| Blog Kazanı

Blog Kazanı

| bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberler

Pazarlama bloglarının sayıları o kadar çok ki pazarlamayla ilgisi olmayan biri olarak ben bile bir çırpıda beÅŸ pazarlama blogu adresi verebilirim size. Sayılarının çok olmasına raÄŸmen The uniclub ve pazarlamadunyasi.com‘un 26-35 yaÅŸ arası 1045 kiÅŸinin katılımıyla düzenlediÄŸi bir anket çalışmasının sonucuna göre pazarlama blogları sınıfta kalmış gibi görünüyor.

Ankette yer alan Pazarlama ile ilgili geliÅŸmeleri hangi kaynaklardan takip ediyorsunuz? sorusuna verilen cevaplarda bloglar sadece yüzde 5′lik bir orana sahip. Internet ise yüzde 57′lik bir oranla pazarlamacıların geliÅŸmeleri takip ettiÄŸi mecraların başında yer alıyor.

Türk internet kullanıcılarının çoğunun bloglardan ve blog formatından bihaber olduğunu bunun sonucunda pazarlama alanında yaşanan gelişmeleri bloglardan takip etse dahi bunun farkında olmadığı için blog cevabını vermemiş olmasını ihtimal dahilinde değerlendirerek pazarlama blogcularının yüreğine su serpebiliriz.

Internet, Medya, Siyaset, Yaşam, Sinema ve daha bir çok konuda eleştirlerin, kritiklerin yapıldığı bir blog: elestirel.com.

fleneur, merush, meteryus, prusarus, wykka’dan oluÅŸan yazar kadrosuna siz de katılmak isterseniz, baÅŸvuru formunu kullanabilirsiniz.

Derin Suları blogu yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz.

Blog yazarları alternatif düşünce üretemiyor

.
Bloglar ne zaman Türk siyasetinde etkin olacak?
.

Yakın bir gelecekte böyle bir ÅŸeyin olabileceÄŸini zannetmiyorum. Türk siyasetinin öncelikli ihtiyaçları arasında blog yazarlığı var mı, ondan da emin deÄŸilim. Çünkü blogların herhangi bir alternatif ortaya koyabilmesi için, öncelikle bloglarda alternatif düşünce üretilebiliyor olması lazım. Bu da, benzerine baÅŸka hiçbir blog ya da gazetede rastlayamayacağınız türden özgün düşünceler ortaya koyan çok sayıda blog yazarının ortaya çıkması ile mümkün olabilir. tamamını oku »

İnternet ve değişim üzerine

İnternet hayatımıza girdi gireli bizimle birlikte bir çok şeyi değiştirdi. Onur Pay, oturmuş internetin hayatına getiri ve götürülerini hesaplamış. Kapanışı ise oldukça dokunaklı şu satırlarla yapmış:

    Baştan bakıyorum da getirdiği ve götürdüğü şeyler birbirine çok benziyor.. Çok küçük farklılıklar var aralarında ama biri diğerini hep kapatıyor. Her getirinin bir götürüsü oluyor. Çıkamayacağımı düşünüyorum işin içinden ancak getirler götürülerle eşitlense de götürüler de getirilerle “Günler Geçiyor Öyle ya da Böyle� Üzerimde günü kurtarmış olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik var..

thy blog dünyasıBloglar an itibari ile gençler arasında daha çok bilinen ve öğrenciler tarafından yaygın olarak kullanılan bir medya. Malumunuz öğrenci insanı uçak yerine otobüsü hatta gideceÄŸi yerden demir aÄŸ geçiyorsa DoÄŸu Ekspress’ini tercih eder. Aslında bu tercih ediÅŸten daha çok para meselesidir ama koltukların daha rahat olması, yolculuk esnasında sigara içilebiliyor olması bir tercih olduÄŸu yanılsamasına sürükler bizi.

Otobüs şirketleri her gün yüzlerce öğrenciyi şehirden şehire taşırken herhangi bir otobüs şirketinin blog açmaması gerçekten tuhaf. Otobüs firmalarının bu eksikliğini gidermek amacıyla olmasa dahi kendi kurumsal şirket bütünlüğünü devam ettirmek ve piyasada piyasa yapıcı konumu ile piyasayı takip edilen konuma getirip edilgenlikten çıkarıp etken konuma getiren Türk Hava Yolları Yolcunun Seyir Defteri adlı bir blog açmış. Ülkemizde hala uçakla seyahat eden kişilerin az olması ve blogların ne demek olduğunun bilinmemesinden dolayı çok fazla bir girdi bulunmuyor.

İlerleyen yıllarda şirket bloglarının artması ve blog kültürünün ülkemizde yaygınlaşması sonucu bu tarz seyahat bloglarının daha da artacağı aşikar. Ayrıca bu tarz özelleştirilmiş yani daha küçük bir kitle için yapılmış blogların çoğalması ümidi ile bir de genel olarak dünya gezginlerinin blogu olan Seyahat Blogun var olduğunu hatırlattıktan sonra kendisine güvenen seyahat firmalarımızın ki kendileri müşteri memnuniyetini öne çıkarmayı hedefleyen büyük otobüs firmalarımızdır, metro , ulusoy , kamil koç gibi otobüs firmalarından blog girişimleri bekliyoruz.

Bildiğiniz gibi bir kaç gün önce internette sansür konulu yasayı bizi yöneten modern insanlar onayladılar. Tabi bunu hangi organlarıyla düşünüp yaptılar bilmiyorum. Merak ediyorum acaba bu yazdıklarımı okusalar beni de sansürlerler mi? Ama meydan boş değil birileri mutlaka haksızlığa karşı çıkacaktır.Güdülmemek için boyun kırmamak lazım. Birileri -Bilişim/Bilgi Sivil Toplum Kuruluşları Kampanyaları- kampanya.org.tr adresinde tepkilerini gösteriyor.Siz de boş durmayın bi uğrayın güdülmeyenlerin yanına. Blogunuza veya websitenize banner koymak isterseniz buyursunlar.

Komünite geri dönebilir!

.
Bloglar için bir tartışma-yardımlaşma platformu olan Komünite neden kapandı? Sonrasında keşke kapatmasaydım diye hayıflandığın oldu mu?
.

Komünite tamamen benim tembelliÄŸimden kapandı. Blogger.com ile içli dışlı olduÄŸum ve az buçuk da iÅŸin tekniÄŸinden anladığım için benden yardım isteyenlere ayrı ayrı yardım etmek yerine bir kere anlatıp bundan herkesin faydalanmasını saÄŸlamak için kurduÄŸum, forum yapısını kullanmasına raÄŸmen kiÅŸisel bir siteydi. Etkili olduÄŸunu düşünüyorum. Pek çok yeni baÅŸlayan için kılavuz görevi gördüğünü de biliyorum ama üye sayısı 1000′e yaklaşıp da iÅŸ benim boyumu aÅŸmaya baÅŸlayınca yetiÅŸemedim. Tembellik dedim çünkü kendime yol arkadaÅŸları bulup yükümü hafifletebilirdim. Åžimdi keÅŸke bunu yapsaydım diyorum, evet. Eski Komünite veritabanını ben saklıyorum, kolları sıvayabilirim tekrar :)

.
Komünite gibi bir platform hala gerekiyor mu?
.

Kesinlikle! Baktığında bu açığı kapatan Türkçe bir site hala yok. Çünkü hem internet hem de insanlar sürekli yenileniyor. “Tamam artık bu konuda herkes bilgili, kimsenin kimseye yardım etmesine gerek kalmadı” asla denilmez, denilmeyecek. Bloglar hakkındaki son söz’ün sırası hiçbir zaman gelmeyecek. ÖrneÄŸin, dünyada cep telefonu olmayan insan kalmadığı halde Nokia nasıl hala para kazanabiliyor? Tabii eski Komünite ÅŸu günün ihtiyaçlarını belki karşılamaz ama Komünite kapanmasaydı o da kendini yenileyecekti. İhtiyaçlar doÄŸa doÄŸa bitmiyor, bunların karşılanması gerekir.

Kendini ifÅŸa etmeyen blogcunun burnu yamuktur

Komünite zamanında Blogcu.com servisini kullanan Komünite üyeleri ile sık sık tartışmalar yaÅŸanıyordu, o zamanlarda diÄŸer servisleri kullanan Komünite üyelerinin de Blogcu’daki blog yazarlarını pek sevmediÄŸini biliyoruz. Sen bu kavganın neresindesin? Blogcu’dan takip ettiÄŸin blog yazarları var mı?

Eminim Blogger’ın ilk zamanları Blogcu’nun da gerisindeydi. Zaten insanlar olarak internete chat yaparak baÅŸlamadık mı? Bir yapı inÅŸa edildiÄŸi zaman temelin zemine iyice oturması beklenir. Blogcu bana kalırsa o tartışmalar esnasında bu sancılı süreçten geçiyordu. Açıkçası ben bu kavganın Blogger tarafında yer aldım. Sonuçta blog dediÄŸimiz tabiri caizse bir gavur icadı :) ve Türkiye’ye ithali esas olarak Blogcu ile oldu. Yani Komünite zamanlarındaki Blogcu internete chat yaparak baÅŸlayan bir liseli görünümündeydi. Blogger kullanıcıları olarak bizler bu aÅŸamayı atlatmıştık.

Åžimdiki Blogcu ile o Blogcu arasında büyük farklar var. Benim takip ettiÄŸim Blogcu yazarı yok ama bu asla Blogcu’da takip edilecek kalitede blog olmadığı anlamına gelmez.

Blog yazarlarının bloglarında kendi fotoÄŸraflarını yayınlamasını “underground”luÄŸa vurulmuÅŸ bir darbe olarak düşünenler var. Sen hem kendi fotoÄŸraf ve videolarını yayınlıyorsun hem de arkadaÅŸlarının. Ayrıca blog yazarları biraz da esrarlı olmalı deÄŸil midir?

Ben çok beÄŸendiÄŸim bir blogun sahibini görebilmek için ÅŸahsen taklalar atıyorum :) KiÅŸisel bir tercih. Radyocuları da hep merak ederim. Åžimdi Ceyhun Yılmaz örneÄŸinden yola çıkarak “radyolcular televizyona taşınmasın lütfen” dersek Beyazıt Öztürk’e veya Okan Bayülgen’e haksızlık etmiÅŸ olmaz mıyız? Şöyle bir iddiam var; bloglarımı uzun süredir takip edenler beni gerçekteki arkadaÅŸlarımdan daha iyi tanıyorlar. Yeri geliyor sırrını açıklıyorsun, iç dünyanı döküyorsun. Buna karşılık bir fotoÄŸrafını esirgiyorsun. ÇeliÅŸkili.. Maksat esrarlı olmaksa bunu kendini göstererek de yaparsın zaten. Düzenli olarak günlük blogu tutan biri eÄŸer fotoÄŸrafını saklıyorsa ben bunu burnunun yamuk olmasına baÄŸlarım arkadaÅŸ :)

Youtube’dan kopyala-yapıştır deÄŸil de, kendi ürettikleri videolar ile blog yapanlara Türkiye’de sık rastlamıyoruz. BeÅŸ-on çok okunan blog yazarı video blog yapmaya baÅŸlarsa, en azından kategori olarak video blog’a yer verirse, diÄŸerleri de akın akın gelir mi?

Anadilimiz Türkçe olduÄŸu için internet akımlarını da hep bir adım geriden takip etmek durumunda kalıyoruz ama mutlaka ediyoruz! Türk bloglarının geleceÄŸini görmek isteyenler yabancı bloglara bakabilir. Zaman makinası gibi.. Bunda her ÅŸeye temkinli yaklaÅŸmamızın ve güven eksikliÄŸimizin de payı var. Ben deneyimli bir internet kullanıcısı olduÄŸumu düşünüyorum ama yakın zamana kadar çektiÄŸim bir videoyu Youtube’a yüklemeye cesaret edemiyordum. Örnekler insanı rahatlatıyor ve güven saÄŸlıyor. Topluluk psikolojisi belki.. Video bloglarsa kaçınılmaz. Benim de aklımda bazı fikirler var bu doÄŸrultuda.

Kendi gazetelerimizi oluşturduk, radyolarımızı kurduk sıra televizyonlarımız da. Herkesin cebinde video çeken bir cep telefonu var, Youtube ücretsiz, ekmek elden su gölden, daha ne olsun!

Üçüncü ve son bölümü yarın yayınlanacak röportajın ilk bölümünü Komünite geri mi dönüyor: Tekmetokatın yazarı Oky ile sille tokat muhabbet (1) başlığı ile okuyabilirsiniz. .

Faideli Åžeyler‘i internetin faydalarına şüphe ile bakmaya baÅŸlayan bir kaç kafadarın bir araya gelip, internetin düzgün kullanılması ile faideli olabileceÄŸini gösterme çabası olarak adlandırabiliriz.

Faideli Şeyler adlı blogu biraz kurcaladığınızda teknolojik buluşlardan, pratik bilgilere kadan bir çok konuda faideli şeylere ulaşmak mümkün.

Her zaman aynı şeyi yapıyoruz. Olaylar gelişene kadar hiç sesimiz soluğumuz çıkmıyor, sonrasında ise kıyameti koparıyoruz. Toplumsal olarak duyarsız kaldığımız/bırakıldığımız o kadar çok konu varki. Bunlardan bir tanesi de hükumetin sansürlemek için fırsat kolladığı internet. Yeni çıkarılan internet yasası bunun en iyi örneği. İroniye bakın ki internet üzerinde bu yasa tasarısıyla ilgili kişisel tepkisini dile getiren insan sayısı neredeyse bir elin parmağını geçmiyor. Bilgisayar ve teknoloji konulu Flynxs tam da bu tepkisizlik ortamında 5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri başlıklı bir yazı yazıyor. Yeni internet kanunu zaten malumunuz asıl gerekense zihinlerdeki soru işaretlerine verilmesi gereken cevaplar. (ne kadar cevap olur bilmiyorum ama daha önce Bilişim Hukukçusu Avukat Gökhan Ahi ile tasarılardaki problemler, çözüm önerileri üzerine sorular sorduğum bir röportaj yapmıştım) Kim bilir belki de cevap yine bizde saklıdır.

Flynxs’ın yazısından bizi haberdar eden Acemi Blogcu’ya teÅŸekkür ediyor, interneti bir yaÅŸam alanı olarak gören herkesin bu konuya bloglarında yer vermesini diliyorum.

Güncelleme: Cihan Salim’in yaptığı yorum üzerine onunda bu konuda bir yazı yazdığını öğrendik. Cihan Salim’in yazısına gelen yorumdan  Semih Saka’nın konuyla ilgili yazısına ulaÅŸtık. EÄŸer siz de konuyla ilgili bir yazı yazdıysanız linkini bildirmeniz halinde ekleyebiliriz.

Artık biz internet kullanıcılarına aramadan çok daha fazlasını sunan Google hizmetleri ile neredeyse sıfır maliyetle iş kurabileceğiniz aklınıza gelmiş miydi? İnternet, e-ticaret, mobilite, m-marketing, bilişim ve teknoloji üzerine yazılar yazan edünya anlatıyor.

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

  • Register

Blog gerçekleri

Blog arama motoru Technorati her gün 30-40 bin arası yeni blog keşfediyor.





dengeli beslenmek sağlık açısından faydalıdır. dengeli beslenmek istiyorsanız blog kazanına abone olun!

Blog Kazanı RSS Aboneliği


kazan postası
abone olmak için e-posta adresinizi girin:



web counter