11 Dec
abacus yazmış ve Akşam Gazetesi, Ali Saydam, blogküre ile etiketlemiş
Yazar, halkla iliÅŸkiler ve iletiÅŸim uzmanı Ali Saydam’ın AkÅŸam Gazetesi’ndeki köşesinde yer alan Benim ‘blog’um da yok Facebook üyeliÄŸim de! baÅŸlıklı yazısına blogküreden cevap geldi.
Saydam’ın yazısı hazır üstünkörü bir Facebook çözümlemesi yapmışken aradan blogları da çıkarayım mantığıyla yazılmış bir yazı hissi veriyor. Yoksa Ali Saydam gibi bir iletiÅŸim ustasının en azından blogların iPod’un satış rakamına yaptığı katkıyı bilmemesi mümkün mü?
10 Nov
nahnu yazmış ve ekşi sözlük, kapatma, sansür, ssg, turk.internet, wordpress.com, yasak ile etiketlemiş
Turk.internet’in haberine göre EkÅŸi Sözlük’ün kurucusu Sedat KapanoÄŸlu WordPress yasağını kaldırtmak için mahkemeye baÅŸvurmuÅŸ [via]. Sedat KapanoÄŸlu, nam-ı diÄŸer ssg, bu kapatma kararının Wordpress.com üzerinde olan kendi blogunu da kapsadığı için kiÅŸisel özgürlüğünü olumsuz etkilediÄŸi ifade etmiÅŸ.
Hatırlanacağı üzere, turk.internet daha önce de Wordpress.com‘un kurucusu Matthew Mullenweg ile konu üzerine bir söyleÅŸi gerçekleÅŸtirmiÅŸti.
26 Aug
zee yazmış ve alışkanlıklar, blogcular, türk blogküresi, Türkler ile etiketlemiş
Biz Türklerin “garip alışkanlıkları” var.
Fakat bu alışkanlıklar adeta kültürümüzün bir parçası gibi bizi dünyaya tanıtmaya başlayalı çok oldu. Ama internet icat oldu ve bu süreci daha da hızlandı. Bu alışkanlık diye söylediğim şeyler her sabah spor yapmak, günde iki kez dişlerini fırçalamak ya da yatmadan evvel üç beş sayfa kitap okumak falan değil.
Adını koymaya çekiniyorum ama hafif tabirlerle şöyle diyeyim:
Biz müşkülpesent ama işgüzar, fingirdek ama muhafazakar, kurnaz ama saygıdeğer insanlar olmaya çalışıyoruz. İşte bu durumlar bizi dünyaya tanıtırken yaka silkilen insanlar diye göstermeye başladı bile.
Eskilerden bir tanıdığım avrupada uzun süre gezmiş tozmuş birisiydi. Uyuşturucu alıp sattığından avrupanın her ülkesini görmüş, her milletini tanımıştı. Bunu da geçin Afganistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri de çok iyi biliyordu. Ama hala sadece Türkçe konuşuyordu. Bunu ancak bir Türk başarabilir zaten.
Bir gün bana “Avrupa’da bir Türk’ü ve bir Portekizli’yi nasıl ayırt ediyorlar biliyor musun?” dedi. Haliyle bilmiyordum. “EÄŸer bir toplu taşıma aracındaysalar ellerinde okunacak bir ÅŸey olmayan iki millet bunlardır. Ya boÅŸ boÅŸ duruyor ya da muhabbet ediyorlardır. Bunu herkes bilir. Gidince görürsün” dedi.
Bir örnek daha. Amerika’da bir adam metroda jetonlu telefonla konuÅŸurken durduk yere telefonu tekmelemeye baÅŸlıyor. Yanına hayırdır diye yardıma giden baÅŸka bir adam durumu öğreniyor ki telefondan adam jetonunu almaya çalışıyor. Neden sorusu ise konuÅŸmam bitti telefonla jetonumu vermiyor oluyor. Evet bu ikiside Türk.
İşte eskiden dünya bizi bunlarla tanıyordu. Çok hızlı yayılmıyordu bazı konulardaki ünümüz.
Åžimdi mi? İnternetten tanıyorlar. Hem de çok iyi tanıyorlar. Mesela Hollanda’da webcam chat sitesi yapıp ödül alan birisi ordan tanıştıklarından aldığı bilgiler ile PKK terörünün neden çözülemediÄŸi üzerine bana yorum yapabiliyor.
Yani internette kendimizi ister istemez tanıtıyoruz. İşte bu garip alışkanlıklarımızda bu tanıtımda önemli argümanlar oluyor. Bedava bir servis çıkıyor yurt dışında ve biz onu o kadar çok sömürüyoruz ki bir süre sonra Türk IP numaraları banlanıyor. Bir porno site çıkıyor ortaya bir bakıyoruz mahkemelerimizin yasakladığı gizli çekimler oralarda fink atıyor.
Bir reklam servisi çıkıyor ortaya o kadar çok sömürüp, hile hurdayla iÅŸe saldırıyoruz ki servis bize hizmet vermemeye baÅŸlıyor. Bir ödeme sistemi Avrupa’da peydah oluyor ve bir süre sonra hem bizim bankalarımızın hem o sistemin artık Türklerden illalah etmesinden Türkiye’ye sınırlı eriÅŸimler sunmaya baÅŸlıyor.
Sözü dönüp dolaÅŸtırıp getireceÄŸim yer ÅŸurası; biz blog dünyasında da bu “garip alışkanlıkları” yeni kılıflarında sunmaya baÅŸladık.
Blograzzi diye bir şey çıktı hepimiz bloglarımızı tanıtalım diye saldırdık. Sonra tuttuldu oralarda tartışmalar çıkartıldı, ayrılıklar aldı başını gitti. Üyesi olmama rağmen ben de ısınabilmiş değilim sistemlerine.
Ama bu kavgalarda kavga eden taraflar bir birlerini asıl olarak ÅŸu noktada suçladı. ” Beni kullandın benden prim elde ettin page rank yükselttin, adsense kazandın ” falan filan dendi. Bu da iÅŸte tıpkı gurbette Türk’ten kazık yiyen Türk’ün haline benzemiyor mu?
Peki bloglarımızın kitsch içerikle dolu olması acaba Avrupa’da toplu taşıma araçlarında seyahat ederken birÅŸeyler okumak yerine etrafı seyretmemizden olabilir mi?
Peki bir site dünyaca tanınmış bir ansiklopedi sitesine benzer domainini yönlendirip, bu siteden güya Page Rank deÄŸerini yükseltiyor. Ve sonra sitesini açıp üyelikler veriyor. Bu da tıpkı Amerika’da jetonla görüşürken jeton bitince telefona tekmeyi basıp yeni jeton almaya çalışan Türk’ün hali deÄŸil mi ? ( bu arada malum siteye link vermeyin, sandbox sisteminin hoÅŸuna gitmeyecektir)
Az çok reklam alan, reklam veren, SEO, websitesi iÅŸlerinden anlayan birisi olarak söylemek isterim arkadaÅŸlar: Blog yazarak para kazanamazsınız. En azından bir alanda gerçekten uzman deÄŸilseniz kazancınız uzun sürmeyecektir. O yüzden bu kavgaları, uyanıklıkları, “garip alışkanlıkları en azından internette artık bırakın.
Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez derler hani.
Haydi blog ola…
13 Aug
superadam yazmış ve Arda Kutsal, blog, blog küre, Blograzzi, Eda Suner, eleştiri, Gündem ile etiketlemiş
İlk kez kazanda gündeme gelen spam benzeri saldırılar ile beta sürecinin ilk günlerinde hayli hareketli günler yaşayan Blograzzi, yeni arayüzü ve algoritaması ile bir süre için polemiklere nokta koymuştu.
Ancak Türk blog küresinin reklam peÅŸinde koÅŸan yüzleri, Blograzzi’nin reytinginden istifade ettiklerini unutup, çamur atmaya baÅŸladılar bile. Ne kadar doÄŸru iÅŸleyip iÅŸlemediÄŸini tamamen kullanıcıların belirlediÄŸi, web2.0′ın özündeki felsefeyle hareket eden bir projeyi bu derece küçümsemek hem Arda Kutsal’a hem de beraber çalıştığı arkadaÅŸlarına hakarettir diye düşünüyorum. Blograzzi’den bugün memnun deÄŸilseniz, bunun tek sebebi yine sizlersiniz.
Kazan‘da ilk eleÅŸtiriler yapıldığında, hedef gösterilen isimler maalesef bugün “tu kaka” diyerek ayrılıklarını duyuruyorlar.
Blograzzi ile ünlenen, televizyonlara çıkan ve bugün Blograzzi’den ayrıldığını müjdeymiÅŸ gibi duyuran bir blogger, sıfırdan şöhret olduÄŸu, özel mesajlarla backlink takası yaptığı, yorumları ile veritabanını ÅŸiÅŸirdiÄŸi sistemi bugün yerin dibine sokuyor.
Bir projeyi desteklemekten öte onu nasıl yerin dibine sokabiliriz felsefesinden uzaklaÅŸamadığımız müddetçe Volkan’ın da dediÄŸi gibi “Biz adam olmayız!” …
08 Jun
abacus yazmış ve buzz, link vermeme sendromu, opereysin, piramit, wolkanca ile etiketlemiş
Türk blogküresinde diğer bloglardan alıntılanan yazılara link vermeme gibi bir problem var. Bana göre kaliteli içeriğin önündeki en önemli problemlerden biri bu. İşin ilginç tarafı herkes bu durumdan şikayetçi ama değişen bir şey yok. Bu konu dillendirilmedikçe de değişecek gibi görünmüyor.
Eylül 2006 yılında Opereysin’da piramitlerin yapım sürecine dair bir yazı dizisi yayınlandı (Piramitler nasıl inÅŸa edildi? 1 2 3). Oldukça ilgi çekici bu yazı blogcuların dikkatinden de kaçmadı. Hikayenin bundan sonrasını Opereysin’dan dinleyelim:
Yazıyı alıntılayan blogculara orjinal yazıya link vermeleri konusunda mail gönderdiklerini ancak bir cevap alamadıklarını belirten Opereysin yazarı victory çareyi böyle bir yazı yazmakta bulduklarını söylüyor.
Bakalım Opereysin’da yayınlanan Piramitler nasıl iç edildi? baÅŸlıklı yazıdan sonra bu durum deÄŸiÅŸecek mi?
17 May
nahnu yazmış ve bildirgeç, google adsense, incil, komunite, kutsal kitap, misyonerlik, pilli network, reklam, reklam veren, topluluk ile etiketlemiş
Ücretsiz İncil dağıtımı yapan misyoner sitelerinden birisi Bildirgeç’e Google AdSense üzerinden(zannediyoruz bu siteye reklam verin baÄŸlantısı yolu ile) reklam vermiÅŸ.

Bildirgeç ahalisi gibi çeşitli hassasiyetleri bünyesinde barındıran bir kitleden, bu konuda herhangi bir tepki gelmemesi mümkün değildi, ve gelmiş de. Çeşitli bloglar bu konuyu sayfalarına taşımışlar:
Ayrıca konu ile ilgili bir başlık da Torpilli de açılmış,
İnsanların güzel buldukları ve kabul ettikleri dinlerini çeşitli yollardan tanıtmaya çalışmaları, tebliğ etmeleri kadar doğal bir yol olamaz diye düşünüyorum, şahsen. Bildirgec.org bunun için ne kadar uygun bir ortam, ne kadar değil her zaman tartışılır. Bunun kararını reklam veren misyoner sitesi elbette düşünmüştür, ki zaten reklam vermiş.
İşin Pilli Network’e bakan yanı ise galiba “kiÅŸisel sitesinde filtreleyeceÄŸi bir reklamı, içeriÄŸine katkı saÄŸladığı bir sitede gören kullanıcı ne hisseder ?” sorusu. GeliÅŸmelerle birlikte olacağız.
27 Apr
nahnu yazmış ve başlık, etek altı, hit, keyword, Msn, oyun, PR, SEO, wolkanca ile etiketlemiş
Wolkanca her telden ve her türlü yazı ile karşımıza çıkan bir blog. BildiÄŸiniz gibi google’da ne yazarsanız aradığınız sitenin hemen alt sıralarında, aynı arama sayfasında bir yerde wolkanca’nın adresine rastlamak mümkün :)
Eşsiz bir SEO çalışmasının yanında bu sonucun bir sebebi de yazı başlıklarında gizli. İsterseniz ne demek istediğimizi wolkancanın en çok hit alan yazılarına bir göz atarak anlatmaya çalışalım:
İşte gördüğünüz gibi amiyane tabir ile Google’a oynayan bir blogger. Ama öbür taraftan da makyavelist bir mantıkla bir çok internet kullanıcısını kendisinden haberdar ediyor. EtikliÄŸi her zaman tartışılabilir, lakin tekrar etmekte fayda var: wolkanca’nın blogu çok baÅŸarılı bir SEO çalışmasıdır. Bu yönden tebriÄŸi hak ediyor.
26 Apr
nahnu yazmış ve A. Selim Tuncer, blog, bloglama, günce, Mental Masturbasyon, mentar ile etiketlemiş
BilindiÄŸi üzere eÄŸer blog yazamaya baÅŸlamışsanız önünüzdeki ilk yüz blog yazısından birisini “yav bu blog kelimesinin türkçesine ne diyelim” minvalinde geliÅŸen paragraflara ayırmanız ÅŸart ve gerektir. Bu artık bir gelenek olmuÅŸ sanki.
Çeşitli yorumlar ve anket çalışmaları dahi yapılabilir, yapılmıştır da.
Hatta bunlardan birisine en son, Mental Masturbasyon adlı blogda denk geldik. Talihsiz bir şekilde, Blog Kelimesinin Karşılığı = Günce şeklinde sunulmuş.
“Günce” gerçekten içinize siniyor mu sinyor ?
Bu konuyla alakalı en beÄŸenediÄŸimiz yorumlar bir vakitler A. Selim Tuncer‘in blogunda yapılmıştı. Okumak için: Åžu “blogâ€? sözünü bir tatlıya baÄŸlasak mı?
26 Mar
abacus yazmış ve ansiklopedi, bilgi, postit, vikipedi, wikipedia ile etiketlemiş
Son zamanlarda bir çok arkadaşımdan Vikipedi Türkiye yöneticileri için sitem dolu sözler iÅŸittim. Vikipedi Türkiye’de neler oluyor bilmiyorum ama postitler blogunun yazarı Selim NaiboÄŸlu tartışmayı baÅŸka bir yöne çekiyor ve ansiklopedi yazmak ortalamanın iÅŸi midir ? diye soruyor.
NaiboÄŸlu’na katılanlar olduÄŸu kadar karşı çıkanlar da var. Söyleyecek sözü olanlar için tartışma devam ediyor…