24 Dec
abacus yazmış ve blog yazarlığı, bloglama, gençlik ile etiketlemiş
GeçtiÄŸimiz günlerde Pew Internet’in açıkladığı bir rapora göre ABD’li genç yaÅŸtaki internet kullanıcılarının bloglamaya olan ilgisi giderek artıyor.
Sosyal medya kullanımı ve içerik üretimi konularında 900 genç ve bu gençlerin aileleri ile gerçekleÅŸtirilen araÅŸtırma sonucunda bloglamaya gençlerin gösterdiÄŸi ilgi 2004 yılına oranla %9 bir artış göstererek %28 olmuÅŸ (2004 yılında gerçekleÅŸtirilen araÅŸtırma sonucunda bu oran %19′du).
Bloglamaya ilgi gösteren gençlerin düşük gelirli ailelerin çocukları olmaları, bu çocukların sanılanın aksine sosyal bireyler olmaları ve blog yazan bu çocukların %59′unun günlük olarak blog okuması, blog yazarlığına olan ilginin kız çocukları arasında daha yaygın olması araÅŸtırma sonucunda çıkan diÄŸer veriler arasında yer alıyor.
20 Oct
nahnu yazmış ve altın günü, bloglama ile etiketlemiş
Merak ettim de yazarı OmAr ve 7 arkadaşı bloglarda altın günü başlatarak tarihe geçmek niyetindeler.
Ayrıntılı bilgi yakında blog günü adresinde varilecekmiş.
20 Oct
nahnu yazmış ve bloglama, e anlat, eanlat, gelir, reklam ile etiketlemiş
“Hikaye sensin diyen” eAnlat, “Güzel bloglar için reklam ÅŸebekesi” diyen Bloglama‘ya reklamveren oldu. Kendilerinden daha evvel de bahsettiÄŸimiz gelir paylaÅŸtıran bu iki servisin iÅŸbirliÄŸinden kazançlı çıkacak olan yine Türk Blogküresi olacak.
Aldığımız duyumlara göre şu sıralarda yeni bir AdServer sistemi üzerinde çalışan Bloglama, bu sistem ile birlikte beta aşamasına geçecek ve ünlü firmalardan aldığı reklamları şebekeye üye bloglarda döndürmeye başlayacak. Merakla bekliyoruz.
31 Jul
nahnu yazmış ve banner, bloglama, flash, kuponadam, wordpress ile etiketlemiş
İnternette bulduklarını ve kişisel gözlemlerini yazan eğlenceli bir blog: Kuponadam.com.
Flash konusundaki çalışmaları ile “Kuponadam mı? Flashadam mı?” sorusunu akla getiren blog, memleketin “ilk ve tek blog reklam platformu” Bloglama.com için yapmış olduÄŸu banner çalışmaları ile de beÄŸeni topluyor.
26 Jul
Hasan yazmış ve adsense, blog, blog reklam, blog yazarı, bloglama, bloglama.org, dergi, google adsense ile etiketlemiş
Blog yazarak para kazanmak Türkiye’de birçok blog yazarı için çok zor. ÇoÄŸumuz bloglarımızda tek başımıza yazıyoruz, ayrı ayrı yüzlerce blog büyük reklamverenlerin ilgisini pek çekmiyor ve genelde çözümü Google Adsense benzeri Türkiye için fazla bir kazancı olmayan reklamlarda buluyoruz.
Ama, artık “Güzel Bloglar için Reklam Åžebekesi” var, Bloglama.com var. αlfa aÅŸamasında, “Merhaba Åžebeke!“diyerek yola çıkan Bloglama.com yalnızca blog reklamcılığıyla ilgileniyor. Açılış yazısına “Bir blogun nesi var, Bloglama’nın sesi var!” diyerek baÅŸlayan Bloglama.com‘un amacı reklamverenle blog yazarlarını buluÅŸturmak.
Önce bir blog’zine denemesi - Bloglama Dergi, Bloglama hareketinin ilk ferdi olarak blog dünyasına merhaba demiÅŸti, sonra Bloglama.org - Åžehir Blogları yayına baÅŸladı. Ve ÅŸimdi Güzel Bloglar için Reklam Åžebekesi - Bloglama.com faaliyetlerine baÅŸladı. Bakalım, ÅŸimdi sırada ne var? :)
07 Jul
nahnu yazmış ve alexa, blog yazarları, blog yazarı, blogcu, bloglama, google, takip, tasarım, yazar, yönetim, ziyaretçi ile etiketlemiş
TEKeTEK’in ilk konukları sözlüklerin ve bilmum sosyalleÅŸme ortamlarının flash ismi ReÅŸat Çalışlar ile Memleket meseleleri üzerine aykırı fikirleri ile tanıdığınız Osman S Börütecene. tamamını oku »
03 Jul
nahnu yazmış ve blogcu, blogcu.com, bloglama, kullanıcı ile etiketlemiş
Blgocu.com yarım milyon kullanıcı sınırını aştı. An itibari ile Blogcu.com üzerine 500.526 blogcu, 3.478.694 blog yazısı var.
Türkçe bir servisin böylesi bir kullanıcı sayısına ulaşması gerçekten sevindirici.
01 Jul
nahnu yazmış ve alıntı, çeviri, bloglama, iktibas, makale, neil patel, telif, tercüme ile etiketlemiş
İlginç bulduÄŸu konuları İngilizce ve Almanca’dan Türkçe’ye çeviren Telif - Tercüme adlı blog’un yazarı bu kez de Neil Patel’in The First 7 Days of Blogging adlı makalesini Türkçe’ye çevirmiÅŸ: Bloglamada ilk 7 gün.
26 Apr
abacus yazmış ve blog, blogcu, blogküre, bloglama, chat kapı, chatkapi, hafif, hafif uyku, hasan yalçınkaya, pilli, pilli network, röportaj, wordpress, wp, yazar ile etiketlemiş
Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer ile Hafif Uyku ile yapılan söyleşinin ikinci kısmı:
Türk blogküresinde tam zamanlı-blogcu’lar görebilecek miyiz? Pilli buna da ön ayak olacak mı?
.
Buna daha çok var gibi geliyor bana. Şöyle bir kısır döngünün içindeyiz: blogcuların refaha kavuşabilmesi için, halkın çoğunluğunun haberlerini, bulmacalarını, hava durumunu tek bir kaynaktan alma alışkanlığından kurtulması gerekiyor. Bunun için de gerçekten katma değer sunan, gazetelerden daha hızlı, daha etkileşimli, daha güvenilir blogların türemesi gerekiyor. E temasını bu kadar ciddiye alan süper blogların oluşması için de maalesef sahiplerinin belli bir refah seviyesine erişmiş olması gerekiyor. Bu kısır döngüden çıkabilmenin çok az yolu var. Ya korkunç bir özveri ve disiplinle hem hayatınızı kazanacaksınız hem de refah içinde olmadan blogunuzu yapacaksınız, ya da birisi size para verecek.
İşte bu özveri ile canla başla bloglayanlar arttığında, halk gazetelerden çok onlara değer vermeye başladığında anca blogcular refaha kavuşabilecekler.
Pilli topluluk blogları üreterek, bu özveriyi paylaştırmaya ve acısını azaltmaya çalışıyor. Bu şekilde kahrolmadan, mahvolmadan okunası şeyler üretebildiğimize inanıyorum. Pilli bir insanın geçimini kazanmasını sağlayabilir mi? Şu anda hayır. Ama gelirler düzenli olarak artıyor. Bir şey olur da Google musluğu kısmazsa ve gelirler bu hızda artmaya devam ederse, 5-10 sene içinde bir insanı geçindirecek gelirleri sağlayabiliriz. (aile geçindirmek için bir 5 sene daha koyalım)
İronik olarak ileride para kazanmak için şuan para kazanma düşüncesini bir kenara bırakmamız ve elimizden gelen bütün samimiyetle içerik üretmemiz gerekiyor.
Pillinin konseptine uymayan ama olsa da okusak dediğiniz ya da blogculardan beklediğiniz yeni blog türleri var mı?
.
Pilli’ye uymayacak bir konu düşünemiyorum. Topluluk blogu olma, gelir paylaşma ve istikrarlı müdürlerinin olması şartları yerine geldiğinde her konu pilliye uygun. Dolayısıyla bir konu söyleyemeyeceğim.
Ben, bu işe internet’in mucizelerini ve şaşkınlığımı paylaşmak amacıyla başlamıştım. Artık şaşırmak biraz zor. Ama yine de bir konu hakkında herhangi bir sebepten etraflıca bilgilendiğimizde bu bilgiyi paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Benim sevdiğim tür blogculuk böyle. Ama hayatlarını ve hislerini yazanlara da karşı değilim.
Kullandığım blog yazılımı Pillinetwork altyapısı. Ama Wordpress’in son halini de çok beğeniyorum.
Yoğunluk yüzünden bizimkiler dışında düzenli takip ettiğim, her sabah uğradığım blog yok. Ama şunları pek seviyorum:
portakal ağacı, e-vs, acemi blogcu, per aspera ad astra, 3yanlış ve bonus olarak falbak
Persona, Winmaker, Hatice, Mahinur Teyze
26 Apr
abacus yazmış ve blog, blogcu, blogküre, bloglama, chat kapı, chatkapi, hafif, hafif uyku, hasan yalçınkaya, pilli, pilli network, röportaj, wordpress, wp, yazar ile etiketlemiş
Google’ın henüz icad edilmediÄŸi, içeriÄŸin hele hele Türkçe içeriÄŸin samanlıkta iÄŸne aramaya benzediÄŸi yıllardı. O zaman için internet sitelerinde “ArkadaÅŸlar, Destekleyenler” gibi ifadeler altında yer alan baÄŸlantılar gerçekten de yeni bir siteyi keÅŸfetmenin hemen hemen tek yoluydu. İşte bu ifadeler altında chatkapi.com baÄŸlantısına tıklayarak sürekli takipçisi olduÄŸum chat kapı, farklı bir içeriÄŸe sahip; içerikteki farklılığını tasarımına da yansıtan bir siteydi. Chat kapi daha sonra hafif.org‘un doÄŸuÅŸuna zemin hazırladı. Chatkapi’dan doÄŸan hafif.org ÅŸimdilerde pilli network’ün başı çeken sitelerinden birisi.
Chat kapı, hafif.org ve pilli network’ün arkasındaki isimse aynı zamanda Türkçe içerikli ilk blog sahibi olarak bilinen Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer hafif uyku. Ancak Hasan Yalçınkaya sadece Türkçe içerikli ilk blog sahibi değil; Türkçe içeriğin gelişmesine önemli katkıları olan, öğrenmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan zevk alan biri.
Dolayısıyla blog kazanında yer alan ilk röportajın Hasan Yalçınkaya ile yapılması bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Kaseti başa sararak başladığımız röportajda Türk blogküresinden, içerik hırsızı bloglara ve Türkçe içerikli bloglar ağı pilli network’e kadar bir çok soru sorduk.
Chatkapi fikri nasıl ortaya çıkmıştı ve neler oldu da chat kapı yerini hafif.org’a bıraktı.
.
.
Chatkapi, YeniYüzyıl gazetesinde yazdığım internet köşesinin adı idi. chatkapi.com da bu köşenin sitesi olarak başladı. Amacı hem yazılardaki linklere kolay ulaşılmasını sağlamak, hem de domain almaktan itibaren bir site nasıl yapılır anlatmak idi. O zamanlar ben de site yapmayı yeni öğreniyor ve öğrendiklerimi gazetede anlatıyordum.
Sonra YeniYüzyıl kapanınca ben de yenilmiş sayıldım, başka işlere girdim. Ama her gün yazmaya çok alışmıştım, yazdıklarımı biraz daha kısaltarak siteden yayına devam ettim.
Ağustos 1999’da blogger.com diye birşey çıktı. Her gün elle yaptığım işi çok kolaylaştırıyordu, hemen kucakladım. Bu sayede başka insanlara da sitede yazma hakkı verebildim, yaklaşık 30 kişilik bir grup olduk.
Sonra neden bilmiyorum, ixir chat sitesine chatkapi adını verdi. Ardından chatkafe’ye çevirdiler, ama iş işten geçmiş idi, çünkü bir sürü insan chat yapmak üzere bizim sitemize gelmeye başlamıştı. Günde bir kaç tane “CHAT NERDE ULAN!!!� konulu mail almaktan yoruldum. (nerden bileyim trafiğin iyi birşey olduğunu) Hem de biraz php öğrendim. Phpfirstpost isimli scoop clone’u minik bir scripti değiştirerek hafif.org’a geçtik.
Hafif.org’u acarak cok sayıda internet kullanıcısına tonla yazı yazdırmayı o kadar insanı bir araya toplamayı nasıl başardınız?
.
.
Hahaha, bilmiyorum. Meraklı insanlar, paylaşmayı seviyorlar.
Bloggerların ustası olarak Türkçe içerikli bloglarla yabancı bloglar arasında içerik açısından bir fark görüyor musunuz?
.
.
Kişisel bloglarda pek bir fark göremiyorum. Yabancı tematik blogların iyilerinde bir fark var, o da bol bol para kazanmaları dolayısıyla konularına çok ciddi bir şekilde eğilebilme imkanına sahip olmaları. Mesela blogları sayesinde işlerini bırakabiliyorlar. Bu henüz bizde mümkün değil. Türkiye’de en baba blogun bile alexa’sının sürünüyor olması, blogları sadece diğer blogcuların okuduğu hissini veriyor bana.
Bu hissin Türkçe içerikli blogların özgün içerik probleminden kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?
.
.
Özgün içerik, teması olan bütün blogların problemi. Dünya’da bir iki site muhakkak konunun başını tutmuş oluyor. O konuyu o kadar iyi takip ediyorlar ki, geriye kalan insanlara onlardan alıntı yapmaktan başka çare kalmıyor. Yani bence bu Türkiye’ye özgü bir problem değil. Temasının bir numarası olmayan bütün bloglar bu durumdan muzdarip.
Ersan Özer’in Blog Tantanası başlığıyla yayınlanan bir yazısı vardı. Bloglar medyaya alternatif olamaz çünkü medyadan besleniyorlar diyordu. Sizce de durum böyle mi?
.
.
Ya, anlamsız bir tartışma bu. Medya dediğimiz şey sonuçta insanların baktığı yer. İnsanlar bloglara bakıyorlarsa, ki dünyada bakıyorlar, blog da bir medya. Blogların farkı senin benim gibi gazetecilik, televizyonculuk okumamış insanlara ciddiye alınır bir yayın yapma imkanı sunması. Televizyon ve radyo nasıl gazeteleri bitirmediyse, bloglar da bitirmez.
Hem gazetede (bilmeyenler için hemen belirtelim: Hasan Yalçınkaya ilk olarak Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı chat kapı köşesine Vatan gazetesinde yine aynı adla devam ediyor ) hem webde yazılar yazan biri olarak, bu iki mecra arasında ne gibi farklar var?
.
Kitleler arasında büyük bir fark var. Gazete kitlesi için internet henüz hala gençlerin chatleştiği bir mekan. Internet kitlesi ise canavar gibi. Her şeyi biliyorlar. Yani eskisi gibi birşeyler öğretmeye kalksam, internettekiler dalga geçecek. Onların da bilmediği bir şeyler öğrenip anlatsam, bu sefer gazete kitlesi hiçbir şey anlayamayacak. Bu yüzden iki mecradaki yazılar farklı oluyor. Gazeteye yazarken annemi babamı karşıma alıp yazıyorum, internet’te yazarken bütün hafif.org ya da bildirgec.org ahalisini karşıma alıp yazıyorum.
Medyanın yanlılığı, manipülatif içerik üretimi sıkça tartışılan konular. Bloglar için de aynı şeyi söylemek mümkün mü?
.
.
Yine cevabım blogların diğer medyadan bir farkının olmaması üzerine. Şu anda herşey bağımsız görünüyor, ama işin içine büyük para ve pazarlama girdiğinde, bir çok blogcu da bir markayı ittirmeye, kamu oyu oluşturmaya ikna edilebilirler. Ki böyle şeyler şimdiden oluyor gibi geliyor bana. Misal: Techcrunch’ın sahibi Michael Arrington bu aralar her konuşmasına kıllandıracak düzeyde Adobe Apollo katıyor şu hale bak.