Blog Kazanı

Bloglardan ve blog yazarlarından haberler

İlk kez Blogcritics satın alımında bahsettiğimiz Technorati reklam ağı Technorati Media açıldı. Şuan üye olabileceğiniz reklam ağına sitenizi ekledikten sonra incelemeyi geçerse blogunuzda Technorati Media reklamlarını yayınlayabiliyorsunuz.

Technorati Media ile yaptığınız sözleşme gereği gelirinizi 60′a 40 bölüşüyorsunuz. Yani bir periyod içerisinde 100 YTL kazandıysanız bu paranın 60 YTL’si sizin geri kalan 40 YTL’si ise Technorati Media’nın oluyor. Ödemeyi PayPal ya da çekle alabiliyorsunuz.

125×125 kare reklam, metin reklam, PhoText adı verilen metin ve imaj karışımı başka bir reklam formatında da reklamlar yayınlayabiliyorsunuz.

Servisi kendim denemediğim için kalitesi ya da getirisi hakkında pek fazla bir şey yazamayacağım ancak özellikle Google AdSense‘in karşısında -hele ki getirisinin dibe vurduğu şu günlerde- birilerinin olması ve bu ağın arkasında Technorati’nin olması biz reklam yayıncılarının yararına olacaktır diye düşünüyorum.

Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.

AdSense ile ilgili yazıların oldugu bir blogda gördüğüm blog yazısının başında yer alan uyarı sanırım şimdiye kadar hiç bir yerde denenmedi. Okuyana bir etkisi olur mu bilinmez ama yazar her ne kadar iyi niyetli olsa da  ziyaretçiyi içerik karşılığında bir eyleme zorlamak çok da şık bir davranış olmasa gerek.

Türk blogküresindeki bloglar arasında en seri güncellenen köşe internetteki linkleri tek cümleyle ve tek linkle paylaşabildiğiniz Hafif’in mim salabim köşesi.

Ama gelir paylaşımı ile yayın yapan Hafif’in bu köşesi, süistimal edildiğinden olsa gerek, artık mim salanlara gelir getirmiyor. Konu ile alakalı olarak hafif yönetiminin yaptığı resmi duyuruya ek olarak hafif uyku şu açıklamayı yaptı;

    mimlerden daha önce elde edilen gelirlere dokunmuyoruz.
    bugünden sonra (eskiden yazılmış dahi olsa) bir mim’in payına düşen kazanç o gün (mim olmayan) yazıları ile gelir elde etmiş diğer insanlara dağılıyor

Hafif yönetiminin bu kararı kullanıcılar arasında genel olarak kabul gördü.

Biz Türklerin “garip alışkanlıkları” var.

Fakat bu alışkanlıklar adeta kültürümüzün bir parçası gibi bizi dünyaya tanıtmaya başlayalı çok oldu. Ama internet icat oldu ve bu süreci daha da hızlandı. Bu alışkanlık diye söylediğim şeyler her sabah spor yapmak, günde iki kez dişlerini fırçalamak ya da yatmadan evvel üç beş sayfa kitap okumak falan değil.

Adını koymaya çekiniyorum ama hafif tabirlerle şöyle diyeyim:

Biz müşkülpesent ama işgüzar, fingirdek ama muhafazakar, kurnaz ama saygıdeğer insanlar olmaya çalışıyoruz. İşte bu durumlar bizi dünyaya tanıtırken yaka silkilen insanlar diye göstermeye başladı bile.

Eskilerden bir tanıdığım avrupada uzun süre gezmiş tozmuş birisiydi. Uyuşturucu alıp sattığından avrupanın her ülkesini görmüş, her milletini tanımıştı. Bunu da geçin Afganistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri de çok iyi biliyordu. Ama hala sadece Türkçe konuşuyordu. Bunu ancak bir Türk başarabilir zaten.

Bir gün bana “Avrupa’da bir Türk’ü ve bir Portekizli’yi nasıl ayırt ediyorlar biliyor musun?” dedi. Haliyle bilmiyordum. “Eğer bir toplu taşıma aracındaysalar ellerinde okunacak bir şey olmayan iki millet bunlardır. Ya boş boş duruyor ya da muhabbet ediyorlardır. Bunu herkes bilir. Gidince görürsün” dedi.

Bir örnek daha. Amerika’da bir adam metroda jetonlu telefonla konuşurken durduk yere telefonu tekmelemeye başlıyor. Yanına hayırdır diye yardıma giden başka bir adam durumu öğreniyor ki telefondan adam jetonunu almaya çalışıyor. Neden sorusu ise konuşmam bitti telefonla jetonumu vermiyor oluyor. Evet bu ikiside Türk.

İşte eskiden dünya bizi bunlarla tanıyordu. Çok hızlı yayılmıyordu bazı konulardaki ünümüz.

Şimdi mi? İnternetten tanıyorlar. Hem de çok iyi tanıyorlar. Mesela Hollanda’da webcam chat sitesi yapıp ödül alan birisi ordan tanıştıklarından aldığı bilgiler ile PKK terörünün neden çözülemediği üzerine bana yorum yapabiliyor.

Yani internette kendimizi ister istemez tanıtıyoruz. İşte bu garip alışkanlıklarımızda bu tanıtımda önemli argümanlar oluyor. Bedava bir servis çıkıyor yurt dışında ve biz onu o kadar çok sömürüyoruz ki bir süre sonra Türk IP numaraları banlanıyor. Bir porno site çıkıyor ortaya bir bakıyoruz mahkemelerimizin yasakladığı gizli çekimler oralarda fink atıyor.

Bir reklam servisi çıkıyor ortaya o kadar çok sömürüp, hile hurdayla işe saldırıyoruz ki servis bize hizmet vermemeye başlıyor. Bir ödeme sistemi Avrupa’da peydah oluyor ve bir süre sonra hem bizim bankalarımızın hem o sistemin artık Türklerden illalah etmesinden Türkiye’ye sınırlı erişimler sunmaya başlıyor.

Sözü dönüp dolaştırıp getireceğim yer şurası; biz blog dünyasında da bu “garip alışkanlıkları” yeni kılıflarında sunmaya başladık.

Blograzzi diye bir şey çıktı hepimiz bloglarımızı tanıtalım diye saldırdık. Sonra tuttuldu oralarda tartışmalar çıkartıldı, ayrılıklar aldı başını gitti. Üyesi olmama rağmen ben de ısınabilmiş değilim sistemlerine.

Ama bu kavgalarda kavga eden taraflar bir birlerini asıl olarak şu noktada suçladı. ” Beni kullandın benden prim elde ettin page rank yükselttin, adsense kazandın ” falan filan dendi. Bu da işte tıpkı gurbette Türk’ten kazık yiyen Türk’ün haline benzemiyor mu?

Peki bloglarımızın kitsch içerikle dolu olması acaba Avrupa’da toplu taşıma araçlarında seyahat ederken birşeyler okumak yerine etrafı seyretmemizden olabilir mi?

Peki bir site dünyaca tanınmış bir ansiklopedi sitesine benzer domainini yönlendirip, bu siteden güya Page Rank değerini yükseltiyor. Ve sonra sitesini açıp üyelikler veriyor. Bu da tıpkı Amerika’da jetonla görüşürken jeton bitince telefona tekmeyi basıp yeni jeton almaya çalışan Türk’ün hali değil mi ? ( bu arada malum siteye link vermeyin, sandbox sisteminin hoşuna gitmeyecektir)

Az çok reklam alan, reklam veren, SEO, websitesi işlerinden anlayan birisi olarak söylemek isterim arkadaşlar: Blog yazarak para kazanamazsınız. En azından bir alanda gerçekten uzman değilseniz kazancınız uzun sürmeyecektir. O yüzden bu kavgaları, uyanıklıkları, “garip alışkanlıkları en azından internette artık bırakın.

Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez derler hani.

Haydi blog ola…

Google Adsense ile gelir elde edenler için doğru kullanıldığında gelirinizi arttıracak bir Wordpress plugini buldum. Who Sees Ads? adındaki bu plugin sayesinde reklamlarınızı üç farklı koşula göre gösterebiliyorsunuz.
wsa Adsense reklamlarınızı Who Sees Ads? ile kontrol edin
Bu üç koşuldan ilki eğer ziyaretçi arama motorundan geliyorsa ziyaretçiye gösterilecek reklamı belirliyor. İkinci koşul ziyaretçinin düzenli olması halinde devreye giriyor ve blogunuzu düzenli olarak takip eden ziyaretçilerinize göstereceğinizi reklamları belirleyebiliyorsunuz. Üçüncü koşul ise yazı tarihine göre belirleniyor. Eğer yazı X günden eskiyse şu reklamı göster diyebiliyorsunuz.

Eklentinin deneme sayfasına buradan ulaşabilir, eklentiyi buradan indirebilirsiniz.

Bir süre önce Güzel Bloglar için Reklam Şebekesi sloganıyla blog yazarlarına alternatif bir reklam ağı sunan bloglama.com üyelerine gönderdiği reklam şebekesi durum analiz_(i) başlıklı e-postada 15 günde günlük 100 bin reklam gösterimine ulaştıklarını açıkladı. Reklam verenin ilgisini çekecek bu rakamlar blogların yaptığı ciddi sayfa gösterimine dair ipuçları da taşıyor. Bloglama.com reklam ağında yaklaşık 50 blog bulunuyor.

Blog yazarak para kazanmak Türkiye’de birçok blog yazarı için çok zor. Çoğumuz bloglarımızda tek başımıza yazıyoruz, ayrı ayrı yüzlerce blog büyük reklamverenlerin ilgisini pek çekmiyor ve genelde çözümü Google Adsense benzeri Türkiye için fazla bir kazancı olmayan reklamlarda buluyoruz.

Bloglama.com

Ama, artık “Güzel Bloglar için Reklam Şebekesi” var, Bloglama.com var. αlfa aşamasında, “Merhaba Şebeke!“diyerek yola çıkan Bloglama.com yalnızca blog reklamcılığıyla ilgileniyor. Açılış yazısına “Bir blogun nesi var, Bloglama’nın sesi var!” diyerek başlayan Bloglama.com‘un amacı reklamverenle blog yazarlarını buluşturmak.

Önce bir blog’zine denemesi – Bloglama Dergi, Bloglama hareketinin ilk ferdi olarak blog dünyasına merhaba demişti, sonra Bloglama.org – Şehir Blogları yayına başladı. Ve şimdi Güzel Bloglar için Reklam Şebekesi – Bloglama.com faaliyetlerine başladı. Bakalım, şimdi sırada ne var? :)

Türk blogküresi için henüz geçerli olmasa da yabancı blogcular geçimlerini sadece blog yazarak kazanabiliyorlar.

Bu durum Türk blogküresine çok uzak değil. Genel kanı gelişen iş modelleri, artan reklam programları sayesinde yakın bir gelecekte Türk blog yazarlarının da geçimlerini bloglarından sağlayabileceği yönünde.

Bloglara reklam konması kimi blog yazarları ve okurları tarafından yadırganıyor. Bunu temellendiren bir kaç düşünce var. Eğer siz de bugüne kadar okurlarınızın tepkisinden çekinerek blogunuza reklam yerleştirmediyseniz Türker Keskinpala‘nın formülüne bir göz atın. Türker Keskinpala son dönemde yaşanan bloglardaki reklam tartışmaları ekseninde geliştirdiği yazısının sonunda bloguna reklam almak isteyen blog yazarlarına

    Acik olun, eger yazdiginiz bir blog yazisindan, ya da onerdiginiz bir urunden gelir elde ediyorsaniz bunu acik olarak okuyuculariniza belirtin.
    Kisisel olarak inanmadiginiz urunleri tanitmayin, o urunlerin reklamini yapmayin.
    Okuyucunuzun sizi okuma sebebinin sizin samimiyetiniz oldugunu ve okuyucunun size guvendigini unutmayin.
    Asla okuyucunuzu kucumsemeyin ve okuyucularinizin sizden cok daha akilli olduklarini unutmayin.

diyor. Türker’in formülü teoride çok faydalı ancak belirli bir okur kitlesinden ziyade arama motorlarından gelen ziyaretçiyi hedefleyen Türk blog yazarları için geçerli mi işte orası tartışılır.

Geçenlerde Osman Börütecene’nin yazdığı Türk blog dünyasında ellenmemiş konular başlıklı yazıya eklenmesi gereken bir diğer blog teması da sağlık blogları olabilirdi. Zaman zaman içeriğini ansiklopedilerden kopyalanıp yapıştırılmış izlenimi uyandıran Türkçe içerikli sağlık bloglarına rastlasam da sağlık konusunda belirli konulara değinen kaliteli blogların sayısı bir elin parmağını geçmiyor.

Sağlık bloglarına başarılı bir yabancı örnek Search Engine Journal’da rastladığım Battle Diabetes verilebilir. Hikayesi bundan bir kaç yıl önce blog yazarına şeker hastalığı teşhisi konmasıyla başlayan Battle Diabetes bugün hastalık hakkında çeşitli bilgiler içeren bir blog haline gelmiş. Battle Diabetes yazarı Ken, şeker hastası olduğunu öğrendikten sonra hastalığı hakkında daha çok araştırma yapmış ve araştırmalarını blogu üzerinden diğer hastalarla paylaşmış.

Blog yazıları çoğaldıkça ve Ken’in ünü yayıldıkça artan ziyaretçi sayısı ve sayfa gösterimleri sonucu Ken bloguna üç farklı reklam programı eklemiş. Ken’in bu programlardan elde ettiği yıllık gelirse 40 bin dolara yaklaşmış.

Blog yazarı olarak para kazanabilmek için yazdığınız konuda özelleşmek önemli. Ancak bir çok blog yazarının rahat rekabet edecek bir alan bulamadığı gözlemlerim arasında. Bu nedenle üzerine çok düşülmemiş konularsan önrekler vermenin doğru olacağını düşündüm.

Bunlardan biri çiçek bakımı. Çiçekler hakkında ve evde çiçek yetiştirmek hakkında bilgi içeren, sürekli güncellenen, yani blog türünde olan bir web sitesi neredeyse yok gibi. Birileri bu konuda kararlılıkla iki üç günde bir güncellenen aydınlatıcı şeyler yazsa çok tutar.

Üzerine çok düşülmeyen bir başka konu yelpazesi de çocukları ilgilendirecek bloglar. Blog dünyasına şöyle bir baktığımda 12 yaş ve altını ilgilendirebilecek; masal, çizgi-film, oyuncak türü konulara eğilen bir blog göremiyorum. Bu hedef kitlesi için eğitici bloglar da yayına sokulabilir.

Bunlar ilk planda aklıma gelen konular. Kısa vadede olmasa bile orta vadede bu tür özel konularda blog açan arkadaşların Google Adsense programında ve bağımsız olarak reklam alma yönteminde aradıkları çıkışı bulabileceklerine inanıyorum. Üstelik Türk Adwords kullanıcıları yani Türk reklamverenler açısından da bu sektörlerde faaliyet gösterenler için reklam verecek nadide bloglardan olursanız reklam fiyatları da buna uygun biçimde yüksek olacaktır.

Toplam sayfa: 212»
Blogcu mu arıyorsunuz? Aramayın. Bulun!


en son kimler konuştu