde bulunduğumuz indexlerle arama motorlarının organize çalışması gibi görünüyor.
Bu yazı dizisininde bulunan diğer başlıklar:Blogküreyi “splog�lar bastı (Bölüm 1), Blogküreyi “splog�lar bastı (Bölüm 2)
21 May
abacus yazmış ve araştırma, çalıntı içerik, blogger, blogküre, google, keyword, spam blog, splog, ziyaretçi ile etiketlemiş
Hormel Foods Corporation’ın 1930larda domuz etine tuz, su, ÅŸeker ve sodyum nitrat ekleyerek ürettiÄŸi ürününe verdiÄŸi Spam adı günümüzde onu aÄŸzına hiç koymamış milyonlar tarafından telaffuz ediliyor.
Yol açtığı milyonlarca dolar zararın yanında iş gücü kaybına da neden olan spam artık sadece e-postadan da ibaret değil!
GeçmiÅŸi 2002 yılına kadar uzansa da 2005 aÄŸustosunda Weblogs Inc. yatırımcılarından Mark Cuban’ın kullanımıyla popülerleÅŸen spam blog’lar günümüzde arama sonuçlarında sıkça karşımıza çıkarak arama deneyimimizi olumsuz etkiliyor, zamanımızı çalıyor dolayısıyla bilgiye eriÅŸimimizi güçleÅŸtiriyor.
Blogküredeki oranı yüzde seksenlere kadar ulaÅŸan spam bloglar (splog) genellikle reklam geliri elde etmek ve google’ın arama algoritmasında önemli bir yer tutan Page Rank deÄŸerlerini artırmak için hazırlanıyorlar (hazırlanıyordan kasıt sadece bir kaç tık). Splogların sayısı o kadar çok ki blogkürenin içinde bir de splogküre (splogosphere) barındırdığı, weblogs.com‘u pingleyen blogların yüzde yetmiÅŸ beÅŸinin splog olduÄŸu söyleniyor. Blogların bu kadar popüler olmasına ön ayak olan blogger üzerindeki her beÅŸ blogdan birinin spam amaçlı yapıldığı da splog konulu araÅŸtırmalarda yer alan bilgiler arasında.
Splogları üretim açısından ikiye ayırmak mümkün. Bunlardan ilkinde splog sahibi konuları, anahtar kelimeleri ve link verilecek siteleri belirleyerek otomatik bir içerik üretiyor. İkincisi ise belirlenen sitelerin (genellikle bunlar çok okunan siteler arasından seçiliyor) rss kaynaklarını kullanarak diğer sitelerdeki içeriği olduğu gibi kopyalıyor.
Otomatik üretilen içerik genelde anlamsız ve çok sık tekrarlanan anahtar kelimelerden (keyword) oluştuğu için bu blogların splog olduğunu anlamak daha kolay olabiliyor.
DiÄŸer sitelerin rsslerinden beslenen splogları anlamak internetle yeni tanışmış bir internet kullanıcısı için neredeyse imkansız. Anlamlı cümleler, kaliteli içerik… Bu tür splogların ziyaretçinin gözüne sokulan reklamlarını saymazsak okur açısından bir zararının olmadığını düşünenler de var. Ancak ortada içerik hırsızlığı ve çalıntı içerikten elde edilen bir haksız kazanç söz konusu olduÄŸu gibi splog üretimi beraberinde telif hakları ihlalini de getiriyor.
Blogküreyi “splog”lar bastı baÅŸlıklı yazı dizimiz sploglardan korunma yolları, splog üreten uygulamalar ve bu konuda gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz bir mail zincirinde konuÅŸulanlarla sürecek.