Blog Kazanı

Bloglardan ve blog yazarlarından haberler

Alman gazetecileri internetle ilgili bir bildirge yayınladı. Bugunün gazeteciliğine dair 17 maddelik bu bildirgeyi sadece gazeteciler ya da blog yazarları değil internet üzerinde bir şekilde iş yapan ya da yapmak isteyen herkes okumalı. Şimdiye kadar 15 dile çevirisi yapılan metnin Türkçe versiyonuna Linux Kullanıcıları Derneği Onursal Başkanı Mustafa Akgül’ün blogundan erişebilirsiniz.

Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.

Kendi blogundan ya da Google Türkiye’den tanıyabileceğiniz Deniz Utku, Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde yürüttüğü yüksek lisans tezi için online gazete okuyucularının beklenti, algı, marka tercihi ve sadakati üzerine bir anket düzenlemiş.

Yaklaşık 5 ila 7 dakikalık bir zaman ayırarak tamamlayabileceğiniz anket toplamda 15 sorudan oluşuyor ve genel olarak okurun internet gazetelerine olan yaklaşımını ölçüyor.

Türkçe yazan futbol blogları hakkında uzun zamandır hazırlamak istediğim bir liste vardı. Hala da var, zaman bulduğum bir anda bu futbol bloglarından öne çıkanları bir bir tanıtmayı istiyorum zira sayıları oldukça fazla ve içerikleri bir o kadar kaliteli bu bloglar sanki Türkiye’de her ağzı olanın futbol hakkında sadece konuşmadığının bir kanıtı.

Listeyi sonraya ertelesem de konu yine bu futbol bloglarından biri ve bu blogda yayınlanan bir yazının neredeyse olduğu gibi MyNet spor servisi tarafından kaynak gösterilmeden alınması. Aslında yazı MyNet’e geçirilirken başlık ve metinde değişiklikler yapılsada kimi cümleler orjinal haliyle bırakılmış. Karşılaştırma yapmak isterseniz bir spor muhabiri arkadaşımın “Türkçe spor bloglarının en iyilerinden biri olarak” bahsettiği Aceto Balsamico’da yayınlanan “El Değmemiş Bir Fikstür Lütfen” başlıklı yazı ile MyNet’te yayınlanan “Mynet uyarıyor: Temiz Bir Lig Lütfen” başlığı altındaki yazıyı okuyabilirsiniz.

Yazısının MyNet tarafından kullanıldığını gören blog yazarı MyNet’e ulaşarak rahatsızlığını bildiriyor. Blog yazarının en azından bir özür beklerlerken aldığı cevap ise bir hayli düşündürücü.

İşin daha da kötüsü bu tür olayların medya çalışanlarının interneti keşfetmesiyle giderek artması. Daha önce Çin Günlüğünde yayınlanan bir yazının bir gazetede aynen yayınlanması, benim İngilizce Wikipedi’de yer alan bir makaleyi bir gazetede sadece Türkçe’ye çevirilmesiyle haber olarak okumam ve daha gözden kaçan niceleri.

Yabancı basın, blogculardan alıntıladıkları yazı ve haberlerde bunu hiç gocunmadan belirtirken bizde bunu yapmak neden bu kadar zor anlamak güç! Son olarak blogcular arasında MyNet’e karşı genel bir hoşnutsuzluk olduğunu göz önünde bulundurarak burada sorgulanması gerekenin MyNet’ten çok Türkiye’de her geçen gün yozlaşan gazetecilik pratikleri olduğunu belirtmem gerek.

Uzun zamandır ara verdiğimiz röportajlarımıza Yeni Şafak Gazetesi teknoloji editörü Melih Bayram Dede ile devam ediyoruz. Sorularımıza az ama öz cevaplar veren Dede ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satır aralarında geleneksel medyanın bloglara bakış açısından blogların geleceğine kadar birçok detay gizli.

Bir gazeteci olarak blogları diğer meslektaşlarınızdan daha iyi tanıyorsunuz. Peki bilgisayar ve internet teknolojileriyle arası bozuk olan meslektaşlarınızın ‘blog’lara bakış açısını gözlemleme şansınız oldu mu?

‘Blog’ların geleneksel yapıdaki (kâğıda iman eden) gazeteciler tarafından ciddiye alındığını söyleyemem. ‘Blog’ların geçici bir heves olduğu yönünde bir yaklaşım var. Onlar için internet, arama motorlarından bilgi arayabilecekleri bir mecra. Bu aramalarda talihine bir ‘blog’ çıkarsa ne âlâ. FeedReader’la ‘blog’ları izleyen gazeteci bulmak (en azından benim çevremde) çok zor.

Bu noktada gazete yönetiminin çalışanını eğitmediği için suçu yok mu sizce? Sonuçta RSS ile bilgi akışını farklı kaynaklardan takip etmek bir gazeteciye hız ve farklı bakış açıları kazandırabilir.

Bu ‘her şeyi devletten beklemek’ gibi bir şey olur her halde. En doğrusu, gazetecilerin kendilerini geliştirmelerini beklemek olmalı. Bu da biraz teknolojiyle haşır neşir olmakla sağlanabilecek bir şey. Siz bloglara odaklandığınız için, geneli kaçırıyor gibisiniz. Aslında ‘blog’ odaklı bir eğitim yerine ‘teknolojinin mesleki amaçlarla verimli kullanımı’ gibi bir kurum içi eğitim daha yerinde olur. Çünkü hâlâ teknolojiyi verimli kullanmaktan aciz bir çok gazeteci var!

Bir teknoloji editörü olarak Türk blogküresindeki teknoloji bloglarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknoloji haberleri veren siteler kadar yetkinler mi?

Birçok olayı ‘blog’lardan öğrendiğimi itiraf etmeliyim. ‘Blog’lar daha dinamik. Haber yayma, tepki verme hızları çok iyi. Ancak hız, bazen kazaları da beraberinde getirebilir. Yanlış bilgileri doğru sanıp yaymak iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle, sadece aktarıcı olmak yerine, araştırıp yazmayı daha olumlu buluyorum.

.
Teknoloji ‘blog’larının haberi verme hızı Türk blogküresi için geçerli mi?
.

Hız konusunda, Türkçe ‘blog’lar da oldukça hızlı. Zaten daha çok Türkçe ‘blog’ları izlemeyi yeğliyorum. Neye nasıl tepki verildiği, nasıl yorumlandığı, olayın kendisini doğru değerlendirmek için çok önemli. Habere yapılan bir yorum, orada geçen küçük bir ipucu, olayı algılama ve analiz etme biçiminizi değiştirebilir.

Bilişim Muhabirleri Derneği’ne kayıtlı muhabirlere baktığımızda bu muhabirler arasında blog sahipliği oranının düşük olduğunu görüyoruz. Bu bir tezat değil mi?

Bilişim Muhabirleri Derneği özelinde cevap vermem doğru olmaz. İnsanların ‘blog’ açıp açmamasını, nasıl değerlendirmeli bilmiyorum. ‘Blog’ açana kafadan artı bir verebilirsiniz ama, açmayanın da bu kendi tercihi.

İnternet gazeteleri de okurlarına ‘blog’ servisi sunmaya başladı. Gazetelerin ‘blog’ servisi açmasını ‘blog’ pastasından pay kapmak için mi, yoksa gerçekten samimi bir girişim olarak mı değerlendiriyorsunuz?

‘Blog’ servisi açan gazetenin bunu hayrına yaptığını, bir düşünce paylaşımı, beyin fırtınası olmasını arzu ettiği için bu hizmeti sunduğunu düşünmüyorum. Onlar için ‘blog’, güzel kadınların arzı endam ettiği foto galerilere ‘ileri ileri’ diye tıklayarak kendilerine daha fazla sayfa gösterimi kazandıran kitleye yeni kitleler eklemek için kullandıkları, site hareketliliğini artıran bir unsur bence.

Bloglar halen (gazete/dergi/kitap vs) yazarlar tarafından keşfedilmiş değil, bunda teknoloji ve internet kullanımının düşüklüğü dışında başka bir faktör olduğunu düşünüyor musunuz? Okuyucuların aktifliği onları frenleyen etken olabilir mi?

Kimse iktidarını paylaşmak istemez. Gazete yazarları (burada daha çok gündemle ilgili yazanları kastediyorum) tek taraflı (etkileşimsiz) bir yayın tarzını sürdürüyor. İstediğini yazıyorsun ve birine haksızlık etsen bile mahkeme seni haksız bulmadıkça düzeltme yayınlamamak gibi bir ‘güc’ün var. (Bunu olumlu bir davranış olarak söylemiyorum) Hâl böyle olunca, bu kişi dokunulmaz oluyor. ‘Blog’lar onun alanına girer, onun iktidarına ortak olur mu? Şimdilik hayır! ‘Blog’ların kendine has bir evreni var. Türkiye’nin ‘amiral gemisi’nde yazan adama göre, ‘blog’lar ne yazsa boş. Belki de ‘çocuklar eğleniyor’ diye düşünüyor olabilir, kim bilir?

İnternet kullanımının düşük oluşunu ‘blog’ların fazla yayılmamış olmasında bir ilgisi yok. En azından Türkiye’deki 16 milyon internet kullanıcısının hepsinin gündemine girebilmiş değil ‘blog’lar. Gazetelerde bazen haftasonu eklerinde magazin unsuru olarak kullanılan ‘blog’çularla yapılmış röportajlar görüyoruz ama, hepsi bu kadar.

.
Okuyucuyla yüzleşmekten mi korkuyorlar?
.

Sitelerinde yorum yazma imkânı sunan gazetelerin, yazarlarının yazılarına yorum yazılmasına izin vermediğini görüyoruz. Bu belki size bir ipucu verebilir. Birçok köşe yazarı da, köşelerinde e-posta adreslerini çıkardı. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün.

Birincisi, köşe yazılarının altına yorum ekletmek yazarın dokunulmaz saydığı alanına müdahale gibi algılanıyor olabilir. ‘Bu kadar mücadele verdim köşe yazarı oldum, kendime lâf söyletmem’ diyor olabilirler mi?

İkincisi, internet kullanıcılarının hepsi sizin gibi ‘okumuş çocuk’ değil. Gelen yorumları görseniz, mideniz bulanır. Küfürlerden psikolojiniz bozulur. Bu nedenle ‘etkileşim’ konusunda tutucu olunduğu da düşünülebilir. Köşe yazarlarının e-posta adreslerini siteden çıkarması da bundan.
Peki ne olacak? Ben, herkesin yazdığı satırdan, söylediği sözden doğacak sonuçlara katlanmasından yanayım!

.
Peki bloglar gelecekte medyanın ulaştığı güce ulaşıp gündem yaratabilirler mi?
.

Gündem yaratabilirler, evet. ‘Blog’lar yoluyla çok önemli bir bilgi yayılabilir ve sözkonusu ‘blog’  bomba bir haberin kaynağı olabilir. Ancak birçok kişi gibi ‘bloglar medyanın yerini alacak, gazeteleri silip süpürecek’ gibi savlara inanmıyorum. Böylesine iddialı bir düşünceye kapılırken, gazeteleri kurumsal manada tanımakta yarar var. Bugün ‘internet haber siteleri gazeteleri bitirecek’e çıkan birçok söylev dinliyor, okuyoruz. Oysa internet haber sitelerine alıcı gözüyle baktığımızda, içeriklerinin çoğunun gazetelerden aşırma olduğunu, geri kalanının ise ‘işlenmemiş ajans metinleri’ olduğunu görürüz. Örneğin, gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri röportajdır. Gazetelerin yerine talip olanların bundan haberi yok. Şu an siz bile bu röportajla ‘internet gazetesi’ geçinenleri ‘gazetecilik anlamında’ ezmiş bulunuyorsunuz. Bugün kendi muhabirleriyle olayları yerinde izleyen, gerçek manada gazetecilik yapan, basın toplantılarına muhabir gönderen, araştıran, röportaj yapan internet haber sitesi hemen hemen yok gibi. Haber Türk, ‘internetin Hürriyet’iyiz’ diye geçiniyor ama, şu an internette gazete gibi çalışan, istihbarat, ekonomi, politika, dış haberler servislerini kuran ve bu servislerde ‘gazeteci’ istihdam eden ilk site GazetePort’tur. Bu deneyimi o anlamda önemsiyor ve takip ediyorum. Bir ara, NTVMSNBC, ‘gazetecilik’ yapıyor, muhabirleriyle olayları izliyordu. Ancak şu an bu NTVMSNBC, o NTVMSNBC değil!

Biz Facebook’taki grubumuza üye olduğunuz ve blog kazanına bıraktığınız yorumlardan dolayı bizi takip ettiğinizi biliyoruz. Peki takip ettiğiniz diğer Türkçe bloglar neler?

FeedReader’la çok sayıda ‘blog’u takip ediyorum. İsim vermek gerekirse (hepsi blog kategorisine girmese de) Buram Buram Silikon Vadisi, Anafikir, Bildirgeç, Burak Dayıoğlu, Pardus projesi lideri Erkan Tekman’ın ‘et’s R’n'R gumbo’su, Fazla Mesai, Mehmet Nuri Çankaya, Mürekkep, Nahnu, Pardus Dünyası, Linux Gezegeni, Pinguar, Çağlayan Arkan bloglarını sayabilirim. Diğer yandan, Oyyla, Tusul, Yumile, Bağcık, Linkibol, Reddit gibi sosyal imleme siteleriyle ulaştığım kaynaklar daha geniş bir yelpaze oluşturuyor. Son olarak eklemeliyim ki, takip ettiklerim burada saydıklarımla sınırlı değil!

amar bakshi Dünyayı gezip, “Amerikayı sevenler ve Amerikadan nefret edenler”le görüşen Washington Post’un How the World Sees America köşesinin yazarı Amar Bakshi Türkiye ziyareti sırasında bir grup bloggerla bir araya gelmiş.

Metroblogging İstanbul yazarlarından İdil Jans‘ın bildirdiğine göre bu söyleşiye Erkan Saka, Melih ve Ilgın katılmış.

Amar Bakshi‘nin Türkiye gezisindeki izlenimlerini okumak için How the World Sees America isimli blogunu takip edebilirsiniz.

Wordpress’i bir çoğumuz blog yazılımı olarak kullanıyoruz. Oysa Wordpress, üzerinde biraz uğraşıldığı takdirde online bir dergi ya da bir internet gazetesi için mükemmel bir alt yapı sağlayabilir. Eğer WordPress’i online bir dergi ya da bir internet gazetesi amacıyla kullanmak isterseniz Theme Playground’un en iyi WordPress magazin temalarına yer verdiği yazısına bir göz atın.

Bir süre önce tasarımını yenileyen futbol magazin sitesi Verkaç ve teknoloji haberlerinin yer aldığı PC Labs WordPress’i bu amaçla kullanan Türkçe içerikli en iyi örneklerden.

Eğer takip edebildiyseniz Hürriyet gazetesinin internet sitesinde bundan böyle çıplak kadın fotoğraflarına yer vermeyeceğini Fatih Çekirge’nin yazısıyla öğrenmişsinizdir. Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz gibi nereden tutsanız elde kalan bir başlıkla ve içerikle yayınlanan yazı blog dünyasının yazarlarının dikkatinden kaçmadı. Örneğin çok okunmakla övünen Wolkanca, Hürriyet gazetesinden cesur karar başlığını kullanarak bir yazı yayınladı. Henüz küçük yaşına rağmen zaman zaman oldukça güzel yazılar yazan Erman ise Hürriyet Pornografik Yayın Yapmayı Bıraktı başlığını kullanarak olayı aktardı.

Wolkanca şakşakcılık yapıp bravo (Hürriye’tin senin takdirine çok ihtiyacı var!) dedikten sonra genelde yaptığı gibi c&p ile yazıyı tamamlamış. Erman ise “Yıllarca yaptıkları terbiyesizlikleri açıklamışlar ve kendilerini azarlamışlar. Dahası bunun üstünden prim toplamaya çalışıyorlar” diyerek eleştirel bir bakış açısı yakalayabilmiş. Ancak ne Wolkanca ne de Erman Hürriyet’in neden böyle bir karar aldığının farkına varamamış.

Oysa Hürriyet’i böyle bir karar almaya iten neden gayet basitti. Bu kararın arkasındaki neden internet filtrelerinin şirketlerde daha yoğun kullanımı sonucu bir çok şirket filtresinin Hürriyet Online’ı adult site kategorisine sokup Hürriyet’in hitlerini ve bunun doğal sonucu olarak reklam giderlerini düşürmesiydi. Hiç bir blog yazarının bunun farkına varamamış olması bir blog okuru olarak aklıma acaba neden blog okuyorum sorusunu getirdi!

Not: Bu konuda nispeten muhalif tutumlarıyla yazılar yazan Osman Börütecene ve Barış Atasoy‘un bloglarında herhangi bir yazının olmaması açıkcası beni şaşırttı.

Sevgili Melih Bayram Dede Blog Kazanı’nı TecnoLogic‘te ağırladıktan sonra şimdi de Yeni Şafak gazetesinin bilişim sayfalarında Kazan’a yer vermiş. Böyle giderse kendisine daha çooook teşekkür etmemiz gerekecek. Teşekkürler :)

Hürriyet Gazetesi’nin yeni servisi: Bumerang.

    Bumerang, hurriyet.com.tr haber ve linklerini sitesine eklemek isteyen siteleri sadece haber ve içerikleriyle değil trafik olarak da desteklemeyi hedefleyen bir network projesidir.
    Bumerang katılımcısı siteler sadece bir kaç dakikasını alacak işlemlerden sonra, internette daha fazla kitleye sesini ulaştırma imkanını kazanacak, gerek ziyaretçi gerekse de gelir açısından yukarıya taşıyacak bir fırsat platformuna katılmış olacaklardır.
    Bumerang sistemine katılabilmeniz için bir web sitesi, blog ya da forum sitesi sahibi olmanız gerektiğini tekrar hatırlatmak isteriz.

Bumerang’ı deneyen blogcuların geri bildirimlerini merak ediyoruz. [vesile]

Blog Gazetesi

Türk Blog Yazarları Ağına üye olan bütün bloglarda çıkan yazıları derleyip yayınlayan bir sistem yapmışlar: Blog Gazetesi.

Yazılara katkıda bulunmak için yazı başlıklarına tıklayıp orjinal içeriğin olduğu blog’a gitmelisiniz.

Toplam sayfa: 212»
Blogcu mu arıyorsunuz? Aramayın. Bulun!


en son kimler konuştu