Binlerce blogcunun para kazandığı Google Adsense reklam programına katıldığınızda dikkat etmeniz gerekenler
Blog yazılarınızı görsellerle zenginleştirmeye ne dersiniz? Creative Commons lisanslı ücretsiz görsellerle yazılarınızı daha etkileyici bir şekilde sunabilirsiniz
Gelirleriyle yüzlerce internet kullanıcısına para kazandıran Pilli Network'ün sahibi Hasan Yalçınkaya sorularımızı yanıtladı
Özene bezene hazırladığınız blog yazınızı yayımlamadan önce bu listeye bir göz atın
31 Aug
abacus yazmış ve Blog Kitaplığı | E-Kitap | Kitap Okumak | SEO | Sosyal Medya ile etiketlemiş
Blog yazarı Chris Brogan yaptığı Google aramaları sonucunda sosyal medya hakkında ulaşabildiği e-kitapları blogunda paylaşmış. E-kitaplar arasında Wordpress SEO rehberinden viral pazarlamanın yeni kurallarına kadar çok farklı konularda kitaplar bulmak mümkün.
Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.
15 Dec
abacus yazmış ve Google AdSense | Sosyal İmleme | Sosyal İmleme Siteleri | Sosyal Medya | Webiket ile etiketlemiş
Sosyal imleme sitesi Webetiket, reklam alanlarını kullanıcılarına açtı. Sisteme gönderilen bağlantılar, bu bağlantıların görüntülenme çokluğu ve yapılan yorumlar doğrultusunda otomatik olarak hergün, her kullanıcı için bir reklam puanı oluşturan sistem, kullanıcıların kendi Google Adsense reklamlarını reklam puanları ile doğru orantılı olarak Webiket sayfalarında gösteriyor.
Reklam geliri paylaşımı Türkçe sosyal imleme siteleri arasında bir ilk ve belkide Türkçe sosyal imleme sitelerinin makus talihini değiştirecek bir uygulama. Sistemle ilgili bir eleştiri yazısına buradan webetiketin yaptığı detaylı açıklamaya ise buradan ulaşabilirsiniz.
18 Nov
abacus yazmış ve Sosyal İmleme Siteleri | Sosyal Medya | Webiket ile etiketlemiş
Sosyal imleme sitesi webiket.net‘te Wordpress kullanıcılarını ilgilendiren yeni bir özellik bulunuyor.
Webiket Araçları adresinden indirerek kurabileceğiniz Wordpress eklentisiyle, yazılarınızın özetini, yazar-yazmaz, Webiket’te yayınlayabiliyor ve Webetiket kullanıcılarının blogunuza ulaşarak yazınızı okumasını sağlayabiliyorsunuz. Eklenti ayrıca Wordpress yönetici ekranınızdan yazılarınızın oylanma durumunu da gösteriyor.
13 Oct
abacus yazmış ve Blog Action Day | Sosyal Medya | Sosyal Sorumluluk ile etiketlemiş
Blog Action Day‘e (Blog Hareket Günü) az bir zaman kala bu organizasyona katılacak blog sayısı 10,092. Bu blogların ulaşacakları tahmini okur sayısı ise 7,120,951. Henüz vakit varken bu organizasyona siz de katılabilirsiniz.
06 Oct
nahnu yazmış ve Sosyal Medya | Türkçe Blog Servisleri ile etiketlemiş
Türkçe blog servisleri arasına bir yenisi daha katıldı, Foxrate.
05 Jun
selami yazmış ve Oyyla | Sosyal İmleme Siteleri | Sosyal Medya ile etiketlemiş
Türkiye’nin digg’i olma iddiasıyla yola çıkan oyyla büyük hata yaparak kullanıcı maillerini kullanıcıları arasında dolaşıma sundu. Kullanıcılara gönderilen toplu duyuru mailinde mail alacak kişileri cc yerine to bölümüne yazan oyyla yönetimi böylelikle kayıtlı kullanıcılarını ifşa etmiş oldu.
Yaklaşık 300 kullanıcısının mail adresini ifşa eden oyyla, sadece internet sitelerindeki değil bloglar üzerindeki içeriği de internet kullanıcılarına sunmayı hedefleyen bir sosyal imleme sitesi.
28 May
nahnu yazmış ve Bloglar İçin Reklam Olanakları | Hürriyet Gazetesi | İnternet Gazeteciliği | Sosyal Medya ile etiketlemiş
Hürriyet Gazetesi’nin yeni servisi: Bumerang.
Bumerang’ı deneyen blogcuların geri bildirimlerini merak ediyoruz. [vesile]
Görsel, işitsel, dokunsal, sanatsal, dijital, inovatif, provakatif blog isbn9760806‘in bildirdiği walk2web sayesinde bloglarınız ve onlara link veren diğer yerler arasındaki bağları görebilir ve bu bağlar arasında gezebilirsiniz.
Canı sıkılan bir blogcu için eğlenceli bir araç.
26 Apr
abacus yazmış ve Ana Akım Medya | Geleneksel Medya | Hasan Yalçınkaya | Medya | Pilli Network | Sosyal Medya ile etiketlemiş
Google’ın henüz icad edilmediği, içeriğin hele hele Türkçe içeriğin samanlıkta iğne aramaya benzediği yıllardı. O zaman için internet sitelerinde “Arkadaşlar, Destekleyenler” gibi ifadeler altında yer alan bağlantılar gerçekten de yeni bir siteyi keşfetmenin hemen hemen tek yoluydu. İşte bu ifadeler altında chatkapi.com bağlantısına tıklayarak sürekli takipçisi olduğum chat kapı, farklı bir içeriğe sahip; içerikteki farklılığını tasarımına da yansıtan bir siteydi. Chat kapi daha sonra hafif.org‘un doğuşuna zemin hazırladı. Chatkapi’dan doğan hafif.org şimdilerde pilli network’ün başı çeken sitelerinden birisi.
Chat kapı, hafif.org ve pilli network’ün arkasındaki isimse aynı zamanda Türkçe içerikli ilk blog sahibi olarak bilinen Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer hafif uyku. Ancak Hasan Yalçınkaya sadece Türkçe içerikli ilk blog sahibi değil; Türkçe içeriğin gelişmesine önemli katkıları olan, öğrenmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan zevk alan biri.
Dolayısıyla blog kazanında yer alan ilk röportajın Hasan Yalçınkaya ile yapılması bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Kaseti başa sararak başladığımız röportajda Türk blogküresinden, içerik hırsızı bloglara ve Türkçe içerikli bloglar ağı pilli network’e kadar bir çok soru sorduk.
Chatkapi fikri nasıl ortaya çıkmıştı ve neler oldu da chat kapı yerini hafif.org’a bıraktı.
.
.
Chatkapi, YeniYüzyıl gazetesinde yazdığım internet köşesinin adı idi. chatkapi.com da bu köşenin sitesi olarak başladı. Amacı hem yazılardaki linklere kolay ulaşılmasını sağlamak, hem de domain almaktan itibaren bir site nasıl yapılır anlatmak idi. O zamanlar ben de site yapmayı yeni öğreniyor ve öğrendiklerimi gazetede anlatıyordum.
Sonra YeniYüzyıl kapanınca ben de yenilmiş sayıldım, başka işlere girdim. Ama her gün yazmaya çok alışmıştım, yazdıklarımı biraz daha kısaltarak siteden yayına devam ettim.
Ağustos 1999’da blogger.com diye birşey çıktı. Her gün elle yaptığım işi çok kolaylaştırıyordu, hemen kucakladım. Bu sayede başka insanlara da sitede yazma hakkı verebildim, yaklaşık 30 kişilik bir grup olduk.
Sonra neden bilmiyorum, ixir chat sitesine chatkapi adını verdi. Ardından chatkafe’ye çevirdiler, ama iş işten geçmiş idi, çünkü bir sürü insan chat yapmak üzere bizim sitemize gelmeye başlamıştı. Günde bir kaç tane “CHAT NERDE ULAN!!! ? konulu mail almaktan yoruldum. (nerden bileyim trafiğin iyi birşey olduğunu) Hem de biraz php öğrendim. Phpfirstpost isimli scoop clone’u minik bir scripti değiştirerek hafif.org’a geçtik.
Hafif.org’u acarak cok sayıda internet kullanıcısına tonla yazı yazdırmayı o kadar insanı bir araya toplamayı nasıl başardınız?
.
.
Hahaha, bilmiyorum. Meraklı insanlar, paylaşmayı seviyorlar.
Bloggerların ustası olarak Türkçe içerikli bloglarla yabancı bloglar arasında içerik açısından bir fark görüyor musunuz?
.
.
Kişisel bloglarda pek bir fark göremiyorum. Yabancı tematik blogların iyilerinde bir fark var, o da bol bol para kazanmaları dolayısıyla konularına çok ciddi bir şekilde eğilebilme imkanına sahip olmaları. Mesela blogları sayesinde işlerini bırakabiliyorlar. Bu henüz bizde mümkün değil. Türkiye’de en baba blogun bile alexa’sının sürünüyor olması, blogları sadece diğer blogcuların okuduğu hissini veriyor bana.
Bu hissin Türkçe içerikli blogların özgün içerik probleminden kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?
.
.
Özgün içerik, teması olan bütün blogların problemi. Dünya’da bir iki site muhakkak konunun başını tutmuş oluyor. O konuyu o kadar iyi takip ediyorlar ki, geriye kalan insanlara onlardan alıntı yapmaktan başka çare kalmıyor. Yani bence bu Türkiye’ye özgü bir problem değil. Temasının bir numarası olmayan bütün bloglar bu durumdan muzdarip.
Ersan Özer’in Blog Tantanası başlığıyla yayınlanan bir yazısı vardı. Bloglar medyaya alternatif olamaz çünkü medyadan besleniyorlar diyordu. Sizce de durum böyle mi?
.
.
Ya, anlamsız bir tartışma bu. Medya dediğimiz şey sonuçta insanların baktığı yer. İnsanlar bloglara bakıyorlarsa, ki dünyada bakıyorlar, blog da bir medya. Blogların farkı senin benim gibi gazetecilik, televizyonculuk okumamış insanlara ciddiye alınır bir yayın yapma imkanı sunması. Televizyon ve radyo nasıl gazeteleri bitirmediyse, bloglar da bitirmez.
Hem gazetede (bilmeyenler için hemen belirtelim: Hasan Yalçınkaya ilk olarak Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı chat kapı köşesine Vatan gazetesinde yine aynı adla devam ediyor ) hem webde yazılar yazan biri olarak, bu iki mecra arasında ne gibi farklar var?
.
Kitleler arasında büyük bir fark var. Gazete kitlesi için internet henüz hala gençlerin chatleştiği bir mekan. Internet kitlesi ise canavar gibi. Her şeyi biliyorlar. Yani eskisi gibi birşeyler öğretmeye kalksam, internettekiler dalga geçecek. Onların da bilmediği bir şeyler öğrenip anlatsam, bu sefer gazete kitlesi hiçbir şey anlayamayacak. Bu yüzden iki mecradaki yazılar farklı oluyor. Gazeteye yazarken annemi babamı karşıma alıp yazıyorum, internet’te yazarken bütün hafif.org ya da bildirgec.org ahalisini karşıma alıp yazıyorum.
Medyanın yanlılığı, manipülatif içerik üretimi sıkça tartışılan konular. Bloglar için de aynı şeyi söylemek mümkün mü?
.
.
Yine cevabım blogların diğer medyadan bir farkının olmaması üzerine. Şu anda herşey bağımsız görünüyor, ama işin içine büyük para ve pazarlama girdiğinde, bir çok blogcu da bir markayı ittirmeye, kamu oyu oluşturmaya ikna edilebilirler. Ki böyle şeyler şimdiden oluyor gibi geliyor bana. Misal: Techcrunch’ın sahibi Michael Arrington bu aralar her konuşmasına kıllandıracak düzeyde Adobe Apollo katıyor şu hale bak.