30 Oct
abacus yazmış ve blog, blogküre, medya, melih bayram dede, röportaj ile etiketlemiş
Uzun zamandır ara verdiğimiz röportajlarımıza Yeni Şafak Gazetesi teknoloji editörü Melih Bayram Dede ile devam ediyoruz. Sorularımıza az ama öz cevaplar veren Dede ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satır aralarında geleneksel medyanın bloglara bakış açısından blogların geleceğine kadar birçok detay gizli.
Bir gazeteci olarak blogları diğer meslektaşlarınızdan daha iyi tanıyorsunuz. Peki bilgisayar ve internet teknolojileriyle arası bozuk olan meslektaşlarınızın ‘blog’lara bakış açısını gözlemleme şansınız oldu mu?
‘Blog’ların geleneksel yapıdaki (kâğıda iman eden) gazeteciler tarafından ciddiye alındığını söyleyemem. ‘Blog’ların geçici bir heves olduğu yönünde bir yaklaşım var. Onlar için internet, arama motorlarından bilgi arayabilecekleri bir mecra. Bu aramalarda talihine bir ‘blog’ çıkarsa ne âlâ. FeedReader’la ‘blog’ları izleyen gazeteci bulmak (en azından benim çevremde) çok zor.
Bu noktada gazete yönetiminin çalışanını eğitmediği için suçu yok mu sizce? Sonuçta RSS ile bilgi akışını farklı kaynaklardan takip etmek bir gazeteciye hız ve farklı bakış açıları kazandırabilir.
Bu ‘her şeyi devletten beklemek’ gibi bir şey olur her halde. En doğrusu, gazetecilerin kendilerini geliştirmelerini beklemek olmalı. Bu da biraz teknolojiyle haşır neşir olmakla sağlanabilecek bir şey. Siz bloglara odaklandığınız için, geneli kaçırıyor gibisiniz. Aslında ‘blog’ odaklı bir eğitim yerine ‘teknolojinin mesleki amaçlarla verimli kullanımı’ gibi bir kurum içi eğitim daha yerinde olur. Çünkü hâlâ teknolojiyi verimli kullanmaktan aciz bir çok gazeteci var!
Bir teknoloji editörü olarak Türk blogküresindeki teknoloji bloglarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknoloji haberleri veren siteler kadar yetkinler mi?
Birçok olayı ‘blog’lardan öğrendiğimi itiraf etmeliyim. ‘Blog’lar daha dinamik. Haber yayma, tepki verme hızları çok iyi. Ancak hız, bazen kazaları da beraberinde getirebilir. Yanlış bilgileri doğru sanıp yaymak iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle, sadece aktarıcı olmak yerine, araştırıp yazmayı daha olumlu buluyorum.
.
Teknoloji ‘blog’larının haberi verme hızı Türk blogküresi için geçerli mi?
.
Hız konusunda, Türkçe ‘blog’lar da oldukça hızlı. Zaten daha çok Türkçe ‘blog’ları izlemeyi yeğliyorum. Neye nasıl tepki verildiği, nasıl yorumlandığı, olayın kendisini doğru değerlendirmek için çok önemli. Habere yapılan bir yorum, orada geçen küçük bir ipucu, olayı algılama ve analiz etme biçiminizi değiştirebilir.
Bilişim Muhabirleri Derneği’ne kayıtlı muhabirlere baktığımızda bu muhabirler arasında blog sahipliği oranının düşük olduğunu görüyoruz. Bu bir tezat değil mi?
Bilişim Muhabirleri Derneği özelinde cevap vermem doğru olmaz. İnsanların ‘blog’ açıp açmamasını, nasıl değerlendirmeli bilmiyorum. ‘Blog’ açana kafadan artı bir verebilirsiniz ama, açmayanın da bu kendi tercihi.
İnternet gazeteleri de okurlarına ‘blog’ servisi sunmaya başladı. Gazetelerin ‘blog’ servisi açmasını ‘blog’ pastasından pay kapmak için mi, yoksa gerçekten samimi bir girişim olarak mı değerlendiriyorsunuz?
‘Blog’ servisi açan gazetenin bunu hayrına yaptığını, bir düşünce paylaşımı, beyin fırtınası olmasını arzu ettiği için bu hizmeti sunduğunu düşünmüyorum. Onlar için ‘blog’, güzel kadınların arzı endam ettiği foto galerilere ‘ileri ileri’ diye tıklayarak kendilerine daha fazla sayfa gösterimi kazandıran kitleye yeni kitleler eklemek için kullandıkları, site hareketliliğini artıran bir unsur bence.
Bloglar halen (gazete/dergi/kitap vs) yazarlar tarafından keşfedilmiş değil, bunda teknoloji ve internet kullanımının düşüklüğü dışında başka bir faktör olduğunu düşünüyor musunuz? Okuyucuların aktifliği onları frenleyen etken olabilir mi?
Kimse iktidarını paylaşmak istemez. Gazete yazarları (burada daha çok gündemle ilgili yazanları kastediyorum) tek taraflı (etkileşimsiz) bir yayın tarzını sürdürüyor. İstediğini yazıyorsun ve birine haksızlık etsen bile mahkeme seni haksız bulmadıkça düzeltme yayınlamamak gibi bir ‘güc’ün var. (Bunu olumlu bir davranış olarak söylemiyorum) Hâl böyle olunca, bu kişi dokunulmaz oluyor. ‘Blog’lar onun alanına girer, onun iktidarına ortak olur mu? Şimdilik hayır! ‘Blog’ların kendine has bir evreni var. Türkiye’nin ‘amiral gemisi’nde yazan adama göre, ‘blog’lar ne yazsa boş. Belki de ‘çocuklar eğleniyor’ diye düşünüyor olabilir, kim bilir?
İnternet kullanımının düşük oluşunu ‘blog’ların fazla yayılmamış olmasında bir ilgisi yok. En azından Türkiye’deki 16 milyon internet kullanıcısının hepsinin gündemine girebilmiş değil ‘blog’lar. Gazetelerde bazen haftasonu eklerinde magazin unsuru olarak kullanılan ‘blog’çularla yapılmış röportajlar görüyoruz ama, hepsi bu kadar.
.
Okuyucuyla yüzleşmekten mi korkuyorlar?
.
Sitelerinde yorum yazma imkânı sunan gazetelerin, yazarlarının yazılarına yorum yazılmasına izin vermediğini görüyoruz. Bu belki size bir ipucu verebilir. Birçok köşe yazarı da, köşelerinde e-posta adreslerini çıkardı. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün.
Birincisi, köşe yazılarının altına yorum ekletmek yazarın dokunulmaz saydığı alanına müdahale gibi algılanıyor olabilir. ‘Bu kadar mücadele verdim köşe yazarı oldum, kendime lâf söyletmem’ diyor olabilirler mi?
İkincisi, internet kullanıcılarının hepsi sizin gibi ‘okumuş çocuk’ değil. Gelen yorumları görseniz, mideniz bulanır. Küfürlerden psikolojiniz bozulur. Bu nedenle ‘etkileşim’ konusunda tutucu olunduğu da düşünülebilir. Köşe yazarlarının e-posta adreslerini siteden çıkarması da bundan.
Peki ne olacak? Ben, herkesin yazdığı satırdan, söylediği sözden doğacak sonuçlara katlanmasından yanayım!
.
Peki bloglar gelecekte medyanın ulaştığı güce ulaşıp gündem yaratabilirler mi?
.
Gündem yaratabilirler, evet. ‘Blog’lar yoluyla çok önemli bir bilgi yayılabilir ve sözkonusu ‘blog’ bomba bir haberin kaynağı olabilir. Ancak birçok kişi gibi ‘bloglar medyanın yerini alacak, gazeteleri silip süpürecek’ gibi savlara inanmıyorum. Böylesine iddialı bir düşünceye kapılırken, gazeteleri kurumsal manada tanımakta yarar var. Bugün ‘internet haber siteleri gazeteleri bitirecek’e çıkan birçok söylev dinliyor, okuyoruz. Oysa internet haber sitelerine alıcı gözüyle baktığımızda, içeriklerinin çoğunun gazetelerden aşırma olduğunu, geri kalanının ise ‘işlenmemiş ajans metinleri’ olduğunu görürüz. Örneğin, gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri röportajdır. Gazetelerin yerine talip olanların bundan haberi yok. Şu an siz bile bu röportajla ‘internet gazetesi’ geçinenleri ‘gazetecilik anlamında’ ezmiş bulunuyorsunuz. Bugün kendi muhabirleriyle olayları yerinde izleyen, gerçek manada gazetecilik yapan, basın toplantılarına muhabir gönderen, araştıran, röportaj yapan internet haber sitesi hemen hemen yok gibi. Haber Türk, ‘internetin Hürriyet’iyiz’ diye geçiniyor ama, şu an internette gazete gibi çalışan, istihbarat, ekonomi, politika, dış haberler servislerini kuran ve bu servislerde ‘gazeteci’ istihdam eden ilk site GazetePort’tur. Bu deneyimi o anlamda önemsiyor ve takip ediyorum. Bir ara, NTVMSNBC, ‘gazetecilik’ yapıyor, muhabirleriyle olayları izliyordu. Ancak şu an bu NTVMSNBC, o NTVMSNBC değil!
Biz Facebook’taki grubumuza üye olduğunuz ve blog kazanına bıraktığınız yorumlardan dolayı bizi takip ettiğinizi biliyoruz. Peki takip ettiğiniz diğer Türkçe bloglar neler?
FeedReader’la çok sayıda ‘blog’u takip ediyorum. İsim vermek gerekirse (hepsi blog kategorisine girmese de) Buram Buram Silikon Vadisi, Anafikir, Bildirgeç, Burak DayıoÄŸlu, Pardus projesi lideri Erkan Tekman’ın ‘et’s R’n'R gumbo’su, Fazla Mesai, Mehmet Nuri Çankaya, Mürekkep, Nahnu, Pardus Dünyası, Linux Gezegeni, Pinguar, ÇaÄŸlayan Arkan bloglarını sayabilirim. DiÄŸer yandan, Oyyla, Tusul, Yumile, BaÄŸcık, Linkibol, Reddit gibi sosyal imleme siteleriyle ulaÅŸtığım kaynaklar daha geniÅŸ bir yelpaze oluÅŸturuyor. Son olarak eklemeliyim ki, takip ettiklerim burada saydıklarımla sınırlı deÄŸil!
21 Oct
abacus yazmış ve blog, koleksiyon, koleksiyonerlik, röportaj, Star Wars, İlker Şekercioğlu ile etiketlemiş
Türkiye’de her ne kadar koleksiyonerlik çok yaygın olmasa da hastalık derecesinde bu iÅŸe gönül veren insanlarla tanışma fırsatı buldum. Tanıdığım koleksiyonerler arasında benim en çok ilgimi çeken Star Wars koleksiyonu sahibi İlker ÅžekercioÄŸlu’nun biriktirdikleri oldu. Sitesinde Star Wars koleksiyonunu sergileyen İlker, açtığı blogda ise Star Wars koleksiyonu ile ilgilenenlere rehberlik ediyor. Meraklısına İlker’le daha önce yapılmış bir TV programı ve bir röportaj da bulunuyor.
16 Sep
abacus yazmış ve çetele, blog kazanı, nahnu, röportaj, sansür, seçim, türk blog yazarları, wordpress ile etiketlemiş
Oldukça sıcak bir yaz dönemini geride bıraktık. Hem zihnimizi tazelemek için hem Blog Kazanını yeni keşfedenler için hem de kendini yazın rehavetine kaptırıp Blog Kazanını takip etmeyi ihmal edenler için geride bıraktığımız 3 aylık dönemin özet geçelim istedik.
Haziran’ın ayının baÅŸlarında blog yazarlarının kaynaÅŸmasını amaçlayan Blograzzi Beta yayına baÅŸlamış. Daha sonrasında biz Blograzzi ile bir röportaj yapmışız (Bölüm 1, 2, 3). Blograzzi ilerleyen günlerde Blog Kazanı’nın gündeminde sık sık yer almış (Blograzzi’ye spam blog saldırıları, Blograzzi araçları yayınlandı, Blog yazarları Blograzzi’deki kirlenmeden rahatsız).
Haziran ayında yaklaşan seçimlerin gazıyla olsa gerek blog yazarı ilk başbakan adayımız belli olmuş. Yine aynı ay içinde seçimlere ithafen webthese, Blogcular ülkeniz için oy kullanın, kullandırın! başlıklı bir yazı yazmış.
Sanal alemin Pierre Loti’si, Türk Hava Yolları’ndan seyir defteri, Emre Sokullu ile Buram Buram Silikon Vadisi, Kaçakçılık Blog’u Kaçak İstihbarat, Şiirin Kız Kardeşi Öykü Haziran ayında ilgimizi çeken bloglar arasında yer almış.
Mynet’in telif haklarını ihlal ettiÄŸi gerekçesiyle blog yazarları tarafından tepki toplayan blog serviside Haziran ayında hizmete girmiÅŸ.
Haziran ayında yaÅŸadığımız en önemli geliÅŸmelerden biri de Türk Blog Yazarları’nın daha sonra gelenekselleÅŸecek olan ilk toplantısının yapılmış olmasıydı.
Bu ay içinde Blog Kazanı’nda daha çok bloglamaya yeni baÅŸlayanlara hitap eden Blog açmak isteyenlere öneriler, Blogunuzu kopyalayanlara savaÅŸ açın!, BuzzFeed ile “tıkanmaâ€?nın önüne geçin Bloglar ve standartizasyon, Yeni bir blog açanların istedikleri, Blog evlerde kavga nedeni mi ? baÅŸlıklı birkaç eÄŸitici yazı da yer almış.
Temmuz ayının baÅŸlarında Wolkanca dünya evine girmiÅŸ kendisine bir kez daha mutluluklar diliyoruz. Yine bu ay içinde Türkiye’nin en eski blog servislerinden olan Blogcu yarım milyon abone sayısına ulaÅŸmış.
Blog Kazanı Temmuz ayı içinde önce Bloglar Alemi’nden daha sonrada Blogcu’dan destek görmüş.
Temmuz ayı içerisinde fikir blogu olan Derin Sular ile bir röportaj gerçekleÅŸtirmiÅŸiz. ReÅŸat Çalışlar ve Osman S Börütecene de temmuz ayı içerisinde sorularımıza verdikleri cevaplarla Blog Kazanı’nda yer almışlar.
Şu günlerde üçüncü reklam verenini ağırlayan Bloglama Reklam Ağı da temmuz ayı içerisinde açılmış.
Adım adım kaldırım maceraları, Pastacı tam 2 yaşında, Damdaki Mizahçı şimdi de blog yazıyor, Reklam fikirleriniz ziyan olmasın, Kentucky’den Fenerbahçe blogu başlıklı yazılar ilgi çekenler kategorisi altında yer alırken Blogunuza reklam alırken okurlarınıza karşı dürüst olun, Şeker hastalığı yıllık 40 bin dolar kazandırdı, Türk blog dünyasında ellenmemiş konular başlıklı yazılar yeni başlayanlar için ipuçları içeren yazılar olmuş.
Ağustos ayının en çok konuşulan konusu şüphesiz Wordpress sansürüydü. Sansüre karşı bir şeyler yapmak istedik ancak e-posta kutumuza düşen bir cevaptan fazlasını elde edemedik.
AÄŸustos ayını röportajsız kapamak üzereydik ki Hasan son bir hamleyle Habari geliÅŸtiricileri ile yaptığı röportajı yayınladı. Satır aralarında Habari geliÅŸtiricilerinin Wordpress’i eleÅŸtiren cümlelerini okuyup vay be diyebileceÄŸiniz röportaj, TürkçeleÅŸtirme için sizlerden destek bekliyor.
Can ve yorum güvenliği, Türk olmakla blogger olmak arasındaki ince çizgi, Blograzzi’ye çamur atma vaktidir çok tartışılan yazılar arasında yer alırken Hackerlar blogluyor, Aynı gün, aynı konu, binlerce ses, Fethi’nin Robdöşambrı, 1.Türk Yemek Blogları Pikniği başlıklı yazılar ilgi çekenler arasına girmiş.
Yazıyı daha fazla uzatarak sıkıcı bir hal almasını istemem geçen üç ayda yukarıda alıntıladığım yazılardan çok daha fazlası arÅŸiv sayfalarında sizi bekliyor. Zaman zaman Blog Kazanı’nda geriye gitmenin bellekleri tazelemek açısından faydalı olacağını düşünüyorum.
Hep geçmiÅŸten bahsettik biraz gelecekten bahsedelim. Önümüzdeki dönemde Blog Kazanı Nahnu’nun maharetli elleriyle yepyeni bir görünüme kavuÅŸacak. Ben, siz bu yazıyı okurken çok uzaklarda olacağımdan eskisi kadar Blog Kazanı’na zaman ayıramayacağım belki ama ufak bir kaç düzenlemeden sonra hazır olacak Melih Bayram Dede ve henüz röportaj için söz aldığım Erman Haskan, Cem BaÅŸpınar röportajlarıyla Blog Kazanı’na destek vermeye çalışacağım. İlerleyen zamanda blogların yükseliÅŸini sürdüreceÄŸine şüphe yok. Kendinize ve blogunuza iyi bakın ;)
15 Jul
bitlikirpi yazmış ve amerika, blog, blogspot, fanatik, Fenerbahçe, hayran, röportaj, takım, Türk, İngilizce ile etiketlemiş
Fenerbahçe hayranı bir Amerikalı. Türkçe bilmiyor, Fenerbahçe’yi de tesadüfen duymuÅŸ ama sonunda sıkı bir Fenerbahçe taraftarı olmuÅŸ. Ülkemize gelmiÅŸ, Kadıköy’de Fenerbahçe’nin maçını izlemiÅŸ. Fenerbahçe hayranlığından bir türlü vazgeçememiÅŸ. TutmuÅŸ Fenerbahçe üzerine bir de blog açmış. 2006 dan beri blogunda sürekli Fenerbahçe ile ilgili yazılar yazıyormuÅŸ. Az önce gezdim baktım ama İngilizceyi pek bilmediÄŸimden (aslında hiç) biÅŸey anlamadım açıkcası. Ne garip bir dünyada yaşıyoruz dedim kendi kendime. Bu arada ben Fenerbahçe taraftarı deÄŸilim.
Bu Amerikalı ile yapılan röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.
06 Jul
abacus yazmış ve blog yazarları, blog yazarlığı, blogcu, Derin Sular, felsefe, Internet, kültür, röportaj, Serdar Kaya, siyaset, türkçe, şehir ile etiketlemiş
Derin Suları blogu yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz.
.
Bloglar ne zaman Türk siyasetinde etkin olacak?
.
Yakın bir gelecekte böyle bir ÅŸeyin olabileceÄŸini zannetmiyorum. Türk siyasetinin öncelikli ihtiyaçları arasında blog yazarlığı var mı, ondan da emin deÄŸilim. Çünkü blogların herhangi bir alternatif ortaya koyabilmesi için, öncelikle bloglarda alternatif düşünce üretilebiliyor olması lazım. Bu da, benzerine baÅŸka hiçbir blog ya da gazetede rastlayamayacağınız türden özgün düşünceler ortaya koyan çok sayıda blog yazarının ortaya çıkması ile mümkün olabilir. tamamını oku »
05 Jul
abacus yazmış ve 22 Temmuz, cumhurbaşkanlığı, Derin Sular, milletvekili, röportaj, seçim, seçim sonuçları, Serdar Kaya ile etiketlemiş
Derin Sular blogunun yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.
.
Bağımsız adayların sayısının artmasını neye bağlıyorsunuz?
.
Serdar Kaya:Bağımsız adayların sayısının artması, adaletsiz seçim sisteminin ve özellikle de yüksek seçim barajının bir sonucu. Milyonlarca vatandaşımızın (ideolojileri ne olursa olsun) mecliste temsil edilmemesinin izah edilebilir bir yanı yoktur. AKP’nin seçim barajını düşürmemesi ve hele bağımsız adayların iÅŸini zorlaÅŸtırması ise, bireysel haklar adına (samimiyetle atıldığını düşündüğüm) onca adımdan sonra pragmatik nedenlerle iÅŸlenmiÅŸ olan affedilmez bir hürriyet suçudur. Böyle bir suçun da mazereti olamaz. tamamını oku »
08 Jun
abacus yazmış ve Hasan Karaboğa, röportaj, tekno seyir ile etiketlemiş
Şöyle bir ekip olsa da şöyle şöyle bir web işi yapsak dediği bir proje var mı ?
.
Birçok web girişimi ekip olarak disiplinli çalışma sonucu başarılı oluyor. Ben de ekip işinin önemine inanan biriyim. Bir işi tek başına yapmaktansa “Birlikte yaptık!� demek çok daha büyük bir keyif veriyor bana. Ve şu da var, başarılı bir ekiple yapılan işler daha tutarlı oluyor; sonuçta bizim hata yaptığımız bir noktada diğer arkadaşımız hatayı düzeltebilir veya bizim eksik olduğumuz bir yerde ekip arkadaşlarımız işi halledebilir.
Şu an için başlamayı kesin olarak düşündüğüm bir web işi yok, (varsa da gizlidir :) ) ama bir projeyi işini seven, uyumlu, disiplinli, iş bölümünü iyi bir şekilde uygulayabilen, sadece maddiyatı değil esas olarak insanların yararını düşünen bir ekiple birlikte gerçekleştirmek isterim.
Hayalinde Türkçe yapılmış bir projeyi başka dillere çevirmek var mı?
.
Benim yaptığım çeviriler biraz hobi sayılabilir belki, Türkçe olmayan ve faydalı bulduğum bir siteyi/sistemi Türkçeleştirmek istiyorum hemen.
Türkçe yapılmış bir siteyi İngilizce’ye çevirdim aslında, Gaxxi’yi. Gaxxi, iki kardeşin, Umut ve Şafak Akyol’un başarılı bir projesi, blog servisi. Böyle güzel bir servisin İngilizce olarak da yayında olmasını düşünmüşler ve bana iletmişlerdi. Ben de severek İngilizce’ye çevirdim. Fakat İngilizce kısmı –son zamanlarda bir artış olsa da- çok yoğun olarak kullanılmıyor. Bunun sebebi, Umut ve Şafak Akyol’un diğer projeleri Fotoyolla, Neobu gibi servislere yoğunlaşması olabilir belki de. Fakat şunu söyleyebilirim, Gaxxi, asıl patlamasını WordPress gibi kurulabilir hali olması düşünülen Gaxxi Movi ile yapacak bence.
Türkçe olup da başka dillere çevrilen projelerin olması insanı mutlu ediyor. Son zamanlarda bu tür sitelere rastlamak mümkün. Ahmet Alp Balkan’ın başlattığı mySchoolog projesi de bunlardan biri.
Seyir defteri; bilgi birikimizi ve araştırmalarımızı paylaşmanın en keyifli yolu. Önümüzdeki yıllarda blogların değerleri daha iyi anlaşılacak ve kaliteleri de artacak.
WordPress kullanıyorum. Kurulumu kolay, bazı sorunları olsa her geçen gün daha da iyiye gidiyor, sade, kullanımı zor değil ve Türkçe :)
Bloglarımızda sevdiğimiz diğer bloglara verdiğimiz bağlantılara verilen isim olan blogroll kelimesinin kökeni için farklı yorumlar var. İngilizce’de “politikada karşılıklı yardım yolu ile iki kişinin birbirini tutması� anlamına gelen “logroll� kelimesinden türediği öne sürülüyor; bir diğer görüş ise iki kelimenin yani blog ve roll’un birleşmesiyle türediği yönünde.
Zor bir soru; çünkü takip ettiğim tüm blogları beğendiğim için takip ediyorum, hepsini şimdi aktarmam zor. Fakat illa da isim istiyorsanız, Okan gibi Bloglama.org şehir blogları yazarlarının hepsi diye bir cevap verebilirim; ek olarak Hamdi Yaman, Mehmet Doğan, Tunç Kılınç gibi birçok blog yazarının üslubu hoşuma gidiyor. Zaten Tekno Seyir’de takip ettiğim, hoşuma giden blogların bir kısmını şurada listeliyorum.
Hasan KaraboÄŸa ile gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz Tekno Seyir’in öyküsü baÅŸlıklı röportajın diÄŸer bölümlerine Tekno Seyir’in öyküsü (1) ve Tekno Seyir’in öyküsü (2) baÅŸlıklarından ulaÅŸabilirsiniz.
07 Jun
abacus yazmış ve Hasan Karaboğa, röportaj, tekno seyir ile etiketlemiş
PCLabs’ın alt yapısını WordPress’e geçirmesine yardım ettin. PCLabs’a yaptığın danışmanlıktan herhangi bir ücret talep ettin mi?
PCLabs gibi büyük çaplı bir sitenin WordPress’e geçeceğini duyduğumda biraz şaşırmıştım. Bazı düzenlemeler ve eklentilerle bence başarılı bir şekilde kullandılar WordPress’i. Çok fazla katkıda bulunmadım aslında, birkaç konuda önerilerde bulundum sadece; o yüzden danışmanlık demek doğru olmaz.
.
Türkçe içerikli blog sahiplerinin blogları üzerinden bir iş modeli oluşturamadığını söyleyebilir miyiz?
Yani şu an için bu şekilde bir iş modeli olduğunu söylemek mümkün değil bloglarda. Fakat bloglara genel olarak bakınca, danışmanlık yapabilecek kadar konusunda uzman birçok blog yazarının olduğunu görüyorum. Örneğin, Fikir Atölyesi’nde fikirlerini paylaşan Tunç Kılınç. Tunç, bazen yazılarında da bahsediyor, kendisine “Bir fikrim var, nasıl değerlendirebilirim?� diye iletişim mesajı gönderen çok kişi oluyormuş. Tabii bu tür istekler sonucunda blog yazarları ileride danışmanlık yapabilir mi, ve maddi bir kazanç sağlanabilir mi, bunu zaman gösterecek.
.
WordPress Türkiye nasıl gidiyor? Yenilikler var mı?
.
Aslında WordPress Türkiye ara ara yenileniyor, imkanlarımız dahilinde yeni bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama tabii, web sitelerinin yenilenmesi denince ilk olarak tasarımın yenilenmesi akla geliyor. WordPress Türkiye kurulalı 2 seneden fazla zaman oldu; evet, bir tasarım değişikliği çok iyi olur. Uzun süredir yeni bir tasarımın hesaplarını yapıyoruz arkadaşlarla, yeni bir arayüze geçmişken değiştirdiğimize değecek şekilde bir tasarım olsun diye düşündüğümüzden ve tasarıma yeterince zaman/maddi kaynak ayıramadığımızdan değişiklik gecikmiş oluyor. Tam bir tarih veremesem de 2 ay içinde yeni bir tasarıma geçeceğimizi düşünüyorum. Tabii, içerik tasarımdan daha önemli demek de gerek mutlaka. :)
.
Vikipedi için başlattığın kampanyanın geri dönüşlerini takip edebildin mi?
Vikipedi, bence desteklenmesi gereken ve daha sık kullanmamız gereken bir site. Ben Tekno Seyir’de Wikipedia/Vikipedi hakkında yazı yazdığım ve Vikipedi’ye destek çağrısında bulunduğum zaman (30 Temmuz 2006) Vikipedi’de 27-28 bin madde bulunuyordu, yaklaşık olarak 10 ay geçmiş ve şu an için Vikipedi’deki madde sayısı 81 bin civarında. 30 Temmuz’da tüm yerel Wikipedia’lar sıralamasında 27. sıradaydık ve 26 bin kayıtlı kullanıcı vardı Vikipedi’de.
Şimdi 16. sıradayız ve 92 bine yakın kayıtlı üyesi var Vikipedi’nin. Tabii, bu gelişmeyi yalnızca bu kampanyaya bağlamak yanlış olur, daha önceki sene de 45. sıradaymışız örneğin, yani kampanya olmadan önce de Vikipedi’nin bilinirliği yavaş yavaş artıyordu ülkemizde ve Vikipedi yöneticilerinden arkadaş ile yaptığım görüşme sonucunda kampanya ile birlikte trafik artışının yaşandığını öğrenmiştim.
Kampanyaya katılım oldukça iyiydi; Bildirgeç’te Cem Başpınar’ın (aftermath) bildirisi ve Türkçe bloglardan/sitelerden destek yazılarının gelmesiyle beraber kampanya amacına kısmen ulaştı diyebilirim. Kısmen diyorum, çünkü insanların bloglarında Vikipedi hakkında yazılar yazması ve/veya Vikipedi banner’larını sitelerine eklemeleri kampanyanın sadece ilk ayağını oluşturmalıydı bana göre. Bu şekilde Vikipedi’nin tanınırlığını artıracaktık sadece, ama asıl önemli olan Vikipedi’deki nitelikli makale sayısını artırmak ve insanımızda Vikipedi bilincinin oluşmasını sağlamaktı.
İkinci, üçüncü ayakların da olması ve Türk internetinde Vikipedi bilincinin daha yaygın olarak yerleşmesi gerekiyordu; fakat sanırım bunu henüz tam anlamıyla başaramadık. Bunun başarılması için birinci ayaktan sonra Vikipedi’nin daha iyi olmasını sağlamak adına parlak fikirlerin gelmesi gerekiyordu; bu şekilde farklı fikirler geldi ama yeterli değildi bence.
Tekno Seyir’in öyküsü yarın üçüncü bölümüyle devam edecek. Henüz ilk bölümü okumadıysanız tıklayın.
06 Jun
abacus yazmış ve Hasan Karaboğa, röportaj, tekno seyir ile etiketlemiş
Daha çok Tekno Seyir’den tanısakda yeni bir WordPress sürümü çıkar çıkmaz ertesi gün Türkçe sürümünü WordPress Türkiye kullanıcılarına yetiştiren isimlerden biri Hasan Karaboğa. Sadece WordPress sürümlerinin değil bbPress, activeCollab, Pageflakes gibi bazı sistem/sitelerin Türkçeleştirilmesinde de onun adı var. Geçtiğimiz Mayıs ayında Tekno Seyir adlı blogu 1 yaşını doldurdu. Hem Tekno Seyir’deki yazılarıyla hem de yaptığı çevirilerle takdir topladı. Feedburner istatistiğine Tekno Seyir 508 aboneye ulaşmış, Blograzzi’nin ilk 20’sindeyse üçüncü sırada.
Hasan’la blog yazarlığı, WordPress Türkiye, Tekno Seyir, başlattığı Vikipedi kampanyası ve gelecek planları üzerine konuştuk.
Blog yazmaya başlamadan önce yaptığın çeviriler vardı. Blog yazmaya bu çevirileri duyurmak için mi başladın yani artık blog yazmak bir zorunluluk mu olmuştu?
Ufak tefek çeviriler yapıyordum ama bunları duyurmak için blog yazmayı düşünmedim hiç. Blog kavramını ilk duyduğum zamanlar birkaç deneme yapmıştım Blogger benzeri servislerde. En sonunda karaboga.com alan adını alarak WordPress kurdum ve Havadan Sudan ismiyle bloglamaya başladım. O zamanlar, kullandığım blog sistemi WordPress için yapılmış birkaç çeviri vardı, bu çevirilerde bazı eksikler gördüğüm için kendi çevirimi yapmaya karar verdim ve çeviriyi yapıp blogda paylaştım.
Türkçe içerikli bloglarla karşılaştırdığımızda hatrı sayılır bir okur kitlen var. Blogunu çok sık güncellemediğine göre bunun bir sihri olmalı.
Evet, benim de çözmeye çalıştığım bir konu bu. :) Çok sık güncelleyemiyorum Tekno Seyir’i ve uzmanı olmadığım konularda yazıyorum. Beni destekleyen ve blogu takip eden çok arkadaşın olması beni sevindiriyor. Şu an için RSS ile takip eden 500 civarında abone var, Tekno Seyir’de. Bence RSS kullanımını teşvik etmeliyiz Türk bloglarında. Türkiye’de halen yeterince bilinmediğini düşünüyorum RSS tekniğinin, halbuki hemen hemen tüm blogların RSS desteği var. RSS hakkında yazılar yazarak bu sistemi tanıtmaya çalıştım ve RSS ile blogu takip etmek isteyenler için bir abonelik sayfası açtım , okur kitlesinin artmasında bunların katkısının olduğunu düşünüyorum. Ortada bir sihir olduğu düşünülüyorsa bence bunun sebebini takipçiler daha iyi bilir, o yüzden daha fazla yorum yapmam doğru değil sanki. :)
Kimliğini saklamaman, uzmanı olmadığın konularda bir uzman edasıyla yazmaman yani samimiyetin olabilir mi bu sihrin iksiri?
Tekno Seyir ve ben gerçekten bloglardan ve blog yazarlarından beklenen samimiyeti sağlayabiliyor muyuz bilmiyorum, ama o şekilde düşündüğünüz için teşekkür ederim. Blogların geneline baktığımızda samimi bir havayı teneffüs ediyoruz; zaten blogları sevmemizin, benimsememizin en büyük nedeni de bu bence. Yani bizden biri olmasını istiyoruz blog yazarının, bilgili olmasını istiyoruz ama “uzman edasıyla� yazmasını istemiyoruz, istediğimiz zaman yorumlarımızla bloga katkıda bulunmak, istediğimiz zaman yazarla iletişime geçmek, konuşmak istiyoruz…
Peki bu sihri Tekno Seyir’i kolektif bir bloga dönüştürmek için kullanacak mısın?
.
Herkesin kendi blogunu kısa bir sürede açabildiği günümüzde kolektif blog yapmak çok kolay bir iş değil aslında. Kolektif blogları başarılı bir şekilde yürütebilmek için iyi bir planlama yapmak gerek. Pilli şu an için bu işi Türkiye’de –eksikleri olsa da- iyi bir şekilde yürütüyor diye düşünüyorum. Tekno Seyir’de amacım sadece “teknolojik� haberleri girmek değil; sitelerde yaygın olarak konuşulmayan konularda da yorumlarımla beraber farklı bir şeyler sunabilmek.
Şimdiye kadar benim dışımda Cem yazdı ve yazıyor ara sıra ve konuk yazar olarak da PCLabs’tan Özkan bey katkıda bulundular. Birkaç arkadaşın tavsiyesi üzerine bir yazımda konuk yazar olarak isteyen herkesin yazabileceğini belirttim; Tekno Seyir’in genel formatına uyan yazılar yazmak isteyen arkadaşlara her zaman kapımız açık ve memnun oluruz.
Tekno Seyir ileride kolektif bir bloga dönüşür mü bilmiyorum, bunu ziyaretçilerin ve devamlı takipçilerin belirlemesini isterim; yani o şekilde bir talep olursa ileride, neden olmasın?
.
Yazılar seyrekleşmeye başladı bunun nedeni nedir?
.
Yoğunluk diyeyim, bahane kabul ediyorsanız. :) Bahane kabul etmiyorsanız biraz açayım durumu. Kısa haber yazıları dışındaki birçok yazı uzun sayılabilecek araştırmaların sonucu yayınlanıyor. Yazıların Türkçe yazım kurallarına mümkün olduğunca uygun olarak yayınlamak istediğim için de birkaç kez kontrol ediyorum. Yani titizlik (siz uyuşukluk da diyebilirsiniz) ve işlerin yoğunluğu birleşince sık sık yazı ekleyememiş oluyorum. :)
Tekno Seyirin öyküsü yarın ikinci bölümüyle devam edecek.
16 May
abacus yazmış ve karablok, Okan Vardarova, pilli, pilli network, röportaj, spineless, türk blogküresi, tekme tokat ile etiketlemiş
Uzun zamandır bloglayan biri olarak Türk blogküresi hakkında neler düşünüyorsun? Örneğin kimileri blog cuntası olduğunu düşünüyor. Buna katılır mısın?
Cunta bildiğim kadarıyla yönetimi zorla ele geçiren grup anlamına geliyor. Blogkürede böyle bir grup olduğunu tabii ki düşünmüyorum. Bir blogun oturması için bence başta zaman gerekiyor. Oturmaktan kastım, hedef kitleye ulaşmak. Yeterli zaman oluşmadan bu hedef kitleye varamayan aceleciler, akıllarında hayali bir cunta yaratıp suçu ona atıyor olabilir. İşin aslını bilmiyorum ve açıkçası bu tip meselelerle hiç ilgilenmiyorum. Benim tuzum kuru :)
Türk blogküresinin de son zamanlarda kendinden beklenenin fazlasını verdiÄŸini düşünüyorum. Mesela Blog Kazanı sayesinde haberdar olduÄŸum İstanbul Sokak Stili ve benzeri blogları gördükçe “Bu iÅŸ tamamdır” diyorum içimden. Åžu an ben her neye ilgi duyuyorsam, bu ilgime karşılık gelen bir blog bulmakta pek zorlanmıyorum. Ya benim vizyonum çok dar ya da gidiÅŸat oldukça iyi.
iPhone için hazırladığın blog büyük ilgi gördü. Böyle bir sayfayı kendine ait bir domain almak yerine neden blogspot (ve blog formatını) tercih ettin?
Aslında iPhone için Blogger’ı deÄŸil, Blogger için iPhone’u tercih ettim. Yani iPhone fikri daha bende oluÅŸmadan, “Acaba Blogger’da Türkçe konuÅŸmayanlara da hitap eden ne yapsam?” diye düşünüyordum. iPhone fikri aklıma gelir gelmez de, biraz da bu kadar ilgi göreceÄŸini tahmin etmediÄŸim için, hiç vakit kaybetmeden siteyi kurdum ve 2. gününde Digg’de anasayfaya çıktı. Artık geri dönüşü yoktu, adres o ÅŸekilde yayılmıştı. O kadar backlink’i gözden çıkaramazdım :) Ancak böyle yapmakla ne kadar doÄŸru ettiÄŸimi sonradan anladım. Çünkü o trafiÄŸi kendi imkanlarımla zaten karşılayamazdım. Hiç tıkanmayan bir host, mükemmel bir içerik yönetim sistemi, aÅŸina olduÄŸum bir servis, daha ne isteyebilirim ki.. DiÄŸer bir etken ise, daha çok Google’dan gelenlere hitap ettiÄŸim için, Blogger sitelerine Google sıralamasında ayrıcalık tanındığını düşünüyor olmamdı..
Kişisel gelişim, tatmin ve dert ortağı.
Blogger.com servisini kullanıyorum. Birçok nedeni var: İnternetin ilk blog servisi olduÄŸu için bloglar ile özdeÅŸleÅŸmiÅŸ olması, Google gibi sempatik bir devi arkasına alması, onunla baÅŸlamış olduÄŸum için iÅŸleyiÅŸine olan aÅŸinalığım, kendi domain’lerimiz altından yaptığımız yayına bile ücretsiz hosting saÄŸlıyor olması, kendi arayüzlerimizi tasarlamaya çok imkan tanıyor olması.
Kuşkusuz favorim 029. Bunun haricinde her kimi söylersem bir diğerine haksızlık etmiş olurum.
Bu soruda kiÅŸisel blogları hariç tutuyorum ama doÄŸruyu söylemek gerekirse sürekli takip ettiÄŸim tematik bir blog yok. Pilli Network ile Bloglama Åžehir Blogları‘nın tüm yazarları diye topluca bir cevap vermek isterdim :) Ama ille de isim diyorsanız, Spineless ezelden beri çok örnek aldığım bir blogcu olmuÅŸtur.
Okan Vardarova ile gerçekleştirilen Komünite geri mi dönüyor: Tekmetokatın yazarı Oky ile sille tokat muhabbet başlıklı röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz.