Blog Kazanı

Bloglardan ve blog yazarlarından haberler

RSS-EMS blogunun sahibi arkadaşımız Rıza Selçuk Sağlam sahte siteri google’a birdirmemiz bir grafik hazırlamış, eline sağlık.

spam formu

Peki ne işe yarar bu? Kazanda daha önce de konuştuğumuz içerik hırsızlarını, kopya siteleri google’a bildirerek onların indexlenmesini ya da adsense hesaplarının kapatılması sağlamak gibi internet aleminden bir nev-i sürülme olayını sağlar. Google’dan sürülmek demek şu an için bununla eş değer.Size Rıza Selçuk’un hazırlamış olduğu butonu kullanmak için bir şans vermek istiyorum. Bakınız bu Selim’in kişisel sitesi. Bu ise Rıza Selçuk‘un. Şimdi napıyoruz? Doğruca Rıza’nın bloguna gidip Rıza’yı google’a şikayet ediyoruz.
Kopyacılığın ne olduğuna dair bir küçük fikri olsa eminim Rıza’da aynı şeyi yapardı. [via]

Blog Kazanında yayınlanan tüm yazıları ücretsiz ve hızlı bir şekilde takip etmek için RSS beslememize abone olun.

Uzun zamandır ara verdiğimiz röportajlarımıza Yeni Şafak Gazetesi teknoloji editörü Melih Bayram Dede ile devam ediyoruz. Sorularımıza az ama öz cevaplar veren Dede ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satır aralarında geleneksel medyanın bloglara bakış açısından blogların geleceğine kadar birçok detay gizli.

Bir gazeteci olarak blogları diğer meslektaşlarınızdan daha iyi tanıyorsunuz. Peki bilgisayar ve internet teknolojileriyle arası bozuk olan meslektaşlarınızın ‘blog’lara bakış açısını gözlemleme şansınız oldu mu?

‘Blog’ların geleneksel yapıdaki (kâğıda iman eden) gazeteciler tarafından ciddiye alındığını söyleyemem. ‘Blog’ların geçici bir heves olduğu yönünde bir yaklaşım var. Onlar için internet, arama motorlarından bilgi arayabilecekleri bir mecra. Bu aramalarda talihine bir ‘blog’ çıkarsa ne âlâ. FeedReader’la ‘blog’ları izleyen gazeteci bulmak (en azından benim çevremde) çok zor.

Bu noktada gazete yönetiminin çalışanını eğitmediği için suçu yok mu sizce? Sonuçta RSS ile bilgi akışını farklı kaynaklardan takip etmek bir gazeteciye hız ve farklı bakış açıları kazandırabilir.

Bu ‘her şeyi devletten beklemek’ gibi bir şey olur her halde. En doğrusu, gazetecilerin kendilerini geliştirmelerini beklemek olmalı. Bu da biraz teknolojiyle haşır neşir olmakla sağlanabilecek bir şey. Siz bloglara odaklandığınız için, geneli kaçırıyor gibisiniz. Aslında ‘blog’ odaklı bir eğitim yerine ‘teknolojinin mesleki amaçlarla verimli kullanımı’ gibi bir kurum içi eğitim daha yerinde olur. Çünkü hâlâ teknolojiyi verimli kullanmaktan aciz bir çok gazeteci var!

Bir teknoloji editörü olarak Türk blogküresindeki teknoloji bloglarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknoloji haberleri veren siteler kadar yetkinler mi?

Birçok olayı ‘blog’lardan öğrendiğimi itiraf etmeliyim. ‘Blog’lar daha dinamik. Haber yayma, tepki verme hızları çok iyi. Ancak hız, bazen kazaları da beraberinde getirebilir. Yanlış bilgileri doğru sanıp yaymak iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle, sadece aktarıcı olmak yerine, araştırıp yazmayı daha olumlu buluyorum.

.
Teknoloji ‘blog’larının haberi verme hızı Türk blogküresi için geçerli mi?
.

Hız konusunda, Türkçe ‘blog’lar da oldukça hızlı. Zaten daha çok Türkçe ‘blog’ları izlemeyi yeğliyorum. Neye nasıl tepki verildiği, nasıl yorumlandığı, olayın kendisini doğru değerlendirmek için çok önemli. Habere yapılan bir yorum, orada geçen küçük bir ipucu, olayı algılama ve analiz etme biçiminizi değiştirebilir.

Bilişim Muhabirleri Derneği’ne kayıtlı muhabirlere baktığımızda bu muhabirler arasında blog sahipliği oranının düşük olduğunu görüyoruz. Bu bir tezat değil mi?

Bilişim Muhabirleri Derneği özelinde cevap vermem doğru olmaz. İnsanların ‘blog’ açıp açmamasını, nasıl değerlendirmeli bilmiyorum. ‘Blog’ açana kafadan artı bir verebilirsiniz ama, açmayanın da bu kendi tercihi.

İnternet gazeteleri de okurlarına ‘blog’ servisi sunmaya başladı. Gazetelerin ‘blog’ servisi açmasını ‘blog’ pastasından pay kapmak için mi, yoksa gerçekten samimi bir girişim olarak mı değerlendiriyorsunuz?

‘Blog’ servisi açan gazetenin bunu hayrına yaptığını, bir düşünce paylaşımı, beyin fırtınası olmasını arzu ettiği için bu hizmeti sunduğunu düşünmüyorum. Onlar için ‘blog’, güzel kadınların arzı endam ettiği foto galerilere ‘ileri ileri’ diye tıklayarak kendilerine daha fazla sayfa gösterimi kazandıran kitleye yeni kitleler eklemek için kullandıkları, site hareketliliğini artıran bir unsur bence.

Bloglar halen (gazete/dergi/kitap vs) yazarlar tarafından keşfedilmiş değil, bunda teknoloji ve internet kullanımının düşüklüğü dışında başka bir faktör olduğunu düşünüyor musunuz? Okuyucuların aktifliği onları frenleyen etken olabilir mi?

Kimse iktidarını paylaşmak istemez. Gazete yazarları (burada daha çok gündemle ilgili yazanları kastediyorum) tek taraflı (etkileşimsiz) bir yayın tarzını sürdürüyor. İstediğini yazıyorsun ve birine haksızlık etsen bile mahkeme seni haksız bulmadıkça düzeltme yayınlamamak gibi bir ‘güc’ün var. (Bunu olumlu bir davranış olarak söylemiyorum) Hâl böyle olunca, bu kişi dokunulmaz oluyor. ‘Blog’lar onun alanına girer, onun iktidarına ortak olur mu? Şimdilik hayır! ‘Blog’ların kendine has bir evreni var. Türkiye’nin ‘amiral gemisi’nde yazan adama göre, ‘blog’lar ne yazsa boş. Belki de ‘çocuklar eğleniyor’ diye düşünüyor olabilir, kim bilir?

İnternet kullanımının düşük oluşunu ‘blog’ların fazla yayılmamış olmasında bir ilgisi yok. En azından Türkiye’deki 16 milyon internet kullanıcısının hepsinin gündemine girebilmiş değil ‘blog’lar. Gazetelerde bazen haftasonu eklerinde magazin unsuru olarak kullanılan ‘blog’çularla yapılmış röportajlar görüyoruz ama, hepsi bu kadar.

.
Okuyucuyla yüzleşmekten mi korkuyorlar?
.

Sitelerinde yorum yazma imkânı sunan gazetelerin, yazarlarının yazılarına yorum yazılmasına izin vermediğini görüyoruz. Bu belki size bir ipucu verebilir. Birçok köşe yazarı da, köşelerinde e-posta adreslerini çıkardı. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün.

Birincisi, köşe yazılarının altına yorum ekletmek yazarın dokunulmaz saydığı alanına müdahale gibi algılanıyor olabilir. ‘Bu kadar mücadele verdim köşe yazarı oldum, kendime lâf söyletmem’ diyor olabilirler mi?

İkincisi, internet kullanıcılarının hepsi sizin gibi ‘okumuş çocuk’ değil. Gelen yorumları görseniz, mideniz bulanır. Küfürlerden psikolojiniz bozulur. Bu nedenle ‘etkileşim’ konusunda tutucu olunduğu da düşünülebilir. Köşe yazarlarının e-posta adreslerini siteden çıkarması da bundan.
Peki ne olacak? Ben, herkesin yazdığı satırdan, söylediği sözden doğacak sonuçlara katlanmasından yanayım!

.
Peki bloglar gelecekte medyanın ulaştığı güce ulaşıp gündem yaratabilirler mi?
.

Gündem yaratabilirler, evet. ‘Blog’lar yoluyla çok önemli bir bilgi yayılabilir ve sözkonusu ‘blog’  bomba bir haberin kaynağı olabilir. Ancak birçok kişi gibi ‘bloglar medyanın yerini alacak, gazeteleri silip süpürecek’ gibi savlara inanmıyorum. Böylesine iddialı bir düşünceye kapılırken, gazeteleri kurumsal manada tanımakta yarar var. Bugün ‘internet haber siteleri gazeteleri bitirecek’e çıkan birçok söylev dinliyor, okuyoruz. Oysa internet haber sitelerine alıcı gözüyle baktığımızda, içeriklerinin çoğunun gazetelerden aşırma olduğunu, geri kalanının ise ‘işlenmemiş ajans metinleri’ olduğunu görürüz. Örneğin, gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri röportajdır. Gazetelerin yerine talip olanların bundan haberi yok. Şu an siz bile bu röportajla ‘internet gazetesi’ geçinenleri ‘gazetecilik anlamında’ ezmiş bulunuyorsunuz. Bugün kendi muhabirleriyle olayları yerinde izleyen, gerçek manada gazetecilik yapan, basın toplantılarına muhabir gönderen, araştıran, röportaj yapan internet haber sitesi hemen hemen yok gibi. Haber Türk, ‘internetin Hürriyet’iyiz’ diye geçiniyor ama, şu an internette gazete gibi çalışan, istihbarat, ekonomi, politika, dış haberler servislerini kuran ve bu servislerde ‘gazeteci’ istihdam eden ilk site GazetePort’tur. Bu deneyimi o anlamda önemsiyor ve takip ediyorum. Bir ara, NTVMSNBC, ‘gazetecilik’ yapıyor, muhabirleriyle olayları izliyordu. Ancak şu an bu NTVMSNBC, o NTVMSNBC değil!

Biz Facebook’taki grubumuza üye olduğunuz ve blog kazanına bıraktığınız yorumlardan dolayı bizi takip ettiğinizi biliyoruz. Peki takip ettiğiniz diğer Türkçe bloglar neler?

FeedReader’la çok sayıda ‘blog’u takip ediyorum. İsim vermek gerekirse (hepsi blog kategorisine girmese de) Buram Buram Silikon Vadisi, Anafikir, Bildirgeç, Burak Dayıoğlu, Pardus projesi lideri Erkan Tekman’ın ‘et’s R’n'R gumbo’su, Fazla Mesai, Mehmet Nuri Çankaya, Mürekkep, Nahnu, Pardus Dünyası, Linux Gezegeni, Pinguar, Çağlayan Arkan bloglarını sayabilirim. Diğer yandan, Oyyla, Tusul, Yumile, Bağcık, Linkibol, Reddit gibi sosyal imleme siteleriyle ulaştığım kaynaklar daha geniş bir yelpaze oluşturuyor. Son olarak eklemeliyim ki, takip ettiklerim burada saydıklarımla sınırlı değil!

Habari Project is a new blogging platform, it’s a free software released under Apache License 2.0. The name of the project, “habari” is a Swahili word; the meaning of that word is “News”. Habari Project started with the slogan “Spread the News”, and its aim is to represent a fresh start to the idea of blogging.

Habari relies on PHP5 with PHP Data Objects (PDO); some servers does not still support PHP5, so before installing you should learn the PHP version of your server. And Habari works with various SQL databases (MySQL, PostgreSQL, SQLite). Habari is strongly object oriented, and implements the full suite of the Atom Publishing Protocol. Installing Habari on a server and using Habari is not difficult. The admin panel interface is very simple. Habari is still under development, the latest version is 0.2. (It can be downloaded from the project page) tamamını oku »

Derin Suları blogu yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz.

Blog yazarları alternatif düşünce üretemiyor

.
Bloglar ne zaman Türk siyasetinde etkin olacak?
.

Yakın bir gelecekte böyle bir şeyin olabileceğini zannetmiyorum. Türk siyasetinin öncelikli ihtiyaçları arasında blog yazarlığı var mı, ondan da emin değilim. Çünkü blogların herhangi bir alternatif ortaya koyabilmesi için, öncelikle bloglarda alternatif düşünce üretilebiliyor olması lazım. Bu da, benzerine başka hiçbir blog ya da gazetede rastlayamayacağınız türden özgün düşünceler ortaya koyan çok sayıda blog yazarının ortaya çıkması ile mümkün olabilir. tamamını oku »

Derin Sular blogunun yazarı Serdar Kaya ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

AKP bağımsız adayların önünü tıkadı

.
Bağımsız adayların sayısının artmasını neye bağlıyorsunuz?
.

Serdar Kaya:Bağımsız adayların sayısının artması, adaletsiz seçim sisteminin ve özellikle de yüksek seçim barajının bir sonucu. Milyonlarca vatandaşımızın (ideolojileri ne olursa olsun) mecliste temsil edilmemesinin izah edilebilir bir yanı yoktur. AKP’nin seçim barajını düşürmemesi ve hele bağımsız adayların işini zorlaştırması ise, bireysel haklar adına (samimiyetle atıldığını düşündüğüm) onca adımdan sonra pragmatik nedenlerle işlenmiş olan affedilmez bir hürriyet suçudur. Böyle bir suçun da mazereti olamaz. tamamını oku »

42 milyon 533 bin 41 seçmenin Türkiye’nin kaderini belirleyeceği 22 Temmuz’a az bir zaman kala Türk blog küresinin en aktif fikir bloglarından biri Derin Sular’ın yazarı Serdar Kaya ile hem seçim hem de Türk blogküresinin genel durumu üzerine konuştuk.

.
AKP 22 Temmuzda yeniden iktidar olabilecek mi?
.

Serdar Kaya: ‘İktidar’ kelimesini kullanmış olmanızdan hareketle şöyle bir kelime oyunu yapabilirim herhalde: Birinci parti olması kuvvetle muhtemel olsa da, elbette iktidar olamayacak. Soruyu böyle yanıtlayınca, kimin iktidar olacağı da haliyle aşikar oluyor.

Çok partili dönemin tamamında olduğu gibi, 22 Temmuz 2007 tarihi sonrasında da asıl iktidar yine TSK olacaktır. Çünkü Türk siyasi geleneği, siyasetin ‘insanlara ait’ bir alan olmasına hiçbir zaman müsaade etmedi. Bir başka deyişle, bu siyasi gelenek gerçek manada bir ‘cumhuriyet’ özelliğine hiçbir zaman sahip olmadı. Zira bir ülkede seçimlerin yapılması, belli partilerin seçim sonuçları doğrultusunda dönüşümlü olarak iktidara gelmeleri, o ülkedeki siyasi işleyişin insanların elinde olduğu anlamına gelmez. tamamını oku »

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan ikinci bölümünü ise buradan okuyabilirsiniz.

Benim dikkatimi çeken bir diğer nokta Blograzzi’nin internet girişimlerini anlattığınız Webrazzi’de yer almaması. Blograzzi neden Webrazzi’de tanıtılmadı ?

Arda Kutsal: Çünkü Blograzzi henüz tamamlanmadan yayına girmek zorunda kaldı. Blograzzi özellikleri ve tasarımı ile planladığım pozisyona geldiğinde Webrazzi’de yerini alacak. Ancak kendi girişimimi överek anlatacağımı beklemeyin :)

Hatta belki bir başkasının Blograzzi’yi anlatmasını bile isteyebilirim.

Blograzzi blogculara maddi destek sağlayacak

.
Önümüzdeki dönemde Blograzzi kullanıcılarını neler bekliyor?
.

Arda Kutsal: Blograzzi’nin Beta sürecinde neredeyse haftada 2 kere önemli güncellemeler yapıldı ve birçok bug’ın temizlenmesinin yanında, birçok da ek özellik devreye alındı. Ancak adı üstünde herşey Beta. Hatalar olabiliyor ve bunlar da sürekli olarak iyileştiriliyor.

Blograzzi’de kullanıcıların birbirleri ile etkileşimi önümüzdeki dönemlerde daha da güçlenecek. Blogların ziyaretçi sayılarını arttırabilmeleri için önemli özellikler sisteme entegre edilecek. Ayrıca blogların okuyucularını da tanımaları sağlanacak.

Tüm bunların yanında ilk kez buradan paylaştığım bir konu var ki; Blograzzi, blog yazarlarına çok önemli bir dünyanın kapılarını açarak ciddi bir destek sağlamaya başlayacak. Söz konusu desteğin maddi boyutu olduğunu söyledikten sonra detayları ilerleyen dönemlere bırakmak istiyorum. Bu sözünü ettiğim gelişme için sizden şimdilik 2 ay istiyorum. Bu süre zarfında blog yazarlarımızın Blograzzi’ye olabildiğince hızlı olarak bloglarını kayıt ettirmeleri, bloglarını doğru (fazla değil doğru) etiketlerle desteklemeleri ve okuyucularını özellikle bloglarına oy vermeye, yorum yazmaya ve favorilerine eklemeye teşvik etmeleri faydalı olacaktır. Çünkü ne kadar erken kayıt gerçekleşir, söz konusu blog hakkında ne kadar çok bilgi ve istatistik sahibi olursak, söz konusu destek modelimiz devreye alındığında blog yazarları o kadar memnun olacaklardır.

Blograzzi tarafındaki tüm gelişmeleri blog.blograzzi.com adresinden takip edebilirsiniz. Tabi RSS’lerinize eklemeniz ilk öğrenenlerden olmanızı da sağlayacaktır.

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

Bloglarda yer alan haber ve yorumlarda Blograzzi’nin blogcular tarafından beğenildiğini görüyoruz ancak Blograzzi’nin arka planda asp .net çalıştırması oldukça eleştirildi. Neden tercihiniz asp .net ve Microsoft’tan yana oldu?

Arda Kutsal: Neden dünyadaki birçok dev girişim LAMP tercih ediyor? Maliyet, performans ve ölçeklenebilirlik diyebiliriz sanırım.

Ayrıca Web 2.0 döneminin PHP kadar popüler olan bir de Ruby on Rails’ı var di mi? Onun avantajı nedir? İlk aklımıza gelen normalin altında geliştirme ve güncelleme süreleri diyebiliriz sanırım. Performans demiyorum çünkü Twitter’ın Ruby On Rails’la yaşadığı performans sorunlarını herhalde birçoğumuz takip etmişizdir.

Peki, bir girişimci açısından projesini hayata geçirirken en önemli kriterleri nelerdir? Maliyet ve süre…

Blograzzi’nin altyapısını geliştiren ve yöneten Inveon gerçekten yazılım tarafında çok yetkin mühendis arkadaşların oluşturtuğu bir şirket. Kullandıkları teknolojiler ise işlerinin gereği ve ihtiyaçlarını karşılayan Microsoft ürünleri.

Benim açımdan güvenilir bir iş ortağı olarak kabul ettiğim şirketin, .NET teknolojilerine bu kadar yatkın olması, geliştirme sürelerinin kısalığı ve yapmış olduğum fizibilitelerle tüm kriterler göz önüne alındığında pozitif sonuçlara ulaşmam kendileri ile çalışmak istememin ana sebebiydi.
Durum böyle olunca da iş ortağım olan firmanın tercihlerini kabul ederek Blograzzi’yi .NET ve Microsoft tabanında yarattık.

Şu ana kadar verdiğim kararın herhangi bir negatif yansımasını görmedim. Ölçeklenebilirlik açısından şimdilik bir sorunumuz yok ki Beta’nın ilk günlerinde bloglara yansıyan haberlerimiz ile test sunucularımızda yakalanmamıza rağmen aynı gecede sunucu değişikliğini kolaylıkla gerçekleştirdik. Aralarda ise önemli birkaç sunucu aktivitesini rahatatlıkla tamamladık. Karşılaştığımız bug’ları çok kısa geliştirme sürelerinde ortadan kaldırdık. Performans anlamında birkaç gündür eminim önemli iyileşmeler hissetmişsinizdir.

Diğer taraftan girişimci gözüyle baktığımızda da Blograzzi yayına girdiğinde henüz sektörde bu yönde bir başka girişim hayata geçirilememişti ki zaten süreler bu sebeple benim açımdan önem teşkil ediyordu. Maliyetler ise tamamen benim planlarım dahilinde oluşmaya devam ediyor. Kısacası sanırım Blograzzi’nin .NET olması girişimci ve kullanıcı açısından şu ana kadar herhangi bir problem yaratmamıştır.

Son olarak şunu da belirtmeliyim ki, ilerleyen dönemlerde yayına girecek olan ve çok güçlü PHP geliştiriciler tarafından hazırlanan girişimlerim de olacak. Blograzzi’de de eğer seçeneklerim beni PHP ya da Ruby on Rails’e yönlendirmiş olsaydı, çalışmayı o yönde sürdürebilirdim. Demek istediğim önemli olan girişiminizin fizibilitesidir.

Blograzzi’nin tasarımı değişecek

Eleştirilen bir diğer nokta Blograzzi’nin tasarım ve logosuna yönelikti. En azından aynı renk seçimi bilinçli bir tercih miydi?

Blograzzi çok önemli birkaç testi gerçekleştirilmek üzere sadece birkaç kişi için açık Beta’ya alınmıştı ki bloglara konu oldu. O aşamada sistem henüz test sunucularımızda çalışmaktaydı. Aynı şekilde tasarımdaki durum da buydu.

Tasarımcı bir arkadaşımızın yapmış olduğu çalışma tercihimiz olmamasına karşılık, sadece yazılım tarafı geliştirmelerimiz sürecinde bu şekilde devam etme kararı almıştık, aksi takdirde planlarımızın gerisinde kalacaktık.

Şu anda Blograzzi’nin normalde kullanılacak olan (yeni) tasarımı ve logosu hazır. Ancak şimdi de Beta’nın gereği oluşan geri dönüşleri değerlendirmekten dolayı henüz yayına alamıyoruz. Elbette planlanan ek özelliklerin de gecikmemesi gerekiyor.

Sonuçta servisinizin tasarımı iyi ama hataları olsun mu istersiniz yoksa hatasız ama eksik tasarımla mı devam etmeyi tercih edersiniz? Ya da her ikisi de iyi olsun diye girişiminizi geciktirir misiniz?
Eğer bir aksilik olmazsa 2 hafta içinde Blograzzi arayüzü tamamen değişmiş olacak.

Arayüzün bu kadar erken değiştirilmesi kullanıcı açısından beraberinde bir takım riskleri de getirmiyor mu?

Herhangi bir risk oluşturmayacaktır çünkü Blograzzi’deki tasarım değişikliği kullanımda bir değişikliğe sebep olmayacak. Sadece servisin gerçek tasarımına kavuşmasını sağlayacak. Yani bir tür kıyafet değişikliği. Yeni t-shirt, pantolon ve ayakkabılar giyecek.

Ayrıca Technorati son gerçekleştirdiği tasarım değişikliğinde sisteminde de önemli düzenlemeler yaparak “Authority ? puanını devreye almıştı. Herhangi bir riskle yüzleştiklerini hatırlamıyorum. Diğer taraftan Yahoo’da özellikle birkaç ay önce önemli bir tasarım güncellemesini devreye aldığında risk almamıştı. Son olarak del.icio.us’un da geçtiğimiz aylarda ana sayfasında radikal bir değişime gittiğini hatırlamak gerekiyor.

Blograzzi henüz çok yeni ve ciddi bir Beta sürecinde. Tasarımımız kullanıcılarımızın beğenisini kazandıktan sonra bizler için bir risk getirmeyecektir.

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın üçüncü bölümünü yarın blog kazanında okuyabilirsiniz.

Son dönemde bloglara olan ilginin artmasına paralel olarak blog ve blogculara yönelik servislerin sayısında da bir artış gözleniyor. Bu servislerden biri geçtiğimiz günlerde blog kazanında yer alan ve oldukça ilgi gören Blograzzi. Blograzzi’nin arkasındaki isim aynı zamanda yeni nesil web girişimlerinin tanıtıldığı webrazzi yazarı Arda Kutsal’la Blograzzi’yi konuştuk. Kutsal, Blograzzi’nin proje sürecini anlatmakla kalmadı gelecekte Blograzzi kullanıcılarını bekleyen yeni özellikleri de ilk defa blog kazanına açıkladı.

.
Blograzzi fikri nasıl ortaya çıktı?
.

Arda Kutsal: Blogların geleceği ile ilgili katıldığım seminerlerde, yer aldığım konferanslarda ve farklı tartışma platformlarında fırsatlar olduğunu dile getiriyordum. Ülkemizde blogların bu derece büyük potansiyel taşıdığını ve kısa süre içinde ticari anlamda da bir pazar sahibi olacaklarını öngördüğüm için, hem blog okuyucuları hem de blog yazarları için bir platform oluşturmak istiyordum. Bu noktadan hareketle Blograzzi fikri ve modeli ortaya çıktı.

.
Blograzzi için yeni nesil blog dizini diyebilir miyiz?
.

Arda Kutsal: Şu anki haliyle bunu söyleyebilirsiniz, ancak ilerleyen dönemlerde Blograzzi’nin sadece bir dizin olmaktan çok daha farklı boyutlarda imkanlar sunacağını hep birlikte tecrübe edeceğiz.

.
Blograzzi’nin uzun vadede Türk blogküresine katkıları ne olacak?
.

Arda Kutsal: Blograzzi’nin sürekli dile getirdiğim 2 ana hedefi var. Bunlar, blog okuyucusu için kaynak oluşturmak ve blog yazarlarına destek olmak. Söz konusu vizyon dahilinde Blograzzi, Türk blogküresi için hem gün geçtikçe güçlenen veritabanı sayesinde en doğru sonuçları yaratan bir kaynak oluşturacak, hem de blog yazarlarına birçok anlamda geri dönüş sağlayacak bir platform yaratacaktır.

.
Blograzzi daha ne kadar beta kalacak?
.

Arda Kutsal: Kişisel olarak bir düşüncem var ve bunu aslında özellikle burada dile getirmek istiyorum. Web 2.0 döneminde birçok girişimin “Beta ? olmanın arkasına sığınarak sunduğu hizmetlerdeki eksiklikleri örtmeye çalıştıklarına inanıyorum. Aslında bu sözünü ettiğim yaklaşım 37 Signals’ın “Getting Real ? isimli kitabında da dile getirilmişti. Bu şekilde düşünen bir insan olarak da Blograzzi’nin aylarca, yıllarca “Beta ? kalmasını doğru bulmuyorum. Ancak bizdeki durum bu süreçte gerçekten Beta… Eğer herşey yolunda giderse 2 ay içinde Blograzzi “Beta ? olmaktan çıkacaktır. Ancak bu 2 ay sonrasında artık Blograzzi’de tüm yenilikler bitecek anlamına gelmemeli. Yeni özellik eklemek “Beta ? kalmayı gerektirmez.

Arda Kutsal ile Blograzzi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın ikinci bölümünü yarın blog kazanında okuyabilirsiniz.

Şöyle bir ekip olsa da şöyle şöyle bir web işi yapsak dediği bir proje var mı ?
.

Birçok web girişimi ekip olarak disiplinli çalışma sonucu başarılı oluyor. Ben de ekip işinin önemine inanan biriyim. Bir işi tek başına yapmaktansa “Birlikte yaptık! demek çok daha büyük bir keyif veriyor bana. Ve şu da var, başarılı bir ekiple yapılan işler daha tutarlı oluyor; sonuçta bizim hata yaptığımız bir noktada diğer arkadaşımız hatayı düzeltebilir veya bizim eksik olduğumuz bir yerde ekip arkadaşlarımız işi halledebilir.

Şu an için başlamayı kesin olarak düşündüğüm bir web işi yok, (varsa da gizlidir :) ) ama bir projeyi işini seven, uyumlu, disiplinli, iş bölümünü iyi bir şekilde uygulayabilen, sadece maddiyatı değil esas olarak insanların yararını düşünen bir ekiple birlikte gerçekleştirmek isterim.

Hayalinde Türkçe yapılmış bir projeyi başka dillere çevirmek var mı?
.

Benim yaptığım çeviriler biraz hobi sayılabilir belki, Türkçe olmayan ve faydalı bulduğum bir siteyi/sistemi Türkçeleştirmek istiyorum hemen.

Türkçe yapılmış bir siteyi İngilizce’ye çevirdim aslında, Gaxxi’yi. Gaxxi, iki kardeşin, Umut ve Şafak Akyol’un başarılı bir projesi, blog servisi. Böyle güzel bir servisin İngilizce olarak da yayında olmasını düşünmüşler ve bana iletmişlerdi. Ben de severek İngilizce’ye çevirdim. Fakat İngilizce kısmı –son zamanlarda bir artış olsa da- çok yoğun olarak kullanılmıyor. Bunun sebebi, Umut ve Şafak Akyol’un diğer projeleri Fotoyolla, Neobu gibi servislere yoğunlaşması olabilir belki de. Fakat şunu söyleyebilirim, Gaxxi, asıl patlamasını WordPress gibi kurulabilir hali olması düşünülen Gaxxi Movi ile yapacak bence.

Türkçe olup da başka dillere çevrilen projelerin olması insanı mutlu ediyor. Son zamanlarda bu tür sitelere rastlamak mümkün. Ahmet Alp Balkan’ın başlattığı mySchoolog projesi de bunlardan biri.

Hasan Karaboğa’ya göre blog

Seyir defteri; bilgi birikimizi ve araştırmalarımızı paylaşmanın en keyifli yolu. Önümüzdeki yıllarda blogların değerleri daha iyi anlaşılacak ve kaliteleri de artacak.

Kullandığı blog yazılımı ve onu tercih etme nedeni

WordPress kullanıyorum. Kurulumu kolay, bazı sorunları olsa her geçen gün daha da iyiye gidiyor, sade, kullanımı zor değil ve Türkçe :)

Bize bloglarla ilgili bilmediğimiz bir şey söyleyin

Bloglarımızda sevdiğimiz diğer bloglara verdiğimiz bağlantılara verilen isim olan blogroll kelimesinin kökeni için farklı yorumlar var. İngilizce’de “politikada karşılıklı yardım yolu ile iki kişinin birbirini tutması ? anlamına gelen “logroll ? kelimesinden türediği öne sürülüyor; bir diğer görüş ise iki kelimenin yani blog ve roll’un birleşmesiyle türediği yönünde.

Beğendiği bloglar ve blog yazarları?

Zor bir soru; çünkü takip ettiğim tüm blogları beğendiğim için takip ediyorum, hepsini şimdi aktarmam zor. Fakat illa da isim istiyorsanız, Okan gibi Bloglama.org şehir blogları yazarlarının hepsi diye bir cevap verebilirim; ek olarak Hamdi Yaman, Mehmet Doğan, Tunç Kılınç gibi birçok blog yazarının üslubu hoşuma gidiyor. Zaten Tekno Seyir’de takip ettiğim, hoşuma giden blogların bir kısmını şurada listeliyorum.

Hasan Karaboğa ile gerçekleştirdiğimiz Tekno Seyir’in öyküsü başlıklı röportajın diğer bölümlerine Tekno Seyir’in öyküsü (1) ve Tekno Seyir’in öyküsü (2) başlıklarından ulaşabilirsiniz.

Toplam sayfa: 212»
Blogcu mu arıyorsunuz? Aramayın. Bulun!

Kazan Seni Çağırıyo!





    Kayıt olun

Blog gerçekleri

Her gün düzenli olarak blog okuyan 57 milyon insan olduğunu biliyor muydunuz?



En çok ne yazmışız



en son kimler konuştu