Binlerce blogcunun para kazandığı Google Adsense reklam programına katıldığınızda dikkat etmeniz gerekenler
Blog yazılarınızı görsellerle zenginleştirmeye ne dersiniz? Creative Commons lisanslı ücretsiz görsellerle yazılarınızı daha etkileyici bir şekilde sunabilirsiniz
Marie France Gilles, altı yıldır Türkiye’de yaşayan bir Fransız. Gilles’in Türkiye'yi anlattığı bir de blogu var.
Medya ahlakını tartıştığımız şu günlerde blogcuların uyması gereken temel kuralları biliyor musunuz?
07 Jun
abacus yazmış ve Erotik | Erotizm | Güzin Abla | Haydar Dümen | Mastürbasyon | Porno | Pornografik İçerik | Seks | Underground Kültür ile etiketlemiş
Uyarı: Bu blog 18 yaşın altındakiler ve internete iş yerinden bağlananlar için uygun değildir.
Erotik sanat, popüler ve underground kültür, bondage ve fetiş üzerine yazılar yazan Fenasi takma adlı blog yazarımız, Haydar Dümen ve Güzin Abla’dan sıkılanlara kendi tecrübelerini aktararak yine kendi deyimiyle Seks 2.0 içerikli bir blog sunuyor.
Bu konuda yayın yapan bilindik kopyala / yapıştır bloglarının aksine okunabilirliği oldukça yüksek yazılar içeren 5 Posta adlı blog Mart 2007′den bu yana yanında ve sağlam bir arşive sahip.
26 Aug
zee yazmış ve Afganistan | Avrupa Ve Türkiye | Blogdan Para Kazanmak | Blograzzi | Gizli Çekim Video | İnternetten Para Kazanmak | Porno | Suudi Arabistan ile etiketlemiş
Biz Türklerin “garip alışkanlıkları” var.
Fakat bu alışkanlıklar adeta kültürümüzün bir parçası gibi bizi dünyaya tanıtmaya başlayalı çok oldu. Ama internet icat oldu ve bu süreci daha da hızlandı. Bu alışkanlık diye söylediğim şeyler her sabah spor yapmak, günde iki kez dişlerini fırçalamak ya da yatmadan evvel üç beş sayfa kitap okumak falan değil.
Adını koymaya çekiniyorum ama hafif tabirlerle şöyle diyeyim:
Biz müşkülpesent ama işgüzar, fingirdek ama muhafazakar, kurnaz ama saygıdeğer insanlar olmaya çalışıyoruz. İşte bu durumlar bizi dünyaya tanıtırken yaka silkilen insanlar diye göstermeye başladı bile.
Eskilerden bir tanıdığım avrupada uzun süre gezmiş tozmuş birisiydi. Uyuşturucu alıp sattığından avrupanın her ülkesini görmüş, her milletini tanımıştı. Bunu da geçin Afganistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri de çok iyi biliyordu. Ama hala sadece Türkçe konuşuyordu. Bunu ancak bir Türk başarabilir zaten.
Bir gün bana “Avrupa’da bir Türk’ü ve bir Portekizli’yi nasıl ayırt ediyorlar biliyor musun?” dedi. Haliyle bilmiyordum. “Eğer bir toplu taşıma aracındaysalar ellerinde okunacak bir şey olmayan iki millet bunlardır. Ya boş boş duruyor ya da muhabbet ediyorlardır. Bunu herkes bilir. Gidince görürsün” dedi.
Bir örnek daha. Amerika’da bir adam metroda jetonlu telefonla konuşurken durduk yere telefonu tekmelemeye başlıyor. Yanına hayırdır diye yardıma giden başka bir adam durumu öğreniyor ki telefondan adam jetonunu almaya çalışıyor. Neden sorusu ise konuşmam bitti telefonla jetonumu vermiyor oluyor. Evet bu ikiside Türk.
İşte eskiden dünya bizi bunlarla tanıyordu. Çok hızlı yayılmıyordu bazı konulardaki ünümüz.
Şimdi mi? İnternetten tanıyorlar. Hem de çok iyi tanıyorlar. Mesela Hollanda’da webcam chat sitesi yapıp ödül alan birisi ordan tanıştıklarından aldığı bilgiler ile PKK terörünün neden çözülemediği üzerine bana yorum yapabiliyor.
Yani internette kendimizi ister istemez tanıtıyoruz. İşte bu garip alışkanlıklarımızda bu tanıtımda önemli argümanlar oluyor. Bedava bir servis çıkıyor yurt dışında ve biz onu o kadar çok sömürüyoruz ki bir süre sonra Türk IP numaraları banlanıyor. Bir porno site çıkıyor ortaya bir bakıyoruz mahkemelerimizin yasakladığı gizli çekimler oralarda fink atıyor.
Bir reklam servisi çıkıyor ortaya o kadar çok sömürüp, hile hurdayla işe saldırıyoruz ki servis bize hizmet vermemeye başlıyor. Bir ödeme sistemi Avrupa’da peydah oluyor ve bir süre sonra hem bizim bankalarımızın hem o sistemin artık Türklerden illalah etmesinden Türkiye’ye sınırlı erişimler sunmaya başlıyor.
Sözü dönüp dolaştırıp getireceğim yer şurası; biz blog dünyasında da bu “garip alışkanlıkları” yeni kılıflarında sunmaya başladık.
Blograzzi diye bir şey çıktı hepimiz bloglarımızı tanıtalım diye saldırdık. Sonra tuttuldu oralarda tartışmalar çıkartıldı, ayrılıklar aldı başını gitti. Üyesi olmama rağmen ben de ısınabilmiş değilim sistemlerine.
Ama bu kavgalarda kavga eden taraflar bir birlerini asıl olarak şu noktada suçladı. ” Beni kullandın benden prim elde ettin page rank yükselttin, adsense kazandın ” falan filan dendi. Bu da işte tıpkı gurbette Türk’ten kazık yiyen Türk’ün haline benzemiyor mu?
Peki bloglarımızın kitsch içerikle dolu olması acaba Avrupa’da toplu taşıma araçlarında seyahat ederken birşeyler okumak yerine etrafı seyretmemizden olabilir mi?
Peki bir site dünyaca tanınmış bir ansiklopedi sitesine benzer domainini yönlendirip, bu siteden güya Page Rank değerini yükseltiyor. Ve sonra sitesini açıp üyelikler veriyor. Bu da tıpkı Amerika’da jetonla görüşürken jeton bitince telefona tekmeyi basıp yeni jeton almaya çalışan Türk’ün hali değil mi ? ( bu arada malum siteye link vermeyin, sandbox sisteminin hoşuna gitmeyecektir)
Az çok reklam alan, reklam veren, SEO, websitesi işlerinden anlayan birisi olarak söylemek isterim arkadaşlar: Blog yazarak para kazanamazsınız. En azından bir alanda gerçekten uzman değilseniz kazancınız uzun sürmeyecektir. O yüzden bu kavgaları, uyanıklıkları, “garip alışkanlıkları en azından internette artık bırakın.
Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez derler hani.
Haydi blog ola…
Blogkürenin en kreatif blog yazarlarından aptal‘ın yepyeni blog sitesi alelade.
Henüz yepisyeni bir blog olmasına rağmen, pornocu forum camiası ve repciler üzerine yazdığı Porno: Ayıp bir kelime! ve siyasetçilerin ipliğini pazara çıkaran Birleşinnn!! gibi süper yazıları ve görselleriyle gönülleri çoktan fethetti bile.