World Wide Kazan | Blog Kazanı

Blog Kazanı

| bloglardan, blog yazarlarından ve blog okurlarından haberler

140 milyon internet kullanıcısı ile dünyanın en fazla internet kullanıcı sayısına sahip ülkelerinden biri olan Çin’de hükümetin blogcuların yazdıkları bloglara isimlerini belirtmelerine yönelik aldığı karar gelen tepkiler üzerine deÄŸiÅŸtirildi.

Daha önce blog yazarlarının isimlerini yazmalarını şart koşan Çin İnternet Danışma Kurulu, gelen tepkiler üzerine blog yazarlarının isimleri yerine Çin İnternet Danışma Kurulu tarafından sağlanacak bir kod almalarını istiyor. Alınacak kodun da isimle yapılacak başvuru ile alınacağı düşünüldüğünde gerçekte değişen hiç bir şey olmadığı ortada. Kurulun yaptığı bu değişikliğe Çin blog yazarlarının tepkisi ise merak konusu.

Evet neredeyse sonuna geldik. Ancak bu iÅŸin bir de google tarafı var ki Türkiye’de en çok tercih edilen arama motorunun google olduÄŸunu kabul edersek google’ın bu tür çalıntı içeriÄŸe karşı nasıl davrandığı çok daha önemli bir hal alıyor.

Peki google çalıntı bir içerikle karşılaÅŸtığında neler oluyor, bu durumun farkına varabiliyor mu, yazılarınızı çalan siteyi ÅŸikayet etmeniz bir iÅŸe yarıyor mu? Geçende bir zincir e-posta görüşmesinde Acemi Blogcu başından geçenleri anlattı. Yazdıklarının sadece zincir postaya dahil olan kiÅŸiler arasında kalmasını istemediÄŸimden Acemi Blogcu‘nun izniyle yazdıklarını buraya alıntılıyorum.

Herkese merhaba,

Ben bu tür kopyala yapıştır blogları pek takmıyordum açıkcası, geleceklerinin olmadığını düşünüyordum. Fakat geçenlerde rastladığım birisi beni hayrete düşürdü; eleman tasarımı ve içeriÄŸi (yorumlar vs de dahil) aynen kopyalamış :) Hadi bu akıllı bunu yapmış, peki Google’ın tepkisi ne olmuÅŸ duruma karşı?

Tabii ki elemanın tüm içeriÄŸini indeksleyip koymuÅŸ arayanların ulaÅŸması için :) Bundan sonra inancımı yitirdim Google’ın kopya içerik ayıklama yeteneklerine. Neyse, kısa tutayım, ne yaptım? Elemanın benim reklamlar yerine yerleÅŸtirdiÄŸi AdSense reklamlarındaki bir link aracılığı ile AdSense’e ÅŸikayet ettim (bir yerlerde bu ÅŸekilde ÅŸikayet etmenin daha etkin olduÄŸunu okumuÅŸtum). Sonra bununla da yetinmedim, girdim Google Sitemaps hesabıma elemanı bir de orada “kopya içerik” diye gösterip spam olarak ihbar ettim, ayrıca elemanın bunu çıkar amaçlı yaptığını vurguladım ve Publisher ID’sini burada da verdim.

Sonuç; eleman 3-4 gün sonra siteyi park etti :) Kullandığım yöntemlerden hangisi iÅŸe yaradı derseniz, kesinlikle hiçbirisi! Çünkü elemanın sitesi hala indeks’te; bkz.
http://www.google.com/search?source=…

Zaten büyük ihtimalle amacı da buydu. Yani, Google’a olabildiÄŸince link gömerek sonra oluÅŸturacağı trafiÄŸi diÄŸer projeleri için kullanmayı amaçlıyordu ve bunu baÅŸardı. Bugün neredeyse sadece Google trafiÄŸinin para kazandırdığı (hem AdSense gibi reklamlara tıklama oranları diÄŸer trafik kaynaklarına oranla daha yüksek, hem de çoÄŸu park programı, söz konusu binbir türlü hileye baÅŸvuran Türkler olduÄŸunda, sadece arama motorlarından gelen trafiÄŸi dikkate alıyor) düşünülürse, akıllıca da bir hareket yapmış, tebrik ediyorum.

AdSense’e ÅŸikayet etmenin çalışmadığını nasıl biliyorum? Benim ÅŸikayet ettiÄŸim dönemde kullandığı Publisher ID’si (pub-5904344363350396) ile reklamlar gösterilmeye devam ediyor (bkz. Google Cache). Eleman’ın yeni bir Publisher ID (pub-4629503510264083) kullanmaya baÅŸladığını da düşünecek olursak, AdSense’in sadece domaini yasaklamış olma ihtimalini düşük görüyorum. Belki sadece bir uyarı aldı ve kapatılır korkusu ile yeni bir hesap açarak devam etti, belki de
pis işler ile uğraştığı için zaten birkaç hesabı vardı, bilemiyorum :)

Önerim; boÅŸuna uÄŸraÅŸmayın. Belki nofollow ile iÅŸaret edilerek rezil etme yöntemi denenebilir ama o da ne kadar etkilidir, tartışılır. Ben Google’ın (ikametgahları ABD olan insanoÄŸullarının ifadesi ile) “Uluslar Arası” olarak tabir edilen içerik söz konusu olduÄŸunda İngilizce’de olduÄŸu kadar baÅŸarılı olamadığını düşünüyorum. İngilizce içerik üzerinden yaptığınız aramalar her zaman spam içerikten çok daha arındırılmış ve her zaman neredeyse kusursuz SERP’ler (arama motoru sonuç sayfası) ile geri dönerken, uluslar arası içerik çoÄŸu kez basit oyunlar ile yanıltılmış sonuçlar ile canınızı sıkıyor. Bu sadece Google Search için geçerli bir durum deÄŸil, Google tarafından sunulan hemen her servisin İngilizce dışındaki versiyonları kullananlara aynı keyfi vermiyor. Bu yüzden Google ile arama yapacaksam her zaman lokalizasyonu İngilizce’ye ayarlanmış google.com/ig üzerinden aramalarımı gerçekleÅŸtiriyorum ve bu durum Türkçe bir içeriÄŸe ulaÅŸmak istediÄŸimde de deÄŸiÅŸmiyor (com.tr ve com/ig üzerinden karşılaÅŸtırmalı arama yapmanızı ÅŸiddetle öneririm).

Bunun en büyük nedeni de bence lokal Google ofisleri (ya da lokalizasyon ile sorumlu “Uluslar Arası” personel). Örnek vermek gerekirse; Google AdSense ile iÅŸe ilk baÅŸladığım zamanlarda, güya hedeflenmiÅŸ reklamlar vaad eden programın, hiç de gösterildiÄŸi gibi baÅŸarılı olmadığını farkettim. Alakasız reklamları filitrelemekten sıkıldığım bir gün AdSense desteÄŸi ile iletiÅŸime geçtim. Uzun süren yazışma maratonlarımız sonunda derdimi Türk personele anlatamayacığımı farkettim ve doÄŸrudan İngilizce karşılık almayı umduÄŸum bir AdSense destek epostasına İngilizce olarak yazdım ve beni Türk yetkililere havale etmemelerini istediÄŸimi özellikle vurguladım. Ne oldu? Tek yazışma sonu sitemin reklam önbelleÄŸini temizlediler ve herÅŸey yoluna girdi :) Gerçi bu durum kısa sürdü ve yineledi (iÅŸ bilmez Türk AdWords kullanıcıları!), fakat yine de bir çözüme ulaÅŸmış oldum.

Demek istediÄŸim ÅŸu ki, bu iÅŸin en büyük suçlusu İngilizce dışındaki içeriÄŸi ciddiye almadığını düşündüğüm Google’dır. BelirttiÄŸim yöntemler ile insanların amaçlarına ulaÅŸabildiklerini ve kopya içerik konusunda Google’ı harekete geçirebildiklerini İngilizce bloglardan okuyoruz, hatta Matt Cutts kendi blogunda Sitemaps yönetimini öneriyor. Bizde aynı yolla sonuç ne oluyor? Hiç.

Üzücü, ama gerçek.

Sploglar bir çok blog yazarının yazma hevesini kırsa da onlara karşı alınabilecek yüzde yüz etkili bir formül malesef yok. Zaman ne getirir kestirmek güç ancak sploglara karşı en etkili yöntemin splog bildiriminde bulunduğumuz indexlerle arama motorlarının organize çalışması gibi görünüyor.

Bu yazı dizisininde bulunan diğer başlıklar:Blogküreyi “splog�lar bastı (Bölüm 1), Blogküreyi “splog�lar bastı (Bölüm 2)

Blogküreyi “splog”lar bastı baÅŸlıklı yazı dizisinin ilk bölümünü Blogküreyi “splogâ€?lar bastı (Bölüm 1) baÅŸlığıyla okuyabilirsiniz.

Sploglarla mücadele

Splogların içeriğinizi kopyalamasını istemiyorsanız yapmanız gereken tek ve çok basit bir şey var: kötü yazmak! Eğer kötü yazmıyorsanız ve dikkat çeken bir içeriğe sahipseniz splogların hedefindesiniz demektir. Neyseki eliniz kolunuz bağlı değil.

Sploglara karşı en etkili yöntem rapor etmek. Splogları rapor edebileceğiniz splog reporter ve splog spot gibi servisler var. Bu servisler bildirdiğiniz splogları arama motorlarına ileterek arama sonuçlarından bu blogların çıkarılmasını sağlıyor.

Blogunuzun içeriğini korumak için yapabilecekleriniz sadece rapor etmekten ibaret değil. Örneğin blogunuzda yer alan bir yazıyı yine blogunuzda yer alan diğer yazılara bağlamak splogcuların sizin blogunuzun içeriğini kopyalamaktan vazgeçirebilir. Ayrıca diğer yazılara giden linke tıklayan bir kullanıcı yazıların orjinal kaynağını yani sizin blogunuzu görecektir.

Her yazının altına uyarı koymak da splog üretenlerin sizin blogunuzu es geçmesi için geçerli bir neden olabilir. Ayrıca bu ifadeye sitenizin linkini ve rss adresini de koyarsanız uyarınız çok daha etkili olacaktır.

Yukarıda anlatılanları göz ardı etmeyin ancak unutmayın ki splogcular için aldığınız önlemler onları vazgeçirmeye yetmez, yetmeyecek.

Geçtiğimiz günlerde blog kazanı da dahil olmak üzere birden çok blogun içeriğini kopyalayan bir splog (lanlun nokta net) sahibi bize e-posta ile ulaşarak kollektif bir blog ürettikleri iddiasıyla bloglarına blog kazanında yer vermemiz gerektiğini yazmıştı. Ağlanacak halimize güldük tabi bir de yüzsüzlüğün bu kadarına şapka çıkarttık!

Splog dediğin bir iki tık!

Blogkürede bir yandan splogların önünü kesmek bir yandan da splog üretmek için çarpışan iki taraf var. Splog üretmek için harcanan mesai daha çok bu işin alt yapısını oluşturan yazılımlara harcanıyor zira bu yazılımlardan birine sahip olan bir internet kullanıcısı bir iki tıkla splogunu oluşturabiliyor.

Splog üretimi için gerekli yazılıma sahip olmanın bedeliyse 97 dolar ile 300 dolar arasında değişiyor. Ben bu yazı için araştırma yaparken splog üreten 11 farklı programla karşılaştım. Teknik olarak birbirileriyle hemen hemen aynı özelliklere sahip programların hepsi de alanlarında en iyi olduklarını iddia ediyorlar.

Blogküreyi “splog”lar bastı baÅŸlıklı yazı dizisi google örneÄŸiyle devam edecek.

Hormel Foods Corporation’ın 1930larda domuz etine tuz, su, ÅŸeker ve sodyum nitrat ekleyerek ürettiÄŸi ürününe verdiÄŸi Spam adı günümüzde onu aÄŸzına hiç koymamış milyonlar tarafından telaffuz ediliyor.

Yol açtığı milyonlarca dolar zararın yanında iş gücü kaybına da neden olan spam artık sadece e-postadan da ibaret değil!

Splog nedir?

GeçmiÅŸi 2002 yılına kadar uzansa da 2005 aÄŸustosunda Weblogs Inc. yatırımcılarından Mark Cuban’ın kullanımıyla popülerleÅŸen spam blog’lar günümüzde arama sonuçlarında sıkça karşımıza çıkarak arama deneyimimizi olumsuz etkiliyor, zamanımızı çalıyor dolayısıyla bilgiye eriÅŸimimizi güçleÅŸtiriyor.

Blogküredeki oranı yüzde seksenlere kadar ulaÅŸan spam bloglar (splog) genellikle reklam geliri elde etmek ve google’ın arama algoritmasında önemli bir yer tutan Page Rank deÄŸerlerini artırmak için hazırlanıyorlar (hazırlanıyordan kasıt sadece bir kaç tık). Splogların sayısı o kadar çok ki blogkürenin içinde bir de splogküre (splogosphere) barındırdığı, weblogs.com‘u pingleyen blogların yüzde yetmiÅŸ beÅŸinin splog olduÄŸu söyleniyor. Blogların bu kadar popüler olmasına ön ayak olan blogger üzerindeki her beÅŸ blogdan birinin spam amaçlı yapıldığı da splog konulu araÅŸtırmalarda yer alan bilgiler arasında.

Splogları üretim açısından ikiye ayırmak mümkün. Bunlardan ilkinde splog sahibi konuları, anahtar kelimeleri ve link verilecek siteleri belirleyerek otomatik bir içerik üretiyor. İkincisi ise belirlenen sitelerin (genellikle bunlar çok okunan siteler arasından seçiliyor) rss kaynaklarını kullanarak diğer sitelerdeki içeriği olduğu gibi kopyalıyor.

Otomatik üretilen içerik genelde anlamsız ve çok sık tekrarlanan anahtar kelimelerden (keyword) oluştuğu için bu blogların splog olduğunu anlamak daha kolay olabiliyor.

DiÄŸer sitelerin rsslerinden beslenen splogları anlamak internetle yeni tanışmış bir internet kullanıcısı için neredeyse imkansız. Anlamlı cümleler, kaliteli içerik… Bu tür splogların ziyaretçinin gözüne sokulan reklamlarını saymazsak okur açısından bir zararının olmadığını düşünenler de var. Ancak ortada içerik hırsızlığı ve çalıntı içerikten elde edilen bir haksız kazanç söz konusu olduÄŸu gibi splog üretimi beraberinde telif hakları ihlalini de getiriyor.

Blogküreyi “splog”lar bastı baÅŸlıklı yazı dizimiz sploglardan korunma yolları, splog üreten uygulamalar ve bu konuda gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz bir mail zincirinde konuÅŸulanlarla sürecek.

Geride bıraktığımız hafta 2.2 sürümü çıkan ve yüzbinlerce blogun alt yapısını saÄŸlayan wordpress dördüncü yılını bir partiyle kutluyor. Yarın San Francisco’da düzenlenecek parti Thee Parkside‘da gerçekleÅŸtirilecek.

Wordpress’in ilk sürümü 27 Mayıs 2003 tarihinde blogculara sunulmuÅŸtu.

Nisan ayında çıkması beklenen Wordpress’in 2.2 sürümü Wordpress Getz bugün yayınlandı. Bu yazıyı yazdığım saatte 7,506 defa indirilen 2.2. sürümü hakkında detaylı bilgiye Wordpress Türkiye ve Acemi Blogcudan ulaÅŸabilirsiniz.

Görsel, iÅŸitsel, dokunsal, sanatsal, dijital, inovatif, provakatif blog isbn9760806‘in bildirdiÄŸi walk2web sayesinde bloglarınız ve onlara link veren diÄŸer yerler arasındaki baÄŸları görebilir ve bu baÄŸlar arasında gezebilirsiniz.

Canı sıkılan bir blogcu için eğlenceli bir araç.

2401 tema bir arada

Arkadaşın derdi neydi bilmiyorum ama tamı tamına 2401 wordpress temasını bir araya toplamış. Tema paketi 250mb’lık bir boyuta sahip. Devasa tema paketini buradan indirebilirsiniz.

ScanSafe adlı güvenlik firmasının yaptığı Global Threat Report adlı araÅŸtırmaya göre her 5 blogdan 4′ü pornografik ve yetiÅŸkin içerik bulunduruyor. AraÅŸtırmadan çıkan bir baÅŸka sonuç ise blogların %6’sında virüs ve spyware olduÄŸuna iÅŸaret ediyor.

İlk sayı kapağında scobleizer blogunun yazarı ve Microsoft çalışanı Robert Scoble’ın yer aldığı Blogger&Podcaster adlı yeni bir blog ve podcast kültürü dergimiz var. Tasarımından içeriÄŸine kadar özenle hazırlandığı belli olan Blogger&Podcaster’ın bu sayısı 48 sayfa. Amerika için bir yıllık dergi abonelik ücreti 79 dolar olan dergiyi Amerika dışından takip etmek isterseniz bu fiyat 99 dolara çıkıyor. İşin güzel tarafı dergiye para ödemek istemeyenler için derginin bir de ücretsiz eriÅŸilebilen internet versiyonunun olması.

Dergi fikrinin arka planını merak edenler için dergi sahibi Larry Genkin ile dergi üzerine yapılan bir röportajı buradan okumak mümkün.

Sayfa (5): « İlk ... « 1 2 3 [4] 5 »

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

  • Register

Blog gerçekleri

Blog okurlarının sadece %38'i blogları takip etmek için RSS bağlantılarını kullanıyor.





Destekle!


dengeli beslenmek sağlık açısından faydalıdır. dengeli beslenmek istiyorsanız blog kazanına abone olun!

Blog Kazanı RSS Aboneliği


kazan postası
abone olmak için e-posta adresinizi girin:



web counter