Archive for the ‘İlgi Çekenler’ Category

Ücretsiz imza servisi: my live signature

Sunday, February 24th, 2008

Sadece Türkçe içerik üreten blog yazarları arasında değil İngilizce yazan blog yazarları arasında da imza kullanımı çok yaygın değil (zaten imza kullanımının gerekliliği ayrı bir tartışma konusu). Benim takip ettiğim bloglar arasında bildiğim bir tek Lorelle yazılarının sonuna imza ekliyor.


Lorelle’in imzası

Siz de kendinize ait bir imzayı blog yazılarınızın sonuna eklemek isterseniz bu işi kolaylıkla yapabileceğiniz ücretsiz bir servis mevcut.

İmzanızda yer almasını istediğiniz metni kutucuğa girdikten sonra sistem size 120 farklı font arasından seçim yapabileceğiniz bir imza yaratıyor. Bu imzanıza atadığı bir ID sayesinde ufak bir html kodu ile bu imzayı blog yazılarınızın sonuna gömebiliyorsunuz.

Benim kendi nickimden oluşturuğum imzam şöyle görünüyor.

Eğer siz blog yazılarınızın sonuna ciddi ciddi bir imza eklemeyi düşünüyorsanız bu servisi kullanmadan önce kendiniz herhangi bir imaj işleme programında birşeyler yapmayı deneyin. Eğer olmuyorsa ücretsiz olarak kullanabileceğiniz bu siteyi deneyin.

Blogunuzun değerini öğrenin

Saturday, February 23rd, 2008

Blogunuzun gerçek değerini IDK (I Don’t Know) Web Dizini’nin hazırladığı Genuine Site Rank ile bulabilirsiniz. Genuine Site Rank aracının önünüze getirdiği bilgiler bu işi yapan diğer araçlarla aynı olsa da daha önce buna benzer araçlarda görmediğim .edu ya da .gov uzantılı alan adlarından blogunuza verilen bağlantılar ve sitenizin aylık ortalama gelirini hesaplaması Genuine Site Rank’a artı değer katıyor.

Bu arada Genuine Site Rank’a göre Blog Kazanı’nın aylık geliri 100$’ın üzerindeymiş :=)

Not: Eğer böyle bir araca sık sık gerek duyuyorsanız daha önce tanıttığımız Site Bilgi’ye de bir göz atabilirsiniz.

SEO ustaları için bulmaca

Saturday, February 23rd, 2008

Blog struk ekibi web’in hastasıyım SEO’nun ustasıyım diyen blogcular için bir SEO bulmacası hazırlamış.

Alıntı ile çalıntı arasındaki ince çizgi

Wednesday, February 20th, 2008

Sadece Türk blog yazarlarını değil Türk Internet camiasını da yakından ilgilendiren bir konu “alıntılama” üzerine Süleyman Sönmez’den oldukça detaylı bir yazı: (ç)Alıntılama Sanatında Zen!

Geçmişten bugüne Blogger

Sunday, February 10th, 2008


Blogoscoped ekibi üzerinde yaklaşık 101 milyon blogu barındıran Blogger’ın anasayfasının 1999′dan günümüze kadar geçirdiği değişiklikleri Gallery of Blogger’s Past başlığı altında toplamış.

Sevgililer günü için bloglayın

Thursday, February 7th, 2008

Türkiye’nin en eski lokal blog servisi Blogcu, Sevgililer Günü’ne özel bir yarışma düzenliyor. Yarışmaya sevgilinize yazdığınız bir yazı ile katılıyorsunuz. Yazınız diğer blogcu üyeleri tarafından oylanıyor ve en çok oyu alan yazı kazanıyor. Yarışma sonucunda ilk üçe giren blog yazarlarını çeşitli hediyeler bekliyor.

Blogcu.com bu tür özel günlere oldukça önem veriyor. Hatırlanacağı üzere Blogcu daha önce de anneler günü için benzer bir kampanya gerçekleştirmişti.

Türkiye´de hack kültürü

Thursday, January 31st, 2008

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim görevlisi Ufuk Eriş Türkiye´de hack kültürü başlıklı bir tez hazırlıyor. Eriş’in çalışma için bazı donelere gereksinimi var. Bu yüzden Eriş buradan ulaşabileceğiniz otuz dört soruluk bir anket hazırlamış. Bloglamanın yanında hacker, cracker, script kiddie ve lamerlıkla uğraşan blogcu arkadaşlar varsa bilimsel bir çalışmada yer alıp Türkiye’deki hack kültürünün günışığına çıkmasına yardımcı olabilirler.

At Gözlüğü ya da At Şu Gözlüğü!

Saturday, January 26th, 2008

Bu blog her zaman duyduğumuz gördüğümüz olaylara, hiç bakılmamış açılardan yaklaşmayı hedef alan bir kullanıcının nacizane blogu. Tam olarak ne demek istediğimi aşağıda, blogdan seçtiğim ve beğenerek okuduğum bir yazıyı paylaşarak açıklamak istiyorum:

    Robert Bosch’u tanıyor musunuz?Tanıyamadıysanız bir ipucu veriyim “Bosch Dayanıklı Ev aletleri” desem…Alman bir sanayici ve “manyeto” denen zımbırtıyı bularak mucit ünvanına sahip olmuş önemli bir zat…

    Ben bugün bu zat-ı muhteremin o meşhur lafına farklı bir açıdan yaklaşmaya çalışıcam,Robert Bosch abime özel bir gıcıklığım yok,anti-cermen falan da değilim,ama o meşhur sözü pek bi garibime gitti…

    Meşhur sözü hatırlayalım; “İnsanların güvenini kaybetmektense,para kaybetmeyi tercih ederim” Açık söyliyim,sözü ilk duyduğumda bende de “vay anası ecnebi-mecnebi ama gururlu adammış,dürüst esnafmış,sağlam demiş,delikanlıymış” gibi bir izlenim,etkilenim olmuştu..Hatta hatırlarsanız bir ara “Bosch” un reklamlarının sonunda bu söz vurgulanıyordu…

    Şimdi bu meşhur sözü bir daha yazıyorum; “İnsanların güvenini kaybetmektense,para kaybetmeyi tercih ederim” ve şimdi benim savım olan cümleyi yazıyorum “İnsanların güvenini kaybetmektense,insanların güvenini kaybetmemeyi tercih ederim”

    Robert Bosch abimin bu meşhur cümledeki hataları neler peki? Öncelikle Robert abim güven ve para arasında bir seçim yapıyor gibi geliyor ve ahlaki olanı yapıyor gibi,ama hayır!Bakın,aslında işin özü şu, Robert abim belli ki bir bok yemiş,bu güven kaybettirecek bir bok, ne olduğunu bilmiyorum ama yemiş bu boku… Şimdi durumu kurtarmak, yani kaybettiği güveni kazanabilmek için parayı öne sürüyor.. Yani paramı veririm, güvenimi geri alırım düşüncesine sahip.. Yani,sanki “para” burda bir rüşvet gibi, paramı kaybederim,karşılığında güvenimi geri alırım durumu var.. Hiç böyle düşünmüş müydünüz?

    Bir de burda şöyle bir çarpıklık var: Robert Bosch abim diyor ki, parayı veririm, güveni alırım, bu durumda, parası olmayan napıcak Robert abim, olmadı bak.. parası olmayanları kapsayacak bir söz söyleseydin daha bir evrensel olucakmış bu söz…

    Benim savım neydi ; “İnsanların güvenini kaybetmektense,insanların güvenini kaybetmemeyi tercih ederim” daha bir basit,daha bir duru… Güven kaybetmek insanların seçimlerinin bir sonucu değil midir? Yaptığımız hareketler, söylediğimiz sözler sonucu güven kazanır ya da kaybetmez miyiz? Yani bu bir tercih meselesi.. Öyleyse,ben insanların güvenini kaybetmemeyi ve de kaybettiğim ya da ileride kaybedeceğim güveni parayla karşılaştırmamayı tercih ediyorum…

    Saygılar efenim : )

At Gözlüksüz ve Duru Zihinli Günler,Farklı Açılardan Bakalım,Saçmalasak Bile : )

______

Ayrıca,blogda ilgimi çeken diğer yazılar:

İlintisiz Konular, Aklıma Takılanlar

Fantezi Olsun Diye Öss Girişimi

Otobüs Kaptanları ve Sivil Pilotlar

Düşmenin sınırı yok!

Tuesday, January 22nd, 2008

Hani bir fıkra vardır cehennemde her milliyetin kendine ait odası ve bu odanın kapısında da bir zebanisi bulunur. Bir istisna dışında: Türkler!

Bu durum diğer milletlerin dikkatini çeker ve bir gün neden Türklerin bulunduğu odanın kapısında bir zebaninin olmadığını bir başka zebaniye sorarlar. Zebaninin verdiği cevap basittir: Onlar odadan çıkmaya çalışanlara izin vermiyorlar ki!

Gerçekten de Türklerin böyle bir özelliği var. Bu özelliğimizin yansımasını gerçek hayatta görebilecegimiz gibi hazımsızlığımız sanal alemde de peşimizi bırakmıyor. En güncel örneği ise SahteUser1 adlı kullanıcının hazırladığı videoda saklı!

Başlıkta da dediğim gibi Düşmenin sınırı yok!

Not: Videonun ilk yayınlandığı blogun Wolkanca olması ise pek bir manidar.

Blog Kazanı ile Blograzzi’nin birleşimi:Blogmani

Saturday, January 5th, 2008

Ücretsiz bilgisayar dergisi Pozitif PC ve Pozitif PC editör blogundan tanıdığımız Barış Atasoy Türk Blogküresi için Blogmani adlı bir sistem yapmaya karar vermiş. Sistemin alt yapısını Wordpress ile oluşturduğunu belirten Atasoy sistemi kısaca şöyle özetliyor:

    Blogmani’de insanlar girdi yazabilecek ve bloglarını tanıtabilecekler. Blog Kazanı ile Blograzzi’nin birleşimi gibi görebilirsiniz.

Daha önce Blograzzi’ye birçok olumlu eleştiri getiren Barış Atasoy’un çalışmasının beta sürümünün ocak ayının ortasına doğru açılması bekleniyor.