Blog Kazanı

Problogger mı? Kroblogger mı?

September 19th, 2007

Tekme Tokat yazarı Oky, Türk blog küresinde ProBlogger geçinen KroBlogger’ları yazdı. İşte o yazının en çarpıcı paragrafları:

    […] BaÅŸlıkta sözünü ettiÄŸim Problogger.net sitesi, bir blog sahibinin ürettiÄŸi içeriÄŸi nasıl daha iyi sunacağı, blogunu nasıl geliÅŸtireceÄŸi ve bu iÅŸten para kazanarak bir anlamda blogger’lığın nasıl meslek haline getirileceÄŸi gibi konular üzerine yayın yapan dünyaca ünlü bir platform. Bu kavramı beyinlerine deÄŸil baÅŸka bir yerlerine sindirmiÅŸ bir blogger kesimi var ki, tamamen kendi ürününüz olan bir yazıyı, bir eseri çalıp kendi sitesine koymakta hiçbir sakınca görmüyor. Tek yaptığıysa altına ufacık bir kaynak koymak. KulaÄŸa normal gelebilir, sonuçta kaynak belirtiyor. Hatta siz de muhtemelen yazınız baÅŸka bir yerde yayınlanmaya deÄŸer görüldü diye sevinmek gibi bir mantık hatasına düşüyorsunuz. Ancak Google ve Adsense internete dahil olduktan sonra kaynak belirtilse bile bir içeriÄŸin kopyalanması hırsızlıktan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.
    Adam hayatını blogtan para kazanmaya adamış, sürekli Google’da nasıl daha yukarılara çıkabilirim diye kafa yoruyor. Tek derdi Adsense kutularını nereye koysa daha çok tıklanacağı. Hatta bu yüzden, sözkonusu ziyaretçiyi kendisine kazandıran kopya içeriÄŸi en dip köşelere atarak her tarafı bu kutularla dolduruyor. Oysa siz, kendi halinde gri hücreler üreten, küçük takipçi kitlenizle beyin fırtınası yapan sıradan insanlarsınız! Kötü bir ÅŸey olmadığı halde içeriÄŸinizden para kazanmak gibi bir hırsınız da yok. İşte sizin gibi bir ton blogger’ı soymakta olan bu insanlar ÅŸu an blogküreye hakim. Blograzzi’yi açın bakın 3000 küsür blogun yarısından fazlası bu sözünü ettiÄŸim bloglardan oluÅŸuyor. Hatırlayanlar bilir; bir zamanların .cjb.net‘i isim deÄŸiÅŸtirip .blogspot.com olarak geri döndü. DiÄŸer blog servislerinde durum daha da vahim. Tüm bunlar sizi rahatsız etmiyor olabilir. Ama içerik üretiyorsanız ve tam da ürettiÄŸiniz içeriÄŸi arayan biri bizzat sizin içeriÄŸinize, yine sizin sitenizden evvel bir baÅŸkasının sitesinde ulaşıyorsa, bu sizi rahatsız etmeli. Sonuçta aklınıza bir espri geldiyse bunu siz yapmak istersiniz.
    Görünmeyen bir yere kaynak koymanın ardına saklanıp da içeriÄŸinizi çalan ve bu sayede Google’dan ziyaretçisine ziyaretçi katan bu bloglara ek olarak, bir de her ÅŸey hakkında hiçbir ÅŸey blogları türedi. Bunlar kendi aralarında 2′ye ayrılıyor: KiÅŸisel ve Tematik (!) bloglar. Tematik blogları özellikle son dönemde dizi blogları temsil eder hale geldi. Oldukça basit; dizinin adına bir adres alıyorsun ve dizinin kendi sitesindeki bir metni blogun açıklamasına kopyaladıktan sonra her tarafı Youtube videoları ile süslüyorsun. KiÅŸisel bloglar ise daha çok teknoloji üzerine yoÄŸunlaÅŸtı. Genelde internet servislerini ve yeni çıkan elektronik ürünleri tanıtan bu blogların hepsini topladığın zaman ortaya yine 1 blog çıkıyor. Çünkü diÄŸerlerinin aksine her biri kendi cümlelerini kullanıyor olsa da, içeriÄŸi oluÅŸturan tüm yazı konuları neredeyse kronolojisi kronolojisine aynı. Mesela bakıyorsun Google falanca milyar dolara filanca sitesini satın almış. Artık gazeteciliÄŸe mi özeniyorlar napıyorlar bilmem, hop hepsi bu konu hakkında birer yazı girmiÅŸ. Fikir üretmek yok, bir köşe yazarı edasıyla konuya yaklaÅŸmak yok. 3 satırlık bir gazete haberi gibi, ÅŸok ÅŸok ÅŸok, iyi ki bahsetti bundan yoksa hepimiz cahil kalacaktık. Aynı deÄŸerlerin birbirini götürdüğü bir matematik iÅŸlemi olarak düşünüldüğünde Türk blogküresini 600 MB’lık CD’ye ziplemek mümkün!
    2 türü de temsil eden blogger’ların en belirgin ortak özellikleri de şöyle: Åžimdi burada linklerini verip Pagerank deÄŸerlerini arttırmak istemiyorum (bkz: Adını verip rencide etmek istememek) genelde adresleri kendi isimlerinde olur, çünkü internet geçmiÅŸleri kendileriyle özdeÅŸleÅŸmiÅŸ bir nick barındırmayacak kadar kısadır (Romantik Serseri tarzı nick’leri atladım tabi). 2005 yılındaki blog patlamasıyla bu sektöre katılanlar (ki zaten bunlar 1. nesil oluyor) ÅŸimdilerde harikulade Alexa ve Pagerank deÄŸerlerine sahiptir, arama motorlarında hep üst sıralarda yer alırlar. DiÄŸerleri ise 2007′de türemiÅŸtir, genelde ilk neslin takipçilerinden oluÅŸur. Körler sağırlar birbirlerine ağırlar. Ne derece önem taşır bilemem ancak çok dikkat ettiÄŸim bir diÄŸer husus, bu blogları kızların takip etmiyor olması. Mühendislik fakültesi mübarek. Hemen hemen hepsi ForumTR tarzı komünlerden çıkmadır. Teraziye tıklarsanız devamı gelir veya 1000 kiÅŸi bakmış kimse yorum yazmamış yazıklar olsun ekolünün blogküredeki temsilcileridir. Link deÄŸiÅŸimi dediÄŸin zaman gözleri parlar, aÅŸağı yukarı gördükleri her siteye link deÄŸiÅŸimi teklif ederler. Subdomain’leri meÅŸhurdur, her büyük site için birer subdomain açarlar. Youtube en bilinen subdomain’lerin başında gelir (youtube.domain.com gibi). Her Forward mail mutlaka bloglarında iÅŸlenmiÅŸtir ve ne hikmetse hepsinin saçları jölelidir!
    İlk baÅŸta Kroblogger benzetmesini yapmak yerine korsan bloglar demeyi düşünmüştüm ama korsan müziÄŸin bile arkasında belli bir felsefe yatıyorken bunu yapamazdım. Hani ayı desem ayılara ayıp olur gibi bir durum. Kopya içeriÄŸin hukuki bir yaptırımı var mı, bilmiyorum. EkÅŸi Sözlük’te gazetelerin köşe yazılarını entry’ye olduÄŸu gibi kopyalayanların editörler tarafından uyarıldığını hatırlıyorum. Sadece link vermek veya içerikten küçük bir kısmı alıntı yapmak doÄŸru olanıymış. Blogküre’de de durum böyle olursa zaten problem yok. Amaç olayı bir yarış gibi görmemek, amaç herkesin 1-2 cümleyle de olsa kendini ifade edebilmesi. Ne derece etkili bilemem ancak Creative Commons sitesiyle içeriÄŸinizi güvence altına almayı deneyebilirsiniz. Utanç Duvarı sitesi de hırsızları afiÅŸe ederek caydırıcı bir etken görevi görüyor. Bunun yanı sıra hırsız blogları Google’a ÅŸikayet etmeye de üşenmeyin. Böylece indekslenmeleri engellenebilir.[…]

Tamamını “Problogger’ın Türkçesi Kroblogger mı?” baÅŸlığı altında Tekme Tokat’tan okuyabilirsiniz.

Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bu yazının altına yorum olarak bırakılabilirsiniz.

Mynet Blog Servisi kazandırıyor

June 30th, 2007

Yaşam tarzınıza uygun arkadaşlar ve kaliteli/seviyeli bir ortam vaadeden Mynet Blog Servisi, 30 gün içerisinde en çok okunan ve oyu 5 üzerinden 3′ün üzerinde olan 10 blog’un sahibine 100 YTL kazandırıyor. [vesile]

Blograzzi çok yakında para da kazandıracak (2)

June 23rd, 2007

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

Bloglarda yer alan haber ve yorumlarda Blograzzi’nin blogcular tarafından beğenildiğini görüyoruz ancak Blograzzi’nin arka planda asp .net çalıştırması oldukça eleştirildi. Neden tercihiniz asp .net ve Microsoft’tan yana oldu?

Arda Kutsal: Neden dünyadaki birçok dev girişim LAMP tercih ediyor? Maliyet, performans ve ölçeklenebilirlik diyebiliriz sanırım.

Ayrıca Web 2.0 döneminin PHP kadar popüler olan bir de Ruby on Rails’ı var di mi? Onun avantajı nedir? İlk aklımıza gelen normalin altında geliştirme ve güncelleme süreleri diyebiliriz sanırım. Performans demiyorum çünkü Twitter’ın Ruby On Rails’la yaşadığı performans sorunlarını herhalde birçoğumuz takip etmişizdir.

Peki, bir giriÅŸimci açısından projesini hayata geçirirken en önemli kriterleri nelerdir? Maliyet ve süre…

Blograzzi’nin altyapısını geliştiren ve yöneten Inveon gerçekten yazılım tarafında çok yetkin mühendis arkadaşların oluşturtuğu bir şirket. Kullandıkları teknolojiler ise işlerinin gereği ve ihtiyaçlarını karşılayan Microsoft ürünleri.

Benim açımdan güvenilir bir iş ortağı olarak kabul ettiğim şirketin, .NET teknolojilerine bu kadar yatkın olması, geliştirme sürelerinin kısalığı ve yapmış olduğum fizibilitelerle tüm kriterler göz önüne alındığında pozitif sonuçlara ulaşmam kendileri ile çalışmak istememin ana sebebiydi.
Durum böyle olunca da iş ortağım olan firmanın tercihlerini kabul ederek Blograzzi’yi .NET ve Microsoft tabanında yarattık.

Şu ana kadar verdiğim kararın herhangi bir negatif yansımasını görmedim. Ölçeklenebilirlik açısından şimdilik bir sorunumuz yok ki Beta’nın ilk günlerinde bloglara yansıyan haberlerimiz ile test sunucularımızda yakalanmamıza rağmen aynı gecede sunucu değişikliğini kolaylıkla gerçekleştirdik. Aralarda ise önemli birkaç sunucu aktivitesini rahatatlıkla tamamladık. Karşılaştığımız bug’ları çok kısa geliştirme sürelerinde ortadan kaldırdık. Performans anlamında birkaç gündür eminim önemli iyileşmeler hissetmişsinizdir.

Diğer taraftan girişimci gözüyle baktığımızda da Blograzzi yayına girdiğinde henüz sektörde bu yönde bir başka girişim hayata geçirilememişti ki zaten süreler bu sebeple benim açımdan önem teşkil ediyordu. Maliyetler ise tamamen benim planlarım dahilinde oluşmaya devam ediyor. Kısacası sanırım Blograzzi’nin .NET olması girişimci ve kullanıcı açısından şu ana kadar herhangi bir problem yaratmamıştır.

Son olarak şunu da belirtmeliyim ki, ilerleyen dönemlerde yayına girecek olan ve çok güçlü PHP geliştiriciler tarafından hazırlanan girişimlerim de olacak. Blograzzi’de de eğer seçeneklerim beni PHP ya da Ruby on Rails’e yönlendirmiş olsaydı, çalışmayı o yönde sürdürebilirdim. Demek istediğim önemli olan girişiminizin fizibilitesidir.

Blograzzi’nin tasarımı deÄŸiÅŸecek

Eleştirilen bir diğer nokta Blograzzi’nin tasarım ve logosuna yönelikti. En azından aynı renk seçimi bilinçli bir tercih miydi?

Blograzzi çok önemli birkaç testi gerçekleştirilmek üzere sadece birkaç kişi için açık Beta’ya alınmıştı ki bloglara konu oldu. O aşamada sistem henüz test sunucularımızda çalışmaktaydı. Aynı şekilde tasarımdaki durum da buydu.

Tasarımcı bir arkadaşımızın yapmış olduğu çalışma tercihimiz olmamasına karşılık, sadece yazılım tarafı geliştirmelerimiz sürecinde bu şekilde devam etme kararı almıştık, aksi takdirde planlarımızın gerisinde kalacaktık.

Şu anda Blograzzi’nin normalde kullanılacak olan (yeni) tasarımı ve logosu hazır. Ancak şimdi de Beta’nın gereği oluşan geri dönüşleri değerlendirmekten dolayı henüz yayına alamıyoruz. Elbette planlanan ek özelliklerin de gecikmemesi gerekiyor.

Sonuçta servisinizin tasarımı iyi ama hataları olsun mu istersiniz yoksa hatasız ama eksik tasarımla mı devam etmeyi tercih edersiniz? Ya da her ikisi de iyi olsun diye girişiminizi geciktirir misiniz?
Eğer bir aksilik olmazsa 2 hafta içinde Blograzzi arayüzü tamamen değişmiş olacak.

Arayüzün bu kadar erken değiştirilmesi kullanıcı açısından beraberinde bir takım riskleri de getirmiyor mu?

Herhangi bir risk oluşturmayacaktır çünkü Blograzzi’deki tasarım değişikliği kullanımda bir değişikliğe sebep olmayacak. Sadece servisin gerçek tasarımına kavuşmasını sağlayacak. Yani bir tür kıyafet değişikliği. Yeni t-shirt, pantolon ve ayakkabılar giyecek.

Ayrıca Technorati son gerçekleştirdiği tasarım değişikliğinde sisteminde de önemli düzenlemeler yaparak “Authority� puanını devreye almıştı. Herhangi bir riskle yüzleştiklerini hatırlamıyorum. Diğer taraftan Yahoo’da özellikle birkaç ay önce önemli bir tasarım güncellemesini devreye aldığında risk almamıştı. Son olarak del.icio.us’un da geçtiğimiz aylarda ana sayfasında radikal bir değişime gittiğini hatırlamak gerekiyor.

Blograzzi henüz çok yeni ve ciddi bir Beta sürecinde. Tasarımımız kullanıcılarımızın beğenisini kazandıktan sonra bizler için bir risk getirmeyecektir.

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın üçüncü bölümünü yarın blog kazanında okuyabilirsiniz.

Blograzzi çok yakında para da kazandıracak (1)

June 22nd, 2007

Son dönemde bloglara olan ilginin artmasına paralel olarak blog ve blogculara yönelik servislerin sayısında da bir artış gözleniyor. Bu servislerden biri geçtiÄŸimiz günlerde blog kazanında yer alan ve oldukça ilgi gören Blograzzi. Blograzzi’nin arkasındaki isim aynı zamanda yeni nesil web giriÅŸimlerinin tanıtıldığı webrazzi yazarı Arda Kutsal’la Blograzzi’yi konuÅŸtuk. Kutsal, Blograzzi’nin proje sürecini anlatmakla kalmadı gelecekte Blograzzi kullanıcılarını bekleyen yeni özellikleri de ilk defa blog kazanına açıkladı.

.
Blograzzi fikri nasıl ortaya çıktı?
.

Arda Kutsal: Blogların geleceği ile ilgili katıldığım seminerlerde, yer aldığım konferanslarda ve farklı tartışma platformlarında fırsatlar olduğunu dile getiriyordum. Ülkemizde blogların bu derece büyük potansiyel taşıdığını ve kısa süre içinde ticari anlamda da bir pazar sahibi olacaklarını öngördüğüm için, hem blog okuyucuları hem de blog yazarları için bir platform oluşturmak istiyordum. Bu noktadan hareketle Blograzzi fikri ve modeli ortaya çıktı.

.
Blograzzi için yeni nesil blog dizini diyebilir miyiz?
.

Arda Kutsal: Şu anki haliyle bunu söyleyebilirsiniz, ancak ilerleyen dönemlerde Blograzzi’nin sadece bir dizin olmaktan çok daha farklı boyutlarda imkanlar sunacağını hep birlikte tecrübe edeceğiz.

.
Blograzzi’nin uzun vadede Türk blogküresine katkıları ne olacak?
.

Arda Kutsal: Blograzzi’nin sürekli dile getirdiğim 2 ana hedefi var. Bunlar, blog okuyucusu için kaynak oluşturmak ve blog yazarlarına destek olmak. Söz konusu vizyon dahilinde Blograzzi, Türk blogküresi için hem gün geçtikçe güçlenen veritabanı sayesinde en doğru sonuçları yaratan bir kaynak oluşturacak, hem de blog yazarlarına birçok anlamda geri dönüş sağlayacak bir platform yaratacaktır.

.
Blograzzi daha ne kadar beta kalacak?
.

Arda Kutsal: KiÅŸisel olarak bir düşüncem var ve bunu aslında özellikle burada dile getirmek istiyorum. Web 2.0 döneminde birçok giriÅŸimin “Betaâ€? olmanın arkasına sığınarak sunduÄŸu hizmetlerdeki eksiklikleri örtmeye çalıştıklarına inanıyorum. Aslında bu sözünü ettiÄŸim yaklaşım 37 Signals’ın “Getting Realâ€? isimli kitabında da dile getirilmiÅŸti. Bu ÅŸekilde düşünen bir insan olarak da Blograzzi’nin aylarca, yıllarca “Betaâ€? kalmasını doÄŸru bulmuyorum. Ancak bizdeki durum bu süreçte gerçekten Beta… EÄŸer herÅŸey yolunda giderse 2 ay içinde Blograzzi “Betaâ€? olmaktan çıkacaktır. Ancak bu 2 ay sonrasında artık Blograzzi’de tüm yenilikler bitecek anlamına gelmemeli. Yeni özellik eklemek “Betaâ€? kalmayı gerektirmez.

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın ikinci bölümünü yarın blog kazanında okuyabilirsiniz.

Türk blogcusu nasıl kurtulur?

April 24th, 2007

Türk blogküresinin şuanki durumu malumunuz pek iç açıcı değil. İyi yazan bir çok blog yazarı olmasına karşın emeklerinin karşılığını alamayan blogcular bir süre sonra ya bu işten soğuyor ya blogu kapatıyor ya da daha az yazıyor. Bloglamanın amatör ruhunu inkar edecek değilim. Ama bir blog okuru olarak istiyorum ki sevdiğim yazarlar daha çok yazsın manevi getirisinin yanında maddi bir kazanç da elde etsin.

Türkçe içerikli ilk blog yazarlarından Hasan Yalçınkaya bu durumu kısır döngü olarak açıklıyor.

Bunun sağlanabilmesi için blogların maalesef paraya ihtiyaçları var. Atıyorum, fotoğrafçılık temalı bir blogun sahibi Köln’deki Photokino fuarına gidip yeni çıkan fotoğraf makinelerini canlı canlı tanıtabilmeli, bu seyahatin masrafını cebinden değil blogunun gelirlerinden ödeyebilmeli.

Yalçınkaya, olması gerekeni yukarıdaki gibi bir örneklendirerek kısır döngüden çıkışın blogcunun parasal özgürlüğüyle sona erebileceğini söylüyor. Ne dersiniz, adsense ile gelir etmeye çalışan blogcular adsense gelirlerinden daha fazlasını hak etmiyorlar mı?

Sende Para Kazan

March 25th, 2007

Sende Para Kazan adlı blog size web siteniz sayesinde oturduğunuz yerden sizde para kazandırmanın yollarını anlatıyor. Gitti Gidiyor ve Google ADsense gibi iş ortaklıklarını konu ediniyor.