Blog Kazanı

Blog kazanından bedava maden suyu!

April 29th, 2007

Büyük bir internet kullanıcı kitlesi tarafından beÄŸeniyle takip edilen bildirgec.org‘da yer alan Blog kazanı yayına baÅŸladı baÅŸlıklı bildiriye bir çok yorum geldi.

Olumlu eleştiriler kadar olumsuz olarak dahi nitelenemeyecek; blog kavramını tam olarak anlayamamış, üye olduğu networkün bir blog site olduğunun dahi farkında olmayan üyelerin, daha önce bildirgeç yönetimiyle husumete düşenlerin, ellere var da bize yok mu matığıyla hareket ederek kişisel hesaplaşmalarını genele dökenlerin, yorum alanını ağlama duvarı sanarak yazıyı adeta şenlik alanına çevirdiği yorumlar da geldi.

Bildirgeç yönetiminin tepe noktasında yer alan aftermath‘in de belirttiÄŸi gibi nahnu‘nun gönderdiÄŸi yazının dilinde basın bildirisi veya reklam kokusu yok.

Bilakis biz böyle birşey yaptık nasıl olmuş diye ciddiye aldığı bildirgeç komünitesinin beğenisine sunuyor. İşte sanal dünyanın aslında ne kadar gerçekçi olduğu gerçeği de bu samimi usluptan sonra ortaya çıkıyor. Bildirgeç yönetimiyle kişisel hesaplaşmalarını yanlış yerde çözmeye çalışan kullanıcılar yüklendikçe yükleniyor.

İş bununla da kalmayıp nahnu’nun üyeliÄŸinin silinmesini “talep etmeye” ve nahnu’nun daha önce arkadaÅŸları ile yaptığı baÅŸka çalışmaları acımasızca ve nedensizce eleÅŸtirmeye kadar gidiyor.

EÄŸer bir blog komünitesi yönetiyorsanız birinci ağızdan yapılan açıklamaları ciddiye almak zorundasınız. İşte bildirgeç editörleri blog kazanı yazarlarından yani birinci ağızdan yapılan açıklamayı dikkate alarak nahnu’nun yazısını onaylamıştır. Olay bu kadar basittir. Bu kadar abartacak, haksız ithamlarda bulunacak bir olay deÄŸildir.

Blog Kazanı, blog yazar ve okurları ile maksimum etkileşimi hedefleyen, Türkçe içerikli bloglarda yer alan içeriği paylaşıma sokmayı hedefleyen, wordpress altyapısını kullanan bir blogdur. Kimseyi bir çatı altında toplamak, kimseyi aleme dahil etmek, kimseyi kimseye kardeş etmek gibi bir amacı veya derdi yoktur.

Bir iddiası varsa o da blogküre’deki geliÅŸmeleri yakından takip etmeye çalışacak olmasıdır.

Öte yandan unutulan bir gerçekte ÅŸudur: Blog Kazanı nahnu’nun kiÅŸisel blogu veya tek başına yaptığı bir çalışma deÄŸildir. Nedir sayfasında nickleri yer alan her üç kiÅŸinin emeÄŸinin olduÄŸu, yazıları hazırlamak ve sunmak için çok ciddi bir mesainin harcandığı -ÅŸimdilik- bu üç kiÅŸinin yazacağı çok yazarlı bir blogdur.

Son olarak reklam yapıldığını iddia ederek, nahnu ve bildirgeç yönetimine haksız ithamlarda bulunan arkadaşlara bu hazımsızlıklarını gidermeleri için, alacağımız ilk adsense ödememizle birer sarıkız maden suyu ısmarlayacağımızın müjdesini veriyoruz.

Konu ile ilgili diğer bloglarda çıkan yazılar:

Hasan Yalçınkaya: Bloglar medyadan farklı değil (2)

April 26th, 2007

Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer ile Hafif Uyku ile yapılan söyleşinin ikinci kısmı:

Türk blogküresinde tam zamanlı-blogcu’lar görebilecek miyiz? Pilli buna da ön ayak olacak mı?
.

Buna daha çok var gibi geliyor bana. Şöyle bir kısır döngünün içindeyiz: blogcuların refaha kavuşabilmesi için, halkın çoğunluğunun haberlerini, bulmacalarını, hava durumunu tek bir kaynaktan alma alışkanlığından kurtulması gerekiyor. Bunun için de gerçekten katma değer sunan, gazetelerden daha hızlı, daha etkileşimli, daha güvenilir blogların türemesi gerekiyor. E temasını bu kadar ciddiye alan süper blogların oluşması için de maalesef sahiplerinin belli bir refah seviyesine erişmiş olması gerekiyor. Bu kısır döngüden çıkabilmenin çok az yolu var. Ya korkunç bir özveri ve disiplinle hem hayatınızı kazanacaksınız hem de refah içinde olmadan blogunuzu yapacaksınız, ya da birisi size para verecek.

İşte bu özveri ile canla başla bloglayanlar arttığında, halk gazetelerden çok onlara değer vermeye başladığında anca blogcular refaha kavuşabilecekler.

Pilli topluluk blogları üreterek, bu özveriyi paylaştırmaya ve acısını azaltmaya çalışıyor. Bu şekilde kahrolmadan, mahvolmadan okunası şeyler üretebildiğimize inanıyorum. Pilli bir insanın geçimini kazanmasını sağlayabilir mi? Şu anda hayır. Ama gelirler düzenli olarak artıyor. Bir şey olur da Google musluğu kısmazsa ve gelirler bu hızda artmaya devam ederse, 5-10 sene içinde bir insanı geçindirecek gelirleri sağlayabiliriz. (aile geçindirmek için bir 5 sene daha koyalım)

İronik olarak ileride para kazanmak için şuan para kazanma düşüncesini bir kenara bırakmamız ve elimizden gelen bütün samimiyetle içerik üretmemiz gerekiyor.

Pillinin konseptine uymayan ama olsa da okusak dediğiniz ya da blogculardan beklediğiniz yeni blog türleri var mı?
.

Pilli’ye uymayacak bir konu düşünemiyorum. Topluluk blogu olma, gelir paylaşma ve istikrarlı müdürlerinin olması şartları yerine geldiğinde her konu pilliye uygun. Dolayısıyla bir konu söyleyemeyeceğim.

Hasan Yalçınkaya’ya göre blog:

Ben, bu işe internet’in mucizelerini ve şaşkınlığımı paylaşmak amacıyla başlamıştım. Artık şaşırmak biraz zor. Ama yine de bir konu hakkında herhangi bir sebepten etraflıca bilgilendiğimizde bu bilgiyi paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Benim sevdiğim tür blogculuk böyle. Ama hayatlarını ve hislerini yazanlara da karşı değilim.

Kullandığı blog yazılımı ve onu tercih etme nedeni

Kullandığım blog yazılımı Pillinetwork altyapısı. Ama Wordpress’in son halini de çok beğeniyorum.

BeÄŸendiÄŸi kiÅŸisel bloglar

Yoğunluk yüzünden bizimkiler dışında düzenli takip ettiğim, her sabah uğradığım blog yok. Ama şunları pek seviyorum:
portakal ağacı, e-vs, acemi blogcu, per aspera ad astra, 3yanlış ve bonus olarak falbak

BeÄŸendiÄŸi bloggerlar,

Persona, Winmaker, Hatice, Mahinur Teyze

  • Bu söyleÅŸinin birinci kısmı için tıklayın: Hasan Yalçınkaya: Bloglar medyadan farklı deÄŸil (1).
  • Hasan Yalçınkaya: Bloglar medyadan farklı deÄŸil (1)

    April 26th, 2007

    Google’ın henüz icad edilmediÄŸi, içeriÄŸin hele hele Türkçe içeriÄŸin samanlıkta iÄŸne aramaya benzediÄŸi yıllardı. O zaman için internet sitelerinde “ArkadaÅŸlar, Destekleyenler” gibi ifadeler altında yer alan baÄŸlantılar gerçekten de yeni bir siteyi keÅŸfetmenin hemen hemen tek yoluydu. İşte bu ifadeler altında chatkapi.com baÄŸlantısına tıklayarak sürekli takipçisi olduÄŸum chat kapı, farklı bir içeriÄŸe sahip; içerikteki farklılığını tasarımına da yansıtan bir siteydi. Chat kapi daha sonra hafif.org‘un doÄŸuÅŸuna zemin hazırladı. Chatkapi’dan doÄŸan hafif.org ÅŸimdilerde pilli network’ün başı çeken sitelerinden birisi.

    Chat kapı, hafif.org ve pilli network’ün arkasındaki isimse aynı zamanda Türkçe içerikli ilk blog sahibi olarak bilinen Hasan Yalçınkaya nam-ı diğer hafif uyku. Ancak Hasan Yalçınkaya sadece Türkçe içerikli ilk blog sahibi değil; Türkçe içeriğin gelişmesine önemli katkıları olan, öğrenmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan zevk alan biri.

    Dolayısıyla blog kazanında yer alan ilk röportajın Hasan Yalçınkaya ile yapılması bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Kaseti başa sararak başladığımız röportajda Türk blogküresinden, içerik hırsızı bloglara ve Türkçe içerikli bloglar ağı pilli network’e kadar bir çok soru sorduk.

    Chatkapi fikri nasıl ortaya çıkmıştı ve neler oldu da chat kapı yerini hafif.org’a bıraktı.
    .
    .

    Chatkapi, YeniYüzyıl gazetesinde yazdığım internet köşesinin adı idi. chatkapi.com da bu köşenin sitesi olarak başladı. Amacı hem yazılardaki linklere kolay ulaşılmasını sağlamak, hem de domain almaktan itibaren bir site nasıl yapılır anlatmak idi. O zamanlar ben de site yapmayı yeni öğreniyor ve öğrendiklerimi gazetede anlatıyordum.

    Sonra YeniYüzyıl kapanınca ben de yenilmiş sayıldım, başka işlere girdim. Ama her gün yazmaya çok alışmıştım, yazdıklarımı biraz daha kısaltarak siteden yayına devam ettim.

    Ağustos 1999’da blogger.com diye birşey çıktı. Her gün elle yaptığım işi çok kolaylaştırıyordu, hemen kucakladım. Bu sayede başka insanlara da sitede yazma hakkı verebildim, yaklaşık 30 kişilik bir grup olduk.

    Sonra neden bilmiyorum, ixir chat sitesine chatkapi adını verdi. Ardından chatkafe’ye çevirdiler, ama iş işten geçmiş idi, çünkü bir sürü insan chat yapmak üzere bizim sitemize gelmeye başlamıştı. Günde bir kaç tane “CHAT NERDE ULAN!!!� konulu mail almaktan yoruldum. (nerden bileyim trafiğin iyi birşey olduğunu) Hem de biraz php öğrendim. Phpfirstpost isimli scoop clone’u minik bir scripti değiştirerek hafif.org’a geçtik.

    Hafif.org’u acarak cok sayıda internet kullanıcısına tonla yazı yazdırmayı o kadar insanı bir araya toplamayı nasıl başardınız?
    .
    .

    Hahaha, bilmiyorum. Meraklı insanlar, paylaşmayı seviyorlar.

    Bloggerların ustası olarak Türkçe içerikli bloglarla yabancı bloglar arasında içerik açısından bir fark görüyor musunuz?
    .
    .

    Kişisel bloglarda pek bir fark göremiyorum. Yabancı tematik blogların iyilerinde bir fark var, o da bol bol para kazanmaları dolayısıyla konularına çok ciddi bir şekilde eğilebilme imkanına sahip olmaları. Mesela blogları sayesinde işlerini bırakabiliyorlar. Bu henüz bizde mümkün değil. Türkiye’de en baba blogun bile alexa’sının sürünüyor olması, blogları sadece diğer blogcuların okuduğu hissini veriyor bana.

    Bu hissin Türkçe içerikli blogların özgün içerik probleminden kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?
    .
    .

    Özgün içerik, teması olan bütün blogların problemi. Dünya’da bir iki site muhakkak konunun başını tutmuş oluyor. O konuyu o kadar iyi takip ediyorlar ki, geriye kalan insanlara onlardan alıntı yapmaktan başka çare kalmıyor. Yani bence bu Türkiye’ye özgü bir problem değil. Temasının bir numarası olmayan bütün bloglar bu durumdan muzdarip.

    Ersan Özer’in Blog Tantanası başlığıyla yayınlanan bir yazısı vardı. Bloglar medyaya alternatif olamaz çünkü medyadan besleniyorlar diyordu. Sizce de durum böyle mi?
    .
    .

    Ya, anlamsız bir tartışma bu. Medya dediğimiz şey sonuçta insanların baktığı yer. İnsanlar bloglara bakıyorlarsa, ki dünyada bakıyorlar, blog da bir medya. Blogların farkı senin benim gibi gazetecilik, televizyonculuk okumamış insanlara ciddiye alınır bir yayın yapma imkanı sunması. Televizyon ve radyo nasıl gazeteleri bitirmediyse, bloglar da bitirmez.

    Hem gazetede (bilmeyenler için hemen belirtelim: Hasan Yalçınkaya ilk olarak Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı chat kapı köşesine Vatan gazetesinde yine aynı adla devam ediyor ) hem webde yazılar yazan biri olarak, bu iki mecra arasında ne gibi farklar var?
    .

    Kitleler arasında büyük bir fark var. Gazete kitlesi için internet henüz hala gençlerin chatleştiği bir mekan. Internet kitlesi ise canavar gibi. Her şeyi biliyorlar. Yani eskisi gibi birşeyler öğretmeye kalksam, internettekiler dalga geçecek. Onların da bilmediği bir şeyler öğrenip anlatsam, bu sefer gazete kitlesi hiçbir şey anlayamayacak. Bu yüzden iki mecradaki yazılar farklı oluyor. Gazeteye yazarken annemi babamı karşıma alıp yazıyorum, internet’te yazarken bütün hafif.org ya da bildirgec.org ahalisini karşıma alıp yazıyorum.

    Medyanın yanlılığı, manipülatif içerik üretimi sıkça tartışılan konular. Bloglar için de aynı şeyi söylemek mümkün mü?
    .
    .

    Yine cevabım blogların diğer medyadan bir farkının olmaması üzerine. Şu anda herşey bağımsız görünüyor, ama işin içine büyük para ve pazarlama girdiğinde, bir çok blogcu da bir markayı ittirmeye, kamu oyu oluşturmaya ikna edilebilirler. Ki böyle şeyler şimdiden oluyor gibi geliyor bana. Misal: Techcrunch’ın sahibi Michael Arrington bu aralar her konuşmasına kıllandıracak düzeyde Adobe Apollo katıyor şu hale bak.

  • Bu söyleÅŸinin ikinci kısmı için tıklayın: Hasan Yalçınkaya: Bloglar medyadan farklı deÄŸil (2).
  • Türk blogcusu nasıl kurtulur?

    April 24th, 2007

    Türk blogküresinin şuanki durumu malumunuz pek iç açıcı değil. İyi yazan bir çok blog yazarı olmasına karşın emeklerinin karşılığını alamayan blogcular bir süre sonra ya bu işten soğuyor ya blogu kapatıyor ya da daha az yazıyor. Bloglamanın amatör ruhunu inkar edecek değilim. Ama bir blog okuru olarak istiyorum ki sevdiğim yazarlar daha çok yazsın manevi getirisinin yanında maddi bir kazanç da elde etsin.

    Türkçe içerikli ilk blog yazarlarından Hasan Yalçınkaya bu durumu kısır döngü olarak açıklıyor.

    Bunun sağlanabilmesi için blogların maalesef paraya ihtiyaçları var. Atıyorum, fotoğrafçılık temalı bir blogun sahibi Köln’deki Photokino fuarına gidip yeni çıkan fotoğraf makinelerini canlı canlı tanıtabilmeli, bu seyahatin masrafını cebinden değil blogunun gelirlerinden ödeyebilmeli.

    Yalçınkaya, olması gerekeni yukarıdaki gibi bir örneklendirerek kısır döngüden çıkışın blogcunun parasal özgürlüğüyle sona erebileceğini söylüyor. Ne dersiniz, adsense ile gelir etmeye çalışan blogcular adsense gelirlerinden daha fazlasını hak etmiyorlar mı?

    Blogküre haritası

    April 15th, 2007

    Matthew Hurts, sayıları 60 milyonu bulan ve her geçen saniye aramıza yenileri katılan blogların haritasını çıkartmış.

    Buradaki adresten ulaşabileceğiniz haritada büyük beyaz noktalar Boing Boing gibi büyük popüler bloglara işaret ederken 5 ile işaretlenen alan porno içerik üreten ve porno içerik üzerine yazan blogları gösteriyor.