Blog Kazanı

Toplistlere doyamayanlara: Okunuyoruz.Biz

January 4th, 2008

Okunuyoruz.Biz, bloglar için hazırlanan Türkçe servislerden en yenisi. Herhangi bir toplist’ten tek farkı, blogların toplam hit’e göre deÄŸil, yazılarının tek başına aldıkları hite göre listeleniyor olması.

Okunuyoruz.Biz ile ilgili güzel bir deÄŸerlendirme için Selçuk Hoca’nın “Okunuyoruz Ama…” yazısını okuyabilirsiniz.

Ali Saydam’a blogculardan cevap geldi

December 11th, 2007

Yazar, halkla iliÅŸkiler ve iletiÅŸim uzmanı Ali Saydam’ın AkÅŸam Gazetesi’ndeki köşesinde yer alan Benim ‘blog’um da yok Facebook üyeliÄŸim de! baÅŸlıklı yazısına blogküreden cevap geldi.

    Osman Seyit Börütecene: Ali Saydam’dan sürpriz bir internet yaklaşımı
    Flynxs: Yoksa Siz De Blogların İletişimdeki Önemine İnanmayanlardan Mısınız?
    Wolkanca: Ali Saydam’a cevaben

Saydam’ın yazısı hazır üstünkörü bir Facebook çözümlemesi yapmışken aradan blogları da çıkarayım mantığıyla yazılmış bir yazı hissi veriyor. Yoksa Ali Saydam gibi bir iletiÅŸim ustasının en azından blogların iPod’un satış rakamına yaptığı katkıyı bilmemesi mümkün mü?

Melih Bayram Dede ile bloglar üzerine

October 30th, 2007

Uzun zamandır ara verdiğimiz röportajlarımıza Yeni Şafak Gazetesi teknoloji editörü Melih Bayram Dede ile devam ediyoruz. Sorularımıza az ama öz cevaplar veren Dede ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satır aralarında geleneksel medyanın bloglara bakış açısından blogların geleceğine kadar birçok detay gizli.

Bir gazeteci olarak blogları diğer meslektaşlarınızdan daha iyi tanıyorsunuz. Peki bilgisayar ve internet teknolojileriyle arası bozuk olan meslektaşlarınızın ‘blog’lara bakış açısını gözlemleme şansınız oldu mu?

‘Blog’ların geleneksel yapıdaki (kâğıda iman eden) gazeteciler tarafından ciddiye alındığını söyleyemem. ‘Blog’ların geçici bir heves olduğu yönünde bir yaklaşım var. Onlar için internet, arama motorlarından bilgi arayabilecekleri bir mecra. Bu aramalarda talihine bir ‘blog’ çıkarsa ne âlâ. FeedReader’la ‘blog’ları izleyen gazeteci bulmak (en azından benim çevremde) çok zor.

Bu noktada gazete yönetiminin çalışanını eğitmediği için suçu yok mu sizce? Sonuçta RSS ile bilgi akışını farklı kaynaklardan takip etmek bir gazeteciye hız ve farklı bakış açıları kazandırabilir.

Bu ‘her şeyi devletten beklemek’ gibi bir şey olur her halde. En doğrusu, gazetecilerin kendilerini geliştirmelerini beklemek olmalı. Bu da biraz teknolojiyle haşır neşir olmakla sağlanabilecek bir şey. Siz bloglara odaklandığınız için, geneli kaçırıyor gibisiniz. Aslında ‘blog’ odaklı bir eğitim yerine ‘teknolojinin mesleki amaçlarla verimli kullanımı’ gibi bir kurum içi eğitim daha yerinde olur. Çünkü hâlâ teknolojiyi verimli kullanmaktan aciz bir çok gazeteci var!

Bir teknoloji editörü olarak Türk blogküresindeki teknoloji bloglarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknoloji haberleri veren siteler kadar yetkinler mi?

Birçok olayı ‘blog’lardan öğrendiğimi itiraf etmeliyim. ‘Blog’lar daha dinamik. Haber yayma, tepki verme hızları çok iyi. Ancak hız, bazen kazaları da beraberinde getirebilir. Yanlış bilgileri doğru sanıp yaymak iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle, sadece aktarıcı olmak yerine, araştırıp yazmayı daha olumlu buluyorum.

.
Teknoloji ‘blog’larının haberi verme hızı Türk blogküresi için geçerli mi?
.

Hız konusunda, Türkçe ‘blog’lar da oldukça hızlı. Zaten daha çok Türkçe ‘blog’ları izlemeyi yeğliyorum. Neye nasıl tepki verildiği, nasıl yorumlandığı, olayın kendisini doğru değerlendirmek için çok önemli. Habere yapılan bir yorum, orada geçen küçük bir ipucu, olayı algılama ve analiz etme biçiminizi değiştirebilir.

Bilişim Muhabirleri Derneği’ne kayıtlı muhabirlere baktığımızda bu muhabirler arasında blog sahipliği oranının düşük olduğunu görüyoruz. Bu bir tezat değil mi?

Bilişim Muhabirleri Derneği özelinde cevap vermem doğru olmaz. İnsanların ‘blog’ açıp açmamasını, nasıl değerlendirmeli bilmiyorum. ‘Blog’ açana kafadan artı bir verebilirsiniz ama, açmayanın da bu kendi tercihi.

İnternet gazeteleri de okurlarına ‘blog’ servisi sunmaya başladı. Gazetelerin ‘blog’ servisi açmasını ‘blog’ pastasından pay kapmak için mi, yoksa gerçekten samimi bir girişim olarak mı değerlendiriyorsunuz?

‘Blog’ servisi açan gazetenin bunu hayrına yaptığını, bir düşünce paylaşımı, beyin fırtınası olmasını arzu ettiği için bu hizmeti sunduğunu düşünmüyorum. Onlar için ‘blog’, güzel kadınların arzı endam ettiği foto galerilere ‘ileri ileri’ diye tıklayarak kendilerine daha fazla sayfa gösterimi kazandıran kitleye yeni kitleler eklemek için kullandıkları, site hareketliliğini artıran bir unsur bence.

Bloglar halen (gazete/dergi/kitap vs) yazarlar tarafından keşfedilmiş değil, bunda teknoloji ve internet kullanımının düşüklüğü dışında başka bir faktör olduğunu düşünüyor musunuz? Okuyucuların aktifliği onları frenleyen etken olabilir mi?

Kimse iktidarını paylaşmak istemez. Gazete yazarları (burada daha çok gündemle ilgili yazanları kastediyorum) tek taraflı (etkileşimsiz) bir yayın tarzını sürdürüyor. İstediğini yazıyorsun ve birine haksızlık etsen bile mahkeme seni haksız bulmadıkça düzeltme yayınlamamak gibi bir ‘güc’ün var. (Bunu olumlu bir davranış olarak söylemiyorum) Hâl böyle olunca, bu kişi dokunulmaz oluyor. ‘Blog’lar onun alanına girer, onun iktidarına ortak olur mu? Şimdilik hayır! ‘Blog’ların kendine has bir evreni var. Türkiye’nin ‘amiral gemisi’nde yazan adama göre, ‘blog’lar ne yazsa boş. Belki de ‘çocuklar eğleniyor’ diye düşünüyor olabilir, kim bilir?

İnternet kullanımının düşük oluşunu ‘blog’ların fazla yayılmamış olmasında bir ilgisi yok. En azından Türkiye’deki 16 milyon internet kullanıcısının hepsinin gündemine girebilmiş değil ‘blog’lar. Gazetelerde bazen haftasonu eklerinde magazin unsuru olarak kullanılan ‘blog’çularla yapılmış röportajlar görüyoruz ama, hepsi bu kadar.

.
Okuyucuyla yüzleşmekten mi korkuyorlar?
.

Sitelerinde yorum yazma imkânı sunan gazetelerin, yazarlarının yazılarına yorum yazılmasına izin vermediğini görüyoruz. Bu belki size bir ipucu verebilir. Birçok köşe yazarı da, köşelerinde e-posta adreslerini çıkardı. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün.

Birincisi, köşe yazılarının altına yorum ekletmek yazarın dokunulmaz saydığı alanına müdahale gibi algılanıyor olabilir. ‘Bu kadar mücadele verdim köşe yazarı oldum, kendime lâf söyletmem’ diyor olabilirler mi?

İkincisi, internet kullanıcılarının hepsi sizin gibi ‘okumuş çocuk’ değil. Gelen yorumları görseniz, mideniz bulanır. Küfürlerden psikolojiniz bozulur. Bu nedenle ‘etkileşim’ konusunda tutucu olunduğu da düşünülebilir. Köşe yazarlarının e-posta adreslerini siteden çıkarması da bundan.
Peki ne olacak? Ben, herkesin yazdığı satırdan, söylediği sözden doğacak sonuçlara katlanmasından yanayım!

.
Peki bloglar gelecekte medyanın ulaştığı güce ulaşıp gündem yaratabilirler mi?
.

Gündem yaratabilirler, evet. ‘Blog’lar yoluyla çok önemli bir bilgi yayılabilir ve sözkonusu ‘blog’  bomba bir haberin kaynağı olabilir. Ancak birçok kişi gibi ‘bloglar medyanın yerini alacak, gazeteleri silip süpürecek’ gibi savlara inanmıyorum. Böylesine iddialı bir düşünceye kapılırken, gazeteleri kurumsal manada tanımakta yarar var. Bugün ‘internet haber siteleri gazeteleri bitirecek’e çıkan birçok söylev dinliyor, okuyoruz. Oysa internet haber sitelerine alıcı gözüyle baktığımızda, içeriklerinin çoğunun gazetelerden aşırma olduğunu, geri kalanının ise ‘işlenmemiş ajans metinleri’ olduğunu görürüz. Örneğin, gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri röportajdır. Gazetelerin yerine talip olanların bundan haberi yok. Şu an siz bile bu röportajla ‘internet gazetesi’ geçinenleri ‘gazetecilik anlamında’ ezmiş bulunuyorsunuz. Bugün kendi muhabirleriyle olayları yerinde izleyen, gerçek manada gazetecilik yapan, basın toplantılarına muhabir gönderen, araştıran, röportaj yapan internet haber sitesi hemen hemen yok gibi. Haber Türk, ‘internetin Hürriyet’iyiz’ diye geçiniyor ama, şu an internette gazete gibi çalışan, istihbarat, ekonomi, politika, dış haberler servislerini kuran ve bu servislerde ‘gazeteci’ istihdam eden ilk site GazetePort’tur. Bu deneyimi o anlamda önemsiyor ve takip ediyorum. Bir ara, NTVMSNBC, ‘gazetecilik’ yapıyor, muhabirleriyle olayları izliyordu. Ancak şu an bu NTVMSNBC, o NTVMSNBC değil!

Biz Facebook’taki grubumuza üye olduğunuz ve blog kazanına bıraktığınız yorumlardan dolayı bizi takip ettiğinizi biliyoruz. Peki takip ettiğiniz diğer Türkçe bloglar neler?

FeedReader’la çok sayıda ‘blog’u takip ediyorum. İsim vermek gerekirse (hepsi blog kategorisine girmese de) Buram Buram Silikon Vadisi, Anafikir, Bildirgeç, Burak DayıoÄŸlu, Pardus projesi lideri Erkan Tekman’ın ‘et’s R’n'R gumbo’su, Fazla Mesai, Mehmet Nuri Çankaya, Mürekkep, Nahnu, Pardus Dünyası, Linux Gezegeni, Pinguar, ÇaÄŸlayan Arkan bloglarını sayabilirim. DiÄŸer yandan, Oyyla, Tusul, Yumile, BaÄŸcık, Linkibol, Reddit gibi sosyal imleme siteleriyle ulaÅŸtığım kaynaklar daha geniÅŸ bir yelpaze oluÅŸturuyor. Son olarak eklemeliyim ki, takip ettiklerim burada saydıklarımla sınırlı deÄŸil!

Blogevi

October 4th, 2007

Murat K. Girgin blogunda Blogevi’nden bahsetmiÅŸ:

    4 sene öncesinde blog rüzgarının en az bu kadar hızlı eseceğini öngörmüştük. Fakat hayat ve diğer meşgaleler yüzünden Blogevi.com projesini %80 gibi bir aşamaya gelmesine rağmen durdurmuştuk.
    Şimdi kaliteli türkçe içerik üreten pek çok blogcunun varlığı, bizi blogevi.com projemizi yeniden düşünmeye sevketti. Geç oldu ve güç oldu. Ama oldu! Çok yakında yayında olmak için vargücümüzle çalışıyoruz. Projeyi Coldfusion ve MySQL kullanarak oluşturduk. Ajax ve Flex bölümlerde mevcut. Pek çok yeni teknoloji ve standardı da halen deniyoruz.
    İlgilenenlere test sürüşü için gerekli açıklamayı, www.blogevi.org adresinden kısa bir süre sonra yapacağız.
    Ayrıca 2007 yılı sonlarına doğru her ay 1-2 Populer web servisi 2008 yılının ilk üç ayına kadar da 20 ye yakın servisi devreye almayı planlıyoruz. Çok yakında yenilikçi ve üretken yeni nesil bir web firması ile de karşınızda olacağız.

Merakla bekliyoruz.

Problogger mı? Kroblogger mı?

September 19th, 2007

Tekme Tokat yazarı Oky, Türk blog küresinde ProBlogger geçinen KroBlogger’ları yazdı. İşte o yazının en çarpıcı paragrafları:

    […] BaÅŸlıkta sözünü ettiÄŸim Problogger.net sitesi, bir blog sahibinin ürettiÄŸi içeriÄŸi nasıl daha iyi sunacağı, blogunu nasıl geliÅŸtireceÄŸi ve bu iÅŸten para kazanarak bir anlamda blogger’lığın nasıl meslek haline getirileceÄŸi gibi konular üzerine yayın yapan dünyaca ünlü bir platform. Bu kavramı beyinlerine deÄŸil baÅŸka bir yerlerine sindirmiÅŸ bir blogger kesimi var ki, tamamen kendi ürününüz olan bir yazıyı, bir eseri çalıp kendi sitesine koymakta hiçbir sakınca görmüyor. Tek yaptığıysa altına ufacık bir kaynak koymak. KulaÄŸa normal gelebilir, sonuçta kaynak belirtiyor. Hatta siz de muhtemelen yazınız baÅŸka bir yerde yayınlanmaya deÄŸer görüldü diye sevinmek gibi bir mantık hatasına düşüyorsunuz. Ancak Google ve Adsense internete dahil olduktan sonra kaynak belirtilse bile bir içeriÄŸin kopyalanması hırsızlıktan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.
    Adam hayatını blogtan para kazanmaya adamış, sürekli Google’da nasıl daha yukarılara çıkabilirim diye kafa yoruyor. Tek derdi Adsense kutularını nereye koysa daha çok tıklanacağı. Hatta bu yüzden, sözkonusu ziyaretçiyi kendisine kazandıran kopya içeriÄŸi en dip köşelere atarak her tarafı bu kutularla dolduruyor. Oysa siz, kendi halinde gri hücreler üreten, küçük takipçi kitlenizle beyin fırtınası yapan sıradan insanlarsınız! Kötü bir ÅŸey olmadığı halde içeriÄŸinizden para kazanmak gibi bir hırsınız da yok. İşte sizin gibi bir ton blogger’ı soymakta olan bu insanlar ÅŸu an blogküreye hakim. Blograzzi’yi açın bakın 3000 küsür blogun yarısından fazlası bu sözünü ettiÄŸim bloglardan oluÅŸuyor. Hatırlayanlar bilir; bir zamanların .cjb.net‘i isim deÄŸiÅŸtirip .blogspot.com olarak geri döndü. DiÄŸer blog servislerinde durum daha da vahim. Tüm bunlar sizi rahatsız etmiyor olabilir. Ama içerik üretiyorsanız ve tam da ürettiÄŸiniz içeriÄŸi arayan biri bizzat sizin içeriÄŸinize, yine sizin sitenizden evvel bir baÅŸkasının sitesinde ulaşıyorsa, bu sizi rahatsız etmeli. Sonuçta aklınıza bir espri geldiyse bunu siz yapmak istersiniz.
    Görünmeyen bir yere kaynak koymanın ardına saklanıp da içeriÄŸinizi çalan ve bu sayede Google’dan ziyaretçisine ziyaretçi katan bu bloglara ek olarak, bir de her ÅŸey hakkında hiçbir ÅŸey blogları türedi. Bunlar kendi aralarında 2′ye ayrılıyor: KiÅŸisel ve Tematik (!) bloglar. Tematik blogları özellikle son dönemde dizi blogları temsil eder hale geldi. Oldukça basit; dizinin adına bir adres alıyorsun ve dizinin kendi sitesindeki bir metni blogun açıklamasına kopyaladıktan sonra her tarafı Youtube videoları ile süslüyorsun. KiÅŸisel bloglar ise daha çok teknoloji üzerine yoÄŸunlaÅŸtı. Genelde internet servislerini ve yeni çıkan elektronik ürünleri tanıtan bu blogların hepsini topladığın zaman ortaya yine 1 blog çıkıyor. Çünkü diÄŸerlerinin aksine her biri kendi cümlelerini kullanıyor olsa da, içeriÄŸi oluÅŸturan tüm yazı konuları neredeyse kronolojisi kronolojisine aynı. Mesela bakıyorsun Google falanca milyar dolara filanca sitesini satın almış. Artık gazeteciliÄŸe mi özeniyorlar napıyorlar bilmem, hop hepsi bu konu hakkında birer yazı girmiÅŸ. Fikir üretmek yok, bir köşe yazarı edasıyla konuya yaklaÅŸmak yok. 3 satırlık bir gazete haberi gibi, ÅŸok ÅŸok ÅŸok, iyi ki bahsetti bundan yoksa hepimiz cahil kalacaktık. Aynı deÄŸerlerin birbirini götürdüğü bir matematik iÅŸlemi olarak düşünüldüğünde Türk blogküresini 600 MB’lık CD’ye ziplemek mümkün!
    2 türü de temsil eden blogger’ların en belirgin ortak özellikleri de şöyle: Åžimdi burada linklerini verip Pagerank deÄŸerlerini arttırmak istemiyorum (bkz: Adını verip rencide etmek istememek) genelde adresleri kendi isimlerinde olur, çünkü internet geçmiÅŸleri kendileriyle özdeÅŸleÅŸmiÅŸ bir nick barındırmayacak kadar kısadır (Romantik Serseri tarzı nick’leri atladım tabi). 2005 yılındaki blog patlamasıyla bu sektöre katılanlar (ki zaten bunlar 1. nesil oluyor) ÅŸimdilerde harikulade Alexa ve Pagerank deÄŸerlerine sahiptir, arama motorlarında hep üst sıralarda yer alırlar. DiÄŸerleri ise 2007′de türemiÅŸtir, genelde ilk neslin takipçilerinden oluÅŸur. Körler sağırlar birbirlerine ağırlar. Ne derece önem taşır bilemem ancak çok dikkat ettiÄŸim bir diÄŸer husus, bu blogları kızların takip etmiyor olması. Mühendislik fakültesi mübarek. Hemen hemen hepsi ForumTR tarzı komünlerden çıkmadır. Teraziye tıklarsanız devamı gelir veya 1000 kiÅŸi bakmış kimse yorum yazmamış yazıklar olsun ekolünün blogküredeki temsilcileridir. Link deÄŸiÅŸimi dediÄŸin zaman gözleri parlar, aÅŸağı yukarı gördükleri her siteye link deÄŸiÅŸimi teklif ederler. Subdomain’leri meÅŸhurdur, her büyük site için birer subdomain açarlar. Youtube en bilinen subdomain’lerin başında gelir (youtube.domain.com gibi). Her Forward mail mutlaka bloglarında iÅŸlenmiÅŸtir ve ne hikmetse hepsinin saçları jölelidir!
    İlk baÅŸta Kroblogger benzetmesini yapmak yerine korsan bloglar demeyi düşünmüştüm ama korsan müziÄŸin bile arkasında belli bir felsefe yatıyorken bunu yapamazdım. Hani ayı desem ayılara ayıp olur gibi bir durum. Kopya içeriÄŸin hukuki bir yaptırımı var mı, bilmiyorum. EkÅŸi Sözlük’te gazetelerin köşe yazılarını entry’ye olduÄŸu gibi kopyalayanların editörler tarafından uyarıldığını hatırlıyorum. Sadece link vermek veya içerikten küçük bir kısmı alıntı yapmak doÄŸru olanıymış. Blogküre’de de durum böyle olursa zaten problem yok. Amaç olayı bir yarış gibi görmemek, amaç herkesin 1-2 cümleyle de olsa kendini ifade edebilmesi. Ne derece etkili bilemem ancak Creative Commons sitesiyle içeriÄŸinizi güvence altına almayı deneyebilirsiniz. Utanç Duvarı sitesi de hırsızları afiÅŸe ederek caydırıcı bir etken görevi görüyor. Bunun yanı sıra hırsız blogları Google’a ÅŸikayet etmeye de üşenmeyin. Böylece indekslenmeleri engellenebilir.[…]

Tamamını “Problogger’ın Türkçesi Kroblogger mı?” baÅŸlığı altında Tekme Tokat’tan okuyabilirsiniz.

Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bu yazının altına yorum olarak bırakılabilirsiniz.

Ünlü blogcuların ilk yazıları

August 2nd, 2007

DergiNet.Net‘ten nucrotion isimli blogger bilinen türkçe blogların ilk yazılarını derlemiÅŸ:

    �Bugünlerde bu blog denen şeyler çok moda. Herkeste bir tane bunlardan var. Neymiş ne değilmiş ben de bir kullanayım dedim�. Evet, genellikle böyle başlar blogların ilk yazıları ve gün geçtikçe , blogumuzla içiçe girdikçe ona ısınırız, sahipleniriz ve kendimizden bir parça gibi görürüz onları. Halkın blogcusu nucrotion boş durmadı ünlü Türk bloglarımızın ilk yazılarını sizler için topladı: Ünlü blogcuların ilk yazıları

Blograzzi çok yakında para da kazandıracak (1)

June 22nd, 2007

Son dönemde bloglara olan ilginin artmasına paralel olarak blog ve blogculara yönelik servislerin sayısında da bir artış gözleniyor. Bu servislerden biri geçtiÄŸimiz günlerde blog kazanında yer alan ve oldukça ilgi gören Blograzzi. Blograzzi’nin arkasındaki isim aynı zamanda yeni nesil web giriÅŸimlerinin tanıtıldığı webrazzi yazarı Arda Kutsal’la Blograzzi’yi konuÅŸtuk. Kutsal, Blograzzi’nin proje sürecini anlatmakla kalmadı gelecekte Blograzzi kullanıcılarını bekleyen yeni özellikleri de ilk defa blog kazanına açıkladı.

.
Blograzzi fikri nasıl ortaya çıktı?
.

Arda Kutsal: Blogların geleceği ile ilgili katıldığım seminerlerde, yer aldığım konferanslarda ve farklı tartışma platformlarında fırsatlar olduğunu dile getiriyordum. Ülkemizde blogların bu derece büyük potansiyel taşıdığını ve kısa süre içinde ticari anlamda da bir pazar sahibi olacaklarını öngördüğüm için, hem blog okuyucuları hem de blog yazarları için bir platform oluşturmak istiyordum. Bu noktadan hareketle Blograzzi fikri ve modeli ortaya çıktı.

.
Blograzzi için yeni nesil blog dizini diyebilir miyiz?
.

Arda Kutsal: Şu anki haliyle bunu söyleyebilirsiniz, ancak ilerleyen dönemlerde Blograzzi’nin sadece bir dizin olmaktan çok daha farklı boyutlarda imkanlar sunacağını hep birlikte tecrübe edeceğiz.

.
Blograzzi’nin uzun vadede Türk blogküresine katkıları ne olacak?
.

Arda Kutsal: Blograzzi’nin sürekli dile getirdiğim 2 ana hedefi var. Bunlar, blog okuyucusu için kaynak oluşturmak ve blog yazarlarına destek olmak. Söz konusu vizyon dahilinde Blograzzi, Türk blogküresi için hem gün geçtikçe güçlenen veritabanı sayesinde en doğru sonuçları yaratan bir kaynak oluşturacak, hem de blog yazarlarına birçok anlamda geri dönüş sağlayacak bir platform yaratacaktır.

.
Blograzzi daha ne kadar beta kalacak?
.

Arda Kutsal: KiÅŸisel olarak bir düşüncem var ve bunu aslında özellikle burada dile getirmek istiyorum. Web 2.0 döneminde birçok giriÅŸimin “Betaâ€? olmanın arkasına sığınarak sunduÄŸu hizmetlerdeki eksiklikleri örtmeye çalıştıklarına inanıyorum. Aslında bu sözünü ettiÄŸim yaklaşım 37 Signals’ın “Getting Realâ€? isimli kitabında da dile getirilmiÅŸti. Bu ÅŸekilde düşünen bir insan olarak da Blograzzi’nin aylarca, yıllarca “Betaâ€? kalmasını doÄŸru bulmuyorum. Ancak bizdeki durum bu süreçte gerçekten Beta… EÄŸer herÅŸey yolunda giderse 2 ay içinde Blograzzi “Betaâ€? olmaktan çıkacaktır. Ancak bu 2 ay sonrasında artık Blograzzi’de tüm yenilikler bitecek anlamına gelmemeli. Yeni özellik eklemek “Betaâ€? kalmayı gerektirmez.

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın ikinci bölümünü yarın blog kazanında okuyabilirsiniz.

Kaç tane Türkçe Blog var ?

June 13th, 2007

Webrazzi Forumlarında Arda Kutsal sormuş başlıktaki soruyu, bir süre evvel:

    Üzerinde çalıştığım bir makale için kişisel tahminime göre Türkçe yayın yapan blogların toplam sayısını 750 bin olarak değerlendiriyorum.
    Bu sayıya da ülkemizdeki blog servislerine (Blogcu, AzBuz.com vs.) kayıtlı ortalama 500 bin blogu ve Blogger.com ile Wordpress.com gibi global oyuncularda kayıtlı Türkçe yayın yapan kullanıcıların en az bu sayının yarısı (250 bin) olabileceğini göz önünde bulundurup ulaşıyorum.

Peki sizce kaç Türkçe Blog var ?

Blogküreyi “splog”lar bastı (Bölüm 1)

May 21st, 2007

Hormel Foods Corporation’ın 1930larda domuz etine tuz, su, ÅŸeker ve sodyum nitrat ekleyerek ürettiÄŸi ürününe verdiÄŸi Spam adı günümüzde onu aÄŸzına hiç koymamış milyonlar tarafından telaffuz ediliyor.

Yol açtığı milyonlarca dolar zararın yanında iş gücü kaybına da neden olan spam artık sadece e-postadan da ibaret değil!

Splog nedir?

GeçmiÅŸi 2002 yılına kadar uzansa da 2005 aÄŸustosunda Weblogs Inc. yatırımcılarından Mark Cuban’ın kullanımıyla popülerleÅŸen spam blog’lar günümüzde arama sonuçlarında sıkça karşımıza çıkarak arama deneyimimizi olumsuz etkiliyor, zamanımızı çalıyor dolayısıyla bilgiye eriÅŸimimizi güçleÅŸtiriyor.

Blogküredeki oranı yüzde seksenlere kadar ulaÅŸan spam bloglar (splog) genellikle reklam geliri elde etmek ve google’ın arama algoritmasında önemli bir yer tutan Page Rank deÄŸerlerini artırmak için hazırlanıyorlar (hazırlanıyordan kasıt sadece bir kaç tık). Splogların sayısı o kadar çok ki blogkürenin içinde bir de splogküre (splogosphere) barındırdığı, weblogs.com‘u pingleyen blogların yüzde yetmiÅŸ beÅŸinin splog olduÄŸu söyleniyor. Blogların bu kadar popüler olmasına ön ayak olan blogger üzerindeki her beÅŸ blogdan birinin spam amaçlı yapıldığı da splog konulu araÅŸtırmalarda yer alan bilgiler arasında.

Splogları üretim açısından ikiye ayırmak mümkün. Bunlardan ilkinde splog sahibi konuları, anahtar kelimeleri ve link verilecek siteleri belirleyerek otomatik bir içerik üretiyor. İkincisi ise belirlenen sitelerin (genellikle bunlar çok okunan siteler arasından seçiliyor) rss kaynaklarını kullanarak diğer sitelerdeki içeriği olduğu gibi kopyalıyor.

Otomatik üretilen içerik genelde anlamsız ve çok sık tekrarlanan anahtar kelimelerden (keyword) oluştuğu için bu blogların splog olduğunu anlamak daha kolay olabiliyor.

DiÄŸer sitelerin rsslerinden beslenen splogları anlamak internetle yeni tanışmış bir internet kullanıcısı için neredeyse imkansız. Anlamlı cümleler, kaliteli içerik… Bu tür splogların ziyaretçinin gözüne sokulan reklamlarını saymazsak okur açısından bir zararının olmadığını düşünenler de var. Ancak ortada içerik hırsızlığı ve çalıntı içerikten elde edilen bir haksız kazanç söz konusu olduÄŸu gibi splog üretimi beraberinde telif hakları ihlalini de getiriyor.

Blogküreyi “splog”lar bastı baÅŸlıklı yazı dizimiz sploglardan korunma yolları, splog üreten uygulamalar ve bu konuda gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz bir mail zincirinde konuÅŸulanlarla sürecek.

Blogcu mu aramıştınız?

May 7th, 2007


Yeni bir sitemiz daha oldu. blogcubul.blogkazani.com adresinden ulaşabileceğiniz bu yeni sitede blog ilanlarımızı ücretsiz yayınlayabiliyoruz. Maddelendirecek olursak blogcubula

  • Bir blogumuz varsa ve birlikte yazacağımız bir ortak arıyorsak,
  • Bir blog ağı oluÅŸturmak istiyor ve bunun için düzenli olarak yazacak blogcular arıyorsak,
  • Åžirketimizin blogunu güncelleyecek bir blogcuya ihtiyacımız varsa,
  • Blogumuzun tasarımını yeniletmek istiyorsak ve bir tasarımcı arıyorsak,
  • Blogumuz için bir programcıya ihtiyacımız varsa,
  • Blogumuzu satmak istiyorsak,
  • Blog satın almak istiyorsak

ilan bırakabiliyoruz. Ar-ge çalışmaları Blog BöceÄŸi‘nden tanıdığımız Utku Tönel (kahpecüce) tarafından yapılan blogcubul daha önce Türk blog camiasında örneÄŸi olmayan bir çalışma. Bu nedenle blogcubul‘un Türk blogküresinin ve blogcularının ihtiyaçlarına cevap vereceÄŸini düşünüyoruz.