Blog Kazanı

Bloglardan ve blog yazarlarından haberler

Blog yazarı Chris Brogan yaptığı Google aramaları sonucunda sosyal medya hakkında ulaşabildiği e-kitapları blogunda paylaşmış. E-kitaplar arasında Wordpress SEO rehberinden viral pazarlamanın yeni kurallarına kadar çok farklı konularda kitaplar bulmak mümkün.

Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.

Sosyal imleme sitesi Webetiket, reklam alanlarını kullanıcılarına açtı. Sisteme gönderilen bağlantılar, bu bağlantıların görüntülenme çokluğu ve yapılan yorumlar doğrultusunda otomatik olarak hergün, her kullanıcı için bir reklam puanı oluşturan sistem, kullanıcıların kendi Google Adsense reklamlarını reklam puanları ile doğru orantılı olarak Webiket sayfalarında gösteriyor.

Reklam geliri paylaşımı Türkçe sosyal imleme siteleri arasında bir ilk ve belkide Türkçe sosyal imleme sitelerinin makus talihini değiştirecek bir uygulama. Sistemle ilgili bir eleştiri yazısına buradan webetiketin yaptığı detaylı açıklamaya ise buradan ulaşabilirsiniz.

webiket LogoSosyal imleme sitesi webiket.net‘te Wordpress kullanıcılarını ilgilendiren yeni bir özellik bulunuyor.

Webiket Araçları adresinden indirerek kurabileceğiniz Wordpress eklentisiyle, yazılarınızın özetini, yazar-yazmaz, Webiket’te yayınlayabiliyor ve Webetiket kullanıcılarının blogunuza ulaşarak yazınızı okumasını sağlayabiliyorsunuz. Eklenti ayrıca Wordpress yönetici ekranınızdan yazılarınızın oylanma durumunu da gösteriyor.

Blog Action Day‘e (Blog Hareket Günü) az bir zaman kala bu organizasyona katılacak blog sayısı 10,092. Bu blogların ulaşacakları tahmini okur sayısı ise 7,120,951. Henüz vakit varken bu organizasyona siz de katılabilirsiniz.

Türkçe blog servisleri arasına bir yenisi daha katıldı, Foxrate.

    FoxRate Blog, düşüncelerinizi kolayca gönderebileceğiniz, gönderilerinizi hızla bütün dünyayla paylaşabileceğiniz, arkadaşlarınızla ve bir çok yeni insanla iletişim kurabileceğiniz, kısaca kendi dünyanızı yaratabileceğiniz size özel web sitenizdir.

Türkiye’nin digg’i olma iddiasıyla yola çıkan oyyla büyük hata yaparak kullanıcı maillerini kullanıcıları arasında dolaşıma sundu. Kullanıcılara gönderilen toplu duyuru mailinde mail alacak kişileri cc yerine to bölümüne yazan oyyla yönetimi böylelikle kayıtlı kullanıcılarını ifşa etmiş oldu.

Yaklaşık 300 kullanıcısının mail adresini ifşa eden oyyla, sadece internet sitelerindeki değil bloglar üzerindeki içeriği de internet kullanıcılarına sunmayı hedefleyen bir sosyal imleme sitesi.

Hürriyet Gazetesi’nin yeni servisi: Bumerang.

    Bumerang, hurriyet.com.tr haber ve linklerini sitesine eklemek isteyen siteleri sadece haber ve içerikleriyle değil trafik olarak da desteklemeyi hedefleyen bir network projesidir.
    Bumerang katılımcısı siteler sadece bir kaç dakikasını alacak işlemlerden sonra, internette daha fazla kitleye sesini ulaştırma imkanını kazanacak, gerek ziyaretçi gerekse de gelir açısından yukarıya taşıyacak bir fırsat platformuna katılmış olacaklardır.
    Bumerang sistemine katılabilmeniz için bir web sitesi, blog ya da forum sitesi sahibi olmanız gerektiğini tekrar hatırlatmak isteriz.

Bumerang’ı deneyen blogcuların geri bildirimlerini merak ediyoruz. [vesile]

Bloglar arası bağlarınızı görün

Görsel, işitsel, dokunsal, sanatsal, dijital, inovatif, provakatif blog isbn9760806‘in bildirdiği walk2web sayesinde bloglarınız ve onlara link veren diğer yerler arasındaki bağları görebilir ve bu bağlar arasında gezebilirsiniz.

Canı sıkılan bir blogcu için eğlenceli bir araç.

Google’ın henüz icad edilmediği, içeriğin hele hele Türkçe içeriğin samanlıkta iğne aramaya benzediği yıllardı. O zaman için internet sitelerinde “Arkadaşlar, Destekleyenler” gibi ifadeler altında yer alan bağlantılar gerçekten de yeni bir siteyi keşfetmenin hemen hemen tek yoluydu. İşte bu ifadeler altında chatkapi.com bağlantısına tıklayarak sürekli takipçisi olduğum chat kapı, farklı bir içeriğe sahip; içerikteki farklılığını tasarımına da yansıtan bir siteydi. Chat kapi daha sonra hafif.org‘un doğuşuna zemin hazırladı. Chatkapi’dan doğan hafif.org şimdilerde pilli network’ün başı çeken sitelerinden birisi.

Chat kapı, hafif.org ve pilli network’ün arkasındaki isimse aynı zamanda Türkçe içerikli ilk blog sahibi olarak bilinen Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer hafif uyku. Ancak Hasan Yalçınkaya sadece Türkçe içerikli ilk blog sahibi değil; Türkçe içeriğin gelişmesine önemli katkıları olan, öğrenmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan zevk alan biri.

Dolayısıyla blog kazanında yer alan ilk röportajın Hasan Yalçınkaya ile yapılması bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Kaseti başa sararak başladığımız röportajda Türk blogküresinden, içerik hırsızı bloglara ve Türkçe içerikli bloglar ağı pilli network’e kadar bir çok soru sorduk.

Chatkapi fikri nasıl ortaya çıkmıştı ve neler oldu da chat kapı yerini hafif.org’a bıraktı.
.
.

Chatkapi, YeniYüzyıl gazetesinde yazdığım internet köşesinin adı idi. chatkapi.com da bu köşenin sitesi olarak başladı. Amacı hem yazılardaki linklere kolay ulaşılmasını sağlamak, hem de domain almaktan itibaren bir site nasıl yapılır anlatmak idi. O zamanlar ben de site yapmayı yeni öğreniyor ve öğrendiklerimi gazetede anlatıyordum.

Sonra YeniYüzyıl kapanınca ben de yenilmiş sayıldım, başka işlere girdim. Ama her gün yazmaya çok alışmıştım, yazdıklarımı biraz daha kısaltarak siteden yayına devam ettim.

Ağustos 1999’da blogger.com diye birşey çıktı. Her gün elle yaptığım işi çok kolaylaştırıyordu, hemen kucakladım. Bu sayede başka insanlara da sitede yazma hakkı verebildim, yaklaşık 30 kişilik bir grup olduk.

Sonra neden bilmiyorum, ixir chat sitesine chatkapi adını verdi. Ardından chatkafe’ye çevirdiler, ama iş işten geçmiş idi, çünkü bir sürü insan chat yapmak üzere bizim sitemize gelmeye başlamıştı. Günde bir kaç tane “CHAT NERDE ULAN!!! ? konulu mail almaktan yoruldum. (nerden bileyim trafiğin iyi birşey olduğunu) Hem de biraz php öğrendim. Phpfirstpost isimli scoop clone’u minik bir scripti değiştirerek hafif.org’a geçtik.

Hafif.org’u acarak cok sayıda internet kullanıcısına tonla yazı yazdırmayı o kadar insanı bir araya toplamayı nasıl başardınız?
.
.

Hahaha, bilmiyorum. Meraklı insanlar, paylaşmayı seviyorlar.

Bloggerların ustası olarak Türkçe içerikli bloglarla yabancı bloglar arasında içerik açısından bir fark görüyor musunuz?
.
.

Kişisel bloglarda pek bir fark göremiyorum. Yabancı tematik blogların iyilerinde bir fark var, o da bol bol para kazanmaları dolayısıyla konularına çok ciddi bir şekilde eğilebilme imkanına sahip olmaları. Mesela blogları sayesinde işlerini bırakabiliyorlar. Bu henüz bizde mümkün değil. Türkiye’de en baba blogun bile alexa’sının sürünüyor olması, blogları sadece diğer blogcuların okuduğu hissini veriyor bana.

Bu hissin Türkçe içerikli blogların özgün içerik probleminden kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?
.
.

Özgün içerik, teması olan bütün blogların problemi. Dünya’da bir iki site muhakkak konunun başını tutmuş oluyor. O konuyu o kadar iyi takip ediyorlar ki, geriye kalan insanlara onlardan alıntı yapmaktan başka çare kalmıyor. Yani bence bu Türkiye’ye özgü bir problem değil. Temasının bir numarası olmayan bütün bloglar bu durumdan muzdarip.

Ersan Özer’in Blog Tantanası başlığıyla yayınlanan bir yazısı vardı. Bloglar medyaya alternatif olamaz çünkü medyadan besleniyorlar diyordu. Sizce de durum böyle mi?
.
.

Ya, anlamsız bir tartışma bu. Medya dediğimiz şey sonuçta insanların baktığı yer. İnsanlar bloglara bakıyorlarsa, ki dünyada bakıyorlar, blog da bir medya. Blogların farkı senin benim gibi gazetecilik, televizyonculuk okumamış insanlara ciddiye alınır bir yayın yapma imkanı sunması. Televizyon ve radyo nasıl gazeteleri bitirmediyse, bloglar da bitirmez.

Hem gazetede (bilmeyenler için hemen belirtelim: Hasan Yalçınkaya ilk olarak Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı chat kapı köşesine Vatan gazetesinde yine aynı adla devam ediyor ) hem webde yazılar yazan biri olarak, bu iki mecra arasında ne gibi farklar var?
.

Kitleler arasında büyük bir fark var. Gazete kitlesi için internet henüz hala gençlerin chatleştiği bir mekan. Internet kitlesi ise canavar gibi. Her şeyi biliyorlar. Yani eskisi gibi birşeyler öğretmeye kalksam, internettekiler dalga geçecek. Onların da bilmediği bir şeyler öğrenip anlatsam, bu sefer gazete kitlesi hiçbir şey anlayamayacak. Bu yüzden iki mecradaki yazılar farklı oluyor. Gazeteye yazarken annemi babamı karşıma alıp yazıyorum, internet’te yazarken bütün hafif.org ya da bildirgec.org ahalisini karşıma alıp yazıyorum.

Medyanın yanlılığı, manipülatif içerik üretimi sıkça tartışılan konular. Bloglar için de aynı şeyi söylemek mümkün mü?
.
.

Yine cevabım blogların diğer medyadan bir farkının olmaması üzerine. Şu anda herşey bağımsız görünüyor, ama işin içine büyük para ve pazarlama girdiğinde, bir çok blogcu da bir markayı ittirmeye, kamu oyu oluşturmaya ikna edilebilirler. Ki böyle şeyler şimdiden oluyor gibi geliyor bana. Misal: Techcrunch’ın sahibi Michael Arrington bu aralar her konuşmasına kıllandıracak düzeyde Adobe Apollo katıyor şu hale bak.

  • Bu söyleşinin ikinci kısmı için tıklayın: Hasan Yalçınkaya: Bloglar medyadan farklı değil (2).
  • Blogcu mu arıyorsunuz? Aramayın. Bulun!


    en son kimler konuştu